son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


BOTAŞ elektrik santralleri için dolar kurunu sabitledi

BOTAŞ, bugünden itibaren elektrik üreten santraller için dolar kurunu 6,5 TL olarak sabit tutacak.

Montel-Foreks’in kaynaklarından edindiği bilgiye göre, BOTAŞ, bugünden itibaren geçerli olacak şekilde, elektrik üretimi amaçlı doğal gaz fiyatında dolar kurunu 6,5 TL olarak sabitleyecek.

Buna göre santrallerin kullanacağı doğal gaz fiyatı, 1000 m3 için 1,755 TL olacak.

BOTAŞ, 1 Ağustos tarihinde santrallerin doğal gaz satış fiyatında zamma giderek, 877 TL olan gaz fiyatını 270 USD/Bin Sm³ olarak güncellemişti.

Sektör kaynaklarından alınan bilgiye göre sabit kur sistemine geçişin 14 Ağustos'tan itibaren geçerli olması bekleniyor.

BOTAŞ’ın resmi sitesinde konu ile ilgili bir açıklama henüz yapılmadı.

 


Suudi Arabistan'ın petrol üretimini azaltması ve İran'a yaptırımlar petrol fiyatlarını artırdı

Suudi Arabistan'ın petrol üretiminde kesintiye gitmesi ve İran'a yönelik yaptırımlar, petrol fiyatlarında artışa sebep oldu. Artış talepteki düşüş yüzünden beklenenin altında kaldı.

Suudi Arabistan petrol talebinde düşüşü sebep göstererek petrol üretiminde kesintiye gitti. Suudi Arabistan'ın kesintisi ve İran'a yönelik yaptırımlar petrol fiyatlarında artışa sebep oldu. Brent petrolün varili 60 sent artış gösterdi.

Petrol üreticileri örgütü OPEC'e açıklama yapan Suudi Arabistan, petrol üretimini günde 200 bin varil azaltarak, 10,228 milyon varil seviyesine çektiğini duyurmuştu.

ABD yönetimi İran'a yönelik kimi yaptırımları geri getirirken, ABD Başkanı Donald Trump müttefiklerinden İran petrolü almamalarını talep etmişti.

Bunlara karşın küresel iktisadi büyümenin yavaşlaması ve buna bağlı olarak petrol talebinin beklenenin altında kalması öngörülen OPEC raporu, petrol fiyatlarındaki artışın sınırlı olmasına yol açtı.

Çin'den gelen olumsuz ekonomik veriler de petrol fiyatlarındaki artışı yavaşlattı.


Yapı Kredi'de dikkat çeken atama: İnsan kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcılığına Finansbank'tan transfer

Bankacılık sektörünün içinde bulunduğu krizden en fazla etkilendiği öne sürülen bankalardan biri olan Yapı Kredi Bankası, İnsan Kaynakları'ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonuna başka bir bankadan transfer yaptı. Pek çok bankada 'küçülme', 'işten çıkarma' planlarının olduğu yönünde söylentilerin dolaştığı bir dönemde yapılan atama dikkat çekti.

Yapı Kredi Bankası'nın, İnsan Kaynakları ve Organizasyon Yönetimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine Hakan Alp atandı. Alp'in, Finansbank'ta aynı pozisyonda çalışırken, bankacılık sektörü risklerinin çok arttığı bir dönemde, değişik raporlarda en fazla risk taşıyan bankalardan biri olarak işaret edilen Yapı Kredi Bankası'na geçmesi dikkat çekti. Birçok banka için "küçülme", "işten çıkarma" planlarına ilişkin söylentilerin dolaştığı bir dönemde, doğrudan bankacılık faaliyetleriyle ilgili olmayan bir pozisyona üst düzey atama, Yapı Kredi Bankası'nda çalışanlara yönelik bir kurgunun olabileceği yönünde iddialara yol açtı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Yapı Kredi’nin, İnsan Kaynakları ve Organizasyon Yönetimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine Hakan Alp getirildi. Alp, yeni görevine gerekli resmi onayların tamamlanmasının ardından başlayacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen, bir süre önce Garanti Bankası'ndan Yapı Kredi Bankası'na transfer olan Genel Müdür Gökhan Erün, “İnsan kaynakları alanında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle, bankacılık dahil pek çok farklı sektörde önemli başarılara imza atan Hakan Alp’in bankamıza büyük değer katacağına inanıyorum. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı. 

Hakan Alp'in 1991 yılında Garanti Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda çalışmaya başladığı, daha sonra Humanitas Doğuş İşgücü Yönetimi, Tansaş, Sütaş gibi firmalarda çalıştığı, son olarak da QNB Finansbank'ta İnsan Kaynakları'ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı bildirildi. 

Yapı Kredi Bankası'nın Koç Grubu ile birlikte ana ortağı durumundaki İtalyan Unicredit'in hisseleri Cuma gününden bu yana Avrupa'da en çok gerileyen bankacılık hisseleri arasında yer alıyor. Garanti Bankası'nın ana hissedarı BBVA ile birlikte Unicredit, Türkiye'deki kur krizinden etkilenmiş durumda.

İLGİLİ HABER
JP Morgan: En büyük risk Bereket Enerji kreditörleri Yapı Kredi ve İş Bankası’nda

İLGİLİ HABER
Özel bankalar batık yokmuş gibi yapıyor

İLGİLİ HABER
Uğradığı mobbing nedeniyle beyin kanaması geçiren banka emekçisi yaşamını yitirdi

 

 

 


SDG heyeti Suriye hükümetiyle ikinci görüşmeyi gerçekleştirdi

YPG'nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri heyeti, Suriye hükümetiyle ikinci kez Şam'da görüştü.

Al Watan gazetesinin aktardığına göre, YPG'nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) heyeti, Suriye hükümetiyle ikinci kez Şam'da görüştü. 

İlk olarak bu ayında başında Suriye hükümetiyle müzakere masasına oturan SDG'nin siyasi kolu Suriye Demokratik Meclisi (SDM) heyeti, elinde tuttuğu bölgelere özerklik tanıyacak bir siyasi anlaşmaya varmak istiyor.

Al Watan gazetesinde yaptığı açıklamada, "Suriye Demokratik Meclisi (SDM), yerel yönetim ve desantralizasyon hakkında yeniden görüşmeye geldi" diyen SDM Eş Başkanı Riad Darar, "Şu anda yapılan bütün tartışmalar karşı tarafın bakış açısını anlamak üzerine kurulu" şeklinde konuştu. Darar, "iki tarafın da karar almak için üzerine düşünmesi gereken çok şey oduğunu" belirterek, görüşmelerin devam edeceğini bildirdi.


İBB Ataköy-İkitelli metro inşaatında 700 işçi işten çıkarıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Ataköy-İkitelli metro hattında Yenibosna ve Çobançeşme metro durakları arasındaki şantiyede çalışan yaklaşık 700 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldı. Bayburt Group firmasına bağlı olarak çalışan işçiler, Çobançeşme’deki inşaat şantiyesinde bekleyişlerini sürdürüyor.

Ataköy-İkitelli metro hattı şantiyesinde çalışan 700’e yakın işçinin işine, Bayburt Group tarafından son verildi. Alacaklarını alamayan işçiler, şantiyede bekleyiş halinde. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), Ataköy-İkitelli metro hattında Yenibosna ve Çobançeşme metro durakları arasındaki şantiyede çalışan yaklaşık 700 işçi, 9 Ağustos’ta hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldı. Bayburt Group firmasına bağlı olarak çalışan işçiler, mesai başladığı saatte, formenin isimlerini okumasıyla işlerine son verildiğini öğrendi. Ücretlerini henüz alamayan işçiler, Çobançeşme’deki inşaat şantiyesinde bekleyişlerini sürdürüyor. 
 
İşçiler işten atılma süreçlerini Mezopotamya Haber Ajansı'ndan Bilal Seçkin'e anlattı. Bitlis’ten çalışmaya gelen Emrah Özdemir, 25 gün çalıştıktan sonra işine son verildiğini ifade ederek, "Bir gün işe çıkmak için uyandığımızda formen ismimizi okudu ve bize, ‘bundan sonra çalışmayacaksınız’ dedi. Bize hiçbir imkan sunmadan bizi işten attılar. İşten attıktan sonra önümüze haklarımızı aramayacağımız bir sözleşme getirmeye çalıştılar. Bu sözleşmeyi imzalamadık ve geri çevirdik" diye konuştu.
 
‘HAKKIMIZI ALMADAN GİTMEYECEĞİZ’

Alacaklarını alamadıkları gibi sürekli oyalandıklarını aktaran Özdemir, şantiyede çoğu işçinin parasız olduğunu ve memleketlerine gidemediğini vurguladı. Firmanın para vermeden kendilerini şantiyeden göndermeye çalıştığını aktaran Özdemir, "Şantiyede muhatap alacağımız bir üst yönetici de yok. Sürekli bizi oyalıyorlar. 700’e yakın işçi çıkarıldık. Bize sadece ‘Hakkınızı helal edin’ denildi. Ondan sonra muhatap olarak kimseyi karşımızda göremedik. Mağduruz, ne gidecek bir yerimiz var ne de paramız. Burada şantiyelerimizde bekliyoruz, hakkımızı almadan hiçbir yere gitmeyeceğiz. Paramızı alana kadar direneceğiz" diye konuştu.
 
'SANKİ ÜLKEYİ BİZ BATIRDIK'

Özdemir, işten atılma sebeplerinin ülkedeki ekonomik krizden kaynaklandığının altını çizerek, "Ülke krize giriyor, zararı biz çekiyoruz, sanki ülkeyi biz batırdık" diyerek tepki gösterdi. 
 
‘İŞE ÇIKMAK İÇİN UYANDIK İŞTEN ATILDIK’

Bayburt Group’ta operatör olarak çalışan ve Diyarbakır’dan gelen Bilal Kaymak da 19 Haziran’da şantiyede çalışmaya başladığını belirtti. Kaymak, "Bizi yemekhanede topladılar. Belirli birkaç kişinin ismi sayıldı ve ‘Onlar burada kalanlar’ dediler. Diğerlerine de ‘Hakkınızı helal edin’ deyip çıkışımızı verdiler. Herhangi bir ödenek falan bir şey yapılmadı. Sigortalarımız da hemen işten çıkarıldığımız gün iptal edildi. İlk gün bize bir kağıt sunuldu onu imzalayın dediler. Biz de verdikleri kağıtları imzalamadık. Kağıtta ‘Bütün haklarımı aldım, herhangi bir tazminat davası açmayacağım’ şeklinde maddeler vardı" ifadelerini kullandı.


 
‘UÇAK BİLETİMİ İPTAL ETMEK ZORUNDA KALDIM’

Cumartesi günü maaş bordrolarının geldiğini söyleyen Kaymak, "Bordroda benim 39 günlük param vardı onu yatıracaklar ama 4 günlük izin param ortada yok. Bir çıkar yolu göstermelerini söylüyorum ilgilenen de yok" dedi. Kaymak, "İşten atılmadan önce bayram iznine çıkmak için ayın 19’una 351 liraya uçak bileti aldım. Çıkışım verildiğinden dolayı bilet tarihini erkene almak zorunda kaldım. Ayın 11’ine aldım. 11’ine kadar kimse bizimle ilgilenmedi, paramızı vermedi ve mecburen burada kalmak zorunda kaldım. Bileti yine erteledim, 351 liraya aldığım uçak bilet bana 500 liraya mal oldu. Memlekete bayrama gidip geleceğim. Eğer bir işlemim hâlâ yapılmadıysa mecburen tekrar gelip bekleyişimi sürdüreceğim" şeklinde konuştu. 
 
‘KRİZDE İLK FATURA İNŞAAT İŞÇİLERİNE KESİLİYOR’

İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN) Genel Başkanı Ali Öztutan, işten atılmaların başladığı ilk günden bu yana işçilerle beraber olduklarını belirtti. Öztutan, "Firma yetkilileri kendilerini yasal yükümlülüklerden korumak adına işçilere tüm alacaklarını aldıklarına dair bir metin imzalatmaya kalktı. Biz sendika olarak arkadaşlarımızın hiçbirinin bu metne imza atmamasını, atanların da iptal edilmesi gerektiğini söyledik ve bu gerçekleşti. Bayburt Group işçi arkadaşlarımızın dağılmasını, haklarını da vermeden göndermeye niyetlendi. Ama işçi arkadaşlarımız bunu kabul etmedi. İki ayını doldurmamış işçileri genelde işten çıkartmışlar. Amaç ise ihbar tazminatını almamaları içindir. Son günlerde bir çok şantiyede buna benzer işten atmalar yoğun oluyor. Buradaki şantiyede de işten atmanın gerekçesi belirtilmedi ama asıl sebep Türkiye’deki mevcut ekonomik kriz. Türkiye’de kriz konuşmaya başlandı mı faturası da işçilere kesiliyor. İnşaat sektörü de Türkiye’de sermaye sınıfını özellikle ciddi kârlar kazandı. Krizle birlikte ilk faturanın inşaat işçilerine kesildiğini görüyoruz" dedi.

İLGİLİ HABER
Gazeteci Çiğdem Toker'e açılan davanın ilk duruşması görüldü
İLGİLİ HABER
Çiğdem Toker'e 1,5 milyon TL'lik dava
İLGİLİ HABER
Patronlara davetiye usulüyle verilen ihaleler 36 milyara ulaştı!
İLGİLİ HABER
Üçüncü Havalimanı-Halkalı metro ihalesi yine tanıdık bir isme verildi


İsrail Başbakanı Netanyahu ile Sisi arasında gizli Gazze görüşmesi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Mısır Cumhurbaşkanı ile Gazze konulu gizli bir görüşme yaptığı belirtiliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Mayıs ayında gizli bir görüşme gerçekleştirdiği ortaya çıktı.

Görüşmede Gazze'nin ele alındığı ve "uzun süreli ateşkes" koşullarının görüşüldüğü belirtiliyor.

İsrail kanalı Channel Ten'e göre Netanyahu'nun sözcüsü konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

Mısır'ın uzun süredir Hamas ile İsrail arasında aracı rol oynadığı biliniyor.

Netanyahu-Sisi görüşmesinde İsrail'in Gazze ablukasının gevşetilmesi ele alındı. Görüşmeden sızan bilgilere göre görüşmede Gazze altyapısının yeniden inşası da konuşuldu.

2 milyonun üzerinde Filistinli Gazze'de İsrail ablukası altında insani kriz içerisinde yaşıyor. Gazze'de suya, elektriğe ve tıbbi kaynaklara erişim sınırlı durumda.


Reel sektör 'savunma'ya geçti: Ambalaj küçülüyor, üretim azalıyor

Döviz kurunun rekor seviyelere ulaşması, hammadde ithal edip, iç pazara yönelik üretim yapan şirketleri zarara soktu. Kur artışını fiyatlara doğrudan yansıtmak yerine ambalajları küçültmek, bayram tatilini öne çekerek ücretleri kısmak gibi uygulamalara başvuruluyor.

Döviz kurunun rekor seviyelere ulaşması, hammadde ithal edip, iç pazara yönelik üretim yapan sanayi sermayesinin karlarının düşmesini engellemek için çeşitli yollara başvurmasına yol açıyor. Sanayi sermayesi, kur artışını fiyatlara doğrudan yansıtmak yerine ambalajları küçülterek dolaylı zam yapmak, bayram tatilini öne çekerek yine daha örtük ücret baskılamak gibi yöntemlere başvuruyor.

Dünya gazetesinden İrem Çetingöz ve Sercan Akıncı'nın haberine göre, dövizdeki hareketlilik devam ederse firmaların doğrudan fiyat artışları yapması ve "küçülme" yoluna gitmesi gündemde.

'DOLARIN ARTIŞ ORANINDA KÜÇÜLMEYE GİDİLİR'

Dünya gazetesine görüş veren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Adil Pelister, sektörün ithalata bağımlı olduğunu hatırlatarak, hedge etmeyen firmaların bu süreçte ciddi zarar ettiğini belirtti. 

Bu koşullar altında bankaların kredi vermek istemediğini aktaran Pelister, "Dövizdeki hareketlilik nedeniyle bin 500 çalışanı olan bir temizlik şirketi çalışanlarını 1 hafta önceden bayram iznine çıkardı. Mal satmak istemiyorlar. Bayram izni bitene kadar dövizin stabil hale gelip, siyasi gerilimin azalmasını bekliyoruz" dedi.

Pelister, ithal hammadde işleyip, ürününü iç pazara satan firmaların doların artış oranında küçülmeye gideceğine işaret etti.

'DÜŞÜK GRAMAJLI ÜRÜNLER GELİYOR'

Dövizdeki her yüzde 10’luk artışın enflasyona yüzde 1,5 olarak yansıdığını belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis de, sektördeki firmaların tüketicinin düşük gramajlı ürünleri bir ay sonra raflarda satışa sunacaklarını açıkladı. 

"Dört kişilik bir aile bir paket pirincin üçte birini pilav yapıyor. 1 kilogram kırmızı mercimek alan bir aile 55 tas çorba yapıyor. Yarım kilogram paketlerin olmasında fayda var. Alım gücü zayıfladığı için ekonomik ürünlere doğru yönelme olacak" diyen Mehmet Reis, "Yayla ve Duru gibi markalar da bu uygulamaya geçti. Para değer kaybediyor. Tüketici önce aldığı fiyatla hiçbir ürünü alamayacak. İki üç kişilik ailenin tüketebileceği gramajlar yapılmalı" değerlendirmesinde bulundu.

'AMBALAJLARDA YÜZDE 25 KÜÇÜLME GÖRÜLECEK'

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Kimya Sektör Konseyi Başkanı Murat Akyüz ise, kozmetik sektörünün büyük bölümünün ithalata dayalı olduğunu anımsatarak, kurdaki yükselişin kozmetik firamalarını stok adetlerini minimum seviyeye indirmeye zorladığını kaydetti. 

Akyüz, "Firmalarda ambalajlarda gramaj düşüklüğünü ıslak mendiller, sabunlar ve aerosollerde yoğun bir şekilde görüyoruz. Ambalajlarda yüzde 25 küçülme görülecek" diye konuştu.

'İMALATÇILAR TL ÜZERİNDEN FİYAT VEREMİYOR'

Geçtiğimiz günlerde yabancı turistlerin AVM'lere akın etmesini ardından bir açıklama yapan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, durumun bu şekilde gitmesi halinde cadde ve AVM'lerde mağazası olanların ellerindeki stokları bitirme imkanı bulacağını söyledi. 

"Ancak perakendeci aynı ürünü yerine aynı fiyatla koyamayacak ve maliyetler biraz daha artacak" diyen Öncel, Maliyetlerin fiyatlara nasıl yansıyacağını ise şimdiden öngörmek zor. Çünkü imalatçılar son birkaç gündür TL üzerinden fiyat veremiyor" değerlendirmesinde bulundu. 

AVVA Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik de, "Böyle zamanlarda reel ekonomi konuşmak lazım. Daha çok üretim konuşmak lazım. Türkiye’de su akıp yatağını bulacağına inanıyorum. Bir de böyle zamanlarda ödeme alışkanlıkları bozuluyor. Buna dikkat etmek gerek. Özellik küçük işletmeler, dolar değerlendikçe ödeme yapmıyor, ’haftaya gel’ zinciri başlatıyor" dedi

İLGİLİ HABER
Otomotiv tekelleri kârlarını korumak için işçi çıkarıyor

İLGİLİ HABER
Aksa Akrilik üretimini azaltıyor

İLGİLİ HABER
Antep'te işçi kıyımı: Tekstil işçileri işten çıkarılıyor

İLGİLİ HABER
Tekstilde işçi kıyımı: Patronlar krizi fırsata çeviriyor, faturayı işçiye ödetiyor


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin kadro sınavını eşler, çocuklar kazandı

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde açılan kadro sınavını öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazandı. Üniversitenin genel sekreteri torpil skandalını 'Yeni yönetimi hazmedemeyenler var, rantları kesildi, şantaj yapıyorlar' diye savundu.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde açılan sınavı, öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazandı.

Sözcü gazetesinden Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre, üniversite Genel Sekreteri Hakan Yekbaş skandalı şöyle savundu; “Eleman alımında ve yöneticilerin yakınlarının görevlendirilmesinde kayırma söz konusu değil. Koşulları uyan herkes sınava giriyor ve başarılı olan kazanıyor. Yeni yönetimi hazmedemeyenler var, rantları kesildi, şantaj yapıyorlar.''

Sınav sonucu yapılan atamalar şöyle:

– İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Alacahan'ın oğlu Ömer Faruk Alacahan, Rektörlük'e uzman olarak alındı.

– Rektör Danışmanı ve Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Taner Çiftçi'nin eşi Mehtap Çiftçi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'na öğretim görevlisi oldu.

EŞLER-KARDEŞLER

– Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doktor Ahmet Turan Orhan'ın eşi Alev Orhan Yıldızeli, Meslek Yüksek Okulu'na öğretim görevlisi olarak atandı.

– Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çimen'in oğlu Kaan Çimen, Tıp Fakültesi Anatomi Bölümü'ne asistan oldu.

– Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Raci Kılavuz'un eşi Neval Kılavuz, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'na öğretim görevlisi oldu.

– Rektör Danışmanı Öğretim Üyesi Dr. Enis Baha Biçer'in eşi Dr. Derya Fatma Biçer, Cumhuriyet Meslek Yüksekokulu Müdürü oldu.

– Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Delice'nin kardeşi Prof. Dr. Ali Aksu, Eğitim Fakültesi Dekanlığı yapıyor.

 – Suşehri Timur Karabal Meslek Yüksekokulu Müdürü Gülay Ercins'in ağabeyi Vural Ercins, Üniversitede Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı oldu.

NE DEDİLER?

Üniversitede görev alan ve akrabalarına da iş fırsatı çıkan akademisyenler açıklama yaptı. Eşi sınavla öğretim üyesi yapılan Taner Çiftçi “Kayırma söz konusu değil. Bugüne kadar adaletten şaşmadık'' derken, öğretim görevlisi olan Alev Orhan “Benim ALES ve dil puanım yüksek. Hacettepe'nin doktora programını 1'incilikle kazandım. Herhangi bir müdahale söz konusu olamaz'' açıklamasını yaptı. Oğlu Rektörlük'e uzman alınan Öğretim Üyesi Osman Alacahan ''Bir sınav açılmış ve oğlum da kazanmış, şartları tutmuş. Babası akademisyen diye girmeyecek mi?'' diyerek tepki gösterdi. Oğlu, bölüm başkanı olduğu birime alınan Prof. Dr. Mehmet Çimen de “Türkiye'de sadece birkaç anatomi hocasının çocuğu anatomist olmaya heveslenmiştir. Kaan da bunlardan biri'' dedi. Eşi Üniversite'ye alınan Raci Kılavuz da “Eşim yetkin biri ve sınavı kazandı. Torpil yok” açıklamasını yaptı.

İLGİLİ HABER
Üniversitede akraba saltanatını böyle savundu: Yakınımız diye aç mı kalsınlar?


Albayrak Perşembe günü yabancı yatırımcılarla görüşecek

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Perşembe günü telekonferans yoluyla uluslararası finans sermayesi temsilcileriyle görüşeceği açıklandı. Merkez Bankası'nın etkisi dünle sınırlı kalan kararları sonrasında Albayrak'ın toplantısının finans sermayesinin faiz artışı yönündeki beklentisini güçlendireceği tahmin ediliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın 16 Ağustos Perşembe günü yabancı yatırımcılarla telekonferans yoluyla görüşeceği bildirildi. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı'na dayanan bilgiye göre, 16 Ağustos'taki söz konusu telekonferans, Türkiye saatiyle 16.00'da yapılacak. 

Yabancı yatırımcılarla ilk telekonferans görüşmesini gerçekleştirecek Albayrak, son ekonomik gelişmeler sonrasında küresel yatırımcılara mesajlarını doğrudan iletecek. 

Telekonferansa, ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki yatırımcılar başta olmak üzere dünya genelinde 750-1000 kişinin katılacağı belirtildi.

ALBAYRAK'IN TOPLANTISI BEKLENTİLERİ GÜÇLENDİRECEK

Albayrak'ın geçen hafta yaptığı "Yeni Ekonomi Modeli" sunumu sırasında TL değer kaybetmişti. ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik ek çelik ve alüminyum vergisi uygulanacağını bildiren tweet'i de eklenince Albayrak'ın sunumu öncesinde 6,20'ler seviyesinde olan dolar/TL, 6,87'ye kadar çıkmıştı. Döviz kurundaki yükselişte Albayrak'ın sunumunda kısa vadeye ilişkin hiçbir somut önlemin bulunmaması etkili olmuştu. Merkez Bankası'nın etkisi dünle sınırlı kaldığı görülen adımları sonrasında Perşembe günü yapılacak sunuma yönelik yeni beklentiler üretileceği görülüyor. Özellikle finans sermayesinin faiz artışı yönündeki beklentilerinin güçleneceği, uygulanan basıncın artacağı tahmin ediliyor.

İLGİLİ HABER
Bakan Albayrak yeni ekonomi planını açıkladı: Dolar bizim yollarımızı kesemez

İLGİLİ HABER
Twitter'da Berat Albayrak rüzgarı: 'Bir şey anlamadıysanız sorun sizde değil'

İLGİLİ HABER
Erdoğan 6,39'a kadar çıkarabilmişti Berat Albayrak ve yeni yaptırımlar 6,87 yaptı


Naci Bostancı: Doların bugünkü TL karşılığı en fazla 4 liradır

AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, 'Türkiye'nin ekonomik gerçekliğine bakarsak, doların bugünkü TL olarak karşılığı 3,8, 3,9 liradır, en fazla 4 liradır' dedi.

AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, partisinin 17. kuruluş yılı dolayısıyla Amasya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda yaptığı konuşmada "küresel güçlerin ülkede ekonomik olarak yaptırım ve diz çöktürme girişimlerinin açıkça görüldüğünü" söyledi.

Bostancı "Türkiye'nin ekonomik gerçekliğine bakarsak, doların bugünkü TL olarak karşılığı 3,8, 3,9 liradır en fazla 4 liradır" dedi.

Bostancı şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin ekonomik gerçekliğine bakarsak, doların bugünkü TL olarak karşılığı 3,8, 3,9 liradır, en fazla 4 liradır. Yani bir ülkenin ticari hacmini, gayri safi milli hasılasını hesaba kattığınızda onun dış ödemelerde bir denge olarak kullandığı bu rezerv paranın TL olarak karşılığı 3,8, 3,9'dur, en fazla 4 liradır. Şunu unutmayalım finansal araçlarla Türkiye gibi ülkeleri terbiye etmek, terbiye etmek için bir rezerv parayı belli bir noktada tutmak mümkün değildir. Eğer bir ülkenin üretim kapasitesi varsa, bir ülkenin dünya ticaretinden aldığı anlamlı bir pay varsa, bir ülkenin belli bir gelişmişlik düzeyi varsa, o ülkeyi siz birtakım finansal işlemlerle terbiye edemezsiniz."

"Türk milletinin ekonomik savaşa karşı da dik duracağını ve Türk lirasına sahip çıkacağını" aktaran Bostancı, şunları kaydetti:

"Allah'ın izniyle biz kısa zamanda kendi imkanlarımızla bu finansal saldırıları aşacağımıza inanıyoruz. Bu girişimlere eyvallah demeyeceğiz, her şeyden önce Türkiye'nin ekonomik gerçekliği, bu girişimleri reddeder. Güçlü ve kudretli olma yolunda ilerleyeceğiz. İnşallah bu milletin, büyüme, gelişme misyonunu ifade eden AK Parti önderliğinde ve bu misyonun karizmatik lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bu ülke, kalkınmaya, gelişmeye, bu bölgede güçlü olmaya, bir dünya gücü olma yolunda devam edecektir. İnşallah hepimiz, bu ülke, bu hedef doğrultusunda koşacağız, el birliği, gönül birliği ve güç birliği edeceğiz."


Pompeo, Suudi Veliaht Prensi'ne Suriye'deki desteği için teşekkür etti

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman'la Suriye, Irak, Afganistan ve Yemen'deki durum üzerine telefon görüşmesi yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman ile telefon görüşmesinde Suriye, Irak, Afganistan ve Yemen konularını ele aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Pompeo'nun Salman'a "Suudi Arabistan'ın Suriye'nin kuzeydoğusundaki acil istikrar ihtiyacına desteği için" teşekkür ettiği bildirildi. Pompeo'nun, Suudi veliaht prensine, Irak hükümetiyle kurdukları ilişkilerden dolayı teşekkür ettiği de kaydedildi.

Bakanlık açıklamasında, Pompeo ile Salman'ın telefon görüşmesinde, "Afganistan'da yaklaşan bayramda bir ateşkes sağlanması ve ülkede barışın yaygınlaşması için desteklerini" ele aldıkları belirtildi. Açıklamada ayrıca ikilinin "BM Özel Temcilcisinin Yemen'deki sorunun çözümü için yürüttüğü çalışmalar ile karşılıklı çıkarlar doğrultusundaki diğer başlıkları" ele aldıkları ifade edildi.


Liranın değer kaybı dış basında böyle görüldü

Türk lirasının düşüşünün ardından dış basında yer alan analizlerde Türkiye'deki şirketlerin döviz borçlarına ve krizin sıçrama olasılığına dikkat çekiliyor.

Türk lirasında yaşanan değer kaybı dünya basınında gündem oldu. 

Liranın yaşadığı düşüş ve diğer ülkelere etkileri Financial Times, New York Times, Bloomberg ve Independent'ın da aralarında olduğu yayınlar tarafından tartışıldı.

FT: TÜRK İŞLETMELERİ KUR KRİZİNİN ACISINI YAŞIYOR

FT'de yer alan değerlendirmede Türkiye'deki şirketlerin son ayları zaten zor geçirdiği, ancak artık her günün daha zor hale geldiği belirtiliyor.

İnşaat, gayrimenkul ve enerji sektörlerinin liranın zayıflığından dolayı zarar gördüğü aktarılan yazıda, bu sektörleri finanse eden bankaların da zarar göreceği vurgulandı.

Türk Telekom'un yaşadığı zarar hatırlatılan yazıda, bir haftada değerinin yüzde 20'sini kaybeden liranın "kur krizine girdiği" söylendi.

FT analizinde Türk şirketlerin risk alarak dövizle borçlandığı ve döviz borcu olan şirketlerin liranın düşüşünden büyük zarar gördüğü vurgulanıyor.

Goldman Sachs analizleri ise doların 7,1 seviyesine gelmesinin bankaları eriteceğini savunuyor.

NYT: KRİZİN YAYILMA RİSKİ KAYGILANDIRIYOR

NYT analizine göreyse Türk lirasının yaşadığı krizin "gelişmekte olan piyasalara yayılma riski" korku yaratıyor.

Krizin "artan enflasyon, Türk hükümetinin kötü ekonomi yönetimi ve ABD ile gerilimler" sebebiyle yaşandığı söylenen yazıda, ABD ve Avrupa'da faizlerin artması sebebiyle yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan uzaklaştığı söyleniyor.

Yazıya göre Türk lirasındaki değer kaybı, son yıllarda yüksek faizler sebebiyle yatırımlardan faydalanan diğer gelişmekte olan piyasaların zarar görebileceğine de işaret ediyor.

Bunlara karşın pek çok analist, Türkiye'nin rotası ve yaşadıklarıyla diğer ülkelerin ekonomik durumlarının benzer olmadığını vurguluyor.

Merkez Bankası'nın "bütün gerekli önlemleri alacağına" yönelik açıklamalarına karşın henüz faizleri artırmadığını hatırlatan NYT, alınan önlemlerin sınırlı kaldığını savunuyor.

BLOOMBERG ŞİRKETLERİN ZARARINA DİKKAT ÇEKTİ

Bloomberg'de yer alan analizdeyse Arjantin ve Türkiye'nin kamu borcuna karşın, bu ülkelerdeki şirketlerin durumunun çok daha kötü olduğu belirtildi.

Özel şirket tahvillerinde en kötü durumdaki 10 şirketin altısının Türkiye'de, dördününse Arjantin'de olduğunu aktaran Bloomberg, bunlar arasında en kötü durumda olan İş Bankası olduğunu kaydetti.

Pictet Asset Management'tan yatırım yöneticisi Guido Chamorro, Türkiye ve Arjantin'in "farklı sebeplerle ancak aynı sonuçlarla" Siam ikizleri gibi olduğunu savundu.

Yazıda hem Arjantin'in hem de Türkiye'nin yüksek cari açık ve artan enflasyonla boğuştuğu aktarılıyor.

Bloomberg analizinde özel sektördeki şirketlerin gelirleri yerel para biriminden olmasına karşın dövizle borçlandıkları hatırlatılıyor.

INDEPENDENT: HİNDİSTAN RUPİSİ EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE

Independent'ta yayımlanan analizdeyse Hindistan rupisi ve Yeni Zelanda dolarının liranın değer kaybı sebebiyle en düşük seviyelerine gerilediği söyleniyor.

Yazıda, yatırımcıların bu ülkelerden ayrılarak yen gibi daha güvenilir para birimlerini tercih ettiği aktarılıyor. 

Yazıya göre Türk lirasının değer kaybı sebebiyle İsviçre frangı avro karşısında bir yılın en yüksek seviyesine vardı.

Liranın düşüşünün Avrupa'yı etkilemesi olasılığı sebebiyle avro da değer kaybı yaşamıştı.

 


TÜSİAD ve TOBB'dan ortak açıklama: Hükümete destek olmaya azimle kararlıyız

TÜSİAD ve TOBB, yayımladıkları ortak açıklamada ile ekonomide yaşanan sorunların ‘millet ile dayanışma’ içerisinde aşılacağını vurguladılar. Açıklamada atılması gerekli denilerek sıralanan beş adım içinde yer alan sıkı para politikası ve tasarruf tedbirlerini içeren maliye politikası, sermaye örgütlerinin ‘millet ile dayanışma’ anlayışının emekçiler için ücretlerin baskılanması, temel kamu...

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ekonomik duruma ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada hükümete “azimle destek olma” kararlılığı vurgulanırken “Karşılaştığımız finansal zorlukları milletimizle dayanışma içinde aşacağız” dendi.

TÜSİAD-TOBB ortak açıklamasında, “Hükümetin açıkladığı ekonomik programın hedefleri ve alınmakta olan önlemlerin başarısı için iş dünyası azimle destek olmaya kararlıdır. Son dönemde karşılaştığımız finansal zorlukları milletimizle dayanışma içinde aşacağız. Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamdır ve bu süreçte reel sektörümüzün üretim ve istihdam kapasitesinin korunması son derece büyük önem arz etmektedir" ifadeleri yer aldı. 

"Ülkemiz ekonomisinde gerek küresel gelişmeler, gerekse iç dinamiklerimiz nedeniyle hassas bir dönem içerisindeyiz" denilen açıklama şöyle devam etti:

"Bu durumun reel ekonomi üzerinde kalıcı bir etkiye neden olmaması için gerekli tedbirlerin gecikmeden alınması ve şu adımların atılması gerektiğine inanıyoruz:

- Merkez Bankası’nın dün sabah likidite yönetimi için attığı olumlu adımların yanısıra, kurun istikrara kavuşması için daha sıkı bir para politikasına geçilmesi,

- Sıkı para politikasını destekleyecek tasarruf tedbirlerini içeren maliye politikasının en kısa sürede açıklanması,

- Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi için güven verici somut bir yol haritasının bir an önce hazırlanması,

- En önemli ekonomik partnerimiz olan Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden olumlu çerçeveye kavuşturulması,

- ABD ve Türkiye’nin mevcut sorunların stratejik ortaklık çerçevesinde diplomasi yoluyla ve ivedilikle çözülmesi için çaba göstermeye devam etmesi.”

SERMAYE ÖRGÜTLERİ 'MİLLET İLE DAYANIŞMA'DAN NE ANLIYOR?

Açıklamada yer verilen sıkı para politikası, tasarruf tedbirlerine dayalı maliye politikası gibi öneriler, krizin emekçilere fatura edilmesine işaret ediyor. Bir yandan yüksek kura eşlik eden yüksek faizlerle ücretler baskılanacak, diğer yandan eğitim, sağlık başta olmak üzere kamu harcamaları azaltılacak. Özellikle son bir haftadır gelen haberler de sermaye gruplarının karlılıklarını korumak için üretim daraltmaya, üretim aralarına gittiğini, işten çıkarmalar ya da ücretsiz izinlerin arttığını ortaya koyuyor. Otomotiv, metal, tekstil sektörlerinden bu doğrultuda pek çok haber gelirken dün Aksa Akrilik de büyük oranda üretim maliyetlerindeki artışları gerekçe göstererek üretimini yüzde 20 azaltacağını duyurmuştu.

İLGİLİ HABER
Otomotiv tekelleri kârlarını korumak için işçi çıkarıyor

İLGİLİ HABER
Aksa Akrilik üretimini azaltıyor

İLGİLİ HABER
Tekstilde işçi kıyımı: Patronlar krizi fırsata çeviriyor, faturayı işçiye ödetiyor


Vatan gazetesinde çarpıcı iddia: Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik, ABD-Türkiye krizine ve ardından gelen finansal sarsıntıya ilişkin bir röportaj yayınladı. Çalıştığı kurumu ve adını vermeyen bir kaynakla yapıldığı söylenen röportajda, 'Piyasa bir saldırı daha bekliyor' dendi.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik, ABD-Türkiye krizine ve ardından gelen finansal sarsıntıya ilişkin bir röportaj yayınladı. Çalıştığı kurumu ve adını vermeyen bir kaynakla yapıldığı söylenen röportajda, "Piyasa bir saldırı daha bekliyor" dendi.

"Failler belli, piyasa bir saldırı daha bekliyor" başlıklı röportajda, "Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor" gibi "çarpıcı" iddialar yer aldı.

İşte Çelik'in, "Herkesin aklındaki soruları dün konuyu en iyi bilenlerden birine sordum. İşte, çalıştığı kurumu ve ismini saklı tutmam gereken o kişiyle yaptığım görüşme" ifadeleriyle sunduğu röportaj:

'Yaşadığımız sarsıntının nedeni ekonominin yapısal sorunlarından ziyade ABD ile ilişkilerdeki kriz' görüşüne katılıyor musunuz?

Evet, ABD ile diplomatik kriz tetikledi bu süreci ama 2001'de de Anayasa kitapçığı tetiklemişti. Ortada bir görünür sebep lazım ama dün (önceki) geceki hadise mesela; o gerçekten kötü niyetli bir ataktı.

Peki sorumlusu belli mi? Kim yaptı bu işi?

Belli tabii... Bu seferki Merrill Lynch. Zaten, örneğin Twitter'da bu işi bilen bazı kişiler, hesaplarından en büyük alıcıları yayınladılar ekran görüntüleriyle. Fail ortada yani.

Türkiye ekonomisi kur spekülasyonuyla sistemli bir saldırıya hedef oluyor yani, öyle mi?

Öyle. Şu ana kadar söylediklerinde tatmin edici olmayan birçok şey olmakla beraber, Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın dün (önceki) gece söylediği doğruydu. Gerçekten o kötü niyetli bir saldırıydı. Bakın, bir önceki saldırıyı Morgan Stanley yapmıştı, bunu da BOFA (Bank Of America) Merrill Lynch yaptı.

'AMERİKA'NIN SİSTEMLİ ATAKLARI..:'

Bitti mi peki Amerikan yatırım bankalarının sistemli atakları?

Hayır. Şimdi sırada bunların en büyüğü var; Goldman Sachs. Üçüncü büyük darbeyi de o vurmaya çalışacak. Bakın bunlar uyarı atışı gibi... Dikkat edin, piyasanın kapalı olduğu saatlerde yapıyorlar, 'Bak biz sizin bütün dengelerinizi alt üst ederiz' diye gözdağı veriyorlar. Şimdi üçüncü atak da bu hafta içinde, belki bugün (dün) akşam saatlerinde Goldman Sachs’tan gelebilir.

Pekiyi Türkiye ne yapacak? Şu ana kadar alınan önlemler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dün (önceki) gece BDDK’nın yaptıkları ve bu (dün) sabah Merkez Bankası’nın yaptıkları, burada yapılabilecek tek doğru hareketti. Bir tane doğru vardı ve yaptılar. Zaten sonuçları da görüldü.

Peki, sonuçta nereye varacak bu iş?

Bir yerde uzlaşılacak. Biz üzerine uçak gönderilip ya da kıyılarına uçak gemisi yerleştirilip tehdit edilecek bir ülke değiliz. O yüzden bu yolu tercih ediyorlar.

KISSADAN HİSSE: HUZURSUZLUK YARATMAYIN!

Dolar eski günlerine döner mi? 4 lira 5 lira seviyelerine geriler mi?

Bu saatten sonra bu seviyelerden geriye gitmesi çok büyük sürpriz olur. Dolar’ın 6, hatta 6,50 TL seviyesinin altına gitmesi bile bizim için büyük mükafat olur. Doğru, gerçekçi fiyatlar da buralar aslına bakarsanız.

Sonuç olarak Türkiye bu sarsıntıyı atlatır diyebilir misiniz?

Bakın bu noktada en tehlikeli şey ne Morgan Stanley, ne Merrill Lynch ne Goldman Sachs... Onlar iç piyasayı yıkamazlar. Bu piyasa öyle üç saldırıyla yıkılmayacak kadar büyük. Fakat buradaki en büyük düşman, içerideki şu laflar: İşte, dövizlere el koyulacakmış, yok efendim para çekilmesine engel olunacakmış vs, vs... İç piyasayı batırırsa bu dedikodular ve bu yüzden doğabilecek bir panik ortamı batırır. Asıl mesele bu.


İran Dışişleri Bakanı: Arap NATO'su bir hayal

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, bölgedeki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran'ın, ABD yaptırımlarına karşı Türkiye'nin yanında olduğunu belirten Zarif, ABD'nin Arap NATO'su projesi için ise 'hayal' dedi.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, bölgedeki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran'ın, ABD yaptırımlarına karşı Türkiye'nin yanında olduğunu belirten Zarif, ABD'nin Arap NATO'su projesi için ise "hayal" dedi.

Al Jazeera televizyonuna demeç veren Zarif, "Amerika'nın baskı ve ambargoları, İran'ın bölgedeki politikalarını değiştirmesine yol açmayacak. İran hiçbir zaman füze programı ile ilgili müzakere etmeyecek. Zira füzelerimiz kimseyi tehdit etmiyor" açıklamasında bulundu.

ABD'den gelen müzakere önerisinin propagandadan ibaret olduğunu belirten Zarif, Washington’u önce ambargoları kaldırmaya çağırdı.

'TÜRKİYE VE İRAN ALEYHİNDE EKONOMİK SAVAŞ BAŞLATILDI'

İran Dışişleri Bakanı, ABD’nin İran ve Türkiye aleyhinde bir "ekonomik savaş başlattığını" ifade ederek, Tahran'ın Ankara'nın yanında duracağını ilan etti.

İran'a karşı bir "Arap NATO'su oluşturma fikrinin bir hayal ve faydasız bir politika olduğunu" ifade eden Zarif, Suudi Arabistan'ın Yemen'de katliamları karşısında Batılı ülkelerin suskun kaldıklarını, hatta verdikleri silahlarla bu suçun ortağı olduklarını söyledi.


Türk Telekom açıkladı: Google, Fox TV, Twitter ve Facebook'a reklam yok

Türk Telekom, Twitter üzerinden başlatılan #ABDyeReklamVerme kampanyasına katıldığını açıkladı. Kampanya katılımcılarının sosyal medya platformlarına, Google'a ve Fox TV'ye reklam bütçesi ayırmayacağı belirtiliyor.

Türk Telekom, ABD ile Türkiye arasındaki yaptırım krizinin ardından ve döviz kurunun rekor kırmasının ardından başlatılan  "ABD'ye reklam verme" kampanyasına dahil olacağını açıkladı.

Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Hamdi Ateş Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Türk Telekom ailesi olarak biz de #ABDyeReklamVerme kampanyasına dahil oluyor, devletimizin ve milletimizin yanında yer alıyoruz. Konu ile alakalı gerekli talimatlar ajanslarımıza verilmiştir" ifadelerini kullandı.

Türk Telekom CEO'su Paul Doany ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Özellikle reklam gelirleriyle ilgili bizim şirketlerimizin ödedikleri aynı vergileri ödemiyorlar. Müşterilerine hizmet sunmaya çalışırken bizim gibi BTK düzenlemelerine tabi değiller (biz gecikebiliyoruz, engellenebiliyoruz, ama onlara bu olmuyor)" dedi.

KAMPANYA NEYİ HEDEFLİYOR?

Twitter üzerinden başlatılan #ABDyeReklamVerme kampanyasıyla, "yerli" şirketlerin ABD firmalarına verilen reklamları kesmesi talep edilmişti.

#ABDyereklamverme etiketiyle yapılan paylaşımlarda FOX TV ve ABD'li firmalar Google, Facebook, YouTube, Twitter ve Instagram'a ayrılan reklam bütçelerinin kaldırılması isteniyor.
 


'Türk botlarından Yunan balıkçılara taciz' iddiası

Kathimerini gazetesi, Türk Sahil Güvenlik botlarının Leros (İleryoz) adası açıklarında Yunan balıkçıları taciz ettiğini öne sürerek, dün yaşandığı iddia edilen olayın görüntülerini yayınladı.

Kathimerini gazetesi, Türk Sahil Güvenlik botlarının Leros (İleryoz) adası açıklarında Yunan balıkçıları taciz ettiğini öne sürerek, dün yaşanan olayla ilgili olduğu iddia edilen görüntüleri yayınladı.

Görüntülerde, Yunan karasularına giren Türk Sahil Güvenlik botlarının Yunan balıkçıların üzerine doğru ilerlediği belirtildi.


Dolar/TL 6,91 seviyesinde

Dolar/TL 6,91, avro/TL 7,90 seviyesinde işlem görüyor.

Önceki günde 7 sınırını aşan dolar/TL, bu sabah saatlerinde dolar/TL 6,91 seviyesinde işlem görüyor. Avro/TL ise 7,90 seviyesinde. 


Bolton, Washington Büyükelçisi Kılıç ile Rahip Brunson'u görüştü

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Rahip Brunson'un tutukluluğu görüşüldü.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç ile Beyaz Saray'da bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Rahip Brunson'un tutukluluğu görüşüldü.

Bolton ile Kılıç arasındaki görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, "Büyükelçi John Bolton, Türkiye Büyükelçisi Serdar Kılıç ile bugün Beyaz Saray'da görüştü. Bolton ile Kılıç, Türkiye'de tutukluluğu devam eden Papaz Andrew Brunson'ı ve Türk-Amerikan ilişkilerinin son durumunu ele aldılar" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
Selvi: Brunson'ı havada görmemizin önünde bir engel yok


Selvi: Brunson'ı havada görmemizin önünde bir engel yok

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, 'Brunson'ı havada görmemizin önünde bir engel yok. Uzun tutukluluk süresinin psikolojisini bozduğu yönünde bir rapor yeterli' yazdı.

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, bugün yayımlanan "Trump'tan sinyal var" başlıklı yazısında ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye'yi çok sevdiği görüşünü dile getirdi. Selvi aynı zamanda Brunson'ın yakında ABD'ye gidebileceğini ileri sürdü.

Söz konusu görüşünü "güvenilir kaynaklara" dayandıran Selvi, "Brunson'ı ABD'de görmek istediğini ifade ediyor. Hem de koşulsuz olarak. ABD, Brunson'ı gerçekten istiyor mu ondan emin değilim. Brunson böyle istenir mi? Adı Trump değil, ne olursa olsun. Erdoğan böyle bir tehdide boyun eğer mi? Türk milleti bunu kabullenir mi?" ifadesini kullandı.

Selvi, Brunson'ın durumunun zannedildiği kadar karmaşık olmadığını bir raporla serbest kalabileceğini kaydetti:

"Peki ev hapsine çıkarılan Brunson'la ilgili hukuki durum ne? Yeni bir belge ve yeni bir bilgi ortaya çıkması durumunda Brunson'ı havada görmemizin önünde bir engel yok. Uzun tutukluluk süresinin psikolojisini bozduğu yönünde bir rapor yeterli olabilir. Avukatının tutukluğa her ay itiraz etme hakkı var. Şu anda adli kontrolde tutulduğu için bir ayı dahi beklemesine gerek olmadığı söyleniyor. Ama Türkiye ile ABD arasında yaşanan 'Büyük Brunson Savaşı'ndan sonra bu mümkün mü? Bizim de 'Bu krizi iyi yönetebildik mi?' diye şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor."


'Trump'ın imzaladığı karar Türkiye'ye yaptırım getirmiyor'

ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye'ye F-35 teslimatını askıya alan bütçe yasasını onaylamasının ardından Ankara'da 'ABD Savunma Bakanlığının yıllık bütçesi olarak kabul edilen ve ABD Başkanı Trump tarafından onaylanan '2019 Ulusal Savunma Yetki Yasası' ülkemize yönelik bir yaptırım getirmemektedir' değerlendirmesi yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Türkiye'ye F-35 teslimatını askıya alan bütçe yasasını onaylamasının ardından Ankara'da 'ABD Savunma Bakanlığının yıllık bütçesi olarak kabul edilen ve ABD Başkanı Trump tarafından onaylanan '2019 Ulusal Savunma Yetki Yasası' ülkemize yönelik bir yaptırım getirmemektedir' değerlendirmesi yapıldı.

İddiaların aksine F-35 Programına ilişkin bir sınırlama olmadığı vurgulanan değerlendirmelerde şunlar kaydedildi:

"Bununla birlikte, sözkonusu Yasanın ülkemizle ilgili bölümü, Savunma Bakanının 90 gün içerisinde Kongre'deki ilgili komitelere Türkiye-ABD ilişkilerinin durumuna ilişkin bir rapor sunmasını öngörmekte; rapor sunulana kadar, F-35 uçaklarının Türkiye’ye transferine sınırlama getirmektedir.

"Yasa, iddiaların aksine, ülkemizin F-35 Programına katılımına yönelik bir sınırlandırma getirmemiştir. Aidiyeti geçtiğimiz Haziran ayında ülkemize geçen iki F-35 uçağımız halihazırda pilotlarımızın eğitimi için Luke Hava Üssünde konuşlu bulunmaktadır ve yaklaşık 2 yıllık eğitim süresi tamamlanıncaya kadar da orada kalmaları planlanmıştır"
 


Beyaz Saray danışmanı: TL'nin değer kaybında yaptırımların etkisi düşük

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi Başkanı Hasset, TL'nin hızlı değer kaybı ve sonuçlarını yakından izlediklerini belirtip gelişmelerde çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik ek vergi getiren yaptırımların etkisinin sınırlı olduğunu söyledi. Hasset 'liberal demokrasi' eksikliğine vurgu yaptı.

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi Başkanı Kevin Hasset, Türkiye'deki döviz krizine ilişkin yaptığı açıklamada "Durumu çok yakından izliyoruz. Hazine Bakanı Mnuchin çok yakından izliyor" dedi. 

Hasset, Trump'ın Türkiye'den ithal edilen çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik gümrük vergilerini iki katına çıkarmasının Türkiye'nin Gayrı Safi Milli Hasılası'na etkisinin çok sınırlı olduğunu belirtti. Hasset, bu sebeple TL'de yaşanan yaklaşık yüzde 40 oranındaki değer kaybının "Türkiye'de ekonomik temelin rayında gitmediğinin göstergesi olduğunu" öne sürdü. 

Beyaz Saray danışmanı ayrıca "Bir ülke liberal demokrasi ile bağını kaybettiğinde, ekonomisine ne olacağını kestiremiyorsunuz ve bence Türkiye'de çok fazla belirsizlik var" diye konuştu.


'Katar, Türkiye'ye yapılan ekonomik saldırılar karşısında sessiz'

Takvim gazetesinde dün yayımlanan 'Bu nasıl dostluk?' başlıklı yazıda, Katar'ın Türkiye'ye karşı yaptırımlara sessiz kaldığına işaret edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim es-Sani ile telefonda görüştü.

Takvim gazetesinde dün yayımlanan "Bu nasıl dostluk?" başlıklı yazıda, Katar, "Türkiye'ye yapılan ekonomik saldırılar karşısında" sessiz kalmakla eleştirildi.

Gazetede imzasız olarak yayımlanan yazıda, "Birçok ülke yaptığı açıklamalarla Türkiye'nin yanında yer aldığını gösterirken, Türkiye'nin hayal kırıklığı ise en beklenmedik yerden geldi. Katar, Türkiye'ye uygulanan bu haksız yaptırımlara karşı Türkiye'ye destek vermek yerine sessiz kalmayı tercih etti" dendi.

ABD'nin getirdiği ekonomik yaptırımların, "adeta ikinci bir 15 Temmuz denemesi"ne benzetildiği yazının devamında şu ifadelere yer verildi:

"Bugün Türkiye'yi zor zamanında yalnız bırakan Katar, geçmişte kendisine uygulanan ambargoda Türkiye'nin büyük desteğini almıştı.

"Körfez ülkeleri tarafından ambargo uygulanan Katar'a, Türkiye'den kargo uçakları ile onlarca uçuş yapılmıştı. Birçok ülkenin yalnız bıraktığı Katar'a Türkiye sahip çıkmış, uygulanan ambargoyu tanımayıp zor gününde yanında olarak gerek Katar hükümetine, gerekse halkına gereken insani ve siyasi desteği sağlamıştı.

"Bugün Türkiye'ye karşı ABD tarafından yürütülen bu ekonomik savaşta Katar'ın sessiz kalmayı tercih etmesi ise 'Bu nasıl dostluk?' dedirtti."

ERDOĞAN'DAN KATAR EMİRİ'NE TELEFON

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise dün akşam saatlerinde Katar Emiri es-Sani ile telefon görüşmesi yaptı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konulara değinildi. Görüşmede Türkiye-Katar ilişkilerini her alanda güçlendirme kararlılığı teyit edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim’in yakın temasta olma konusunda da mutabık kaldıkları öğrenildi.


F-35'lerle ilgili Pentagon'dan açıklama

Pentagon, ABD Başkanı Trump'ın dün Türkiye'ye F-35 teslimatını engelleyen tasarıyı imzalaması üzerine, Arizona'da eğitim gören Türk pilotlarına ilişkin açıklamada bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, Senato'da onaylanmasının ardından onayına sunulan "2019 mali yılı ulusal savunma yetki tasarısı"nı dün imzaladı.

Trump'ın tasarıyı imzalamasıyla birlikte Türkiye'ye F-35 teslimatı engellenmiş oldu.

Bunun üzerine gözler, F-35 uçaklarıyla Arizona'da eğitim alan Türk pilotlarının durumu merak konusu oldu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Mike Andrews, Arizona'da yaklaşık 2 yıl sürmesi planlanan eğitim programının katılımcısı Türk pilotlarına ilişkin açıklamada bulundu.

Amerika'nın Sesi'nde yer alan habere göre, Andrews, F-35 uçaklarının Türk pilot ve teknik bakım ekibinin Arizona'daki eğitim çalışmalarının Savunma Bakanı, Trump'ın imzasıyla yürürlüğe giren yasada istenen raporu Kongre'ye sununcaya kadar devam edeceğini söyledi.

İLGİLİ HABER
Trump imzaladı, F-35 teslimatı askıya alındı


Fidel’in 92. doğum gününde gerçek bir halk demokrasisi örneği

Küba halkı bugün, Temmuz ayında Ulusal Meclis’ten geçen yeni anayasa taslağını tartışmaya başladı. Başlangıcı Fidel’in doğumgününe denk gelen tartışma süreci, milyonlarca Kübalı’nın ortak olacağı gerçek bir halk demokrasisinin örneğini teşkil edecek.

Telesur’un aktardığına göre 15 binin üzerinde Kübalı bugünden itibaren 15 Kasım’a kadar anayasa taslağının tartışılacağı 135 bin halk meclisinin toplantısını organize edecek. 16 yaşın üzerindeki herkesin katılabildiği okullarda, iş yerlerinde, mahallelerde toplanacak bu tartışma meclislerinde 224 maddelik (mevcut Anayasa’dan 87 madde daha fazla) metnin ele alınması ve yaklaşık on milyon Küba vatandaşının görüşlerinin, katkılarının alınması sağlanacak. Yeni metin 11 başlık, 24 bölüm ve 16 kısımdan oluşuyor. İlk defa olmak üzere, Küba dışında 120 ülkede ikamet eden vatandaşların da elçilikler aracılığıyla görüşlerini dijital olarak iletebilmesinin sağlanacağı belirtiliyor.

Halkın değerlendirme sürecinden sonra Ulusal Meclis yapılan önerileri dikkate alarak yeni bir anayasa taslağı oluşturacak ve bu taslak Şubat 2019’da halk oylamasına sunulacak.

'DEĞİŞMESİ GEREKEN ŞEYLER DEĞİŞTİRİLMELİDİR'

13 Ağustos 1926’da dünyaya gelen ve bugün tüm halkın 92. yaş gününü kutladığı, Havana caddelerinde “Değişmesi gereken şeyler değiştirilmelidir” sözlerine yer verilen Fidel, halen geçerli olan 1976 Anayasası’nın yürürlüğe konduğu sırada “Devrim bir Anayasa yaratamaz, kurumlar yaratamaz, yerine getirilmemiş ilkeler yaratamaz. Bu nedenle hedefimiz, bu Anayasa onaylandıktan sonra, sürekli ve kararlı bir şekilde tüm maddelerin yerine getirilmesi için mücadele vermektir” sözleriyle sosyalist cumhuriyetin anayasasının anlamını ortaya koymuştu. 

İLGİLİ HABER
Yeni Küba Anayasası: Sosyalist bir anayasa tartışması

 


Rusya Dışişleri Bakanı Ankara'da

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 10. Büyükelçiler Konferansı kapsamında temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,  Ankara'daki programı çerçevesinde yarın 10. Büyükelçililer Konferansı'nda konuşma yapacak ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya gelecek.

İki bakan, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenleyecek. Lavrov'un temaslarında, ikili ilişkilerinin yanı sıra başta Suriye olmak üzere bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınması bekleniyor. 


Trump imzaladı, F-35 teslimatı askıya alındı

ABD Başkanı Donald Trump, F-35 savaş uçaklarının teslimatını askıya alan bütçe yasasını onayladı.

ABD Başkanı Trump, ülkesinin savunma bütçesini belirleyen tasarıda yer alan 'F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye teslimatını geçici olarak durduran' belgeyi imzalayarak onayladı. Tasarıya giren bu geçici durdurma kararının gerekçesi olarak ise Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemi gösterildi.


Rusya'dan İngiltere'ye Suriye çağrısı

Rusya, İngiltere’ye Suriye’nin yeniden yapılandırma sürecinde aktif olarak rol alması için çağrıda bulundu.

İngiltere’deki Rusya Büyükelçiliği gazetecilere Rusya’nın İngiltere’ye Suriye’nin yeniden yapılandırma sürecinde aktif olarak rol alması için çağrıda bulunduğunu gösteren yazılı bir açıklama dağıttı. Açıklamada Rus makamlarının İngiltere’nin Suriye’nin yeniden yapılandırılması meselesinde görev almasını bekledikleri ifade edilerek, “Şu anda, Londra'nın resmi olarak bu yönde pratikte yaptığı herhangi bir adımını göremiyoruz. Maalesef onlar Suriye halkının sıkıntılarına dair endişeleri olduğuna dair açıklama yapmaktan başka bir şey yapmıyor” ifadeleri kullanıldı. Rusya’nın İngiltere’yi sahada da görmek istediğinin altı çizilen açıklamada, "Son olarak İngiliz tarafını teorik açıklamadan, somut meselelere geçmeye ve Suriye'nin yeniden inşası için uluslararası girişimlere katılmaya çağırıyoruz. Bu, Londra'nın Suriye halkının hayatını normalleştirmeye olan ilgisinin en iyi kanıtı olacaktır" denildi. 


Eski emniyet müdürü sahte kimlikle yakalandı

"FETÖ" üyeliğinden hakkında yakalama kararı bulunan eski emniyet müdürü Atilla Eser, Ankara'da bir alışveriş merkezinde sahte kimlikle gözaltına alındı.

"FETÖ" üyeliğinden hakkında yakalama kararı bulunan eski emniyet müdürü Atilla Eser, Ankara'da bir alışveriş merkezinde sahte kimlikle gözaltına alındı. 

AA'nın haberine göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, "FETÖ" üyeliğinden aranan eski 1. sınıf emniyet müdürü Atilla Eser'in, kentte olduğu bilgisine ulaştı.

Takibe alınan Eser, Keçiören ilçesinde faaliyet gösteren bir alışveriş merkezinde sahte kimlikle gözaltına alındı.


Rusya: Kriz projeleri etkilemeyecek

Rusya, Türk ekonomisindeki dalgalanmaların birlikte gerçekleştirilecek projeleri etkilemeyeceğini ve ulusal para birimlerinin kullanılacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ticareti ulusal para birimleriyle yapma çağrısına yanıt veren Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov, "Şu anki durumun projelerimizi etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyorum ama her şey yolunda devam ediyor" dedi. Peskov, iki ülke arasındaki proje ve ekonomik ilişkilerde milli para birimlerinin kullanılmasının planlandığını açıkladı. Peskov, milli para birimi uygulamasından önce detaylı bir çalışma yapılması gerektiğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de ABD’nin doları siyasi bir enstrüman olarak kullanmasını eleştirerek "ABD’nin doların kullanılmasına yönelik kısıtlayıcı adımlarını stratejik bir hata olarak görüyoruz" demişti.


Tugay Kerimoğlu: Emre Belözoğlu örnek alınacak karakterdedir

Tugay Kerimoğlu, Başakşehirli futbolcu Emre Belözoğlu hakkında "Örnek karakterde biridir" dedi.

Galatasaray'ın eski futbolcularından Tugay Kerimoğlu, Medipol Başakşehir'de forma giyen Emre Belözoğlu'nu değerlendirdi.
Kerimoğlu, Bein Sports'ta yaptığı açıklamada, “Emre ile alakalı her zaman şunu savundum, camialarla sıkıntı yaşayabilirsiniz ama Emre kalitesindeki futbolcular, ne kadar gidebiliyorsa gitsin derim. Çünkü göz zevkimize hitap eden futbolcu, saha içerisindeki vücut dili, oyunu yönlendirmesi, oyundan zevk alması... Çok fazla bu karakterde oyuncu kalmadı artık.” dedi. 
Kerimoğlu Emre ile ilgili açıklamasının devamında, “Bu tarz oyuncu karakteri yok. Özverili. 37 yaşında, bu yaşta hala bu özveriyi gösteriyorsa, örnek alınacak bir karakterdir Emre Belözoğlu.” ifadelerini kullandı.
 


Ankara'da silahlı saldırı: 17 yaralı

Ankara'da madde bağımlısı olduğu iddia edilen şüphelinin, pompalı tüfekle etrafa rastgele ateş açması sonucu 17 kişi yaralandı.

Ankara'da bir kişinin, pompalı tüfekle etrafa rastgele ateş açması sonucu 17 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Altındağ ilçesine bağlı Anafartalar Caddesi'nde kimliği henüz belirlenemeyen şüpheli, yanında taşıdığı pompalı tüfekle etrafa rastgele ateş açtı. Bu sırada kaldırımda yürüyen biri ağır 17 kişi yaralandı.

Ambulanslarla Ankara'daki çeşitli hastanelere kaldırılan ve tedavi altına alınan yaralılardan birinin hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi.


TSK'dan Kuzey Irak operasyonu

Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak'ın kuzeyindeki Metina ve Gara bölgelerine operasyon düzenledi.

Genelkurmay Başkanlığının Twitter'daki paylaşımında, Irak'ın kuzeyindeki Metina ve Gara bölgelerine hava harekatı düzenlendiği belirtildi.

Harekatta, sığınak, barınak, silah mevzii ve mühimmat deposu olarak kullanılan hedeflerin imha edildiği bildirildi.


MHP'den döviz bozdurma kararı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz Cuma akşamı verdiği talimatı üzerine döviz hesaplarını bozduruyor.

MHP Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, MHP Genel Merkezi’nin döviz hesaplarını bozdurduğunu açıkladı. Karakaya, “Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, döviz kurlarındaki anormal yükselmelerle alakalı olarak, 10 Ağustos 2018 günü sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, özetle; ekonomide dış kaynaklı bir komplonun devreye sokulmaya çalışıldığı ve dövizin zalim tahakkümlerle yükseltilerek Türkiye’nin düşmesinin hedeflendiğinden bahisle, Türk lirasındaki kontrol dışı oynaklık ve oynamaların devlet olma vasfımıza zarar verebileceğini ve Türk lirasına sahip çıkmamız gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu açıklamanın hemen arkasından, Mali İşler Başkanlığımıza; partimizin döviz hesaplarının (varsa) Türk lirasına dönüştürülmesi talimatını vermişlerdir” dedi.

İHA'nın haberine göre Karakaya, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin kasasına, devlet tarafından verilen hazine yardımlarından başka, bağış ya da yardım adı altında hiçbir kişi, kurum ya da kuruluştan beş kuruşun dahi girişi mümkün değildir. Bu konuda Genel Başkanımızın kati talimatları vardır. Bu nedenle, gelir kaynağımız hazine yardımı ve bunlarla ilgili bir bütçe disiplini içerisinde elde edilen nemalarla sınırlıdır. Zaman zaman ihtiyaca ve şartlara bağlı olarak bu sınırlı kaynaklarımızın içerisinde az da olsa döviz hesaplarına da yer verilebilmektedir” ifadelerini kullandı.


Trump karşıtı mesaj atan FBI ajanı kovuldu

ABD Başkanı Donald Trump aleyhinde mesajları ortaya çıkan ajan Peter Strzok'un FBI'daki görevine son verildi.

Rusya'nın ABD'deki başkanlık seçimlerine müdahale etttiği iddiasına ilişkin soruşturmadan el çektirilen ve ABD Başkanı Donald Trump aleyhinde mesajları ortaya çıkan eski ajan Peter Strzok, FBI'dan kovuldu.

Strzok'un avukatı Aitan Goelman, yaptığı açıklamada FBI'da 21 yıldır çalışan müvekkilinin cuma günü öğlen saatlerinde görevine son verildiğini ve bunun kurumun işleyişine uymadığını belirtti.

FBI'ın kararının profesyonellik dışı olduğunu belirten Goelman, "Bu karar tüm ABD'liler için oldukça korku verici bir durum" değerlendirmesinde bulundu. 

BD Başkanı Trump da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, " Ajan Peter Strzok FBI'dan kovuldu, nihayet. FBI ve Adalet Bakanlığı'ndaki kötü oyuncuların listesi uzadıkça uzuyor. Strzok'un Cadı Avı görevinde olduğunu düşünürsek, soruşturma düşecek mi? Bu tam bir oyun. Gizli anlaşma yok, engel yok. Direneceğim!" ifadelerini kullandı.

Trump, açıklamalarına, "Dolandırıcı Hillary Clinton'ın yolsuzluk soruşturmasında görevli olan eski FBI ajanı Strzok kovuldu. Bu ABD halkına karşı tam bir aldatmaydı ve bu soruşturma yeniden yapılmalı!" şeklinde devam etti.

Peter Strzok'un, Trump karşıtı mesajlarının tespit edilmesi üzerine Rusya soruşturması özel yetkili savıcısı Robert Mueller tarafından geçen yıl yaz aylarında görevden alındığı ortaya çıkmıştı. 


Emniyet'ten Çakıcı operasyonu

Kırıkkale’nin Keskin İlçesinde T Tipi Kapalı Cezaevi'nden bu sabah Sincan Kapalı Cezaevi'ne nakledilen Alaattin Çakıcı’yla bağlantılı kişilere operasyon yapıldı.

Kırıkkale’nin Keskin İlçesinde T Tipi Kapalı Cezaevi'nden bu sabah Sincan Kapalı Cezaevi'ne nakledilen Alaattin Çakıcı’yla bağlantılı kişilere operasyon yapıldı. Operasyonda, aralarında Çakıcı’nın avukatının da olduğu 17 kişi gözaltına alındı.

Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Ender Coşkun'un yürüttüğü soruşturma kapsamında Alaattin Çakıcı'yla bağlantılı kişilere yönelik operasyon başlatıldı.

Ankara Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele ekipleri, savcılık talimatı üzerine Kırıkkale ve Ankara'da çok sayıda adrese baskın yaptı. Operasyon kapsamında Çakıcı'nın avukatının da aralarında bulunduğu 17 kişi gözaltına alındı.

Çakıcı'nın bağlantılı olduğu söylenen kişilerin, Kırıkkale'de ev tuttukları, burada iş adamı ve esnafa baskı uygulayarak haraç topladıkları iddialarına da yer verildi.


Uğur Soğutma'nın patronlarına hapis cezası

Aydın'ın Nazilli ilçesinde görülen 74 sanıklı "FETÖ" davasında Uğur Soğutma'nın patronları dahil olmak üzere 63 sanık çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

Aydın'ın Nazilli ilçesinde görülen 74 sanıklı "FETÖ" davasında, 63 sanık "silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım" suçlarından 2 yıl 1 ay ila 12 yıl arasında değişen hapis cezası verdi. Tutuksuz yargınlanan 11 sanık beraat etti.

Uğur Şirketler Grubu ortaklarından tutuksuz sanıklar Zeynel Abidin Takmaklı ve kardeşi Muhammet Celali Takmaklı'ya örgüt üyeliğinden 7 yıl 6'şar ay hapis cezası veren heyet, sanıkların yaş ve sağlık durumundan dolayı adli kontrol şartı hükümlerinin uygulanmasına karar verdi.


Arjantin Merkez Bankası'ndan faiz arttırma kararı

Arjantin Merkez Bankası gösterge faizde 500 baz puan artış gerçekleştirdi ve faiz oranı %45 oldu.

Arjantin Merkez Bankası gösterge faizde 500 baz puan artış gerçekleştirdi. Böylelikle faiz oranı yüzde 40'tan yüzde 45'e yükselmiş oldu.


Dolar/TL tekrar 7'nin üzerinde

Dolar/TL kuru akşam saatlerinde yeniden 7'yi aştı.

Döviz piyasalarındaki artış devam ederken, Dolar/TL tekrar 7'nin üzerine çıktı. 


Beşiktaş'ta seçim tarihi belirlendi

Beşiktaş'ta Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'un 16 Eylül'de gerçekleştirileceği açıklandı.

Beşiktaş'ta Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'un tarihi belli oldu. Kulübün başkanını seçeceği Olağanüstü Seçimli Genel Kurul, 16 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek. Başkan Fikret Orman, iki gün önce yapılan Beşiktaş Divan Kurulu 2018 Yılı 3'üncü Olağan Toplantısı'nda Olağanüstü Seçimli Genel Kurul kararı alındığını açıklamıştı. Beşiktaş yönetim kurulunun bugün gerçekleştirdiği toplantıda, seçimin 16 Eylül Pazar günü yapılması kararını aldı.


Benzin ve motorine zam

Döviz fiyatlarındaki artışın ardından benzin ve motorine de zam yapıldı.

 Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS) sosyal medyadan benzine ve motorine zam yapıldığını duyurdu.

Açıklamaya göre,  benzine 46 kuruş, motorine ise 58 kuruş zam yapılacak.

Akaryakıt ürünlerinde fiyat artışı yarından itibaren geçerli olacak. Artış ÖTV’den karşılandığından pompa fiyatlarına yansımayacak.


İyi Parti milletvekili MHP'ye geçti: Bahçeli'nin elini öpmüştü

Meclis'te Devlet Bahçeli'nin elini öpen İyi Parti milletvekili Hayati Arkaz, Bahçeli'nin daveti üzerine MHP'ye geçti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis’te elini öpen İyi Parti İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ı MHP’ye davet etti. Arkaz daveti kabul etti.

Arkaz, Meclis’teki yemin töreninin ardından Bahçeli’nin elini öpmüştü. İyi Partili vekillerin Bahçeli’nin elini öpmesi sonrası, parti genel başkanı Meral Akşener, “İlkelerimize uymayan partiyi terk etsin” demişti. İyi Partili vekil, dünkü kongrede partisinin Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliğine yeniden seçilmemişti.

Bahçeli’ye Arkaz’ın GİK üyeliğine alınmaması soruldu. Bahçeli, Arkaz’ın kendisinin elini öpmesinin ardından "sistemli bir şekilde saldırılara maruz kaldığını ve dışlandığını" söyledi.

Bahçeli şu çağrıda bulundu: “Değerli dava arkadaşımız Hayati Arkaz ve benzeri durumdaki arkadaşlarımızı yakından takip ediyoruz. MHP olarak öncelikle değerli dava arkadaşımız Hayati Arkaz’ı partimize davet ediyoruz. Kamuoyunun bilgi ve takdirine sunarız.”

TEKLİFİ KABUL ETTİ

Hürriyet’ten İsmail Saymaz’a konuşan Hayati Arkaz, teklifi kabul ettiğini söyledi.

Arkaz, buna gerekçe olarak da şunları ifade etti: “Biz ülkücüyüz. Camiamızda liderlik çok önemlidir. On yaşımdan beri camianın içindeyim. Bütün ailem, babam dedem… 1969’dan beri içindeyiz. Bahçeli bizim liderimizdir. Genel başkanımın ağzından çıkacak her türlü kelam ve söz benim için emirdir. Teklifi şeref ve onurla kabul ettim. Zaten MHP’nin ve Ülkü Ocakları’nın bütün birimlerinde çalıştım. Ülke meselesinde elimizi taşın altına koyarız. Bu teklif, çok büyük bir onurdur benim için.”

İYİ Parti kongresine gitmediğini anlatan Arkaz, Bahçeli’nin elini öpmesi meselesinin abartıldığını savundu: “Olay çok abartıldı. Bu da benim hoşuma gitmedi. Sonuçta ayrı partilerde olsak da Bahçeli benim büyüğümdür. Büyüklerime karşı saygılı bir insanım. Bizde terbiye önemlidir. Gereken neyse onu yaptım.”

Arkaz’ın MHP’ye geçmesiyle MHP 50 sandalyeye yükselirken İYİ Parti 41 vekile düştü.



Bilal Erdoğan'dan 'dolar' yorumu: Allah'ın izniyle üstesinden geleceğiz

Döviz kurundaki dalgalanmayı 'büyük güçlerin oyunu' olarak yorumlayan Bilal Erdoğan, 'Allah'ın izniyle üstesinden geleceğiz' dedi.

Döviz kurundaki dalgalanmayı "büyük güçlerin oyunu" olarak yorumlayan Bilal Erdoğan, "Allah'ın izniyle üstesinden geleceğiz" dedi.

Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, "Aslında şu anda yaşadığımız 15 Temmuz'un yanında çok küçük bir şey. Allah'ın izniyle bunun üstesinden bizim ülkemiz gelecektir. Çünkü ekonomik temelleri sağlam olan bir ülke Türkiye. Kim ne derse desin, şunun bunun ne dediğine bakmadan biz ülkemize güvenmek zorundayız. Biz büyüyen bir ülkeyiz. Ciddi krizleri atlatmayı başarmış ve bu krizlere karşı ciddi dayanıklılık kazanmış bir ülkeyiz" dedi.

UNESCO Geleneksel Sporlar ve Oyunlar 4. Müşterek Danışma Toplantısı İstanbul'da gerçekleşti.

'ALLAH'IN İZNİYLE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ'

Ataşehir'de bir otelde düzenlenen toplantıdaki konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bilal Erdoğan, bir gazetecinin sorusuna şu yanıtı verdi:

"Bizim özgüvenle hareket eden bir ülke olmamız, kendi kararlarını kendisi veren bir ülke olmamız tabii ki birilerini rahatsız ediyor. Dünyanın tek renkliliğe doğru gitmesi, bunun bir zorbalıkla zorlanması; kültürel alanda yaşadığımız budur aslında. Bir spor endüstrisinden, müzik, sinema endüstrisinden bahsediyoruz. Bunun bir uzantısı, ekonomik alanda da yani ekonomik olarak bir ülke güçlendiği zaman, kendi kararlarını dış ilişkilerde kendisi vermeye soyunduğu zaman dünyada, rekabet var, siyasi nüfuz alanlarını genişletmeye çalışan büyük güçler var. Bunların oyunları başladığı zaman da ister istemez kalkıyorlar sabotaj girişimleriyle neler yapıyorlar.

İşte 15 Temmuz'u yaşadık. Aslında şu anda yaşadığımız 15 Temmuz'un yanında çok küçük bir şey. Allah'ın izniyle bunun üstesinden bizim ülkemiz gelecektir. Çünkü ekonomik temelleri sağlam olan bir ülke Türkiye. Kim ne derse desin, şunun bunun ne dediğine bakmadan biz ülkemize güvenmek zorundayız. Biz büyüyen bir ülkeyiz. Genç nüfusu olan, insan sermayesi güçlü olan bir ülkeyiz. Ciddi krizleri atlatmayı başarmış ve bu krizlere karşı ciddi dayanıklılık kazanmış bir ülkeyiz. Benim bunlarla ilgili bir endişem yok ama biz millet olarak, Malazgirt'te bizi zafere taşıyan, Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda bizi zafere taşıyan o şuur… 'İşte rakip benden güçlüymüş, karşıdaki benden büyükmüş' ezikliğiyle hareket etmek değil, 'benim özgürlüğüm, benim inancım, benim birliğim hepsinden önemli'. Biz yeter ki bu kutsal ruhu yaşatalım. Bunu yaşatırsak, Allah'ın izniyle hem bölgemizde huzuru hakim kılabiliriz, hem de bu tür sabotaj girişimlerini, global zorbalıkların karşısında güçlü durmuş oluruz."



‘ABD emperyalizmine karşı mücadele, soygun düzenine karşı mücadeleyle birleşmeli’

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ile 'Türkiye’ye bir ekonomik savaş açıldı' iddiasını konuştuk... Okuyan, ‘Emeği ile geçinenlerden fedakarlık isteniyor. Ne fedakarlığı? Türkiye’yi bu hale getirenler bellidir, işçi sınıfının, emekçilerin, küçük esnafın, yoksul köylünün bir sorumluluğu yok. Onların tek suçu bu soyguna, bu hırsızlığa göz yummaları. Şimdi uyanmanın tam zamanı. ABD...

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ile “Türkiye’ye bir ekonomik savaş açıldı” iddiasını konuştuk.

Okuyan, Türkiye’nin zaten ekonomik temelleri olan bir büyük kavganın içinde olduğuna, aynı zamanda emperyalist sistem içinde büyük bir gerilimin yaşandığına işaret etti. Ancak Türk lirasının değer kaybında Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını belirleyici olduğunun altını çizen Okuyan, tüm bu tablodan kolayca "eksen değişikliği" çıkarmanın "çocukça" bir değerlendirme olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’ye ekonomik bir savaş mı açıldı?

Türkiye zaten kuşkusuz ekonomik temelleri olan bir büyük kavganın, hesaplaşmanın içindeydi, bir yerden sonra buna savaş da diyebiliriz. Emperyalist sistem içinde giderek boyutlanan büyük bir gerilim var. Türk lirasının değer kaybını hızlandıran etmenlerden biri bu gerilim sırasında ABD’nin elindeki kimi araçları kullanması. Ancak Türk lirasının değer kaybetmesinin temel ya da tek nedeni bu değil. 

‘EMPERYALİST SİSTEMİN HİYERARŞİSİ VAR, HERKES GÜCÜ ORANINDA PAY ALIR’

Emperyalist sistem içindeki gerilimlerle Türkiye’nin nasıl bir ilişkisi var? Daha doğrusu Türkiye neden hedef seçildi?

AKP iktidarı ile ABD ve kimi Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki sorunlar yeni değil. Batılı emperyalist ülkeler AKP’yi iktidara taşırken, bütünlüklü bir strateji ile hareket etti. AKP’nin onların beklentilerini fazlasıyla karşıladığı bir dönem var. Ancak Suriye’de işlerin ters gitmeye başlaması, Türkiye’nin toplumsal dinamiklerine ilişkin kaygılar, Erdoğan’ın yönetilme ve kontrol edilmesindeki güçlükler 2011’den itibaren farklı arayışlara itti bu ülkeleri. Emperyalist sistem hiyerarşisi olan bir sistemdir, herkes gücü oranında pastadan pay alır. Erdoğan bu hiyerarşiyi veri almayan hedeflere yöneldi. Yeni Osmanlıcılık ilk haliyle ABD için cuk oturuyordu ama zaman içinde ABD’ye büyük siyasi maliyet yüklemeye başladı. 

Erdoğan en hafif deyimiyle pragmatik bir siyasetçi, ABD ve AB ile ilişkileri toparlayabilirdi. İşler neden bu noktaya geldi?

İşler bu noktaya birden fazla nedenle geldi. Bir kere ABD ve AB’nin kendisi toplu değil ki! ABD yalnızca kendi hegemonyasını sürdüremediği için değil, yalnızca kalıcı ve tutarlı bir ittifak sistemi oluşturamadığı için değil, kapitalizmin genel yasaları, kriz üreten yasaları nedeniyle de oyun kurmakta zorlanıyor. İkincisi Erdoğan kendisini kontrol etmeye, hizaya getirmeye çalışan ülkelere karşı, o ülkelerle mücadele içinde olan başka ülkeleri bir pazarlık unsuru olarak kullanmayı öğrendi ve bunun işe yaradığını gördü. Dolayısıyla kendisini mutlak biat etmeye zorlayan ABD’ye karşı elindeki manevra alanını sonuna kadar kullanmayı denedi. Ancak onun da unuttuğu bir şey var: Kapitalizm aktörlerin rasyonel kararlar verdiği, her şeyi kontrol ettiği bir zemin sunmuyor. Sürekli hatırlatmak zorunda kalıyoruz. Bugün olup biten her şeyi bütünlüklü bir stratejiye bağlamaya kalkmak yanıltıcıdır. Ne böyle bir akıl var ne de buna olanak veren koşullar. Bu ABD yönetimi için de geçerli, Türkiye için de…

‘ERDOĞAN İKTİDARI BIRAKABİLECEK BİRİ DEĞİL’

Peki Erdoğan neden bu kadar risk alıyor?

ABD ve bazı açılardan Avrupa Birliği, Erdoğan’dan memnundu, pek memnundu. Ancak daha kontrol edilebilir bir Erdoğan için yaptıkları hamleler dünya sistemindeki dağılma nedeniyle işe yaramadı. Bir noktadan sonra Erdoğan’ın yerine alternatif aramaya başladılar ve türlü denemeler yaptılar. Erdoğan bunları gördükçe, emperyalist sistem içindeki rekabetin diğer odağına tutunmaya, medet ummaya başladı. Türkiye bu tür manevralar için çok büyük bir ülke ve bu manevraların zaman zaman öngörülmedik sonuçlar vermesi kaçınılmaz. Unutmayalım, Erdoğan iktidarı bırakabilecek biri değil. Dolayısıyla meseleyi ABD emperyalizmi Türkiye’ye saldırıyor ile ya da Türkiye sermayesi Çin-Rusya ekseninde yeni olanaklar keşfetti basitliği ile ele alınamaz. Bunlar var ama Erdoğan’ın kişisel kurtuluş çabası da var.

‘BİR GENELGEYLE EKSEN DEĞİŞTİRİLEBİLECEĞİ DÜŞÜNCESİ ÇOCUKÇA’

Türkiye’de patronlar Çin-Rusya-İran ya da BRICS ülkelerinde ne bulabilir? Daha doğrusu bugünkü ekonomik ilişkilerin yerine konabilir mi bu ülkelerle ilişkiler?

Patronların önemli bir bölümü, Türkiye’nin Çin-Rusya-İran ile ilişkilerinde, mevcudun üzerinde yeni olanaklar; yeni kâr kapıları için olanaklar görerek heyecan duyuyordu. Türkiye burjuvazisinin genetiğinde var, herkesle iş yapma isteği. Yani Avrupa Birliği çapası dursun, ABD ile iyi geçinelim. Bu arada Rusya, Çin ve İran’la da iş yapalım. Unuttukları, dünyanın büyük bir hesaplaşmaya konu olduğu. Bir yerden sonra bazı tercihler yapmak gerekiyor. Şimdi işlerin çok da kontrollü gitmediği açık. TÜSİAD “Batıdan asla vazgeçemeyiz, dış politikamız değişsin” derken hükümet “ABD’ye süre verdik, böyle giderse kendimize yeni müttefikler bulacağız” diyor. Bütün bunların “boş işler” olduğunu, demagojiden ibaret kaldığını söyleyemeyiz. 

Türkiye gerçekten eksen değiştirebilir mi?

Eksen değişikliğini damat mı açıklayacak? Türkiye’nin gerçekten eksen değiştirmesi, uluslararası alanda bütün dengelerin değişmesidir. Bunun altyapısının olduğunu düşünmüyorum. Ancak uluslararası sistem o kadar gerildi ki, “Bir şeycik olmaz” türü değerlendirmelerin de ciddiye alınır tarafı yok. Sadece ve sadece Türkiye kapitalizminin bir saray genelgesiyle yörünge değiştirebileceği düşüncesi çocukça. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin salınımları büyük ölçekli bir savaşa dahi yol açabilir.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BU KADAR KIRILGAN YAPAN NEDİR SORUSUNU SORMAYI UNUTUYORLAR’

Türk lirası dolar karşısında bu gerilimler nedeniyle mi değer kaybediyor?

Türk lirasının değer kaybı bir sonuç ve bu sonuçta Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları belirleyici. Öyle ya da böyle yaşanacaktı. Ama şimdi topluma şöyle bir düşünce yerleştiriliyor: Ekonomi iyi giderken dış politika hataları yüzünden işler bu hale geldi; ya da iktidar cephesinden söyleyecek olursak, her şey iyiyken bize savaş açıldı. Türkiye ekonomisine şöyle bir baktığınızda sürdürülemez bir tablo vardı ve şimdi duvara çarptı. Kaldı ki kapitalizm krize hiçbir yerde ve hiçbir zaman çare bulamamış. Meseleyi getirip Trump’ın tweetine, Erdoğan’ın demeçlerine bağlıyorlar. Bunlar elbette tetikliyor ama Türkiye ekonomisini bu kadar kırılgan yapan nedir sorusunu sormayı unutuyorlar, bu kavga dövüş de işlerine geliyor. Şimdi “Bize savaş açtılar” diyerek halkın fedakarlık yapmasını isteyecekler.

‘PATRONLARA BİR ŞEY OLMAZ…’

Ancak sermaye sınıfı üzerinde de denetimin artacağının işaretleri var...

Bu türden kriz dönemlerinde genellikle piyasa oyuncularının sayısı azalır, büyük el değiştirmeler gerçekleşir, yoğun tekelleşme yaşanır. Sermaye hareketlerine dönük kontrol bu sürecin işlemesi içindir. Kurallar konur, bu kurallara uyamayanlar, boyu yetmeyenler elenir. Elenir dediysek, patronlara bir şey olmaz, zayıf olanlar bazı alanlardan çekilirler, küçülürler ama yollarına devam ederler. Bugüne kadar kazandıklarını ceplerine koyar, borç ve zararı devletin, dolayısıyla halkın üzerine yıkar, çekilirler. Güçlü olanlar ise bir süre sonra krizden de palazlanarak çıkarlar. Ayrıca “kriz” emekçi halkın ekmeğini gasp etmek için büyük fırsattır. Enflasyon, işçi sınıfından kaynak aktarmanın bir yoludur, işten çıkarmalar olacak, daha ucuza işçi alacaklar bir süre sonra. Devlet şirketlere kolaylık gösterecek, bunlar eğitim-sağlık gibi toplumsal faydası olan alanlardan kısılarak ve halkın sırtına yeni vergi yükleri bindirilerek, temel ihtiyaçlara zam yapılarak karşılanacak. “Patronlar da özveride bulunuyor” büyük masaldır, memleketi yıllardır yağmalayanların küçülmesi, alan değiştirmesi bizim derdimiz değildir. Biz meseleye sahipsiz durumdaki emekçinin penceresinden bakmak zorundayız. Hayat pahalılığına, işsizliğe, ek sömürü mekanizmalarına karşı örgütlü mücadele ve dayanışmayı güçlendirmeliyiz.

‘İYİ EMPERYALİZM-KÖTÜ EMPERYALİZM YOKTUR’

Konunun emperyalizme karşı mücadele boyutu var. Türkiye ekonomisi dediğiniz gibi kırılgandı ama sonuçta ABD’den gelen bir saldırı da söz konusu...

Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerilim henüz bu noktalara gelmeden önce bir konuda uyarıyorduk: Bugünkü sistemde ABD ile yaşanan gerilim Türkiye için çok tehlikelidir. Neden tehlikelidir? Tehlikelidir çünkü bugünkü iktidar kendi varlığını biraz da ABD’ye borçludur. Tehlikelidir çünkü ABD ve diğer batılı emperyalistler Türkiye’nin askeri, siyasal, ekonomik, kültürel yaşamının her tarafına yerleşmişlerdir. Tehlikelidir çünkü Türkiye’ye egemen olan patron sınıfının ABD ile derin bağları, ilişkileri vardır. ABD’nin her tür pisliği yaptırabildiği Gülen cemaati düne kadar bu ülkenin resmi sahibi durumundaydı, dokunan yanıyordu. Bu nedenle diyoruz ki emperyalizmle mücadele parçalı bir şey olamaz. İyi emperyalizm-kötü emperyalizm yoktur. Emperyalizm tekellerin egemen olduğu bir dünya sistemidir. Türkiye’yi kapitalistler yönetecek ama biz emperyalist sistemin dışına çıkacağız! Böyle bir şey saçmalıktır. Bakın Venezuela ne hale geldi? Venezuela’nın da ekonomisinde yapısal sorunlar var. Ancak ABD ile yaşadıkları gerilimde Venezuela’nın zayıf karnı bu ülkedeki sol iktidarın kapitalizmin temellerini yok etmemesi, ülkede hala güçlü ve etkili bir sermaye sınıfının varlığıdır. Kapitalizm çürütür. Ülkeler ya güçlü emperyalist ülkelerin müdahalesine açık hale gelir ya da kendisi emperyalist hiyerarşinin tepesine tırmanmaya çalışıp başka halkların başına dert olur. Bakın, siyasi iktidar ABD ile “savaş” haline olduğunu iddia ettiği, Rusya’yla ilişkilerini geliştirme arayışında olduğu bir sırada Suriye’deki varlığını ve müdahalesini artırma niyetiyle hareket ediyor. Yani bir tarafta mağduru öte tarafta muktediri oynuyor. Milyonlarca yoksula da milliyetçilik şerbeti içirilmeye çalışılıyor. Gerçekleri göremesinler diye. ABD emperyalizmi ile azıcık mücadele olmaz. Sonuçta olay gelir berberlerin Amerikan traşı yapmamasına bağlanır! ABD emperyalizmine karşı topyekun mücadele edilmelidir bunun parçası da bugünkü toplumsal düzenin değişmesidir. ABD’ye kafa tut, bir yandan da IMF ile örtülü görüşmelere başla! Ciddiyeti yok. Türkiye’nin sorunu, ülkeye çöreklenmiş sermaye sınıfıdır. Amerikancılığın kaynağında da bu sınıf vardır. 

‘İŞSİZLİĞE, HAYAT PAHALILIĞINA KARŞI DAYANIŞMAYI, EMEKÇİ KÜLTÜRÜNÜ, DİRENİŞİ, PAYLAŞIMI ÖNE ÇIKARAN BİR MÜCADELE HATTI GELİŞTİRMELİYİZ’

Ne yapmalı? TKP ne öneriyor?

Türkiye Komünist Partisi bugün ekonomik durumla ilgili bir açıklama daha yaptı. Bu açıklama emekçilere bildiri olarak da ulaştırılıyor. Biz konuya emekçi halk açısından yaklaşıyoruz. Emeği ile geçinenlerden fedakarlık isteniyor. Ne fedakarlığı? Türkiye’yi bu hale getirenler bellidir, işçi sınıfının, emekçilerin, küçük esnafın, yoksul köylünün bir sorumluluğu yok. Onların tek suçu bu soyguna, bu hırsızlığa göz yummalarıdır. Şimdi uyanmanın tam zamanı. ABD emperyalizmine karşı mücadele, bugünkü soygun düzenine karşı mücadeleyle birleşmeli. İşsizliğe, hayat pahalılığına karşı dayanışmayı, emekçi kültürünü, direnişi, paylaşımı öne çıkaran bir mücadele hattı geliştirmeliyiz. TKP bunun için somut adımlar atacak. Partimiz Eylül’de büyük bir örgütsel dönüşümü tamamlıyor. İşçi sınıfı içinde daha örgütlü bir parti haline geliyoruz. Eğer biz devreye girmezsek, Türkiye liberalizmle, milliyetçiliğin el ele ülkeyi harabeye çevirmesini izleyecek. Ne bu ülkeyi ne bu halkı çaresiz bırakma lüksümüz yok. Evet, büyük bir iddiayla, büyük bir güvenle “bu düzen değişecek, başka çıkış yok” diyoruz. 24 Haziran öncesinde “bu düzen değişmeli” dediğimizde tepki gösterenler şimdi panik içinde sığınacak yer arıyor. Biz de diyoruz ki kapitalizmde sakin liman yoktur. Aptalca değil, eşitlik ve özgürlük içinde huzur arıyorsanız sosyalizm tek seçenektir.

İLGİLİ HABER
'Paramızın değer kaybına karşı halkımız ne yapmalı?'


 


CHP'li muhaliflerden B planı: Olağanüstü kurultay toplanmazsa tüzük kurultayı

Ankara'da dün bir araya gelen CHP'li muhalifler, aldıkları kararı yazılı bir açıklama ile duyurdular. Muhalifler, 'Kurultay toplanmazsa tüzük kurultayı hakkımızı kullanacağız' açıklamasında bulundular.

CHP'de "Değişim ve Umut Kurultayı" için Ankara'da toplanan CHP'li muhalifler, "Olağanüstü Kurultay çağrısının yapılmaması halinde tüzüğümüzün verdiği tüm demokratik hakları, tüzük kurultayı da dahil olmak üzere kullanacağız" açıklaması yaptı.

Ankara'da dün bir araya gelen CHP'li muhalifler, almış oldukları kararı yaptıkları yazılı açıklama ile duyurdu.

Açıklamada, CHP'nin yeniden iktidar alternatifi olmak zorunda olduğu belirtilerek, "CHP değişmeli, yeniden halkımıza umut olmalı ve iktidar yürüyüşüne başlamalıdır. 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında ortaya çıkan ekonomik ve siyasal tablo karşısında yurttaşlarımızın, seçmenlerimizin ve üyelerimizin talebi “değişim ve umut” olmuş ve bu beklenti partimizin Olağanüstü Kurultayı'nı toplanmasını gündeme getirmiştir. Olağanüstü Kurultay'ın yapılması için sayısal yeterlilik sağlanmış, siyasal irade ortaya konulmuştur. Bununla birlikte asıl tartışmanın sayısal yeterlilik olmadığı, siyasal ve politik olarak alınan tutumun ve iradenin asıl tartışma konusu olarak ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.  Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, siyasal koşullar ve yakın zamanda gerçekleşecek yerel seçimler nedeniyle ve partimizde tartışılan yapısal sorunlar karşısında yükselen Değişim ve Umut talebiyle Olağanüstü Kurultay'ın toplanması zorunlu ve ertelenemez hale gelmiştir" denildi.

'OLAĞANÜSTÜ KURULTAY BİR AN EVVEL TOPLANMALIDIR'

Açıklamada, "Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Olağanüstü Kurultay çağrısıyla açığa çıkan bu sayısal ve siyasal iradenin demokratik ve meşru talebini çok geç olmadan yerine getirmelidir. Olağanüstü Kurultay bir an evvel toplanmalıdır. Partiyi yargıda tartıştırmayacağız dedik ve sözümüzün sonuna kadar arkasında duracağız. Olağanüstü Kurultay çağrısının yapılmaması halinde tüzüğümüzün verdiği tüm demokratik hakları, Tüzük Kurultayı da dahil olmak üzere kullanacağız. Ertelenemez ihtiyacımız olan yapısal sorunlarımızın tartışılacağı yer kurultaydır. Kurultayı yapmayarak partimizi kamuoyunda tartıştırmaya devam etmek doğru değildir. Partimizi kamuoyunda tartıştırmanın sorumluluğu meşru ve haklı kurultay talebini yerine getirmeyenlere ait olacaktır" ifadelerine yer verildi.



Rusya’da internetten oy kullanma sistemi gelebilir

Resmi kaynaklara göre Rusya’da 2021 parlamento seçimleri için internetten oy kullanma sisteminin getirilmesi düşünülüyor.

Rusya Merkez Seçim Koordinasyonu üyelerinden birinin basına verdiği demece göre Rusya 2021 seçimlerinde internet üzerinden oy kullanma sistemine geçmeyi düşünüyor. Rusya devletinin resmi kaynaklarına göre bu sistem hali hazırda İsviçre ve Estonya’daki sisteme benzeyecek.

Rusya Merkez Seçim Koordinasyonu üyelesi Vasili Lihaçev cuma günü düzenlenen basın toplantısında, “Rusya Federasyonu topraklarının ölçeğini dikkate alarak internet oy kullanma yöntemini kullanmaya başlamamız gerekiyor. Bir sonraki federal seçimlerde (2021 parlamento seçimleri) bu konuda bir şeyler yapacağımızı düşünüyorum” dedi.

Yetkilinin, internet yoluyla oylamaya olası bir geçişi engelleyen temel sorunun, güvenlik kaygılarının olduğunu söyledi. Sistemin tek bir oy kaybının bile olmayacağını garanti ettiğinde geçerli sayılabileceğini de sözlerine ekledi. Ayrıca İsviçre ve Estonya gibi ülkelerde olduğu gibi olumlu örneklerin yapılabileceğine şahit olduklarını söyledi.

Aynı röportajda Lihaçev, “Mobil Seçmen” olarak adlandırılan devamsız oy verme sistemini genişletmenin gerekli olduğunu söyledi. “Mobil Seçmen” sistemi gezici sandıklardan oluşuyordu ve her seçimde oy çalma ve yolsuklara alan açtığı için yoğun eleştirilere maruz kalıyordu.



KDHC ve Güney Kore liderleri üçüncü kez Pyongyang'da buluşacak

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ile Güney Kore arasındaki üçüncü zirvenin Eylül ayında KDHC'nin başkenti Pyongyang'da gerçekleşeceği duyuruldu. Tarafların birlikte yaptığı açıklamada liderlerin önceki görüşmelerde alınan kararlara sadık kaldığı vurgulandı.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ile Güney Kore arasındaki yeni zirvenin Eylül ayında Pyongyang’da gerçekleşeceği duyuruldu. Güney Kore Birleşme Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada heyetlerin zirveyi görüşmek üzere iki ülke arasındaki askerden arındırılmış bölgede yer alan Panmunjom ateşkes köyünde bir araya geldiği ve daha önceden kararlaştırılan zirvenin ayrıntıları hakkında anlaşıldığı duyuruldu.

'ALINAN KARARLAR TAKVİME UYGUN OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLİYOR'

KDHC Dışişleri Bakanı Ri, zirvenin KDHC'nin nükleer silahlardan arındırılması ve Kore Yarımdası'nda barışın nasıl sağlanacağını tartışma imkanı vereceğinin altını çizdi. Nisan ve Mayıs aylarında bir araya gelen liderlerin alınan kararlar konusunda takvime sadık kaldıklarını vurgulayan Ri, "Eğer görüşmede gündeme getirilen konular çözülmeseydi beklenmeyen sorunlar ortaya çıkabilirdi" ifadelerini kullandı.

Güney Kore Devlet Başkanı Moon bu yıl Pyongyang'ı ziyaret edecek ilk lider olacak. Zirvenin tarihi hakkında ayrıntılar paylaşılmadı.

Çin, Güney Kore ve ABD liderleriyle bir araya gelen KDHC lideri Kim’in görüşme trafiğine rağmen KDHC üzerindeki yaptırımlar hala hafifletilmiş değil.

İLGİLİ HABER
Pompeo 'ilerleme kaydettik' dedi, KDHC tersini düşünüyor



Migros'a satılan Makro Market'in tazminatsız işten çıkarılan işçileri hak arıyor

Samsun'da 22 mağazası bulunan Makro Market'in Migros'a satılmasıyla birlikte yaklaşık 100 işçinin işten çıkarılmasına yönelik protesto eylemleri sürüyor. Dün bir araya gelen mağdur Makro Market işçileri ve aileleri, 'Hakkımızı alana kadar eylemlerimiz devam edecek' mesajı verdi.

Samsun'da Migros'a devir edilmesi üzerine Makro Market'teki işlerinden çıkarılan işçiler, Türk-İş'e bağlı Tez-Koop-İş Sendikası ile birlikte Makro AVM önünde dün oturma eylemi yaptı. 120 kişinin katıldığı eylemde basın açıklaması yapan grup, "Kıdem tazminatı ve diğer haklarımızı istiyoruz" dedi.

Samsun Haber gazetesinde Tayfur Kara ve Şükrü Berk Askar imzasıyla yayımlanan habere göre Tez-Koop-İş Sendikası Samsun şube başkanı Tarık Sayın, "Makro işçisi arkadaşlarımız, yıllarını vermiş oldukları iş yerinden çeşitli entrikalarla çıkarıldılar. Makro yeni bir firma ile satış anlaşması yapıyor ve bu sırada çalışan arkadaşlarımız ise 'tazminatını aldı çıkarıldı', 'kendi rızasıyla ayrıldı', 'işe gelmedi çıkarıldı' gibi farklı farklı kodlarla işinden oluyor. Konuyla alakalı hukuksal süreci başlattık fakat bundan sonraki süreçte ise işçi arkadaşlarımızın kıdem tazminatları ve diğer haklarının verilmesini talep ediyoruz" dedi.

BAYRAMLIK ALAMAYACAKLAR

Eyleme katılamayan fakat aynı konudan mağdur olan yüzlerce işçi olduğunu belirten Sayın, "Kurban Bayramı'na az kaldı ve işçi arkadaşlarımız daha çocuklarına bir kıyafet alabilecek durumda değil. Bu noktada siyasilere de seslenmek istiyoruz. Bu işçiler, yıllarını verdikleri Makro'da bir aile gibi çalıştılar didindiler, bugün söz konusu hak aramak olduğunda da sizleri yanımızda görmeyi istiyoruz" ifadelerini kullandı.

ÖRGÜTLÜLÜK ÇAĞRISI

Ülkenin her yanında işçi ve emekçinin yanında olduklarını söyleyen Sayın, "Türk-İş ve Tez-Koop-İş Sendikası olarak, Türkiye'nin neresinde olursa olsun hakkı yenilen tüm işçilerin yanında olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bunun yanı sıra işçi arkadaşlarımızı da, bulundukları iş yerlerinde birlik olarak örgütlenmeye davet ediyoruz. Makro işçilerinin mağduriyeti ile alakalı eylemlerimiz sistematik olarak devam edecek" dedi.

İLGİLİ HABER
Samsun’da işçi kıyımı: Makro AVM 100 işçiyi işten çıkardı, kıdem tazminatlarını ödemedi

İLGİLİ HABER
Samsun’da işten çıkarılan Makro Market işçileri protestoyu sürdürüyor

İLGİLİ HABER
Makro Market işçileri yürüdü: Tazminatlarımız gasp edilemez

 


Elon Musk 'Tesla' planını açıkladı: Suudi Arabistan'a satmak

Rekor zararlara uğrayan Tesla'yı özel şirket haline getirebileceğini duyuran Elon Musk, şirketle ilgili planının Suudi Arabistan'a satmak olduğunu duyurdu.

Tesla CEO'su Elon Musk, şirketle ilgili Twitter'dan yaptığı açıklamayla şirketi hisse başına 420 dolardan satın almayla özel şirket haline getirmeyi düşündüğünü, gereken fonu bulduğunu açıklamıştı.

Musk'ın iddiası 72 milyar doların nereden geleceği konusundaki belirsizlik sebebiyle tartışmaya yol açmıştı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Musk, iki yıldır Suudi Arabistan'la şirketin özelleştirilmesi için görüştüğünü duyurdu.

Suudilerin ilk kez 2017 başında kendileriyle iletişime geçtiğini ve petrol dışında yatırım yapmak istedikleri için şirketi satın almak istediklerini açıklayan Musk, sonrasında toplantılara başladıklarını söyledi.

"Suudilerin şirketi alacak paraya sahip oldukları açık" diyen Musk, geriye kalanın yalnızca işlemlerin yapılması olduğunu belirtti.

Tesla, konan üretim hedeflerini yakalayamamış, rekor zararlara imza atmıştı. Şirketin nakit sıkıntısı yaşamaya başladığı konuşuluyordu.

İLGİLİ HABER
Elon Musk'tan tartışmalı paylaşım: Tek tweet ile 4 milyar dolar kazandı

 

İLGİLİ HABER
Tesla'dan 717 milyon dolarlık rekor zarar

İLGİLİ HABER
Suudi Arabistan petrolden uzaklaşmaya çalışıyor


Tunus’ta kadınlara eşit miras hakkı önerisine şeriatçılar tepki gösterdi

Tunus Başkanı El-Beci Kaid es-Sibsi ülkedeki şeriatçı grupların muhalefetine rağmen kadınlara eşit miras hakkı getiren yasa tasarısını parlamentoya sundu.

Tunus’ta kadınların eşit miras hakkının gündeme gelmesi ülkedeki şeriatçıların tepkisini çekmişti. Şeriatçı gruplar, kadınların eşit miras hakkından faydalanmaması için Cumartesi günü parlamento önünde kalabalık bir eylem düzenlemişti.

Tunus'ta hali hazırda geçerli olan İslami yasaya göre kadınlar erkeklerin aldığı mirasın yarısını alabiliyor.

Tunus Başkanı El-Beci Kaid es-Sibsi bugün kadınların eşit miras hakkından faydalanabilmesini sağlayacak olan yasa tasarısını parlamentoya sundu. Fakat bu yasa tasarısına göre isteyen aileler şeri hukuka göre miras paylaşımı yapmayı sürdürebilecek.

Tunus’ta geçtiğimiz sene kadınlar Müslüman olmayan erkeklerle evlenebilme hakkı kazanmıştı.


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...