son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  CUMHURIYET
2  MILLIYET
7  HÜRRIYET RSS
_  ODATV
2  AA
7  HABERTÜRK


Bir kadin katilinin öyküsü

40 yil önce karisini öldürerek cezaevine giren Albert Flick geçen yil isledigi bir cinayet için mahkum edildi. Dünya basininda ilgi gören, hikayenin sahnedeki kahramani Flick'ti ama olaylar 'manyak ve yasli katil' klisesine sigacak gibi degil.

ABD'den gelen suç haberleri çogu zaman yari magazin bir içerikle Türk basinina da yansiyor.

Seri katiller, kanli cinayetler, "suç makineleri" gazetecilik deyimiyle her zaman satiyor.

Bugünlerde ülkemiz basininda da yer bulan bir olaysa, haber olusuyla degil ama kendi varligiyla üzerinde durmaya deger.

Albert Flick adinda bir adamin 2010 yilinda "artik suç isleyemez" denilerek serbest birakilmasindan sonra yasananlar ve geçen yil isledigi bir cinayet ülkemiz basininda bu sekilde sunuldu: Yasli diye saliverilen mahkum, çikar çikmaz cinayet isledi.

Aslinda örnegin CNN de benzer bir baslik seçmisti: Bir zamanlar tehlikeli olamayacak kadar yasli olduguna karar verilerek saliverilmis olan katil yeniden mahkum edildi. (Once deemed too old to be dangerous, a murderer is convicted again)

KADIN DÜSMANLIGINDA KANLI BIR 40 YIL

People.com sitesinde yayimlanan bir haber dosyasi ise bu basliklardan fazlasini söylüyor.

People.com'un haberine göre Flick ilk cinayetini 1979 yilinda 35 yasindaki karisi Sandra'yi öldürerek isliyor. Karisinin Flick'ten bosanmak üzere basvururken, polis gözetiminde evi terk etmesini de sagladigi, bundan üç hafta sonra ise esyalarini almasini istedigi belirtiliyor.

Esyalarini almak üzere geldigi evde karisini biçaklayarak öldürüyor. Olaya sahit olan Sandra'nin 12 yasindaki kizi kaçarak komsulara haber veriyor ve Flick hakkinda komsularina bilgi verecek kadar yasayan Sandra'nin katili olarak yargilanarak cezaevine giriyor.

Flick, bu cinayeti isledigi sirada 19 yildir ayni kurabiye dükkaninda çalismakta olan bir savas gazisi.

30 yil hapse mahkum edildigi yargilamada ailesi "Flick'in aslinda iyi bir adam olduguna ama bir siddet atmosferinde yetistigine" taniklik ediyor.

Flick, iyi hali nedeniyle 9 yil erken saliveriliyor.

FLICK'IN SALDIRILARI SIRADANLASIYOR

Öte yandan serbest kaldiktan sonra da kadinlara dönük saldirgan eylemleri sürüyor. Sikça yasanan Flick'in bu nedenle hapse girip çikmasi oluyor.

2007 yilinda "çiktigi" bir kadina çatalla saldirdigi için tutuklaniyor.

2010 yilinda bir baska kadina saldirisinda polis tarafindan bir yangin merdiveninde kendini asmaktayken bulunuyor.

2014 yilinda yine bir kadina yönelik tehditleri sonrasinda yargilaniyor ve 2016 yilinda yeniden cezaevine konuluyor.

Serbest kaldiktan sonra yegeniyle birlikte kaldigi bir evde yasamak üzere New York'a dönüyor. Burada 48 yasinda Kimberly Dobbie adinda bir kadinla kütüphanede tanisiyor.

Kimberly Dobbie, çocuklari ile birlikte bir barinakta kaldiklarini ama kendi evlerine çikmaya hazirlandiklarini söylüyor Flick'e. Flick çocuklara yemek ismarliyor.

Takintili bir sekilde takip ettigi Kimberly Dobbie'yi, bir çamasirhanede öldürüyor. Ikizlerinin önünde.

Geçtigimiz Çarsamba mahkeme Flick'i 25 yil hapis cezasina çarptirdi.

BU KADAR MÜSAMAHA SUÇA TESVIK SAYILIR

Kadinlari hedef seçen takintili bir savas gazisi.

Çok sayida yaralama, bir kismi ölümle sonuçlanabilecek saldirilar ve iki cinayet.

Iyi hal indirimi ile erken çikilan hapis cezalari...

Isledigi bir baska saldiridan sonra "artik çok yasli, bir sey yapamaz" denilerek serbest birakilmasi...

Gazetelere cinayet isleyen ve "malesef" serbest birakilmis bir deli olarak yansitilan Flick vakasinda asil haber degeri tasiyansa kadin düsmani bir savas gazisine Amerikan adaletinin gösterdigi müsamaha oluyor.


Iddia: Türk IHA'si Libya'da 8 askeri öldürdükten sonra düsürüldü

Libya Ulusal Ordusu’ndan bir kaynaga dayanarak yapilan bir habere göre Türkiye’ye ait bir IHA’nin saldirisinda 8 asker hayatini kaybetti. Hafter’e bagli ordunun Türkiye’ye ait IHA’yi düsürdügü söyleniyor.

Hafter’e bagli güçlere yönelik Trablus’taki IHA saldirisinda 8 askerin hayatini kaybettigi iddia edildi. Al-Arabiya, Hafter’e bagli Libya Ulusal Ordusu’nun saldiriyi Türkiye’nin gerçeklestirdigini iddia ettigini belirtiyor.

marbutahaber’de yer alan iddiaya göre, Libya yerel kaynaklari Hafter’e bagli ordunun Türkiye’ye ait IHA’yi düsürdügünü de duyurdu.


Sizofreni tedavisi için büyük önemi olan ilaç eczanelerde bulunamiyor!

Sizofreni hastalarinin tedavisinde kullanilan ve tedavinin çok önemli bir parçasi olan ‘klozapin’ etken maddeli ilaç bir süredir piyasada bulunamiyor. Türkiye Psikiyatri Dernegi ilaci temin etmekte zorluk çeken ve tedavileri aksayan hastalara mutlaka hekimlerine basvurmalarini önerirken, soL yazari psikiyatrist Tolga Binbay, ilacin kâr getirmedigi için üretilmedigi görüsünde.

Özellikle sizofreni hastalarinin tedavisinde önemli yeri olan "klozapin" etken maddeli ilaç, son dönemde temin edilemiyor. Temin güçlügü nedeniyle hastalarin tedavilerinin aksadigini duyuran Türkiye Psikiyatri Dernegi, dernek olarak sorunun bir an önce çözülmesi amaciyla Saglik Bakanligi Ilaç ve Eczacilik Genel Müdürlügü'ne, Türk Eczacilar Birligi'ne ve Türk Tabipleri Birligi'ne yazili bildirimlerde bulunduklarini açikladi. Dernek açiklamasinda, “Hastalarimiza tedavilerine ara vermemelerini, baska tedavi seçeneklerinin degerlendirilmesi için psikiyatri uzmanlarina basvurmalarini önemle hatirlatiriz” denildi.

“ÖZEL SEKTÖR TOPLUM SAGLIGIYLA OYNAMAKTADIR”

soL yazari, psikiyatrist Tolga Binbay da sizofreni tedavisinde çok önemli bir yeri olan "klozapin"in bir süredir bulunamadigini ve ilacin Türkiye’de piyasaya iki firma tarafindan sürüldügünü söyledi. 

Görüslerine basvurdugumuz Binbay, “Birisi tüm dünyada faaliyet gösteren büyük bir ilaç tekeli. Digeri ise yerli bir ilaç firmasi. Büyük ilaç tekeli bir yil kadar önce 'kur dalgalanmasi' ve 'yeniden yapilanma' gibi nedenlerle ilaci Türkiye 'pazarina' çikarmamaya basladi. Böylece Türkiye'de klozapin üreten tek bir ilaç firmasi kaldi. O da talebe yetisemedigi için ilacin temininde sikintilar ortaya çikti. Durum budur. Yani kapitalist ilaç pazari, yere göge sigdirilamayan özel sektör toplumun sagligiyla oynamaktadir. Hastalarimiz tedavilerinin aksamamasi için hekimlerine basvurmali ama hepimiz yani hastalar, hasta yakinlari, hekimler ve tüm toplum bu akildisi durumu da bilmeliyiz” diye konustu.

KÂRLI OLMAYACAGINDAN ÜRETILMIYOR

Binbay ilaçla ilgili olarak da önemli bilgiler verdi: “Ilaç aslinda 70’lerde bulunmus bir ilaç. Sizofreni tedavisinde kullandigimiz en iyi ilaç. Ancak yan etkileri nedeniyle kontrollü kullaniyoruz. Ayrica bir tek sizofrenide degil, bipolar bozuklukta, psikotik bulgulu depresyonda ve hatta Parkinson Hastaligi’nda kullaniliyor. Kur artisi nedeniyle ilacin fiyati Avrupa pazarina göre Türkiye’de düsük kaldi. Bu nedenle baska ilaçlarin da basina geldigi gibi firma artik klozapin etken maddeli ilaci Türkiye piyasasindan çekti. Hatta sitelerinde yer alan ilaç portföyünden de klozapini çikardi.”

Binbay, klozapin etken maddeli Türkiye pazarina sunan ikinci bir firmanin da oldugunu hatirlatti ve söyle konustu: “Yerli firma da büyük olasilikla ham madde temininde sorun yasadigindan talebe yetisemiyor. Örnegin yerli firmanin ilaci Izmir’de sadece iki eczaneden bulunabiliyor. Hastalar ve yakinlari ise magdur oluyor. Hekimler muadil ilaç önerebilirler ancak tedavide aksakliklar yasanabilir. Çünkü bu ilaç, sizofreni tedavisindeki en iyi ilacimiz. Hastalarimiz günde en az iki tane aliyorlar ve günde sekiz adede kadar çikabiliyoruz. Bir kutuda 50 adet ilaç bulundugu göz önünde bulundurulursa durumun ciddiyeti daha iyi anlasilir. Dolayisiyla ilacin bir süredir bulunamamasi önemli bir sikinti.”


Güzeloba'da mahalleli imam hatiplestirmeye karsi tepkili

Antalya Muratpasa'da, Güzeloba Ortaokulu’nun tasinacagi yeni binanin Imam Hatip Ortaokulu olarak açilacagini ve çocuklarinin Imam Hatip’te misafir ögrenci olarak egitim görecegini ögrenen veliler imza kampanyasi baslatti. Kampanya mahalle sakinlerinden büyük destek görüyor.

Antalya Muratpasa'daki Güzeloba Ortaokulu yeni binaya tasinirken, ögrencilere artik alisilmis olan sürprizlerden birisi yapildi. Ögrenciler okulun tasinacagi yeni binanin Imam Hatip Ortaokulu olarak açilacagini ve Imam Hatip’te misafir ögrenci olarak egitim göreceklerini ögrendi. Ögrenci velileri bunun üzerine bir imza kampanyasi baslatti. Kampanya mahalle sakinlerinden büyük destek görüyor.

Imam Hatip okuluyla ortaokulun bir arada olmasinin inanan-inanmayan, ibadet eden-etmeyen seklinde kutuplastirici etkilerine deginen veliler, Güzeloba Ortaokulu’ndan ve Irfan Ilk Ortaokulu’ndan toplam 1235 ögrencinin misafir olarak nakil olacagi binanin kapasite yetersizliginin de oldugunu, siniflarin mevcudunun artmak zorunda kalacagini, derslik yetersizliginden dolayi bazi siniflarin diger siniflara dagitilacagini da anlatip, mahalleliyle kaygilarini paylastilar. Gün boyu açik olan imza masasina ugrayarak velilerin yasadiklariyla ilgili bilgi alan mahalle sakinleri, imza kampanyasina destek verdiler.
 


Terkoglu: Cumhuriyet düzeni çökerken imtiyazlar yükseliyor

Metastaz kitabinin yazarlarindan Baris Terkoglu, TKP Darica örgütünün düzenledigi 'Metastaz Ve Devletin Yeni Düzeni' etkinligine konusmaci olarak katildi. Yapit üzerinden cemaatlere ve AKP ile iliskilerine deginen Terkoglu, 'Türkiye de son 15 yildir çesitli sekillerde elestirdigimiz cumhuriyet düzeni çöktü. Imtiyazlar yükseldi' dedi.

Baris Terkoglu TKP Darica örgütünün düzenledigi “Metastaz Ve Devletin Yeni Düzeni” baslikli etkinlikte konustu. Terkoglu konusmasinda, yazarlarindan oldugu Metastaz çalismasi üzerinden cemaatlerle ilgili pek çok konuya degindi. Terkoglu, “Cumhurbaskanligi forsundaki 16 yildiz, kurulan devlet sayisidir. Çok yildiz olusu, çok kurulusu oldugu kadar çok yikilisi da gösterir. Burasi yazlikçilarin da oldugu bir bölge. Yazliklarda gelis gidislerde sürekli bir tasinma hali olur. Ben ülkenin içinde bulundugu durumun da buna benzedigini düsünüyorum. Ülkemizde kanunlar, düzen kurma ya da düzen yikma çok tartisiliyor, sürekli yeniden yapilandiriliyor. Türkiye bir türlü hangi anayasal düzeni oturtacagina karar veremiyor. Anayasa tanimi yapilirken sivil anayasa, siyasi anayasa vs hep farkli basliklarda aksettirildi. Anayasa özetle siyasi iktidara sinir çizen metindir. Iktidar sinirlari kaldirmak istiyorsa, sinir yok iktidar benim diyorsa anayasa ortadan kalkar” diye konustu.

“CUMHURIYET DÜZENI ÇÖKTܔ

Terkoglu konusmasina söyle devam etti;

Cumhuriyet düzenleri anayasal kurallara bagli düzenlerdir. Cumhuriyetin çöktügü yerlerde kurallar ortadan kalkar. Bunlarin olmadigi yerlerde imtiyazlar, ayricaliklar yükselmeye baslar. Dini ayrilikçiliklar yükselmeye baslar, birileri ben daha üstünüm demeye baslar. Tarikatlari ve cemaatleri kastediyorum. Sinifsal ayricaliklar baslar. Teknik olarak hukukta cinayeti isleyen ayni hukuk sitemine aittir ancak imtiyazlar yükselirse zenginler yoksullar ile ayni yasalara tabi olmak istemezler. Bazi aileler yükselmeye baslar. Bazi siyasi partilerin imtiyazlari baslar. Türkiye de son 15 yildir çesitli sekillerde elestirdigimiz cumhuriyet düzeni çöktü. Imtiyazlar yükseldi.

FETÖ DISINDA CEMAAT ISMIYLE MASUMIYET ISPATLANMIS OLUYOR

Kitabi yazarken bir söylem üzerine yola çiktik. Anayasa'da yazmayan hüsnü sahadet kavrami hukuk sitemine sokulmus olabilir mi diye. Savcinin suça bakmasi gerekirsen "gerçekten mi" deyip ilgili cemaatin seyhi adliyeye getiriliyor. Ve diyor ki bizim cemaattendir diyor bizim sohbetlere katilir. Savci bunun üzerine ilgili kisiyi serbest birakiyor. Bu bir dedikodu veya örnek olabilir. Ancak bu örnekler öyle noktalara vardi ki… Ankara emniyet müdürü Cihangir Ulusoy Fetö’den tutuklandi. Sonrasinda nurculugun kollarindan Hayrat Vakfi’ndan Nigdeli Sait Yavuz Cumhurbaskani Tayyip Erdogan’a mektup yazdi. Dedi ki, "Cihangir Ulusoy su tarihlerde tutuklanmistir ancak kendisi Fetöcü degil nurcudur." Cihangir Ulusoy sonrasinda serbest birakildi. Muhalif kanatta da benzer örnek var. Uluslararasi af örgütünden Taner Kiliç tutuklandi ve serbest birakildi. Zehra Vakfi’nin sayfasinda, ‘bu kisi vakfimizin mensubudur’ diye yazi var. Artik hukuk siteminde ben Fetöcü degilim su cemaatten veya tarikattanim diyorsunuz ve bu masumiyet ispati anlamina geliyor. Imtiyazlarin örnekleri olarak bunlari ele alabiliriz. Devlet kendi içinde hazirladigi bir raporda ‘Fethullahçilar kendilerini baska tarikatlarda gibi gösterip renklendiriyorlar, bu konuda dikkat edilmelidir’ notunu düsüyor.  Ancak Fethullahçilar ile mücadele ederken 15 Temmuz’da yaratilan tehlikeyi olusturan tarikata benzer baska tarikatlarin yaratilmasinin tohumunu ekmeye basliyor

TARIKAT SEYHININ KURALLARINA BAGLILAR

Paris’te mezhep savaslari sonucunda 30.000 insan bogazlandiginda bir siyasal karara varildi. Burada laiklik karari alindi. Insanlar yargilanirken mezhebine göre degil suç isleyip islemedigine göre yargilansinlar diye karar verdiler. Sadece Nurculugun devletin içerisinde sayabilecegim 10 farkli kolu var. Sadece Ismail Agacilar bile kendileri içinde üçe dörde ayriliyorlar. Toplumu inançlar ile bölmek baris getirmiyor. Toplumu parçalayan bir yaklasim olusuyor. Türkiye’de bütün tarikatlarin hepsi her konuda, cinsel meselelerden, sakal kesimi gibi basit dini konulara kadar her konuda ayrisiyorlar. Hepsinin ayri zikir törenleri var. Tarikat seyhinin yazmis oldugu kurallara baglilar. ‘Sen kendi basina çok sayida Allah’in adini anarsan degil sana yazdigim kurallar çerçevesinde Allah’in adini su sekilde zikir edersen geçerlidir’ diyerek Allah ile insanlar arasina elçi sokuyorlar. Çok yaygin bir tarikat olan Menzilciler, zikir için çuvalin içine giriyor, ilgili sözleri arka arkaya dile getiriyor. Metastaz kitabinin basinda yer alan fotografta polis akademisinde ceketini kafasina çekenler iste bu menzilciler.

FETÖ BORSASI: SERVETINI PAYLAS, YARGILANMAKTAN KURTUL

Dallanma budaklanma o kadar açik ki devletin resmi tarikati bile var. Hakyolcular olarak aniliyor,  Iskenderpasacilar aslinda. Neden resmi tarikat çünkü Çiller’in, Tayyip Erdogan’in hoca diye bildikleri buradan çikmislar. Nedeni ise kravat takan, takim giyenler olmalari, devlette görev yapmaya en müsaitler. Iki yüksek mertebedeki devlet görevlisi ‘biz Fetöcü degiliz Hakyolcuyuz’ diye ifade verdiler. 6 yasinda çocukla evlenilebilecegini, asansörde halvet olunabilecegini söyleyen Nurettin Yildiz… Bu adamin bile Türkiye’de dernegi var. Hem de bir hukuk dernegi. Her yil toplantilar düzenliyor. Bu toplantilara Selahattin Mentes dahil olmak üzere onlarca hakim ve savci katiliyor. Imtiyazlarin baska basliklari da var. ‘Fetö borsasi’. Bir zenginin Fetö’den göz altina alinirsa, servetinin bir bölümünü vermek kaydi ile yargidan kurtulmasina biz ‘Fetö borsasi’ diyoruz. Izmir’deki örnekten hareket edelim. Ahmet Küçükbay, Izmir’in en bilinen zenginlerindendir. Fethullah’in çikisi Izmir’dir ve hareket orada çok yaygindir. Damarlari çok yaygindir. Bu zengin tartismasiz Fetöcü. Kendisi zaten itirafçi oldu. Tüm Fetöcü kuruluslarda var. Fethullah istemis, Kanal 35’i kurmus, Gediz Üniversitesi’ni kurmus. Küçük bir bakkalken nasil olmussa dev bir isletmeye dönüsmüs. Bu kitapta önce tutuklanip sonra serbest kaldiginin hikayesini yazdik. Ögretmenler, askerler alindi Ahmet Küçükbay, 2016’ya kadar alinamadi. AKP’nin Izmir binasinin mal sahibi Ahmet Küçükbay. 2014’te Binali Yildirim Izmir’e gidip çalisma ofisi talep ediyor. Fetöcü olmanin ötesinde AKP’nin il binasini kiraya verecek kadar siyasiler ile iç içe. 2016 Agustos sonunda artik içeriye alindi ve tutuklandi. Sirasi ile görüsmeler yapti, hapisten çikmasi ile ilgili. Ilk önce çevresinde mafyatik adamlar peyda oluyor. Parayi ver biz bu isi çözelim diye. Ikinci tip adamlar medyaci, gazeteci adamlar. Sen eger su kadar para vermezsen, biz seni yazar çizeriz, verirsen Fetöcü degildir diye yazariz.

"FARKLI ADLARLA YENIDEN ÖRGÜTLENEN BU DÜZENE METASTAZ DIYORUZ"

Üçüncü tip insan ise sermayedarlar, baska zenginler. Iktidara yakiniz senin sorununu çözeriz diyor. Nasil serbest kaliyor? Gizli sakli degil. Dev orkide yaglarinin oldugu sirketin %51’ini hapishanede satiyor. Kim bu hisseleri almaya cesaret eden yürekli insan derseniz, Latif Topbas. Cumhurbaskani’na yakin, gida sirketlerinin sahibi olan. Sonra Ahmet Küçükbay hizla itirafçi oluyor, makul bir ceza ile çikiyor ve servetinin büyük kismi iade oluyor. Sinifsal, sermaye imtiyazi bu sekilde. Üçüncüsü aile imtiyazi. Tuskon büyük toplantisinda Erdogan’i tehdit eder konusma yapti ve yüzlercesi alkisladi. Erdogan sinirlendi. Bu toplantiya katilanlar HAKKINDA dava açildi, yargilaniyorlar. Kadir Topbas da yargilaniyor. Topbas’in damadi, Kavurmaci da alindi. Toplantida yanindaki adam ayni sekilde hareket ediyor, birlikte alkisliyorlar, birlikte bekliyorlar. Kavurmaci alinirken bu adam davanin sanigi veya tanigi bile olmuyor. Kendisi ‘Ortadogu’ grubun sahibi Mehmet Gür. Nasil kurtulmus bunu merak ediyoruz ve arastirinca Bilal Erdogan’in Mehmet Gür ile ortak oldugunu görüyoruz. Içeri alinmamasinin bundan baska bir sebebi görünmüyor. Ve siyasi imtiyazlar… TRT’yi yönetmis kisi Ibrahim Sahin. Aldigi 100 personelden 84’ü Fetöcü. Bugün hale içeriye alinmadi çünkü AKP ile baglantisi var. 17-25 Aralik’tan sonra dahi Fethullah ile baglari defalarca ispatlanan Ismail Rüstü Cerit, bugün Yargitay baskani çünkü siyasi baglantilari var. Özetle cumhuriyet düzeni çökerken imtiyazlar yükseliyor. Ayricalikli olan artik saklanamayacak kadar gözümüze batiyor. Fethullahçilar’in örgütlendikleri düzene kanser deniliyordu simdi de farkli adlar ile yayilarak yeniden örgütlenen bu düzene metastaz diyoruz.


Süleyman Soylu: Isterlerse deneyelim

Içisleri Bakani Süleyman Soylu, Sahil Güvenlik mürettebatiyla yedigi aksam yemeginde, Avrupa ülkelerinin Türkiye'yi kaçak göçmenler konusunda yalniz biraktigini iddia etti ve 'Türkiye bu isi kararlilikla yürütmezse Avrupa'daki hiçbir hükümet alti ay dayanamaz' dedi.

Hükümet degisikligi senaryolari kulislerde konusulurken, görevden alinacagi iddia edilen isimler arasindaki Içisleri Bakani Süleyman Soylu, Avrupali siyasetçileri kaçak göçmenler konusunda uyardi.

Sahil Güvenlik mürettebatiyla dün yedigi aksam yemegi sirasinda bir de konusma yapan Soylu, Avrupa'nin göçmen politikalarinda Türkiye'yi yalniz biraktigini iddia etti ve "Türkiye oyalanacak bir ülke degildir. Türkiye büyük mücadele ortaya koymaktadir. Tarihin en büyük göç dalgasiyla karsi karsiyayiz. Bunlara haklari olmadigini bir kez daha söylüyorum" diye konustu. "Türkiye'yi kaçak göç merkezi haline getirmek isteyenlere tarihin en agir cezalarini verecegiz" diyen Soylu, kurtarilan kaçak göçmenler arasinda önemli sayida Afrikali oldugunu belirtti. 

Soylu, "Adini sanini duymadigimiz ülkelerin vatandaslari var" dedi ve 2017 yilinda hem karada hem denizde toplam 175 bin 752 düzensiz göçmen yakaladiklarini, bu sayinin 2018'de 268 bine yükseldigini, 2019'un ilk 6 ayinda ulasilan sayinin 162 bin 692 oldugunu söyledi.

Soylu, Avrupa ülkelerineyse söyle seslendi:

Bu konuda Avrupa’nin bizi yalniz biraktigi asikârdir. Sirt sivazlamayla olmaz. Türkiye bu isi kararlilikla yürütmezse Avrupa’daki hiçbir hükümet alti ay dayanamaz. Isterlerse deneyelim.
 


Ilhan Cihaner’le Ergenekon üzerine: Operasyon basarili oldu...

Bundan 12 yil önce baslangiç adimi atilan Ergenekon davasi, neden oldugu büyük toz dumanin aksine 'sessizce' noktalandi. Türkiye'nin yakin tarihini sekillendirmede önemli bir rol oynayan Ergenekon'u, hedef alinan isimlerden biriyle, CHP Parti Meclisi Üyesi Ilhan Cihaner’le konustuk. Ergenekon davasinin tersinden basarili oldugunu vurgulayan Cihaner, Ergenekon süreciyle ilgili...

12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda 27 el bombasi bulundugu haberinin servis edilmesiyle basladi her sey.

AKP'nin Ikinci Cumhuriyet, Yeni Osmanli gibi isimlerle andigi, mevcut devlet aygitinin çökertilerek yenilenmesine dayanan süreçte önemli hamlelerden biri olarak tarihte yerini alan Ergenekon dosyasi, görevini tamamladiktan sonra sessiz sedasiz bir sekilde, “kumpasmis” denilerek kapatildi.

2007 Hazirani'nda operasyonun basladigi ve 2019 Temmuz’unda noktalandigi Türkiye ayni Türkiye degildi artik.

100 bin telefonun izlendigi, 60 bin telefonun dinlendigi, 588 kisinin tutuklandigi, 7 sanigin ifade veremeden öldügü, iddianamelerinin toplam 17 bin sayfayi geçtigi bu davayi, AKP-Cemaat ittifakinin sürdügü dönemin hedef aldigi ve Ergenekon kapsaminda tutukladigi isimlerden biri olan dönemin Erzincan Bassavcisi Ilhan Cihaner’le konustuk.

Cihaner, davanin baslangicindan sonuna, destek verenlerinden tövbe edenlerine, iktidarina ve planlayicilarina iliskin soL’un sorularina yanit verdi.

Aradan geçen 12 yilin ardindan Cihaner davaya iliskin çarpici bir tespitte bulunuyor ve “Ergenekon’u kurgulayanlarin hedefine ulastigini” söylüyor.

Iste Cihaner’in soL’un sorularina verdigi yanitlar…

‘ORDUYU, YARGIYI, BÜROKRASIYI, MEDYAYI VE GÜCÜ ELE GEÇIRMEK IÇIN KURGULANDI’

12 yil önce büyük patirtiyla ilan edilen, 'Türkiye demokratiklesiyor', 'safralarini temizliyor' denilerek alkislanan Ergenekon Davasi artik resmen bosa düsmüs oldu. Ama önce 2007’ye, Ümraniye’de “bulundugu” söylenen el bombalarina dönersek, 12 yil önce sizce nasil bir hedefle basladi bu operasyon ve gelinen noktada ne kadar basarili oldu planlayanlari açisindan?

Hedefin bürokratik, ekonomik, toplumsal yapininin ele geçirilmesi oldugu bizler için o zamandan beri açikti. Davalarin çöküsüyle birlikte de toplumun tamami tarafindan bu durum teshis edildi. Orduyu, yargiyi, bürokrasiyi, medyayi, gücü tamamen ele geçirmek için kurgulanmis bir süreç oldugu çok açikti Ergenekon’un. Türkiye’de devletin dönüsümünde yani kapitalist süreçlere yeni biçimleriyle eklemlenmesinin önünde engel teskil edecek ne kadar yapi varsa bu operasyonlarla birlikte hedefe konuldu. Elbette önceki yapilarin sol ya da sosyalizan biçimler oldugunu iddia etmiyorum ama bugünden baktigimizda çok daha kamucu biçimler oldugundan süphe yok. AKP ile Fetullahçilarin ortakliginin Türkiye’ye nasil bir miras biraktigini irdeledigimizde bu gerçegi daha iyi görüyoruz: Dinsellesmis, otoriter/güvenlikçi ve giderek kapitalistlesen bir devlet biçimi. Uluslararasi kapitalist çevrelerin ve emperyal güçlerin Türkiye’nin geldigi bu durumla temelden bir sorunu oldugunu da sanmiyorum.

O dönem AKP ile Fethullahçilar hedefler açisindan birbirleriyle ayristirilamayacak ölçüde örtüsüyordu. Bir tasla birkaç kus vurmaya çalistilar. 

Belki de aslinda sorumlusu olduklari, geçmiste Türkiye’yi bir takim darbe süreçlerine hazirlayan faili meçhulleri ve 90’lar boyunca yasananlari kullanarak, sanki onlarla mücadele ediyormus, karanligin üstüne gidiyormus gibi bir hava yaratarak baslattilar bu davalari.

‘TÜRKIYE’YI 12 EYLÜL’E GÖTÜREN YAPIYLA, BU DAVAYI PLANLAYANLAR AYNI’

Belki iddiali gelebilir bu söyledigim ama, hala iddia edilen dönemlerle ilgili, tek bir davayla ilgili derli toplu, tamam bu olay böyle olmus diyebilecegimiz bir sey açiga çikmadi. Iste Bahçelievler Katliami, Gazi Katliami, 90’larda yasananlar, Hizbullah’in nasil bu kadar güçlendigi, bunlara dair tek bir sey ortaya konulmadi. Ne yargiya Cemaat’in hakim oldugu dönemde ne de tirnak içinde söylüyorum, Fethullahçilar ayiklandiktan sonra açiga çikan tek bir olay olmadi. Bunun bize bir seyler gösteriyor olmasi lazim. Herkesin çok kullandigi seyler var, siyasal islamcilar da çok kullaniyor. Örnegin Madimak Katliami, Basbaglar Katliami, ki Basbaglar üstlenildigi halde, “aslinda öyle degil, baska bir seydi” diye kullaniliyor ama ortaya konulan tek bir sey yok. 

Bu anlamiyla baslarken ki hedefi devleti, giderek toplumu tüm unsurlariyla ele geçirmek ve kendi ajandalari etrafinda yönlendirmekti. Türkiye’yi 12 Eylül’e getiren yapi neyse, bu kumpas davasini düzenleyenler, onlarin arkasinda duranlar, sonrasinda da onlarla mücadele ettigini söyleyenlerin ayni oldugunu söylemek çok da iddiali bir sey olmasa gerek.

AHMAKLIK ELESTIRILEBILIR AMA…

Sivas, Bahçelievler gibi katliamlarin aslinda bu davalarin mesruiyet kazanmasi için kullanildigini söylüyorsunuz degil mi?

Tabii… Örnegin son günlerde Ergenekon’a destek verenlerin 300 imzali listesi yeniden gündeme geldi. Bunlarin hepsi Fethullahçilarin ajandasini biliyor demek belki haksizlik olabilir. Onlar içinde belki önemli bir kesimi kullanisli aptal, belki sonuna kadar desteklerini sürdürdüler, hala kumpas oldugunun ortaya çikmasina ragmen destek olanlar var ama bazilari da derin devletle, faili meçhullerle hesaplasiliyor iddiasiyla imzaladi. Bazilari hizlica geri dönüp bu yapiyi elestirmeye basladi. Tabii biz hiç o pozisyonda olmadik. Ahmaklik elestirilebilir belki ama sonsuza kadar da mahkum edilebilir mi ya da ahmakligin dinamikleri ortaya çikinca geri dönüyorsa affedilebilir ama iddianame ortaya çiktiktan sonra hala o davalari iste "Türkiye bagirsaklarini temizliyor”, “kirli geçmisle hesaplasti” diye yorumlayanlarin durumu baska tabii. Iddianameyi gören, azicik dikkatle izleyen bir göz bunun arkasinda kurgu oldugunu görmeliydi. 

‘ERGENEKON TERSINDEN BASARILI OLDU’

Peki, Ergenekon davasi tasarlayanlarinin amaçlari düsünüldügünde sizce basarili oldu mu?

Bence tersinden basarili oldu. Söyle bakalim, ne hedeflenmisti? Yarginin ele geçirilmesi… Yargiyi 2010 referandumuyla tamamen ele geçirdiler, daha sonra AKP ile kavgalari baslayinca ve bu davalarin kumpas oldugu ortaya çikinca 2014’te de Fethullahçilar yargidan kismen temizlendi ama  bagimsiz bir yargi tesis etmek yerine iktidarin dogrudan domine ettigi bir yargi olusturuldu. 2010’da Cemaat’le birlikte yapmak istedi bu islemi AKP, 2014’ten sonra kendisi yapti. Yarginin ele geçirilmesi plani kesinlikle islemis oldu.

Ayni sey ordu için de geçerli. Iki, üç kez ordunun beli kirildi. Askeri Casusluk, Balyoz, Poyrazköy, Ergenekon gibi davalarla ordu önemli ölçüde paralize edildi, gelecek perspektifi altüst edildi. Akabinde 15 Temmuz sonrasinda da benzer bir süreç yasandi. Dogrudur, 15 Temmuz sonrasi önemli ölçüde Fethullahçilar tasfiye edildi ama Cemaat’ten olmayanlar da ordudan tasfiye edildi. Ergenekon sürecinin orduya dair plani da gerçeklesmis oldu bu yönüyle.

Egitim dedigimizde bu da benzer sekilde ilk olarak Cemaat tarafindan çökertildi, sonra da 15 Temmuz sonrasi AKP ile. Binlerce Egitim-Sen’li görevden uzaklastirildi Cemaat ayiklaniyor diye yola çikilmasina ragmen. Dolayisiyla Fethullahçi yapinin ele geçirme pratigiyle hükümetin onunla mücadele etme pratigi önemli ölçüde örtüstü.

Dolayisiyla disislerinden yargisina, ordusundan ekonomi bürokrasisine kadar nereye elinizi atarsaniz, hele hele akademiye, nereye elinizi atarsaniz atin çöküsün yasandigi bir toplumsal yapi görüyorsunuz. Bu anlamiyla Ergenekon’u kurgulayanlarin hedefine ulastigini söyleyebilirsiniz.

‘FETHULLAHÇILARDAN BOSALAN ALANLARI BASKA TARIKAT VE CEMAATLAR DOLDURUYOR’

Ordu, yargi, akademi ve devlet bürokrasisinin tamaminda Cemaat’tan bosalan alanlara AKP’nin kendi kadrolari ve diger tarikat ve cemaatlar oturdu degerlendirmeleri yapiliyor. Özellikle yargi ayagindaki gelismeleri yakindan takip eden isimlerden birisiniz. Bu baslikta neler söylersiniz?

AKP’nin kendisine has bir kadrosu acaba var mi ya da herhangi bir partinin kendisine has kadrosu var mi bu da ayri bir tartisma konusu. Tabii AKP belli bir gelenek üzerinden geliyor. Birden bire ortaya çikan bir yapi degil. Bir boyutuyla belki Hürriyet Itilaf’tan bu yana, cumhuriyet öncesinden bu yana gelen bir çizginin, DP, AP, MHP, Milli Görüs, Refah, Fazilet… Hepsinin aslinda irice bir kesisim kümesi diyebilecegimiz bir organizasyon. Ve en önemlisi de AKP bir cemaat ve tarikat koalisyonu aslinda. 

Cemaat’in bosalttigi yeri yargida AKP’nin baska cemaat koalisyonlariyla doldurdugu açik. Hatirlayin, kamuoyuna açiklanmis bir mektup, Fethullahçiliktan ihraç edilmis bir yüksek yargiç kendisinin aslinda Fethullahçi olmadigini, Menzilci oldugunu söylüyor. Bunun ardindan önce tahliye edilip sonra takipsizlik verilip meslege iade ediliyor. Buna benzer çok sey duyuyoruz. Belli bir cemaatin Saglik Bakanliginda, belli bir cemaatin baska bir bakanlikta, belli bir cemaatin orduda yuvalandigini görüyoruz. Diyanet’in gizli koduyla yayimlanan, cemaatleri analiz eden bir raporu çikti ortaya. O raporu incelediginiz zaman bazi cemaat ve tarikatlarin aslinda olumlandigini ya da geçistirildigini görüyorsunuz. Örnegin Saglik Bakanliginda olan cemaatlerin bilgilerini, neler yaptiklarini göremiyorsunuz bu raporda.

‘BIR AN IÇIN AKP-CEMAAT KAVGASININ YASANMADIGINI DÜSÜNELIM’

Kurumlari bu isimlerle doldurdugunuzda, bunu yaptiginizda ait olduklari mesleki hiyerarsinin disinda hiyerarsilere sahip yapilari kurumlara yerlestirdiginizde neler oldugunu çok kisa süre önce deneyimlemis bir ülkede yasiyoruz oysa. Demek ki AKP’nin derdi Fethullahçilarin hukuk disi bir sekilde devlet içine yerlesmesi, hukuku altüst etmesi degil, kendisiyle yasadigi sorunlar.

Bir an için söyle düsünelim, AKP ile Cemaat arasinda bir kavga çikmadi diyelim, MIT krizi, dershane krizinin olmadigini düsünelim, Cemaat ile AKP’nin yol arkadasliginin devam ettigini düsünelim, bu durumda Ergenekon’dan yargilananlarin tamaminin hukuksuz yargilamalari sürüyor olacakti. Bir avuç insan da burada baska bir sey var diye derdini anlatmaya çalisacakti.

‘BIRKAÇ KUSAGI ETKILEYECEK BÜYÜK BIR TEHDIT’

Ergenekon davasinin sona ermesinin ardindan bu davanin kumpas oldugu bazi istisnalar hariç neredeyse iktidarin tamami tarafindan dile getirilmeye baslandi ancak verilen destek, imza atilan hukuksuzluklar halinin altina süpürülmeye devam ediliyor. Buna iliskin nasil bir degerlendirmede bulunursunuz, bu ayni zamanda bir suçun da sümenalti edilmesi anlami tasimiyor mu?

Bu çok büyük bir sorun. Türkiye 15 Temmuz’u yasadi, buna ragmen etkin sekilde sorusturma yürütülmüyor, engel olunuyor. Oysa eger halinin altina süpürülmezse, sorumlular etkili sekilde sorusturulsa dogruya çok daha kolay ulasacagiz. Fethullahçilik üzerinden karsi karsiya kaldigimiz tehdidi daha net görecegiz. 

Ben bu süreci birkaç kusagi etkileyecek ama henüz birçok insanin farkina varamadigi büyük bir tehdit olarak görüyorum. Belki Cemaat’in darbe kapasitesi azaltilmis, Türkiye kaynakli ekonomisi zayiflamis olabilir ama binlerce kisiden bahsediyoruz, bunlarin aileleri var, yurtdisindan aldiklari destekler var. 

Bu konunun birçok boyutu var, biz daha çok kriminal ve davaya iliskin boyutuna bakiyoruz, oysa toplumsal boyutlari da çok büyük. Belki geçmisi yeniden insa etmemizi gerektirecek bir takim sonuçlari olacak bu sürecin

AKP’nin etkin ve adil bir mücadele perspektifinin olmadigi, diger muhalefetin de maalesef bu sürece dair bütünlüklü bir mücadele ve çözüm perspektifi olmadigi çok açik.

ROBOSKI VE RUS UÇAGININ DÜSÜRÜLMESI…

Geçmisi de yeniden insa etmemiz gerekecek derken neyi kastediyorsunuz?

Rus uçaginin düsürülmesi, Roboski Katliami’nin talimatinin verilmesi ve bu süreçte yasanan cinayetler örnegin… 

Bunlarin tamaminda devletin bu kadar içine girmis bir yapinin yer almadigini hemen hemen hiç kimse söyleyemez saniyorum.

Bu konunun hala gereken ciddiyetle ele alinmadigini düsünüyorum. Sadece Bank Asya evine yakin oldugu için, kizina para gönderdigi için tutuklananlar varken, son zamanlarda sik sik örnek olarak verilen Fettah Tamince, yargiya bir seferde 120’nin üzerinde Fethulahçi yüksek yargiç sokanlara hiçbir sey yapilmiyor.

‘BU DAVALAR KUMPASTI AMA ERGENEKON VAR DEMEK AHMAKLIK’

Ergenekon davasi, yetmez ama evet diyen kesimin ve hatta kendisini “sol” olarak tanimlayan bazi kesimlerin de destegini almisti. “Türkiye demokratiklesiyor” söylemi tam da bu dönemde bu kesimler tarafindan en az AKP ve Cemaat kadar dile getiriliyordu. Bu kesimlerin bir bölümü simdi de “bu dava kumpas ama Ergenekon var” yorumlari yapiyor. Bu isimlere iliskin degerlendirmeniz nedir?

Bu dava kumpasti ama Ergenekon var demek, oksimorondur. Ergenekon öyle bir tarif edilir oldu ki, faili meçhul her sey, devletin karistigi iddia edilen her sey bir torbaya dolduruluyor, sorumlu da “o” deniyor. Bu gerçek sorumlularin üstünü de örten bir sey. Günümüzde kaçirilma olaylari var deniyor, bu reel bir sey, kaçiran ve arkasinda olanlar var. Ancak buna askin bir örgüt dediginizde bunun açiga çikarilabilir, sorusturulabilir olmasini da engelliyorsunuz. Bunu Idil Savcisiyken yaptigim sorusturmalarda gördüm. Bunu söylediginizde, askin bir örgüt var denildiginde nereye gideceginizi bilemiyorsunuz.

Idil’den örnek verecek olursam, Diyarbakir’in en kalabalik yerinden gündüz saatlerinde bir kisiyi aliyorsunuz, sonrasi yok. “Bunu Ergenekon yapti” dediginizde sorgulanmasini, arastirilmasini imkansiz hale getiriyorsunuz. Olayi mistifize etmis oluyorsunuz, oysa alan kisi bellidir, emri vereni, arkasindaki siyasi destegi bulursunuz, olayi maddi boyutuyla ortaya çikarirsiniz. Tümden gelim mantigiyla her seyi Ergenekon torbasina atarsaniz, suç isleyen yapilari da gizlemis olursunuz. Bu davalar kumpasti ama Ergenekon vardi diyenlerin ayni ahmaklik içinde oldugunu söylemek durumdayiz.

Ergenekon sürecini baslatan, destekleyen siyasi iradenin ve Fethullahçi hakim ve savcilarin ima ettigi sey yoktu, bu yargisal anlamda da ortaya çikti. 

Bu aslinda düzenin imza attigi tüm “kanli” islerin de mistisize edilmesi anlamina geliyor saniyorum? Bahçelievler, Beyazit, Sivas, Çorum, Maras… Hepsi bilinmeyen bir ele havele ediliyor.

Tabii, bunlarin bazilari etraflica açiga çikarilmis durumda. Faili belli, iktidarla iliskileri belli ama askin bir örgüt tarif ediliyor ve mücadele olanaklari da kisitlaniyor. Burada ceza sorusturmalariyla siyaset iliskisini de gözden geçirmek gerekiyor saniyorum.

‘MIT ELINDEKI BELGELERI SAKLADI, BANA VERMEDI’

Ergenekon davasinda hedef alinan isimlerden biriydiniz. Cemaat-AKP ittifakinin sürdügü bir dönemde, Cemaat’i ve destekçilerini içeren bir sorusturma yürütmenin bedelini ödediniz aslinda. Odaniz basildi ve bir Cemaat savcisi tarafindan gözaltina alindiniz, sonra tutuklandiniz. Simdi gelinen noktada o dönem sizi hedef alanlarin bir bölümü cezaevinde, bir bölümü yurtdisina kaçti, bir bölümü ise iktidarda. Dava kapsaminda hedef alinan biri olarak, Ergenekon Ilhan Cihaner için ne anlam ifade ediyor? Savci olan Cihaner için Ergenekon ne ifade ediyor?

15 Temmuz tartismalari baslayinca biraz eski dosyalara, bir takim yazismalara baktim. O dönem Adalet Bakanligi’na yazdigim bir yaziyi gördüm. Böyle böyle isler oluyor, devletin ve yarginin bu Cemaat’e karsi çok dikkat etmesi lazim diye de not düsmüsüm. Ayni yazida bir takim öneriler yaparak, bunun bir savcinin yapacagi sorusturmayi asan bir ulusal güvenlik sorunu olduguna dikkat çekmisim.

Yine o süreçte Fethullahçilarla ilgili sorusturmayi yaparken, eski MIT Müstesarini tanik olarak dinlemek istedim, dönemin MIT Müstesari buna izin vermedi. 

Bu izni vermeyen MIT müstesari darbeleri arastirma komisyonuna geldi. “Biz çok yazdik çizdik ama kimse itibar etmedi” dedi. Ben o dönem MIT Müstesarligi’na yazi yazip ellerindeki tüm Cemaat belgeleri göndermelerini istemistim, Türkiye hukuk disi dinlemeleri yasiyor, Fethullahçilar sürekli yeni kumpaslar düzenliyor ama MIT bana “bizim elimizde bu yapiyla ilgili hiçbir sey yok” diyordu yanitinda. Bu yazisma 2008-2009’daydi, 2016’da MIT Müstesari’na, darbe komisyonuna geldiginde, “2004 yilinda hükümete sundugunuz raporu o dönem bana niye sunmadiniz” dedim. “Yazisma usulüne uymadigi için” dedi. Oysa bana “elimizde bir sey yok” demisti.

‘SEN NIYE GÜLEN’I SORUSTUYORSUN DEDILER'

Sonra müfettislerin bana o dönem sordugu sorulara baktim, adeta Fethullah’a dokunulmazlik atfediliyor. “Takipsizlik verilmis hakkinda, sen niye sorusturuyorsun?” diyorlar. Simdi baktim, imzasi olanlarin tamami ya firarda ya  da Fethullahçiliktan 10-15 yil ceza aldilar.

(Ilhan Cihaner'in söz konusu savunmasindan)

Dogrudur, benim sorusturmayi açmamla basladi bazi seyler. Hatta 2010 referandumu o tartismalarin olusturdugu iklim nedeniyle belki öne alindi. Fethullahçilarin hükümetle birlikte yargiyi ele almasi bu referandumla hayata geçti. 

‘BENIM DISIMDAKI HERKES CEMAATTENMIS’

Açtiginiz sorusturmaya bugünden bakinca ne düsünüyorsunuz?

O sorusturma benim meslege bakisimla ilgiliydi. Cumhuriyet Savcisi bir suç islendigini izlenimi edinirse bunun esasini arastirmak zorundadir. Ben buna kiskançlikla sahip çiktim. O dönem görev yaptigim yerde de cemaatin taban gelistirme çalismalarina iliskin bir sorusturma baslattim. Bu sorusturmayi açtigimda, Adalet Bakanligi’ndaki herkes, ceza tevkif evleri, cezaevleri, müstesarlar, müstesar yardimcilari hepsi bir örgütün parçasiymis. 

Sonrasini biliyorsunuz, sorusturmayi durdurmak için müfettis gönderdiler, ardindan tutuklandim.

’15 TEMMUZ’U GETIREN KARARLARDAN BIRI ERZINCAN DAVASIYDI’

Burada bir seyin altini çizmek istiyorum, 15 Temmuz, Cemaat’in tamam artik darbeyi yapacak güce ulastim diyerek yaptigi bir girisim degildi. AKP ile Fethullahçilarin arasina kara kedi girip kavgaya baslayinca bazi seyler gerçeklesti. Bunlardan biri bizim sikayetçi oldugumuz Erzincan’daki Fethullahçi yapiya dair davaydi. Darbeden bir ay önce bu davada, Fethullahçi yapilanmanin silahli terör örgütü olduguna dair karar alindi. Terör örgütü tespiti yapildiktan sonra mali durumu, yayinlari, kadrolari her seyi kriminal olay haline geliyor, propogandasi yapilamiyor, her seye el konulabilir hale geliyor. 

Ikinci olarak Ankara’daki çati davanin iddianamesi düzenlendi. Bununla su görüldü, bu yapilanma orduda da çok etkin ve ilk askeri surada ayiklanacaklardi.

Bir diger baslik ise  Yargitay ve Danistay üyelerinin görevine son veren bir yasanin çikmasi oldu.

Bunlar su anlama geliyordu, bizim davada silahli terör örgütü karari çikti, ordudaki gücünü kaybedeceklerdi ve yargida güçleri neredeyse sifirlanacakti. Bunlar darbeyi tetikleyen seylerdi, güçlendik ve darbe yapalim dedikleri bir durum oldugunu düsünmüyorum.

‘ERGENEKON BERAAT KARARIYLA DEGIL, IDDIANAME ÇIKTIGINDA ÇÖKTܒ

Ergenekon davasinda beraat karari çikti, kumpas çöktü degerlendirmesi dogru degil bu vurgulamak istiyorum tekrardan. Iddianame çiktigi anda kumpas oldugu açikti. Bekledik, 17/25’i bekledik, yetmez ama evetçilerin dedigi gibi yargi sonucunu bekledik degil, gerçekten okuyup bakan isimler iddianameyi görünce aslinda bunun bir kumpas oldugunu anlamis oldular.

Bu davada hedef alinmis isimlerden biri olarak bir dönem bu davalara destek veren isimlerin simdi Erdogan/AKP karsiti olmasini nasil degerlendiriyorsunuz?

O dönem Fethullahçi yapilari güçlendiren, tuzak olan davalar apaçik ortadayken destek olan bazi isimlerin simdi yeniden kurtarici olarak piyasaya çiktiklarini görüyoruz. Bu geçmisin unutturulmamasi adina bu isimlerin rollerinin çok sik hatirlatilmasi lazim. Türkiye’ye bunlari yasatanlar simdi kurtarici olarak gelmeye çalisiyor. O dönemin cumhurbaskanlari, basbakanlari, bakanlari o dönemin hesabini vermeli. Bu Fethullahçi yapilanmanin yeniden siyaset sahnesine çikma girisimlerinden de biridir ayni zamanda.

‘BU ÜLKENIN HIÇ ALDANMAYANLARI VAR’

Bu ülkenin hiç aldanmayanlari var, solculari, sosyalistleri var. Ilk andan itibaren bu tuzaga düsmediler. Eger Fethullahçi yapilanma eksenli siyaseti okuyorsaniz, ekonomi eksenli okuyorsaniz dönüp bir oraya bakmaniz gerekiyor. Onlar kandirilamadi, aldatilamadi tüm bu yasanalar karsisinda…

 


F-35 satisi haberlerinde patlama

Türkiye'nin F-35 programindan çikarildiginin Pentagon ve Beyaz Saray tarafindan duyurulmasinin ardindan F-35 satislari hakkinda haberlerde bir artis yasaniyor. Son olarak Hollanda Savunma Bakani 8 ya da 9 F-35 daha alacaklarini duyururken, açiklama Türkiyeli uzmanlar tarafindan 'Türkiye'nin F-35'lerini aldiklari' seklinde yorumlandi.

Hollanda, Türkiye'nin F-35 programindan çikarilmasinin ardindan yeni F-35 siparisleri vermeye hazirlaniyor.

Kokpit havacilik sitesinde yayimlanan habere göre Hollanda Savunma Bakani Ank Bijleveld 8 veya 9 adet daha F-35 alinacagini açikladi.

Alim için Hollanda'nin 700 milyon dolarlik bütçe ayirdigi söyleniyor. Hollandalilarin elinde halihazirda 8 adet F-35 bulunuyor.

Hollanda'nin ek siparislerinin NATO tarafindan yapilan basincin ürünü oldugu biliniyor. 37 adetlik ilk siparisine sadik kalmak isteyen Hollanda, ABD'nin NATO'daki Avrupali ortaklarina "silahlanma yükünü daha fazla paylasma" baskisiyla karsilasmis, yeni hükümetin ek siparis karari da bu baskiyla alinmisti.

F-35 HABERLERI MAKSATLI MI?

Son günlerde yerli ve yabanci basinda F-35 alimi yapan ülkelerin haberleri artmis durumda.

Geçtigimiz günlerde Israil'in 2 F-35 savas uçagi daha teslim aldigi haberleri yayimlanirken, danismanlik sirketi sahibi Metin Gürcan twitter hesabindan su yorumu paylasti: Hatta Israil bize teslim edilen 2 uçagi bile ABD'den istedi...'Kos hanim kos, kapanin elinden kaliyor. Kelepir F-35. Kos.' olayina döndü is..

Öte yandan Israil'in Lockheed Martin'e yaptigi F-35 siparisi sayisi 50. Simdiye kadar 14'ünün (son 2 siparis hariç) teslim edildigi biliniyor ve küçük gruplar halinde tüm teslimatin 2024'te tamamlanacagi söyleniyor.

Hollanda, Avrupa'daki F-35'ler için yedek motor bakim merkezini barindiriyordu. Birincil merkez Eskisehir'deydi ve yeni durumda Hollanda'daki merkezin birincil merkez durumuna gelmesi bekleniyor.

Türkiye'nin F-35 programindan çikarilmasinin "pazarda" bir hareketlilik yarattigi yine de söylenebilir. Hollanda Basbakani geçtigimiz günlerde, Türkiye ile ilgili Beyaz Saray açiklamasi üzerine yakin zamanda verdikleri F-35 siparisleri için "fiyat konusunda tekrar pazarlik yapabilir miyiz" sakasini yapmisti.


Düzce'de 1 kisinin daha cansiz bedenine ulasildi

Düzce'deki sel felaketinin ardindan kaybolan 4'ü çocuk 6 kisiyi arama çalismalarina bugün tekrar baslandi. Ekiplerin bölgedeki çalismalari sonucunda simdiye kadar 1 kisinin cansiz bedenine ulasildi.

Düzce Akçakoca'ya bagli Esmahanim köyünde yasanan sel felaketi nedeniyle kaybolan 4'ü çocuk 6 kisiyi arama çalismalarina tekrar baslandi. Ekiplerin bölgedeki çalismalari sonucunda simdiye kadar  kayip 6 kisiden 1'inin cansiz bedenine ulasildigi bildirildi.

Sel ve heyelandan en çok etkilenen Esmahanim ve Melenagzi köylerinde toplanan Jandarma Arama-Kurtarma (JAK), AKUT, AFAD, Düzce Arama ve Kurtarma Ekibi (DAKE), IHH Arama-Kurtarma, Ulusal Kesif, Arama ve Kurtarma (UKSAR), Sakarya Arama Kurtarma ve Yangin Timi (SAKTIM) ile diger ekipler, kayiplari aramak üzere dere yataklariyla su taskinlarinin oldugu bölgede arama çalismasi yürütüyor. 

ILGILI HABER
Düzce'de sel felaketi: 7 kayip ihbari, bir agir yarali


Antik tiyatro alanina mescit ve tuvalet insa edildi

Roma dönemine ait antik tiyatroya, içinde çocuk bakim alani, mescit ve tuvalet bulunan ahsap kaplama iki prefabrik yapi yerlestirildi.

Antalya Manavgat'a bagli Side'de, Roma dönemine ait oldugu düsünülen ve büyük kismi ayakta olan antik tiyatroya, yaklasik 20 gün önce içinde çocuk bakim ve mescit alani ile tuvalet olan ahsap kaplama iki prefabrik yapi yerlestirildi. Tuvalete ait atik su gider borusu ise tarihi eserler üzerinden yaklasik 60 metre uzatilarak, kanalizasyon hattina baglandi.

DHA’nin haberine göre, tartisma yaratan ve Antalya Kültür Varliklari Koruma Bölge Kurulu'nun 23 Mayis tarihli toplantisinin ardindan insa edilen yapi, Müze Uygulamalari Daire Baskanligi Örenyerleri Sube Müdürlügü'nce koordine edildi.

BIRINCI DERECE SIT ALANI

Söz konusu prefabrik yapilar antik tiyatro duvarlarinin hemen yaninda ve tarihi eserler içine yapilmis durumda. Öte yandan Side Antik Tiyatrosu birinci derecede arkeolojik sit alaninda yer aliyor. Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikasi (Kültür Sanat Sen) Antalya Sube Baskani Seyfi Turan, 2863 sayili Kültür ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanunu'na göre SIT alanlarina çivi bile çakilmamasi gerektigine isaret etti. Turan,  “Kanunda 'Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlari çerçevesinde koruma kurullarinca alinan kararlara aykiri olarak, korunmasi gerekli tasinmaz kültür ve tabiat varliklarinda, her çesit insai ve fiziki müdahalede bulunmak, bunlari yeniden kullanima açmak veya kullanimlarini degistirmek yasaktir. Onarim, insaat, tesisat, sondaj, kismen veya tamamen yikma, kazi veya benzeri isler insai ve fiziki müdahale sayilir' deniliyor. Tamamen yasaklanan bir isi oraya yapmislar" diyerek yapilarin kaldirilmasini istedi.


Vekiller 200 günde sadece 64 gün çalisti: 74 günlük yeni tatil basliyor

Ayda 22 bin lira maas alan milletvekilleri Ocak ayindan bu yana sadece 64 gün çalisti. Meclis yeniden tatile giriyor.

Meclis, bu yil mesaiden çok tatil yapti. Milletvekilleri Ocak ayindan bu yana sadece 64 gün çalisti.

ERDOGAN KARARNAMELERI

Meclis’e bu dönem verilen 2 bin 19 Kanun Teklifi arasindan sadece 39’u kabul edilirken, toplam 1.915 maddeden olusan 41 Cumhurbaskanligi Kararnamesi hayata geçti.

TATIL MECLISI

Birgün'de yer alan habere göre, 24 Haziran’in ardindan yemin töreniyle açilan Meclis, temmuz ayindaki kisa süreli mesainin ardindan 1 Ekim’e kadar tatile girdi. Ekim ayinda önce Suriye, Irak tezkeresi kabul edilirken ardindan Meclis Içtüzügü degistirildi. Bu düzenlemenin ardindan çalismalara yeniden ara verildi.

Aralik ayinda yeni yilin bütçe görüsmeleri yapildiktan hemen sonra tatile girildi.

24 Subat’a kadar çalismalarina iki kez ara veren TBMM, yerel seçimler nedeniyle yeniden tatile girdi.

1 Ocak’tan bu yana geçen 200 günde sadece 64 gün çalisan vekiller, bir yil içinde ise yalnizca 5 ay mesai yapti.

Vekiller, Meclis’in tatile girmesiyle 74 gün tatil yapacak.

 


Gelir dagilimi esitsizliginde Avrupa’da ikinci siradayiz: En zengin yüzde 20 her seye el koyuyor

Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik nüfus, toplam gelirin neredeyse yarisina (yüzde 47,4) sahip. En yoksul yüzde 40’lik kesime toplam gelirden düsen pay ise sadece yüzde 17.

Avrupa Istatistik Ofisi’nin (Eurostat) açikladigi 2017 yilina ait Gelir ve Yasam Kosullari Arastirmasi sonuçlarina göre, Türkiye 34 Avrupa ülkesi içerisinde, gelir dagilimi esitsizliginde ikinci sirada bulunuyor.

Listeye göre ilk sirada ise Sirbistan yer aliyor.

TÜIK verilerine göre 2017’de Türkiye’de “son yüzde 20” olarak adlandirilan en zengin kesim gelirin yüzde 47,4’ünü aliyor.

“Dördüncü yüzde 20”lik kesim gelirin yüzde 20,9’unu alirken “üçüncü yüzde 20” grubu gelirin yüzde 14,8’ini aliyor. “Ikinci yüzde 20”nin payi yüzde 10,7 iken en yoksul kesim olan “ilk yüzde 20”nin aldigi miktar toplam gelirin yüzde 6,3’ü.

En yoksul yüzde 40’lik kesime toplam gelirden düsen pay sadece yüzde 17.

Euronews'in haberine göre, gelir dagilimi, toplumdaki en yüksek gelire ve en düsük gelire sahip gruplarin toplam gelirden aldiklari paylar karsilastirilarak hesaplaniyor.

Toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri ile en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirine orani karsilastirilarak hesaplaniyor.

 


Erdogan'a iltifat yagdiran 'yazar' itirafta bulundu: Yapmamaliydim...

Ahmet Davutoglu'na yakinligiyla bilinen Karar gazetesi yazari Hakan Albayrak, Cumhurbaskani Erdogan'a övgü yagdirdigi programa iliskin itirafta bulundu.

Eski Basbakan Ahmet Davutoglu’na yakinligiyla bilinen Karar gazetesi yazari Hakan Albayrak, Cumhurbaskani Erdogan'a iliskin itirafta bulundu.

"17/25 Aralik sürecinde Erdogan'in yaninda militanca durmakla çok iyi ettim, ama bu militanca yandasligi Erdogan'a gazeteci sifatiyla soru sormam için çikarildigim bir TV programina tasimam tabii ki yanlis ve sevimsizdi" diyen Albayrak, "Soru sormak yerine Erdogan'a dakikalarca iltifat ettim. Bunu Erdogan'in yüzüne karsi ve hele öyle bir programda yapmamaliydim. Sunu da söylemeliyim ama: Yeri ve sekli uygun düsmediyse de, o iltifatlar Erdogan'in ziyadesiyle hak ettigi iltifatlardi" ifadesini kullandi.

ILGILI HABER
Hakan Albayrak 'Dirilis Postasi’ndan kovuldu

ILGILI HABER
AKP'li yazar Erdogan'dan umudunu kestigini resmen açikladi

 


NATO'dan Iran'a Ingiliz tankerini serbest birakma çagrisi

NATO, Iran tarafindan el konulan Ingiltere tankerine iliskin, 'Iran'i derhal gemileri ve mürettebatini serbest birakmaya çagiriyoruz' açiklamasinda bulundu.

NATO, Ingiliz tankerlerinin Hürmüz Bogazi'nda Iran Devrim Muhafizlari Ordusu tarafindan alikonulmasini kinadigini açiklayarak, yasananlarin uluslararasi seyrüsefer özgürlügüne 'açik bir meydan okuma' teskil ettigini öne sürdü.

Sputnik'te yer alan habere göre, bir NATO sözcüsü, Hürmüz Bogazi'nda yasanan gerilime iliskin resmi bir açiklamada bulundu.

Sözcü, "Hürmüz Bogazi'ndaki iki ticari geminin alikonulmasini kiniyoruz. Bu uluslararasi seyrüsefer özgürlügüne açik bir meydan okumadir. Iran'i derhal gemileri ve mürettebatini serbest birakmaya çagiriyoruz" dedi.

"Ingiltere, önceliklerinin diyalogu ve diplomasiyi kullanarak durumu ele almak oldugunu açikça belirtti" diyen sözcü, söyle devam etti:

"NATO, bu durumu çözmek için tüm diplomatik çabalari desteklemektedir. Tüm müttefikler, Iran'in istikrarsizlastirici faaliyetlerinden endise duymaya devam ediyor."

 


'FET֒nün bir numarali siyasi ayagi sarayda oturuyor' sözlerine fezleke

Ankara Cumhuriyet Bassavciligi, 'FET֒nün bir numarali siyasi ayagi sarayda oturuyor' sözleri nedeniyle CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu hakkinda fezleke düzenledi.

Ankara Cumhuriyet Bassavciligi'nin, “FET֒nün bir numarali siyasi ayagi sarayda oturuyor” sözlerini gerekçe göstererek CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu hakkinda fezleke düzenledigi ortaya çikti. 

Fezlekede, Kiliçdaroglu’nun “Cumhurbaskani’na hakaret” suçunu isledigi öne sürüldü.

 


Yunanistan'in yeni Basbakani Miçotakis'ten Erdogan'a çagri

Yunanistan Basbakani Kiriakos Miçotakis, 'Cesur adimlar atacagimiz ortak bir yaklasim için Tayyip Erdogan’a çagrida bulunuyorum' dedi.

Yunanistan Basbakani Kiriakos Miçotakis, hükümet programinin görüsülecegi Meclis Genel Kurulunda konusma yapti.

"Öfkeli bir retorikten uzak durarak" uluslararasi hukuk ve dostane isbirligi yönünde ilerlemek istediklerini belirten Miçotakis, Türkiye Cumhurbaskani Erdogan'a seslenerek, "Cesur adimlar atacagimiz ortak bir yaklasim için Tayyip Erdogan’a çagrida bulunuyorum" seklinde konustu.

Miçotakis, "Bu cografyada birlikte yasiyoruz. Gereksiz gerginlikler ve silahlanma yarisi iki ülkeyi de degerli kaynaklarindan mahrum ediyor. Bunlar ülkelerimizin yararina kullanilabilir" dedi.

 


Medrese mahkemeleri kuruldu!

Siirt’te AKP'nin göz yummasi sonucu yasadisi olan faaliyet olarak faaliyet gösteren medreseler Diyanet’e bagli Kuran kursu adi altinda çalisirken, Medreselerin ayrica bölgede mahkemeler yerine seri hükümlere göre de karar verdikleri ortaya çikti.

Akademik çalismalara göre, MEB ve Diyanet’in göz yumdugu medreselerde doguda Naksi tarikati hâkim oldu. 14 yasinda baslanan Arapça egitim 8-10 yil sürerken, devlet kadrolarinda istihdam edilebilmek için medreseliler de resmi egitim kurumlarina yönelmeye basladi.

Cumhuriyet'ten Ozan Çepni'nin haberine göre, dedreselerin ayrica bölgede devletin mahkemeleri yerine seri hükümlere göre de karar verdikleri ortaya çikti. 

Erciyes Üniversitesi’nde Mehmet Halit Akdemir’in hazirladigi “Siirt ilinde medrese olgusuna sosyolojik bir yaklasim” baslikli yüksek lisans tezinde çarpici veriler yer aldi. Siirt’teki 19 medreseden 14’ü AKP döneminde açilirken, çalismada 185 erkek, 26 kiz olmak üzere 211 ögrenci ile medreselere iliskin arastirma verileri ve degerlendirmeler yer aldi. Bölgedeki medrese gerçegine akademik çalismadan öne çikan basliklar söyle:

Diyanet’e bagli medreseler: Siirt medreseleri, yasal dayanaktan yoksun oldugu için çogunlukla Diyanet çatisi altinda Kuran kursu adi altinda faaliyet göstermektedir. Medreselerin büyük çogunlugu vakif ya da sahis mülkiyeti olup, Diyanet’e baglanan medreselerin intifa hakki da Diyanet’e verilmektedir. 

MEDRESE MAHKEMESI

Siyah takkeli ögrenciler: Medresede cuma günü haricinde medrese disina çikma izni vermedikleri halde Imam Hatip Lisesi yüz yüze egitimin oldugu haftasonlari okula gitmek için engel olmadiklarina sahit olduk. Bu hususta belirtmekte yarar gördügümüz bir örnek cumartesi, pazar günleri Siirt Imam Hatip Lisesi; daha uzaktan gözümüze çarpan çogunlugu basi siyah takkeli medrese ögrencilerinin okulun ezici çogunlugunu olusturdugu, ilin dört bir yanindaki degisik medreselerden gelen ögrencilerin bir araya geldigi manzarasidir. Takimlar halinde gelen medrese ögrencileri derslerin bitimiyle birlikte aksama dogru tekrar medresenin yoluna koyulurlar.

Devlet destegi: Eski prestijini kaybeden medreselere son yillarda ilgi ve ragbetin arttigi dogru olsa bile bu ilginin medreselerin sahip oldugu itibardan ziyade son birkaç yilda devlet desteginin artmasi sonucu maddi açidan rahatlamalarindan ve medrese kesiminin kazandigi egitim ve istihdam firsatlarindan kaynaklanmaktadir. Medreselerin en önemli sorunlarindan biri yasal zeminden yoksun oldugu statü sorunudur. Medreseden mezun olan ögrenciler, hiçbir belgeye sahip olmadigindan dolayi istihdamda sikinti çekmektedir. Ancak bu sorun Açik Imam Hatip Lisesi ve Ilahiyat ILITAM programlariyla asilmaya çalisilmis, medresede ders alan, ders veren birçok kisinin Lisans ve Yüksek Lisans yapmasinin önünü açmistir. Arastirmamiza katilan ögrencilerin yüzde 83.4 gibi büyük çogunlugu Ilahiyat Fakültesi okumayi düsünürken, okumayi düsünmeyenlerin orani ise yüzde 10.4’tür. Bu arada ögrencilerin zaten yüzde 1.9’u ilahiyat mezunu iken, yüzde 11.8’i de halihazirda Ilahiyat Fakültesi okumaktadir. 

Medrese mahkemesi: Medreseler, bölgede adaletin ve toplumsal düzenin tesisi açisindan büyük bir fonksiyon icra etmistir. Bir nevi mahkeme görevi gören “divanlar”, anlasmazlik durumlarinda Islami hükümlere göre kararlar vererek taraflari razi etmistir. Hatta taraflarin karar veren âlimden kusku duyuldugu durumlarda modern hukuktaki istinaf mahkemelerine benzer sekilde daha büyük âlimlere gidilmistir. Bürokratik hiçbir islemin gerekmedigi bu yollarla birçok anlasmazlik çok kisa zamanda çözülmüs, kan davalarinin önüne geçilmistir. Bölge halkinin âlimlerin kararlarina riza göstermesi âlimlerin Seri hükümlere göre karar verecegi inanci ve bu kararlarin dini emir olarak telakki edilmesinden dolayi olmustur.

Naksi tarikati hükmü: Medreselerde Naksi tarikati ve Safii mezhebi ana damari olusturmakta, istisnai olarak Kadirilik tarikati var olsa bile, tarikat üyelerini daha çok il disindan gelenler olusturmaktadir. Ayni sekilde medreselerin Hanefi ögrenci ve hocalari il disindan gelenler olusturmaktadir. 

ILGILI HABER
AKP döneminde medreseler canlandi, mollalar devlet kadrosuna girdi

RESMI GÖREVE ATANDILAR

Atatürk Üniversitesi’nde Ugur Erman’in “Siirt medreselerinde Arapça dil egitimi” baslikli yüksek lisans tezinde mollalarin devlet kadrolarinda istihdamina iliskin su degerlendirmeler yer aldi: “Önceki yillarda talebe yetistirmek amaciyla daha çok kirsal alanlarda fahri imamlik yaparak görev yapan Tillo Medresesi mezunlari, bugün itibari ile yüzde 90-95 oraninda resmi görev almis bulunmaktadir. Kadrolu imam olmak için gerekli tüm sartlari haiz olan Tillo mezunlarinin resmi personel olmalari çok zor olmadi.

Ilahiyat Fakültesi Lisans Tamamlama Programi (ILITAM) gibi dört yillik egitimin kapisini açan programlar dini konuda yetismis olan medrese mezunlarina Lisans diplomasi alma imkâni saglayarak önlerini açmis oldu. Büyük çogunlugu Açik Ögretim Ilahiyat Ön lisans diplomasina sahip olan Tillo mezunlarinin önemli bir kismi, ILITAM programlari sayesinde Lisans diplomasi alarak Ilahiyat Fakültelerinde ögretim elemani, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ögretmenligi ve Diyanet Isleri Baskanligi bünyesindeki degisik kademelere yerlesme imkâni buldu. Bugün itibari ile sayilari 700’ü bulan Tillo mezunlarinin kahir ekseriyeti Diyanet Isleri Baskanligi personeli olarak Imam-Hatip’lik görevini yapmaktadir. Kuran kursu ögreticiliginden sonra, Diyanet Isleri Baskanligi bünyesinde bulunan Dini Yüksek Ihtisas kurslarini kazanip bitirenler vaiz ve müftülük gibi çesitli hizmetler icra etmektedirler. Bir kismi da Ilahiyat fakültelerinde ögretim elemani olarak hizmet vermektedirler. Kur’an Kursu Ögreticiligi, Vaizlik, Müftülük ve ögretim elemani kadrolarina her geçen gün ragbet artmakta ve bu kadrolara gelerek hizmet edenlerin sayisi gittikçe artmaktadir.”


Mezarligi bile imara açmislar

Mardin Büyüksehir Belediyesi'nin kayyum yönetimindeki dönemde mezarliklari dahi konut alanina dönüstürdügü ortaya çikti.

Mardin Büyüksehir Belediyesi'nin kayyum yönetiminde oldugu dönemde imar islerinde de usulsüzlük yapildigi ortaya çikti. Yapilan tespitlere göre; kayyum döneminde park alani, rekreasyon alani, resmi kurum alani, dere yatagi ve tarim arazilerinin içinde oldugu 6 milyon metrekare alan usulsüz bir sekilde imara açilarak, kimi yerlerde kat artirimina gidildi. Yine bu islemlerin yapilabilmesi için Eylül 2018 ile Mart 2019 tarihleri arasinda yogun mesai harcandi. 
 
Mezopotamya Ajansi'ndan Ahmet Kanbal'in haberine göre, usulsüz islemler belediyede devam eden kayyum dönemi incelemeleri sirasinda ortaya çikti. Tespit edilen ilk bilgilere göre; Ömerli ilçesinde mevcut imar planlarinda taskin alanlarin ve dere yataklarinin korunmasi için önerilen koruma bantlari kaldirilarak, konut alanina açildi. Agaçlandirma alanlari ve rekreasyon alanlari da ayni sekilde konut alanina dönüstürüldü. 
  
Ömerli'de 1977 yilinda meydana gelen büyük sel felaketi sonrasi dere yatagi olarak kayitlara geçirilen ve imar revizyon planlarinda dere yatagi statüsü bulunan bölge de konut alani olarak degistirildi. Yapilan degisikligin yani sira bölgede rekraasyon alani, sosyal kültürel alan olarak ayrilan binlerce metrekarelik alan da konut alanina dönüstürüldü. Benzer sekilde dere yataginin belli bir kismini içine alan ve önceki imar planlarinda Kent Parki olarak ayrilan alan da ikiye bölünerek, konut alanina çevrildi. Geriye kalan kismi ise, yine Kent Parki olarak birakildi.
 
MEZARLIGI BILE IMARA AÇTILAR
 
Yine Ömerli'de resmi kurum olarak geçen ve 3/2'si mezarlik olarak geçen parsel de mezarlik statüsünden çikarilarak, konut alanina dönüstürülen alanlar arasinda yerini aldi. Mezarlik olarak Mardin Büyüksehir Belediyesi'nin sorumluluk alaninda kalmasi gereken bölge, konut alanina dönüstürülerek, Mardin Defterdarliginin sorumluluk alani haline dönüstürüldü. Bölgede ayrica 3 kata imar verildi. 
  
Ömerli ilçesinde imar degisikliginden nasibini alan bir diger alan ise 15 metre genisliginde yol olarak daha önceki imar planlarinda yer alan arsanin içinden geçen yol güzergahi oldu. 3 kata kadar insaat yapilacak sekilde imara açilan bölgede yolun geçecegi alan baska arsalara kaydirildi. 

 


Erdogan'dan Egemen Bagis'a yeni görev

Hakkindaki yolsuzluk iddialari sonrasi bakanlik görevinden istifa eden eski AB Bakani Egemen Bagis'in büyükelçi olarak atanacagi ileri sürüldü.

IYIP Genel Baskan Yardimcisi Aytun Çiray, Riza Sarraf davasi ile gündeme gelen ve bu süreçte istifa eden bakanlardan Egemen Bagis’in büyükelçi olarak atanacagini iddia etti.

Bagis’in büyükelçi olarak atanmasi için Türkiye’nin, Çekya ile temasa geçtigi ileri sürüldü.

Çiray, Bagis için söz konusu ülke ile temasa geçildigini ve agreman (atama için uygunluk arastirmasi) istendigini belirtti.

Çiray, “Bir dönem adi oldukça saibeli meselelere gündeme gelen Egemen Bagis'in Prag'a Büyükelçi olarak atanmasi için agreman istendigini duydum. Ülkemizin layikiyla temsili ve itibari açisindan pek umut verici degil. Adeta Disisleri’ni çökertme operasyonu hizla devam ediyor..!” dedi.

ILGILI HABER
Egemen Bagis: ABD'nin Türkiye'yi kaybetme lüksü yok

 


Aksener: Erdogan asla normallestirmez

IYIP Genel Baskani Meral Aksener, 'Erdogan partisinin içinde, disinda, muhalefet kanadinda yapilan tartismalari izler ama asla geçit vermez. Asla normallestirmez. Dilini yumusatmaz' dedi.

IYIP Genel Baskani Meral Aksener, gündeme iliskin Sözcü gazetesine açiklamalarda bulundu.

"Erdogan partisinin içinde, disinda, muhalefet kanadinda yapilan tartismalari izler ama asla geçit vermez. Asla normallestirmez. Dilini yumusatmaz" diyen Aksener, "Biz de 24 Haziran'dan beri Anayasa taslagi üzerinde çalisiyoruz. Parlamenter Demokratik Sistem'in arkasinda duruyoruz. Türkiye nereye dogru evrilecek, bunu ilerleyen zamanda görecegiz. Tartismalar giderek büyüyecektir. Erdogan rejimi tartismayla devam edecektir. Konsensüs olmaz. Parlamenter sistemi güçlendirerek yola devam etmeliyiz" ifadesini kullandi.

YENI PARTI AÇIKLAMASI

Aksener, "Gül, Babacan ve Davutoglu'nun kuracaklarini ögrendigimiz partilerine olumlu bakiyorum. Ama simdi esas mesele AKP'nin seçmen kitlesinin tanidigi kitleler olarak, pergelini konulacagi yer AKP'dir... Tekçilikten kurtulmamiz lazim. Seçenek olusturulmasi lazim. IYI Parti açisindan AKP seçmenine ulasmakta zorluklarimiz var. Tayyip Bey'e inanilmaz bir öfke mevcut. Oradan kopacak insanlarin seçmen olarak Babacan'a, Gül'e, Davutoglu'na kulak kabartmalari daha çok mümkün. Seçmeni AKP' den koparacaktir. Ekonominin sarstigi, AKP seçmeni bizlerden önce onlarin sesini duyar. Bu da normal.  Onlarin isi kolay, alani biz temizledik. Alani, kaktüsleri, çalilari biz temizledik. Bu arkadaslarimizin bizim çiktigimiz zamanla simdiki arasinda çok büyük fark var" diye konustu.

 


Marmaris’te doga katliami: Milli Park'taki agaçlari kestiler!

Marmaris’te milli parkta agaç kesimi yapildi. Agaçlarn kesildigi yerde basin açiklamasi yapan yurttaslar, sorumlularin cezalandirilmasini istedi

Mugla’da Marmaris Milli Parki sinirlari içerisinde kalan hassas koruma bölgesi statüsündeki alanda yol yapimi bahanesiyle çam, zeytin ve sandal agaci gibi farkli türlerden çok sayida agacin kesilmesi tepkiye sebep oldu.

Birgün'den Kardelen Tatar'in haberine göre, Marmaris Kent Konseyi konuyla ilgili açiklama yaparak, “Bize göre bu vahset otomatik silahla Marmaris Meydani’ni taramakla esdeger” dedi.

Yolun kanunsuz biçimde açildigini söyleyen konsey üyeleri, konuyla ilgili savcilik tarafindan sorusturma baslatildigini belirtti.

Sorumlularin cezalandirilmasini isteyen yurttaslar, sorumlular ortaya çikana kadar konuyu takip edeceklerini vurguladi.

Konsey üyeleri ayrica, ormana girisin bariyerler vasitasiyla araç trafigine kapatilmasini da talep etti.


Ingiltere'nin ardindan Almanya da Kahire uçuslarini durdurdu

Ingiliz havayolu sirketi British Airways'in ardindan Alman havayolu sirketi Lufthansa da 'güvenlik endiseleri' gerekçesiyle Misir'in baskenti Kahire'ye yapilan uçuslari askiya aldi.

Ingiliz havayolu sirketi British Airways'in ardindan Alman havayolu sirketi Lufthansa da  Kahire'ye yapilan uçuslari askiya aldi.

Sirketten Tagesschau internet sitesine yapilan açiklamada, ''Yapilan degerlendirmeler sonrasi Kahire uçuslarimizi geçici olarak askiya aldik" denildi.

Sirketten ne zaman ve kaç uçusun askiya alindigi konusunda net bir açiklama yapilmadi.

ILGILI HABER
British Airways, Kahire uçuslarini askiya aldi

 


Suudi Arabistan'dan ABD askerine onay

Suudi Arabistan Krali Selman bin Abdülaziz el Suud, ülkesine ABD askerlerinin girisini onayladi.

Suudi Arabistan Savunma Bakanligi'ndan bir temsilci Cuma günü ülkenin resmi haber ajansi SPA'ya yaptigi açiklamada, Suudi Arabistan Krali Selman bin Abdülaziz el Suud'un ülkesine ABD askerlerinin girisini onayladigini kaydetti.

ABD basininda yer alan haberlere göre ABD Baskani Donald Trump, Suudi Arabistan'a 500 kadar asker göndermeyi planliyor.

DW Türkçe'de yer alan habere göre, son olarak 2003'te Suudi Arabistan'a Amerikan birligi gönderilmisti. ABD askerleri 1991'de Körfez Savasi nedeniyle burada konuslandirilmisti. O dönemde Amerikan Hava Kuvvetleri Riyad'in güneyinde bulunan hava üssünden Irak'a operasyonlar düzenlemisti. Burada bulunan ABD savas uçaklarinin sayisi zaman zaman 200'e kadar ulasmisti.

 


Belediye Baskani Erdogan'dan 'maas baglama' iddiasina yanit

Izmir'in Karaburun Ilçesi Belediye Baskani Ilkay Girgin Erdogan, 'kendisini müdür atayarak maas bagladigi' yönündeki iddialara yanit verdi.

Karaburun Belediye Baskani  Ilkay Girgin Erdogan'dan 'maas baglama' iddiasina yanit geldi.

Açiklamasinda, hisselerinin tümü Karaburun Belediyesi'ne ait olan "Karaburun Belediyesi Personel Limited Sirketi"ne müdür olarak atanmasinin, sirket faaliyetlerinin kesintiye ugramamasi için kanuni bir zorunluluktan kaynaklandigini belirten Erdogan, "Taseron isçilerin kadroya alinmasini öngören 27 Aralik 2017 tarih ve 696 sayili Kanun Hükmünde Kararname (KHK), belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idarelerde çalisan alt isveren isçilerinin belediye sirketlerinde istihdam edilmesini öngörmektedir" bilgisini paylasti.

Erdogan, sunlari söyledi:

"Karaburun Belediyesi'ne bagli 'Karaburun Belediye Personel Ltd. Sti. bu KHK'ya dayanarak kurulmustur. Karaburun Belediye Meclisinin 12 Nisan 2019 tarihinde yaptigi toplantida, 5 yil süreyle adi geçen sirketin müdürü olarak atanmam oy çoklugu ile karar altina alinmistir. Yine 10 Haziran 2019 tarihli Meclis kararinda, adi geçen sirketin müdürü olarak 1 Haziran 2019 tarihinden geçerli olmak üzere tarafima 7 bin 500 TL huzur hakki ödenmesine oy çoklugu ile karar verilmistir. Bu karar, seffaf yönetim anlayisimiz geregi belediyemizin internet sitesinde ayni gün açikça ilan edilmistir.

Adi geçen sirkette KHK, kanun ve Yüksek Mahkeme kararlarina aykiri olmamasina ragmen, basinda ve kamuoyunda rahatsizlik ve hassasiyet yaratan 'Huzur Hakki' islemini tamamen kendi özgür irademle sonlandirma karari aldim. Sirket tarafindan hesabima bir kez ödenen 'Huzur Hakki' meblaginin tamamini, ilçemizde egitim veren Karaburun Ortaokulunun Okul Aile Birligi'nin hesabina bagis olarak yatirdim.  Belediyemizin ilk Meclis toplantisinda, yukarida bahsettigim karari ortadan kaldiran yeni bir Meclis karari alinmasi için bizzat irademi ortaya koyacak, alinacak karari da kurumsal web sitemiz ve sosyal medya hesaplarimiz araciligiyla kamuoyumuzla paylasacagim."


Volvo yarim milyon aracini geri çagirdi

Volvo’nun teknik bir sebepten ötürü dünya çapinda yarim milyona yakin aracini geri çagirdigi ögrenildi.

Volvo’nun bazi modellerinin motorunda bulunan bir teknik ariza nedeniyle yarim milyon araç geri çagrildi.

Volvo Otomobil Basin Sorumlusu Stefan Elfström’e dayandirilan haberde, geri çagrilan modeller arasinda V40, V60, V70, S80, XC60 ve XC90’larin oldugu belirtildi.


ABD'li komutan: Erdogan'dan sonraki hayati düsünmeye baslamamiz gerekiyor

ABD’nin Avrupa’daki eski Kara Kuvvetleri Komutani Ben Hodges, 'Erdogan'dan sonrasini düsünerek hareket etmeliyiz. Türk-ABD iliskilerinin 1.0 versiyonu muhtemelen bu yaz ölecek. Türk-ABD iliskilerinin 2.0 versiyonunu ve Erdogan'dan sonraki hayati düsünmeye baslamamiz gerekiyor' dedi.

2014-2017 yillari arasinda ABD ordusunun Avrupa'daki kara kuvvetlerinin komutanligini yapan Ben Hodges 'Erdogan sonrasi' için hazirlik açiklamasinda bulundu.

Bir radyo programinda konusan Hodges, "Erdogan'dan sonrasini düsünerek hareket etmeliyiz. Türk-ABD iliskilerinin 1.0 versiyonu muhtemelen bu yaz ölecek. Türk-ABD iliskilerinin 2.0 versiyonunu ve Erdogan'dan sonraki hayati düsünmeye baslamamiz gerekiyor" dedi.

Yeni Safak'ta yer alan habere göre, Hodges ayrica, S-400 aliminin Türkiye'nin kurumsal karari degil, Erdogan'in kisisel siyasi tercihi oldugunu söyledi.

"Peki ya Erdogan yönetimde kalmaya devam ederse?" sorusuna Hodges su yaniti verdi: "Bu büyük bir zorluk ve ciddi bir risk. Ama umuyorum ki iki taraf da yeni bir jeo-stratejik çerçeveden hareket eder. Türkiye'yi kaybetmeyi göze alamayiz." 


Kadiköy'deki Suruç anmasina saldirida 27 gözalti

Suruç Katliami'nda yasamini yitirenlerin Kadiköy'de anilmak istendigi eyleme yapilan polis saldirisinda 27 kisinin gözaltina alindigi açiklandi.

Kadiköy'de Suruç anmasina yapilan polis saldirisina iliskin Kadiköy Kaymakamligi'ndan açiklama geldi.

Açiklamada polis saldirisi savunulurken, 27 kisinin gözaltina alindigi belirtildi.

Ayrica anma eylemine iliskin sorusturma baslatildigi duyuruldu.

ILGILI HABER
Suruç anmasina saldiri sonrasi 4 vekil hastaneye kaldirildi

ILGILI HABER
Ankara ve Istanbul'da Suruç anmasina saldiri

 


Konya'da feci kaza: 7 kisi hayatini kaybetti

Konya'da iki otomobilin çarpismasi sonucu 7 kisi yasamini yitirdi.

Konya merkez Karatay ilçesi Ticaret Borsasi alt geçidinde, sürücülerinin kimlikleri henüz belirlenemeyen 42 ACM 965 plakali otomobil ile 42 GF 252 plakali otomobil çarpisti.

Kazada, araçlarda bulunan 7 kisi öldü.

Kazanin ardindan, olay yerine çok sayida polis, saglik ve itfaiye ekibi sevk edildi. 

 


Icra patlamasi: Her üç kisiden birinin icra dosyasi var

Türkiye'de her 3 kisiden biri icralik sekilde yasiyor. Bankalara olan kredi borcu 2,7 trilyon TL’yi asmis durumda. Bireysel kredi ve kredi karti borçlari 20 milyar liraya dayandi.

CHP Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Adalet Bakani Abdülhamit Gül tarafindan yanitlanmasi istemiyle yöneltmis oldugu ‘Icra ve iflas dosyasi sayisina iliskin’ yazili soru önergesine Bakan Gül’den yanit geldi.

Gürer yanitlanmasi istemiyle Adalet Bakani Abdülhamit Gül’e, “Ülkemizde icra dairesi sayisi kaçtir? Ülkemizdeki icra dairelerinde bulunan icra ve iflas dosya sayisi kaçtir? Ülkemizde 2017 ve 2018 yillari arasinda açilmis kaç adet icra ve iflas dosyasi vardir? Icra ve iflas dosyalarinin adet bazinda yogunluk gösterdigi ilk on il hangileridir?” seklindeki sorulari yöneltmisti.

TÜRKIYE’DE 900 ICRA DAIRESI VAR

Gül yanitinda, “Istenilen ayrintida bilgi sunulamamakla birlikte, yillar itibariyla dosya türü ve sayisma göre tutulan icra müdürlüklerine ait istatistiklere Bakanligimiz Adli Sicil ve Istatistik Genel Müdürlügünün "http://www.adlisicil.adalet.gov.tr" adresli internet sitesinden ulasilmasi mümkün olabilecektir. Bakanligimiz kayitlarinin incelenmesinden; 02/04/2019 tarihi itibariyla Ülke genelinde toplam 900 icra dairesi bulundugu anlasilmistir” dedi.

'3 KISIDEN BIRI ICRALIK, BIREYSEL KREDI VE KREDI KARTI BORÇLARI 20 MILYAR LIRAYA DAYANMIS'

Gürer verilen yanita iliskin açiklamasinda, “Ülkemizde, faize ve krediye bulasmamis vatandas kalmadi. Ülke halki borçlu bir hale geldi. 3 kisiden biri icralik bir sekilde yasiyor. Ekonominin tüm kesimlerinin bankalara olan kredi borcu 2,7 trilyon TL’yi asmis durumda. Buna ragmen enerji, insaat gibi en riskli sektörlere kamu bankalari eliyle kredi verilmeye devam ediyor. Bireysel kredi ve kredi karti borçlari 20 milyar liraya dayanmis. 5 milyon üniversite mezunu borç bataginda. Dogal olarak icra dairesi sayisi da artmis. Ne aci. Sayin Bakan, “istenilen ayrintida bilgi verilmemekte” diyerek önemli sorularima yanit vermemis.http://www.adlisicil.adalet.gov.tr adresine yönlendirmis. Buraya girip bakmayi bizde biliyoruz fakat istedigimiz sorulara yanitlar burada yer almiyor” dedi.


Nijerya'da 4 Türk vatandasi kaçirildi

Nijerya'da 4 Türk vatandasi kimligi belirsiz kisilerce kaçirildi.

 Nijerya'nin güneyindeki Ilorin eyaletinde cuma günü saat 22.00 siralarinda 4 Türk vatandasi kaçirildi.

Fidye için kaçirildigi belirtilen kisileri kurtarma çalismasi baslatildi.

Nijerya açiklarinda silahli kisiler, geçen hafta 18 Türk'ün bulundugu bir gemiye saldirmis, 10 Türk gemiciyi kaçirmisti.

 


Eski CHP'li vekilden Babacan iddiasina yanit

Eski CHP Genel Baskan Yardimcisi ve eski Kocaeli Milletvekili Hursit Günes, Ali Babacan'in kuracagi yeni partide yer alacagi iddialarini yalanladi.

Abdullah Gül ve Ali Babacan'in kuracagi yeni partide yer alacagi iddia edilen Eski CHP Genel Baskan Yardimcisi Hursit Günes'ten açiklama geldi.

Günes, “Ali Babacan’in parti kuracagi söyleniyor. Liderlik serüvenini simdiden kestirmek güç. Ancak Babacan muhafazakar cephenin son dönemde yetistirdigi en nitelikli ve birikimli siyasetçisidir. Siyasette çita yükselecek, birçok mevcut ve potansiyel lider artik zorlanacaktir" derken, "Yahu, sirf CHP’ye oy vermek için ‘Ittifakta benim memleketim Kandira’nin IYI Parti’ye birakilmasi gündeme gelince,elim CHP’den baska bir partiye gitmeyecegi için kaydimi Istanbul’a aldirmistim’ kaydini memleketinden Istanbul’a aldiran birisi, baska bir partiye geçer mi? Benim için CHP bir siyasi partiden öte, bir tutku. Ben CHP’liyim ve sosyal demokratim" ifadesini kullandi.

 

 


Usak'ta 1 milyon dolarlik banknot bulundu

Usak'ta jandarma tarafindan yapilan operasyonda bir sahsin üzerinden prestij olarak bastirilan 1 milyon dolarlik banknot bulundu.

Usak'ta jandarma tarafindan gerçeklestirilen operasyonda bir sahsin üzerinden prestij ve "Amerikan rüyasi"nin sembolü olarak bastirilan 1 milyon dolarlik banknot ele geçirildi.

Operasyonda yakalanan 3 sahsin sayili bastirilan banknotu nereden bulduklari arastiriliyor.

1 milyon dolarlik banknotun 1988 yilinda ABD tarafindan prestij amaciyla bastirildigi ögrenildi. Uluslararasi Milyonerler Birligi tarafindan üretilen 1 milyon dolarlik banknotlar gerçek para yerine geçmemesine ragmen koleksiyoncular arasinda 10 binlerce dolara alinip satiliyor.

 

 


'Ingiliz firkateynindeki güçler Iran'in alikoydugu gemiyi kurtaramadi'

Iran Devrim Muhafizlari Ordusu Sözcüsü Ramazan Serif, alikoyduklari Ingiltere petrol tankerine eslik eden Ingiliz firkateynindeki güçlerin gemiyi kurtaramadigini açikladi.

Iran Devrim Muhafizlari Ordusu Sözcüsü Ramazan Serif, alikonulan Ingiltere petrol tankerine iliskin açiklamada bulundu.

Sputnik'te yer alan habere göre, Serif, yaptigi yazili açiklamada Hürmüz Bogazi'nda alikonulan Ingiltere'ye ait petrol tankerine bölgedeki Ingiliz firkateynlerin eskortluk ettigini ancak "Ingiliz güçlerinin gemiyi kurtarmayi basaramadigini" belirtti. 

Iranli yetkili, açiklamasinda sunlari kaydetti: "Ingiltere Deniz Kuvvetlerine bagli firkateyndeki Ingiliz güçleri, petrol tankerinin alikonulmasina direndi. Ayrica olaya müdahale etmek için 2 helikopter havalandi ve Devrim Muhafizlarini engellemeye çalisti. Askerlerimiz hizli bir performans sergiledigi için Ingiliz güçleri basarili olamadi ve gemi içindeki görevlilerle birlikte alikonularak gerekli islemlerin yapilmasi için Iran kiyilarina çekildi."

 


S-400 armasi belli oldu: At sirtinda ok atan Oguz savasçisi

S-400'lerin gelisiyle birlikte kurulan S-400 Füze Savunma Alay Komutanligi'nin armasi 'At üstünde ok atan Oguz savasçisi' oldu.

S-400'lerin Türkiye'ye teslimati sürerken, Türk Silahli Kuvvetleri bünyesinde kurulan S-400 Füze Savunma Alay Komutanligi'nin armasi da belli oldu.

Haber7'de yer alan habere göre, Türk Hava Kuvvetleri'nde bir gelenek olan ve her filonun sahip oldugu arma için 'At üstünde ok atan Oguz savasçisi' seçildi.

 


Meclis Baskani: Parlamenter sistemlerin iyi isledigi yerlerde monarsi vardir

TBMM Baskani Mustafa Sentop, 'Bence parlamenter sistemlerin iyi isledigi yerlerde ya monarsi vardir, monarsi olmayan yerlerde ise federal sistemler vardir. Parlamenter sistem Cumhuriyeti garanti eden bir sistem degildir' dedi.

TBMM Baskani Mustafa Sentop, baskanlik sistemi ve parlamenter sisteme iliskin açiklamalarda bulundu.

"Bence parlamenter sistemlerin iyi isledigi yerlerde ya monarsi vardir, monarsi olmayan yerlerde ise federal sistemler vardir. Parlamenter sistem Cumhuriyeti garanti eden bir sistem degildir. Ama baskanlik sistemi Cumhuriyeti zorunlu kilan bir sistemdir. Latin Amerika ülkelerinde de hep baskanlik sistemini tercih ediliyor" diyen Sentop "Cumhurbaskani deyince hep Cumhurbaskanlari hatirlaniyor yeni Cumhurbaskani’na öyle bakiliyor. Yeni sistemde Basbakanlik ile Cumhurbaskanligi makami birlestirilmis oldu. Yeni sistemde yetkileri ve siyasi konumu ile Basbakana benziyor. Yeni sistemde Cumhurbaskani tarafsiz konumunda degildir. Siyasi programla çikiyor. Farkli yönü ayni zamanda devletin basinda da oluyor. Siyasi faaliyetleriyle ilgili olarak. Anayasada mevzuatimizda Cumhurbaskanimizin bir siyasi partide olmasi zorunlu degil ayni zamanda yasak da degil" ifadesini kullandi.

 


Suruç anmasina saldiri sonrasi 4 vekil hastaneye kaldirildi

Istanbul'da Suruç anmasini hedef alan polis saldirisinda dört milletvekili yaralandi.

Istanbul'da düzenlenen Suruç anmasina polis saldirisi sonrasinda milletvekilleri yaralandi.

Saldiri sonrasi gazdan ve plastik mermiden etkilenen HDP Istanbul Milletvekilleri Erol Katircioglu, Gülistan Kiliç Koçyigit, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrikulu ve Ali Seker hastaneye kaldirildi.

ILGILI HABER
Ankara ve Istanbul'da Suruç anmasina saldiri

 


British Airways, Kahire uçuslarini askiya aldi

Ingiliz havayolu sirketi British Airways, 'güvenlik endiseleri' nedeniyle Misir'in baskenti Kahire'ye yapilan uçuslari bir haftaligina askiya aldigini açikladi

British Airways'den, Kahire'ye gitmek üzere olan yolculara yapilan açiklamada, uçuslarin iptal edildigi belirtilerek, "Güvenlik düzenlemelerimizi dünyanin her yerindeki tüm havaalanlarimizda sürekli gözden geçiriyoruz ve daha fazla degerlendirmeye olanak saglamak için tedbiren yedi gün boyunca Kahire'ye olan uçuslari askiya aldik" ifadesi kullanildi.

Açiklamada, uçuslarin iptaline yol açan güvenlik riskinin ne olduguna dair bir bilgi yer almadi. 

 


Pompeo'dan Çavusoglu'na: Hayal kirikligi yasadim

ABD Disisleri Bakani Pompeo, Mevlüt Çavusoglu'yla yaptigi görüsmede, ‘Türkiye’nin S-400 satin alinmasindan dolayi hayal kirikligi yasadigini’ söyledi.

ABD Disisleri Bakani Mike Pompeo, Türkiye'nin S-400 alimina iliskin Disisleri Bakani Mevlüt Çavusoglu'yla görüstü.

Reuters’te yer alan habere göre, Pompeo, Çavusoglu’na "Türkiye’nin S-400 satin alinmasindan dolayi hayal kirikligi yasadigini" söyledi.

 


Twitter, Iran'a ait 3 ajansin hesabini askiya aldi

Twitter, Iran resmi haber ajansi (IRNA), Iran devlet televizyonuna bagli Genç Gazeteciler Cemiyeti Haber Ajansi (YJC) ve yari resmi Mehr Haber Ajansi'nin hesabini askiya aldi.

Twitter, Iran hükümetine bagli resmi haber ajansi IRNA, Iran Radyo ve Televizyon Kurumuna bagli Genç Gazeteciler Cemiyeti Haber Ajansi (YJC) ile yari resmi Mehr Haber Ajansi'na ait Farsça hesaplari askiya aldi.

Sputnik'te yer alan habere göre, söz konusu ajanslarin Ingilizce, Arapça ve diger dillerdeki hesaplarinda herhangi bir engel yok. 

Sosyal medya platformu Instagram da nisan ayinda ABD yönetiminin Iran Devrim Muhafizlari Ordusu'nu "yabanci terör örgütleri" listesine almasinin ardindan Genelkurmay Baskani Tümgeneral Muhammed Bakiri, eski Devrim Muhafizlari Komutani Muhammed Ali Caferi, Silahli Kuvvetler Insan Kaynaklari Idaresi Baskani Musa Kemali ve bir dönem Devrim Muhafizlari'nda görev yapan eski Radyo ve Televizyon Kurumu Baskani Izzetullah Zergami'nin hesaplarini kapatmisti. 

 


Bahçeli: Serok Ahmet seviyesizdir, kötürümdür, hayasizdir...

MHP Genel Baskani Devlet Bahçeli, eski Basbakan Ahmet Davutoglu'nu hedef alarak 'Serok Ahmet' ifadesini kullanirken, 'Serok seviyesizdir, kötürümdür, nifak asilamakla mesguldür. Bir zamanlar Kobani'yi selamlayan, PKK'ya, PYD'ye zeytin dali uzatan Serok hangi yüzle konusmaktadir? Bu ne cüret, bu ne cesarettir?' dedi.

MHP Genel Baskani Bahçeli, eski Basbakan Ahmet Davutoglu'nun AKP'nin MHP ile yaptigi ittifaki elestirmesine yanit verdi.

"Türkiye'nin bir dönemini karanliga iten, doguda baska batida baska, güneyde baska kuzeyde baska konusan Serok Ahmet'in partimize yönelik kendisi gibi düsük profilli ithamlari aynen sahsina dönmüstür. Sabik Basbakan geçtigimiz günlerde demis ki 'MHP ile ittifakta Kürt oylarini kaybetme ihtimalimiz oldugu için Meclis'teki çogunlugu kaybedecegimizi Cumhurbaskanina ilettim.' Bu dil bölücü bir dildir, bu agiz hayasizdir, hasmanedir, hezeyan içindedir" diyen Bahçeli, Davutoglu'nu hedef aldigi açiklamasini söyle sürdürdü:

Serok seviyesizdir, kötürümdür, nifak asilamakla mesguldür. Bir zamanlar Kobani'yi selamlayan, PKK'ya, PYD'ye zeytin dali uzatan Serok hangi yüzle konusmaktadir? Bu ne cüret, bu ne cesarettir? Türkiye'nin basina onca belayi saran, dis politikada felaketten felakete savrulan, ucuz ve temelsiz siyasetle ülkemizi uçurumun kenarina kadar sürükleyen bu sahis kime ne anlatmaktadir? Serok ve is birlikçi çevreler, Cumhur Ittifaki'ndan rahatsiz olan, Cumhurbaskanligi Hükümet Sistemi'ne kulp takmak için ortam ve durum kollayan zavallilardir. Türk milleti bunlari çok iyi tanimaktadir".


Egemen Bagis: ABD'nin Türkiye'yi kaybetme lüksü yok

Eski Avrupa Birligi Bakani Egemen Bagis, 'Türkiye’yi kaybetme lüksü olmadigini çok iyi bilen ABD’nin Kore savasindan bu yana tüm küresel çatismalarda yaninda duran degerli bir müttefikini zor durumda birakmamasi gerektigini' söyledi.

Yolsuzluk iddialari sonrasi görevinden istifa eden bakanlardan olan eski AB Bakani Egemen Bagis, ABD ile Türkiye arasindaki S-400 krizine iliskin açiklamada bulundu.

Brüksel'in AB konularini ele alan dergisi New Europe haber sitesinde Bagis tarafindan kaleme alinan “Teknik sorunlar siyasi kriz dogurmamali” baslikli yazida, Trump’in Osaka’daki G-20 zirvesinde yaptigi açiklama hatirlatilarak, Patriot hava savunma sistemlerini satmayarak Obama yönetiminin Türkiye’yi S-400 Rus sistemini almaya mecbur biraktigi, simdi de teknik bir çözümle giderilebilecek bir meseleyi siyasi krize çevirdigi söylendi.

Dogunun en batili, Batinin da en dogulu ülkesi konumundaki Türkiye’yi kaybetme lüksü olmadigini çok iyi bilen ABD’nin Kore savasindan bu yana tüm küresel çatismalarda yaninda duran degerli bir müttefikini zor durumda birakmamasi gerektiginin belirten Bagis, ülke liderlerinin teknik soruna teknik bir çözüm bulacaklari dile getirdi.

ILGILI HABER
Egemen Bagis’in soförünün maasini 13 yildir IBB ödüyormus!

 


Erhan Çelik'in gözaltindan nasil kurtuldugu ortaya çikti

Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesi anina iliskin görüntülerin TRT’de yayimlanmasiyla ilgili sorusturma kapsaminda 6 TRT çalisani gözaltina alinirken, o dönem TRT Ana Haber sunuculugu yapan Erhan Çelik'in evine de polis gittigi ancak Çelik'in evde bulamadigi iddia edilmisti. Olaya iliskin önemli bir iddia daha gündeme geldi.

Rusya’nin Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine iliskin görüntülerin TRT 1 Ana Haber’de yayimlanmasina iliskin TRT çalisanlarina yapilan operasyonun Emniyet’e gelen müdahaleyle yarida kesildigi ortaya çikti.

Cumhuriyet'ten Alican Uludag'in haberine göre, hakkinda savciligin gözalti karari çikardigi dönemin TRT Haber sunucusu Erhan Çelik’in evine giden polislerin, dogrudan Içisleri Bakani Süleyman Soylu’nun Emniyet’i aramasiyla geri çekildigi anlasildi. Bakan müdahalesinin ardindan sorusturma savcisi Adem Akinci, Erhan Çelik ile ilgili Emniyet’e “çok ivedi” yazi göndererek, “Ilgili yazimizin islemsiz olarak bu asamadan sonra herhangi bir islem yapilmaksizin oldugu haliyle bassavciligimiza gönderilmesini” istedi. Erhan Çelik’in de arasinda bulundugu 4 kisiye bu nedenle gözalti islemi yapilmazken, kameraman ve montajcinin arasinda oldugu alt düzeydeki 6 çalisan bir gece gözaltinda kaldiktan sonra serbest birakildi. 

ILGILI HABER
Erhan Çelik'ten 'gözalti' açiklamasi: Cumhurbaskaninin dikkatine sunuyorum

 


Ankara ve Istanbul'da Suruç anmasina saldiri

Ankara ve Istanbul'da Suruç Katliami'nin dördüncü yili dolayisiyla düzenlenen anma eylemlerine polis saldirdi.

Ankara ve Istanbul'da düzenlenen Suruç anmalarina polis saldirdi.

Ankara'da Sakarya Caddesi'ndeki eyleme polis saldirisi sonrasi çok sayida kisinin gözaltina alindigi belirtiliyor.

Istanbul'da ise Kadiköy'de yapilan anma eylemine polis tarafindan biber gaziyla saldirildi.

ILGILI HABER
Göz göre göre gelen ve katilleri korunan katliam: Suruç...

ILGILI HABER
Suruç Katliami'nin dördüncü yildönümü: Adalet hala saglanmadi


'Sinek Çayi temiz akmali'

Diyarbakir Çermik halki Sinek çayina lagim sulari karismasi nedeniyle harekete geçerken, bir de imza kampanyasina basladi.

Diyarbakir Çermik’te halk, ilçelerinden geçen Sinek çayina lagim sulari karistigi gerekçesiyle harekete geçti.

Diyarbakir Büyüksehir Belediyesi’ne iletilmek üzere düzenlenen imza kampanyasina öncülük eden Bedri Demir, yaklasik 20 köyü yakindan ilgilendiren bu soruna çare bulunmasini amaçladiklarini söyledi. Demir, köylülerin sorunlarini söyle anlatti: 

“Sinek Çayi, Çermik’in 10 km yukarisindan baslar, 30 km ilerideki Firat’a akar. Yaklasik 30 bin nüfusluk Çermik ilçesinin tüm lagim sulari dogrudan bu çaya akiyor. Bu 30 km’lik alanda yaklasik 20 köy var. Bu köyler su kaynagi olarak tamamen bu çayi kullaniyorlar. Hayvanlarina içiriyorlar, tarim alanlarini suluyorlar. Sonra da bu hayvanlardan ve tarim alanlarindan saglanan ürünleri tüketiyor insanlar. Çocuklarda sürekli salgin hastaliklar görülüyor. Diyarbakir Büyüksehir Belediyesi’nden bu soruna bir çözüm bulmalarini istiyoruz.”


Erbil saldirisina iliskin bir gözalti daha

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), Erbil'deki Türk Baskonsoloslugu görevlisinin öldürüldügü saldiriya iliskin bir kisinin daha gözaltina alindigini açikladi.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), Erbil saldirisina iliskin bir kisinin daha gözaltina alindigini açikladi.

Açiklamada saldirisinin bas faili Mazlum Dag'a yardim eden 'Dijvar Mamend Yusuf' adiyla taninan Muhammed Bisksiz'in yakalandigi duyuruldu.

ILGILI HABER
Erbil saldirisini düzenleyen 4 kisi yakalandi

 

 

 


Sözlesmesini feshetmek isteyen futbolcu darp edildi

TFF 3'üncü Lig ekiplerinden Fethiyespor'un oyuncusu Halil Ibrahim Peksen, sözlesmesini feshetmek için gittigi kulüp binasinda darp edildi.

Fethiyespor'un oyuncusu Halil Ibrahim Peksen, sözlesme fesih görüsmelerinde darp edildi.

'225 BIN LIRA ALACAGI VARDI AMA'

Fethiyespor’la 1 yil daha sözlesmesi bulunan Halil Ibrahim adli futbolcu, kulüpten 225 bin TL alacagi oldugunu ve Ikinci Baskan Ismail Öztürk’le yaptigi görüsme sonrasi 70 bin TL karsiliginda sözlesme feshi konusunda anlastiklarini söyledi.

Mukavelesini sonlandirmak için gittigi Fethiye Ilçe Stadi’ndaki kulüp binasinda yaninda korumasi bulunan bir kadin personelin kendisine incelemesi için fesihname verdigini belirten Halil Ibrahim, fesihnamenin fotografini çekip avukatina gönderdigini dile getirdi.

Daha sonra vedalasmak üzere teknik direktör Mustafa Ceviz’in odasina götürüldügünü belirten futbolcu, “Bana bu fesihnameyi imzalamami söylediler, ben de imzalamadim. Beni orada darp ederek zorla bana imza attirdilar, sikayetçiyim” dedi. Tutanakta; odada kamera kayitlarinin olmadigi, koridorda ise kamera görüntülerinin bulundugu, ancak görevlinin olmamasi nedeniyle görüntülerin temin edilemedigi belirtildi. Darp raporunda Halil Ibrahim Peksen’in sol boyun ve omuz bölgesinde hassasiyet meydana geldigi tespit edildi.

 


Üsküdar açiklarinda tekne yangini

Üsküdar açiklarinda bir teknede yangin çikti. Olay yerine çok sayida itfaiye ekibi sevk edildi.

Üsküdar açiklarinda bir teknede saat 17.30 siralarinda yangin çikti.

Teknedekiler yangin sonrasi denize atladi. 

Kiyiya çekilen tekneye burada itfaiye ekipleri de müdahale etti.

Alev alev yanan tekne söndürülürken itfaiyenin çalismasi devam ediyor.  Teknede 8 kisinin oldugu iddia edildi.


MHP'de Bahçeli'ye rakip çikti

22 yildir araliksiz MHP Genel Baskanligini yürüten Devlet Bahçeli'ye rakip çikti.

MHP Genel Baskani Devlet Bahçeli'ye rakip çikti.

Yeniçag yazari Orhan Uguroglu, 21. Dönem MHP Agri Milletvekilli Nidai Seven'in Bahçeli'ye rakip olarak çikacagini yazdi.

Uguroglu, Seven'in açiklamalarin da kösesinde yer verdi ve Seven'in iddiali oldugunu yazdi:

Milliyetçi Hareket Partisinin %35 civarinda oyu mevcut. Ancak camia çesitli partilere dagitilmis, bölünmüs ve yeni partiler dogurmustur.

Biz bütün aileye ve Türk Milletine talibiz.

AKP'nin iktidarda kalmasi için degil, Basbugumuzun özlem duydugu Milliyetçi Türkiye Iktidari için yollara düsecegiz. Tabandan tavana hareketiyle önce dagitilmis aileyi toparlayacagiz, sonra halkla bütünleserek iktidara kosacagiz.

Ben degil, Biz de degil, hepimiz, Türkiye'yi ve dünyayi yeniden okuyarak, yeniden yorumlayarak, bir kadro hareketi ile MHP'yi iktidara tasimayi basaracagiz.

 

 


‘Reis bizi Afrin’e götür’ sloganinin sahibi AKP'li Baskan bedelli askerligi tamamladi

AKP Kocaeli Il Gençlik Kollari Kongresinde, Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’i asker üniformali gençlerle karsilayan ve 'Reis bizi Afrin'e götür' sloganlari attiran Kocaeli Il Gençlik Kollari Baskani Emre Kahraman, bedelli askerligini tamamladi.

AKP Kocaeli Il Gençlik Kollari Kongresinde, Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’i asker üniformali gençlerle karsilayan Kocaeli Il Gençlik Kollari Baskani Emre Kahraman, bedelli askerligini tamamladi.

Sözcü'den Ugur Enç'in haberine göre, Kahraman 2018'deki kongrede sik sik, “Reis bizi Afrin’e götür” sloganlari attirmis ve bu sloganlar gündem olmustu.

Kahraman ayni zamanda Basiskele Belediyesi Meclis Üyeligini yapiyor.

 

 


Sputnik'ten Yavuz Oghan açiklamasi: Davutoglu'nun ajansini yönetiyor

Sputnik Genel Yayin Yönetmeni Mahir Boztepe, Yavuz Oghan'in programinin bitirilmesine yönelik açiklamalarda bulundu. Boztepe, 'Ben kendisine sunu aktardim; Bu röportaj bizim isimiz degil, ama medyada RS FM diye alintilanirsa programi bitirecegiz. Öncesinden bu uyari yaptik' derken, Oghan'in Davutoglu'nun ajansini da yönettigini dile getirdi.

RS FM’de yayimlanan, Yavuz Oghan’in Ismail Saymaz ve Akif Beki ile yaptigi “Bi De Bunu Dinle” isimli program, dün Sputnik tarafindan sonlandirilmisti.

Oghan'in eski Basbakan Ahmet Davutoglu’yla kendi Youtube sayfasinda yayimlanan röportaj sonrasi alinan karara tepki gösteren Oghan, "Türkiye'de hiçbir iyi is cezasiz kalmaz" demisti.

Sputnik Genel Yayin Yönetmeni Mahir Boztepe, konuyla ilgili olarak Odatv’ye açiklamalarda bulundu.

Ahmet Davutoglu ile yapilacak röportajdan iki gün önce haberinin oldugunu belirten Mahir Boztepe, “Davutoglu röportaji kurumsal kararimizin hilafina yapilmis bir is. Röportajin yayin politikamiz geregi yapilmamasi yönünde karari biz Yavuz Bey’e ilettik, ancak buna ragmen yapildi. Genel Yayin yönetmeni olarak röportajdan iki gün önce haberim oldu. Onay vermedik buna. Röportajdan bir gün önce, Yavuz Bey’e röportajin bizim tarafindan yapilmasinin dogru olmadigini aktardim. Akif Beki ve Ismail Saymaz’in röportaja dahil oldugunu ise röportaja 1 gün kala ögrendim. Oghan ‘Biz bunu kendi Youtube kanalimizda yapacagiz’ dedi. Akif Beki ve Ismail Saymaz’in da orada olacagini söyledi” dedi.

ILGILI HABER
Ruslar affetmedi: Davutoglu röportaji nedeniyle kovdular

'SPUTNIK’IN FORMATINI ALIP KENDI KANALINDA KULLANIYORSUN'

Röportajdan önce Yavuz Oghan’i uyardigini ifade eden Mahir Boztepe su ifadeleri kullandi:

“Ben kendisine sunu aktardim; Bu röportaj bizim isimiz degil, ama medyada RS FM diye alintilanirsa programi bitirecegiz. Öncesinden bu uyari yaptik. Biz yayin politikamiz geregi, Davutoglu gibi bir figürü önemsemiyoruz ve açiklamalarinin bizim üzerimizden yayilmasini istemiyoruz. Haber degerinin olduguna inanmiyoruz. Bizim yayin politikamiz bu ve yine bir yayin organi olarak hakkimiz. Nitekim kendi sitemizde yayinlanmadi. Onlarin sayfalari için de sartimiz buydu; ‘RS FM’de yayinlandi’ ifadesi kullanilmasin.

Ancak ertesi gün röportaj yapildi ve tüm yayin organlari RS FM seklinde alintiladi. Neden? Çünkü, program Sputnik’e ait, format Sputnik’e ait, KJ Sputnik’e ait, KJ’de kullanilan turuncu renk Sputnik’e ait. Bunlarin hepsi Sputnik’in izni olmadan kullanildi. Bizim telifini ödedigimiz bir program bu. Bunu hiçbir yayin kurulusu kabul etmez. Sputnik’in formatini alip kendi kanalinda kullaniyorsun ve bunu Sputnik’in özel isi gibi paketliyorsun.”

'YAVUZ OGHAN, DAVUTOGLU’NUN AJANSINI YÖNETIYOR BU SÖZLESMEMIZE AYKIRI'

Yavuz Oghan’in Davutoglu’na yakinligiyla bilinen Tarafiz Haber Ajansi’ni kurup yönettigini söyleyen Boztepe, bunun Sputnik’le imzalanan sözlesme hükümlerine aykiri oldugunu da söyleyerek su ifadeleri kullandi:

“Tüm bunlar isin bir tarafi. Diger yani ise; Yavuz Oghan medyasi olmayan Davutoglu’na bir medya yaratmak amaciyla yola çikan Tarafisiz Haber Ajansi’nin kurucularindan ve yönetiyor. Tarafsiz Haber Ajansi, kamuoyuna böyle yansimasa bile, Davutoglu’nun tanitimini yapmak için kullaniliyor. Yavuz Oghan’la yapilan sözlesmemiz geregi böyle bir durumu kabul edemeyiz. Biz Sputnik olarak Davutoglu’nun ajansi ile yan yana görünmek istemiyoruz. Biz Türkiye’de yasanabilecek bir siyasi mücadelenin tarafi degiliz. Politikaci degiliz, sadece gazeteciyiz. Sputnik’in program formati onay olmadigi halde birebir kopyalanarak, sanki Davutoglu programi Sputnik’ten yapilmis gibi her yerden yayildi. Buna dünyanin bütün kurumsal haber ajanslari itiraz eder. BBC de dahil, Reuters da dahil, Türkiye’dekiler de dahil, Odatv de dahil… Biz buna itiraz ettik, bu kadar basit. Bir de Tarafsiz Haber Ajansi’nda çalismasi, sözlesmeye aykiri bir hamle ve biz bunu kabul etmedik.”


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...