son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


Fotoğraf sanatçısı Ara Güler yoğun bakımda

Yoğun bakıma alınan Ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in kalbinin iki kez durduğu ancak tekrar çalıştırıldığı ve hayata döndürüldüğü öğrenildi.

Ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler yoğun bakıma alındı. Güler'in kalbinin iki kez durduğu ancak tekrar çalıştırıldığı ve hayata döndürüldüğü öğrenildi.

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi eski dekanı Yasemin İnceoğlu, yaptığı bir paylaşımda "Ara Güler ile ilgili sevindirici bir haber; duran kalbi yeniden çalıştırıldı, yoğun bakımda…" ifadesini kullandı.

İnceoğlu önceki mesajında Ara Güler'in hayatını kaybettiğini duyurmuştu.


Üçüncü Havalimanı işçilerinden 3'ü tahliye edildi

İnsanca çalışma koşulları talep ettikleri için tutuklanan Üçüncü Havalimanı işçilerinden 3’ü tahliye edildi.

İnsan onuruna yaraşır çalışma ve barınma koşulları talep ettikleri için tutuklanan Üçüncü Havalimanı işçilerinden 3’ü tahliye edildi. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi için eyleme başlayan ve yüzlercesi gözaltına alınan işçilerden 30’u tutuklanmıştı.

Tahliye edilen işçilerin isimlerinin Selami Sarıboğa, Birkan Topçu ve Bilal topçu olduğu öğrenildi.

NE OLMUŞTU?

29 Ekim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yapacağı açılışa yetiştirilmeye çalışılan Üçüncü Havalimanı inşaatındaki işçiler, servislerin yetersizliği nedeniyle yağmur altında kuyruklar oluşmasını, insanlık dışı çalışma koşullarını ve işçi cinayetlerini protesto için 14 Eylül'de eyleme başlamıştı.

Eylem sonrası işçiler polis ve jandarma saldırısına uğrarken, işçiler odaları basılarak gözaltına alınmıştı.

İLGİLİ HABER
VİDEO | Üçüncü Havalimanı işçileri eylemde

İLGİLİ HABER
Tutuklu havalimanı işçilerinden mektup: Asıl suçlu patronlardır


Suudi Arabistan'dan ABD destekli SDG'ye 100 milyon dolar yardım

ABD Dişişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Suudi Arabistan ziyareti sırasında Riyad yönetiminin Suriye’de ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgede kullanmak üzere 100 milyon dolar verdiği ortaya çıktı. Ağustos ayında kararlaştırılan yardımın ödeme zamanlaması dikkat çekti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın görevlendirmesiyle Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasıyla ilgili Suudi Arabistan ve Türkiye’yi ziyaret eden ABD Dişişleri Bakanı Mike Pompeo’nun görüşmeleri sırasında bir ayrıntı dikkat çekti.

Pompeo'nun Riyad'a ulaştığı saatlerde Suudi Arabistan, Suriye’de ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgede kullanmak üzere 100 milyon dolar verdi. New York Times’ın haberine göre Ağustos ayında kararlaştırılan ödeme Pompeo’nun Suudi Arabistan'a düzenlediği ziyaret sırasında ABD hükümetine ait hesaplara yatırıldı.

TÜRKİYE KARŞI ÇIKMIŞTI

ABD Başkanı’nın uzun süredir talep ettiği destek üzerinde Ağustos ayında Trump'ın IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk'ün girişimiyle anlaşmaya varılmıştı. Kral Selman’ın desteğinin ardından Türkiye’den yapılan açıklamada Riyad yönetiminden “DEAŞ'ın kökeninde parmak izleri bulunan Suud rejimi” ifadeleriyle söz edilmiş, Suudi Arabistan “teröre destek” olmakla eleştirilmişti.

İLGİLİ HABER
Suudi Arabistan'dan Rakka'nın inşası için 100 milyon dolar

İLGİLİ HABER
Trump: Kaşıkçı yüzünden Suudi Arabistan'dan uzaklaşmak istemiyoruz


'ABD Suriye'nin inşasında yer alan Rus ve İranlı şirketlere yaptırım hazırlığında'

ABD'nin İran ve Rusya'nın Suriye'deki faaliyetlerini kısıtlamak üzere yeni bir strateji planı üzerinden çalıştığı öne sürüldü. Suriye'nin yeniden inşasında yer alan Rus ve İranlı şirketleri kapsayan plana Rusya'da 'karşılık veririz' yanıtı geldi.

ABD merkezli NBC 'nin bildirdiği habere göre ABD yönetimi, savaş sonrasında Suriye’nin yeniden inşasında yer alan Rus ve İranlı şirketlere yaptırımları içeren bir strateji üzerinde çalışıyor.

SICAK ÇATIŞMA YERİNE DİPLOMASİ

Ekonomik hükümler içeren bir tasarıdan ziyade stateji planı olacağı belirtilen raporun İran’ın kontrolü altında bulunan gruplarla sıcak çatışmalar şeklinde karşı karşıya gelmemeyi amaçladığı vurgulanıyor.  ABD ordusunun yalnızca kendisini savunma koşuluyla saldırı hakkını saklı tuttuğu belirtilen strateji ile İran destekli grupların Suriye’den çıkmasına yol açacak “siyasi ve diplomatik” çabalara odaklanılacak.

Plana ilişkin konuşan üç yetkilinin aktardığı bilgilere göre ABD, Rusya ve İran’ın etkili olduğu bölgelere yardımını çekerek Suriye’nin yeniden inşasını engellerken, diğer yandan Rus ve İranlı şirketlere yaptırımlar uygulayacak.

RUSYA: 'KARŞILIK VERİRİZ'

Yaptırım iddialarının ardından basına konuşan Rusya Federasyon Komitesi Dış İlişkileri Başkan Yardımcısı Vladimir Jabbarov, olası yaptırımlara karşı “gereken karşılığı” vereceklerini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada ABD’nin Suriye’deki varlığını sürdüreceğini ve “İran güçlerini kovarak barışçıl bir çözüme” ulaşacaklarını belirtmişti.

Savaşın başladığı 2011 yılından bu yana 250 milyar dolarlık bir yıkımın yaşandığı tahmin edilen Suriye’nin yeniden inşası için Rusya, Çin ve İran'ın başat ülkeler olduğu bildiriliyor.


Suudi Konsolos'un konutu drone ve itfaiye ekipleri ile aranıyor

Polis, 'kayıp' gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkındaki soruşturma çerçevesinde dün ülkesine dönen Suudi Arabistan Başkonsolosu'nun evinde incelemelerde bulunuyor. Soruşturma sırasında polisin drone kullanması ve konutun bahçesindeki su kuyusunu incelemesi dikkat çekti.

2 Ekim tarihinden bu yana haber alınamayan Cemal Kaşıkçı hakkındaki soruşturma sürüyor. Polis ekiplerinin incelemelerde bulunmak üzere dün Türkiye’den ayrılan Suudi Arabistan Başkonsolosu’nun konutuna geldiği kaydedildi. Dün gerçekleştirileceği açıklanan inceleme iptal edilmiş, Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi'nin ise incelemeden saatler önce ülkesine döndüğü öğrenilmişti.

11 kişilik Suudi inceleme heyetinin başkonsolosluğa ait konuta gelmesinin ardından polis ekipleri de konuta geldi. Başkonsolosun konutu, Suudi Arabistan Konsolosluğu'nun birkaç sokak yakınında yer alıyor.

DRONE VE İTFAİYE İLE ARAMA

Konutun üzerinde uçurulan olay yeri inceleme ekiplerine ait bir drone ile de aramalar gerçekleştirildi.  Konuta, arkasında bir su motoru ve jeneratör bulunan bir itfaiye aracı geldi. Ekiplerin konutun bahçesinde bulunan su kuyusunda inceleme yapacağı öğrenildi.

Cemal Kaşıkçı’nın kaybolduğu 2 Ekim tarihinin ardından konutundan çıkmadığı öne sürülen Başkonsolos’un görevden alındığı iddia edildi ancak bu yöndeki haberler daha sonra geri çekildi.

Associated Press haber ajansı dün yayınladığı haberde Türk yetkililere dayandırdığı bilgilere göre Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğu öne sürmüştü. Bulunan kanıtın ne olduğu ve Türk yetkilinin ismi henüz açıklanmadı.

İLGİLİ HABER
Baştan sona Kaşıkçı olayının detayları: Süreç nasıl gelişti, neler oldu?

 

 

 

 


BM Suriye Özel Temsilcisi De Mistura istifa ediyor

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilci Staffan de Mistura, 'tamamen kişisel nedenlerle' Kasım ayı sonunda görevinden ayrılacağını açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilci Staffan de Mistura, dört yıldan uzun süredir yerine getirdiği görevinden Kasım ayı sonunda ayrılacağını açıkladı. Kararını BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye konulu toplantısında duyuran De Mistura, istifanın “tamamen kişisel nedenlerden” kaynaklandığını belirtti.

SURİYE ANAYASASI'NI OLUŞTURMAK İSTİYOR

De Mistura, Suriye’de yeni anayasayı hazırlayacak komitenin kurmak üzere önümüzdeki hafta Şam’a gidecek.

Komitenin oluşumuyla ilgili Suriye hükümetinin itirazları olduğunu dile getiren De Mistura, hükümetin ve muhalefetin 50'şer kişilik heyetleriyle Suriye Anayasa Komitesi'nde yer almaları konusunda anlaşma olduğunu, ama BM'nin Suriyeli uzmanlar, sivil toplum, bağımsızlar, aşiret liderleri ve kadınlardan oluşturduğu 50 kişilik heyetteki temsilcilere hükümetin itirazı olduğunu ifade etti.

De Mistura Temmuz 2014’te devraldığı göreve Cezayirli diplomat Lakhdar Brahimi'nin Cenevre'deki barış görüşmelerinin başarısızlığının ardından istifası üzerine başlamıştı.

İLGİLİ HABER
'Suriye Anayasa Komisyonu bu yıl çalışmaya başlayacak'

 


Trump: Kaşıkçı yüzünden Suudi Arabistan'dan uzaklaşmak istemiyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kaşıkçı olayı sebebiyle Suudi Arabistan ile uzaklaşmak istemediklerini belirtti. 'Masumiyetleri kanıtlanana kadar' Suudi Kral'ı ve Prens'ine suçlu muamelesi yapılmaması gerektiğini belirten Trump, soruşturmanın iki hafta içerisinde tamamlanacağını kaydetti.

Fox Business’a konuşan ABD Başkanı Donald Trump, “kayıp” gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının ardından Suudi Arabistan ile uzaklaşmak istemediğini belirtti. Trump, Washington'ın terörle mücadelede Suudi Arabistan'a ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Öte yandan Trump, Fransız haber ajansı AP’ye verdiği demeçte ise Suudi Kralı ve Prensi'nin, Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin bilgileri olduğu iddiasına yönelik yalanlamalara inandığını ifade etti.

'HİÇBİR ŞEY BİLMİYORLAR'

Suudi Kralı ve Prensi’nin bir şey bilmediğini öne süren Trump, şu ifadeleri kullandı: "Veliaht Prens kendisi ve babasının bu konuda hiçbir şey bilmediğini söyledi. Ve bu çok önemliydi. Onunla (Dışişleri Bakanı) Mike Pompeo oradayken konuştum. Dün (15 Ekim) kralla, bugün (16 Ekim) veliaht prensle konuştum; neler olup bittiğini bilmek istiyordum. Ve bana çok güçlü şekilde söyledi ki, kendisi ve babası bunun hakkında hiçbir şey bilmiyor, ama ortaya çıkarmak için çok büyük bir soruşturmayı zaten başlatmışlar. Yani cevaplar yakında gelecek."

İLGİLİ HABER
Trump: Prens Selman Kaşıkçı iddialarını reddetti

'SUÇLU MUAMELESİ YAPMAYALIM'

Suudi liderlerin yalanlamalarının “çok güçlü” olduğunun altını çizen Trump, iddialar kanıtlanana kadar ithamda bulunmak istemediğini belirterek, "Öncelikle ne olduğunu çözmeliyiz diye düşünüyorum. Yine başladık, 'masumiyetin kanıtlanana dek suçlusun' muamelesi yapmaya. Bundan hoşlanmıyorum. (Kendisi tarafından Yüksek Mahkeme'ye atanan, ama cinsel saldırı suçlamalarıyla karşılaşan) Yargıç Kavanaugh ile ilgili bunları yaşadık. Ve o tümden masumdu. Dolayısıyla benim endişem yok" dedi.

'TÜRKİYE'DEN VİDEO VE SES KAYDI İSTEDİM'

Ayrıca Trump, Suudi Kralı’nın verdiği bilgiye göre soruşmanın iki hafta içerisinde tamamlanacağını kaydetti. Trump ayrıca, "Kaşıkçı'nın kaybolmasıyla ilgili olarak Türkiye'den varsa video ve ses kaydı istedim" dedi.

İLGİLİ HABER
Baştan sona Kaşıkçı olayının detayları: Süreç nasıl gelişti, neler oldu?


İsim tartışmalarının odağındaki Yunanistan Dışişleri Bakanı istifa etti

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Makedonya ile imzalanan isim anlaşmasına ilişkin tartışmaların ardından bugün istifa ettiğini açıkladı. Kocias'ın isim anlaşmasına karşı çıkan Savunma Bakanı Panos Kammenos ile tartıştığı belirtiliyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Makedonya ile varılan isim anlaşmasındaki tartışmalar üzerine bugün istifa ettiğini açıkladı. Başbakan Aleksis Çipras tarafından istifası kabul edilen Kocias, dış ilişkiler alanında hükümete destek vermeyi sürdürecek.

SAVUNMA BAKANI İLE SOROS TARTIŞMASI

İstifanın dün yapılan kabine toplantısında SYRİZA-ANEL koalisyonunun ANEL’li Savunma Bakanı Panos Kammenos ile Kocias arasında Makedonya anlaşmasına ilişkin yaşanan sert tartışmanın ardından geldiği tahmin ediliyor.

Makedonya anlaşmasına karşı çıkan ve hükümete bu konuda destek vermeyeceğini ifade eden Kammenos, geçen hafta Washington'a düzenlediği ziyarette Makedonya ile gerçekleştirilen isim anlaşmasına alternatif plan sunduğunu açıklamıştı. Başbakan Çipras ise alternatif plan iddialarını yalanlayarak Kammenos ile “tam uyum içerisinde” bulunduklarını belirtmişti.

Kammenos'un, Kocias'ı Macar asıllı Amerikalı milyarder George Soros'un "adamı" olmakla ve bakanlığın fonlarını yanlış yönetmekle suçladığı, Kocias'ın ise Çipras'ın bu ithamlar karşısında kendisinin arkasında durmamasından ve tartışmayı yatıştırmaya çalışmasından dolayı öfkelendiği belirtildi.

İLGİLİ HABER
Çipras'ı yalanlayan Savunma Bakanı 'tam uyum içindeyiz' dedi

Resmi adı Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (FYROM) olan Makedonya ile uzun yıllardır süren isim krizinde taraflar çözüme ulaştıklarını açıklamışlardı. Anlaşma ile Makedonya adını Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değiştirecek, Yunanistan ise Makedonya'nın AB ve NATO üyeliğini veto etmeyecek. Makedonya dün NATO ile üyelik müzakerelerine başlayacaklarını duyurmuştu.

İLGİLİ HABER
Yunanistan-Makedonya krizinde 'çözüm' ne anlama geliyor?


ABD'den Türkiye'ye yaptırım açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Türkiye'ye karşı uygulanan yaptırımlarla ilgili kısa sürede karar vereceklerini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, rahip Brunson'un serbest bırakılması sonrası ABD'nin Türkiye'ye yaptırımlar konusunda kararını yakın zamanda vereceğini söyledi.

CNN’in aktardığı habere göre ABD'nin Türkiye'ye yönelik aldığı yaptırım kararına ilişkin yorumu sorulan Pompeo, "Yakında bir karara varacağız. (Türkiye'ye yaptırımlar) Onların şu anda kaldırılmasının bir mantığı var fakat henüz nihai karar verilmedi. Bu konu hakkında Başkan ile görüşmem lazım." şeklinde konuştu.

Pompeo'nun açıklamalarının ardından döviz kurlarında hareketlenmeler yaşandı. Saat 19.34 itibari ile dolar 5,57 , avro ise 6,42 seviyelerinde seyretti. 

İLGİLİ HABER
ABD Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geldi


Merkel: İngiltere'nin AB'den çıkışı için tüm senaryolara hazırız

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Avrupa Birliği'nin İngiltere'nin çıkışı için tüm senaryolara hazır olduğunu söyledi. Merkel, anlaşmasız çıkışın da buna dahil olduğunu belirtti.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkmadan anlaşma yapabilmesi için hala fırsat olduğunu söyledi.

Almanya lideri, buna karşın bütün seçeneklere hazır olduklarını ifade etti.

İRLANDA KONUSU HALA ÇÖZÜLMEDİ

Meclise hitap eden Merkel, İngiltere'nin anlaşma yapmadan birlikten ayrılmasına da hazır olduklarını belirterek, İrlanda konusunda henüz uzlaşı olmadığını belirtti.

Kuzey İrlanda ile İrlanda'nın geri kalanı arasında yeni bir sınır olup olmayacağı ve İrlanda'nın ortak bir pazara sahip olmayı sürdürüp sürmeyeceği tartışılmaya devam ediyor.

ALMANYA'DA ÇALIŞAN İNGİLTERE VATANDAŞLARININ DURUMU

İngiltere'nin AB'den anlaşma yapmadan çıkması durumunda Almanya'da çalışan 100 bin kadar İngiliz vatandaşının durumu belirsiz hale gelecek.

Merkel, bu konuda yaptığı açıklamada "İngiltere'nin Avrupa için yakın ve güvenilir bir ortak olmayı sürdüreceğini umuyorum" diyerek, bu konuda mutabakat sağlamayı umduklarını ifade etti.

Almanya Şansölyesi, buna karşın her zaman AB üyesi olmakla olmamak arasında fark olacağını dile getirdi.

 


Ilıcak ve Altan kardeşler davasında gerekçeli karar açıklandı

15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan'ın da aralarında bulunduğu altı sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onaylayan İstinaf Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, şüphelilerin 'terör örgütünün gizlilik ve tedbir stratejisi doğrultusunda hareket ettikleri' belirti.

Ilıcak ve Altan kardeşler davasında gerekçeli karar açıklandı. 

15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan'ın da aralarında bulunduğu altı sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onaylayan İstinaf Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, şüphelilerin 'terör örgütünün gizlilik ve tedbir stratejisi doğrultusunda hareket ettikleri' belirti. 

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, açıkladığı 42 sayfalık gerekçeli kararında, Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen bir sitede, Sızıntı dergisinde ve Zaman Gazetesi'nde değindiği siyasal konularda darbeye yönelik subliminal mesaj verdiği savunuldu. 

SUBLİMİNAL MESAJ VERDİLER İDDİASI

Sanıklar Nazlı Ilıcak , Ahmet Altan ve Mehmet Altan'ın 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce Can Erzincan TV'de canlı olarak yayınlanan "Özgür Düşünce" programında, "Darbenin artık kaçınılmaz olduğu" yönünde konuşmalar yaptıkları ve mesaj verdiği savunulan gerekçeli kararda, program arasında yayına, "Yine yeşillendi fındık dalları" şarkısının çalındığı, koyu yeşil bir fon üzerine büyük harflerle, "Anlayana sivri sinek az anlamayana..." yazısı ile devam edildiği, katılımcıların buna kahkahalarla güldüğü, "Bir ümidimiz var" başlığı altında VTR gösterildiği ve katılımcıların birden fazla kez darbeye ilişkin subliminal mesaj verdiği iddia edildi.  

DARBE SÜRERKEN DARBEYİ ÖVDÜ İDDİASI

Sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül'ün darbe günü Youtube üzerinden 4 saat 8 dakika süren bir yayına bağlandığı kaydedilen gerekçeli kararda, programdaki konuklarla darbe girişimi sürerken askeri darbeyi övücü söylem ve açıklamalarda bulunduğu belirtilen gerekçeli kararda, "Terör örgütüyle iltisakı sabit olan medya unsurlarının darbe girişimi öncesinde örgüt faaliyetini önceden ima eden, haber veren yazılar yazarak darbeye toplumsal zemin hazırladıkları, darbe girişiminden Ak Parti'yi ve hükümeti sorumlu tuttukları, gelinen noktada darbe girişimini haklı, gerekli ve meşru göstermeye çalıştıkları, demokratik tepkisini göstermek için meydanlara, sokaklara çıkan milletimize karşı telkinde bulundukları, bu şekilde terör örgütünün 'gizlilik' ve 'tedbir' stratejisi doğrultusunda hareket ettikleri" belirtildi. 

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede davanın istinaf aşamasında tahliye olan Mehmet Altan ile tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Turgut Özşengül, Yakup Şimşek ve tutuksuz sanık Tibet Murat Sanlıman, 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddia ediliyor. Davanın görüldüğü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018 tarihinde yaptığı karar duruşmasında, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Turgut Özşengül, "Anayasayı ihlal etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Sanıkların cezasında indirime gidilmedi. Tutuksuz sanık Tibet Murat Sanlıman'ın ise beraatına karar verildi.  

Sanıkların avukatları davayı İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı. Dosyanın geldiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 18 Haziran 2018 tarihinde Mehmet Altan'ın tahliyesine karar vermişti.  
İstanaf Mahkemesi, 2 Ekim 2018 tarihinde yaptığı duruşmada sanıkların İstinaf taleplerini reddederek yerel mahkemenin mahkumiyet kararını onamıştı.


İş cinayeti: İş makinesinin demir kolu ile sürücü kabini arasına sıkıştı

Düzce'de ormanda yol yapımı sırasında iş makinesinin demir kolu ile sürücü kabini arasında sıkışan iş makinesi operatörü yaşamını yitirdi.

Düzce'nin Yığılca ilçesine bağlı Kırık köyü Paşabükü Sarıdere mevkisinde, kendisine ait iş makinesi ile ormanda yol açan 36 yaşındaki Muhammet Koçak, iş makinesinin demir kolu ile sürücü kabini arasında sıkıştı. Koçak'ın arkadaşları, durumu 112 Acil Sağlık ekiplerine haber verdi.

Sarp ve engebeli arazi nedeniyle ambulans ile olay yerine gidemeyen sağlık ekipleri, ilçeye yaklaşık 50 kilometre mesafede bulunan olay yerine gitmek için jandarmadan yardım istedi.

Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, olay yerinde 5 aylık bir çocuk babası Muhammet Koçak'ın yaşamını yitirdiğini belirledi.

Olay yeri incelemesinin ardından Koçak'ın cesedi, AFAD'a ait arazi aracı ve traktörle ambulansa kadar taşınarak otopsisi yapılmak üzere Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırıldı.

İLGİLİ HABER
Eylül'de en az 157 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi


Bozulan saadet zinciri: Ayakkabıcılar niye batıyor?

Değerli TL ya da düşük kura dayalı ‘üretim’den ziyade ‘mağazalaşma’ya dayalı model kur artışıyla birlikte iflas etti. Ayakkabı patronları tüketimin hızlı arttığı bir dönemde en kısa zamanda en yüksek karı elde etmek için ‘dışa bağımlı’ bir modeli tercih etti. Model iflas ederken ayakkabı patronları, geçmiş yıllarda elde ettikleri büyük kazançlar yokmuş gibi faturayı işçilere yıkmaya çalışıyor.

Deri ve tekstil üretimi, Cumhuriyet öncesine dayanan tarihleriyle geleneksel sektörler. Kundura ya da ayakkabı da zanaata dayalı önemli bir üretim birikiminin bulunduğu bir alt sektör. 2000’li yıllara kadar atölye tarzı, yoğun el emeğine dayalı üretimin devam ettiği sektörde 2000’li yıllarda hem ayakkabı hem de ayakkabı parçalarında ithalatın payı arttı. Üretimde fabrika ölçeğindeki, makineye dayalı işletmelerin payı artarken bu tesislerde ithal girdi kullanımı arttı. Aynı zamanda doğrudan ayakkabı ithalatı da arttı. Büyük ölçekli üretim yapan ayakkabı firmaları bir yandan mağaza zincirleri açarak “markalaştı” bir yandan da büyük çaplı ayakkabı ithalatçısı haline geldiler. Üreticiden ziyade perakendeciye dönüşen ayakkabı firmaları son aylarda arka arkaya konkordato ilan etmeye, finansal güçlükleri bahane edere işçi ücretlerini ödememeye, hak gasplarına başladı.

Ne oldu da ayakkabı patronları zincirleme bir şekilde batışın eşiğine geldi?

İÇ PAZARDA DA İHRACATTA DA İTHALAT DÖNGÜSÜ

Sektörün 2000’li yıllardaki dönüşümünün otomotiv ya da beyaz eşya sektörlerindeki durumdan çok da büyük bir farkı yok aslında. İç talep büyük oranda birim fiyatı yüksek ithal ürünlerle karşılanırken ihracat da arttı. Ama artan ihracat üretimde ithalat bağımlılığının yükselmesine neden olurken ihraç ürünlerin düşük fiyatlı, ucuz ürünlerden oluşmaya devam etti. Yani daha pahalı ayakkabılar ithal edip daha ucuz ayakkabılar, üstelik yine parça ithalatını artıran şekilde ihraç edilir hale geldi. İhraç edilen ayakkabıların satış fiyatı 4-4,5 dolar civarında hesaplanırken ithal edilen ayakkabıların ortalama çift fiyatı 18-20 dolar aralığında. 

ÜRETİCİ DEĞİL PERAKENDECİ

Geçen haftalarda bir bölümü konkordato ilan eden İnci, Hotiç, Yeşil Kundura gibi firmalar “markalaşma” ve “mağazalaşma”yla perakendeciliğe yönelirken, Avrupa’dan ithal edilen ya da esinlenilen tasarımları Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’da ürettirdiği ya da birleştirilebilir parçaları ithal edip Türkiye’de basit işlemlerle nihai ürüne dönüştürdüğü bir yapı yerleşti. Ayakkabı sektörü Türkiye’de “sanayi üretim”in şemalaştırılabilir fotoğrafını sunuyor. Aynı dönemin 2001 krizi sonrasında tarımdaki “dönüşüm”le birlikte kentsel nüfusun arttığı, hizmet sektörleri başta olmak üzere bir standartta giyim zorunluluğu bulunan “beyaz yakalı” çalışanların sayısının arttığı, tüm yetersiz gelişime rağmen ayakkabı tüketiminde payı yüksek olan kadınların işgücüne katılımının arttığı, yani nüfus gelişiminden daha hızlı bir şekilde ayakkabı talebinin artışını teşvik eden gelişmeler yaşanan bir dönem olduğu da eklenmeli. 

Türkiye’de yüzde 30-35’i fabrika ölçeğinde, kalanı atölyelerde olmak üzere 280-300 milyon çift ayakkabı üretildiği, bu miktarın yüzde 60’ının ihraç edildiği, 100-120 milyon çiftin yurtiçinde satıldığı tahmin ediliyor. İthalat miktarı ise 80-100 milyon çift civarında. 2002 yılında 85 milyon dolar civarında olan ithalat düzenli olarak artarak 2014 yılında 1 milyar dolara yaklaştı, 2014 sonrasında özellikle Uzakdoğu’dan ithalata sınırlamalar getirilmesiyle 700 milyon dolara kadar düştü. İthal ayakkabılar ağırlıklı olarak birim fiyatı daha yüksek, orta ve üstü kalitede ayakkabılar. Bu nedenle toplam pazar büyüklüğünün 3 milyar dolar civarında olduğu ve bu tutarın yüzde 60-65’inin ithal ayakkabılardan oluştuğu tahmin ediliyor. 

GİDERLER DOLAR GELİRLER TL

Kuşkusuz ayakkabıdan otomobile neredeyse tüm nihai tüketim ürünlerinde uygulanan “model”in en temel varsayımı TL’nin yabancı paralar karşısında değerli olmasıydı. İthal edilen girdi ya da ayakkabıdan sayısı artan AVM’lerde açılan mağazaların kiralarına, İtalyan ayakkabı modellerinden esinlenen tasarımcılara ödenen paralara tüm girdiler, masraflar dolar ya da avro iken, TL ile yapılan satışlardan elde edilen gelirlerden oluşan bir sistemin dönebilmesi ancak değerli TL ile mümkündü. Kur artışı bu “saadet zinciri”ni bozdu. Otomotiv ya da beyaz eşyadan farklı olarak özellikle büyük ölçekli, iç pazarda “markalaşmış”, “mağazalaşmış” firmaların kur şokunu kaldıracak ihracat hacmi de bulunmuyordu. 

Kaldı ki yıllar içinde artan, 2002 yılında 132 milyon dolarken 2017 yılında 800 milyon dolara yaklaşan ihracatın ithal girdi düzeyinin yüksek olması, ihracatın da sürdürülebilir olmasını zorlaştırıyor. 

İLGİLİ HABER
Ünlü ayakkabı firması konkordato ilan etti

İLGİLİ HABER
Hotiç ve Yeşil Kundura'nın ardından Beta Ayakkabı da konkordato istedi

İLGİLİ HABER
Kriz fırsatçılıkları başladı: Ünlü markanın merkez çalışanı anlatıyor, şirket nasıl boşaltıldı

İLGİLİ HABER
İnci Deri emekçileri anlattı: Ödenmeyen primler, geciken maaşlar, boş yemek kartları...


Reuters 'Suudi konsolosu görevden alındı' haberini geri çekti

Reuters, Suudi Arabistan'ın İstanbul başkonsolosunu görevden aldığını öne sürdü. Haber sonrasında geri çekildi.

Suudi Arabistan'ın İstanbul başkonsolosunun görevden alındığı iddia edildi.

Reuters'ın Arap basınına dayandırdığı habere göre başkonsolos "ihlaller" sebebiyle soruşturma altına alınmıştı.

Habere göre Sabq gazetesi, Suudi yönetiminin resmi açıklamasını son dakika gelişmesi olarak duyurmuştu. 

HABER GERİ ÇEKİLDİ

Ancak Reuters sonrasında haberini geri çekti.

Sabq gazetesi ise bu yönde bir haber olmadığını iddia etti.

Ancak Suudi Arabistan konuyla ilgili açıklama yapmadı.

İLGİLİ HABER
Baştan sona Kaşıkçı olayının detayları: Süreç nasıl gelişti, neler oldu?


Bankalar borç yapılandırması konusunda anlaşamıyor

BDDK’nın onayı ile 19 Eylül’de yürürlüğe giren ‘Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’nın uygulama detaylarında anlaşma sağlanamıyor. Yabancı sermayeli bankaların, borcun yüzde 75’ini temsil eden alacaklı bankaların uzlaşmasının yeniden yapılandırma için yeterli sayılmasına itiraz ettikleri, ilgili maddenin değiştirilmesi taleplerini TBB’ye ilettikleri kaydedildi.

Bloomberg’den Kerim Karakaya, Aslı Kandemir ve Ercan Ersoy’un haberine göre yabancı sermayeli bankalar 19 Eylül’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nın onayı ile yürürlüğe giren “Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması”nda değişiklik talep etti. Bankalar arasında yabancı sermayeli bankaların itiraz ettiği borcun yüzde 75’ini temsil eden alacaklı bankaların uzlaşmasının yeterli sayılması maddesi dışında da anlaşmazlıklar olduğu, bir aya yaklaşan süreçte uygulamaya yönelik netleşme ve uzlaşının sağlanamadığı ifade ediliyor. 

Çerçeve anlaşma ile 100 milyon lira üzerindeki borçların kısmi borç silinmesi de dahil olmak üzere erteleme, vade uzatımı gibi ek olanaklar tanınarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. 

Yeniden yapılandırma kapsamında büyük sermaye grupları ağırlıklı olmak üzere 100-150 milyar dolarlık borcun yeniden yapılandırılacağı tahmin edilirken bankalarla BDDK arasında uygulama detayları üzerinde müzakereler sürüyor. Söz konusu yapılandırmaların, borç silme, vade uzatımı gibi uygulamalarla yaratacağı ek maliyetlerin ne olacağı, nasıl karşılanacağı belirsizliğini korurken süreçte hem kamu bankalarının daha fazla yapılandırmaya gitmesi hem de bankalara sağlanacak kimi imtiyazlarla ek maliyetin önemli bir bölümünün kamuya yükleneceği tahmin ediliyor.

Bloomberg haberinde yabancı sermayeli bankaların taleplerini Türkiye Bankalar Birliği (TBB)’ye ilettiği kaydedilirken çerçeve anlaşmaya göre bir yapılandırma sürecinde kredi borcunun yüzde 75’ini temsil eden bankaların uzlaşma sağlaması, toplam borcun yapılandırılması için yeterli görülüyor. Yabancı bankaların ilgili maddede
yapılandırma kararına katılıp katılmayacaklarının kendi inisiyatiflerine bırakılmasını istediği aktarılıyor. Yüzde 75’lik oranın yüzde 25 paya sahip en büyük alacaklıya rağmen daha düşük paya sahip 8-10 bankanın yeniden yapılandırma kararı alabilmeyi mümkün kılması bir olasılık olarak mümkünken küçük ölçekli bankaların da çerçeve anlaşma konusunda endişeli olduğu haberde kaydediliyor. 


Baştan sona Kaşıkçı olayının detayları: Süreç nasıl gelişti, neler oldu?

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolduğu 2 Ekim tarihinden beri tartışmalar sürüyor. Bir yandan yetkililer 'ılımlı' ve 'uzlaşmacı' açıklamalar yaparken, bir yandan basına olaya dair bilgiler sızdırılıyor.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, son olarak 2 Ekim günü İstanbul'daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girilirken görüldü. Dışarıya çıkmayan Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamadı.

Kaybolduğundan beri dünya gündeminde ilk sıralarda olan "Kaşıkçı" olayı tartışılmaya devam ediyor, Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasına ne yanıt verileceğiyse ilk andan beri pazarlık konusu oldu.

DIŞ BASINDA 'İSİMSİZ TÜRK YETKİLİLER'

Kaşıkçı'nın kaybolmasından itibaren yabancı yayın organlarına konuşan "isimsiz" Türk yetkililer, olayla ilgili elde edilen bilgileri aktardı.

Reuters'e konuşan yetkililer 6 Ekim günü Kaşıkçı'nın öldürüldüğüne inandıklarını duyurdular. 

Yine aynı tarihte Washington Post'ta çıkan ve Türk yetkililere dayandırılan haberde Kaşıkçı'nın 15 kişilik bir ekip tarafından işkenceyle öldürüldüğü açıklandı.

Bundan sonrasındaki süreçte de konuyla ilgili elde edilen bulgular, resmi yollarla değil, dış basına "sızan" bilgilerle dünya gündemine getirildi. 

İLGİLİ HABER
'Kaşıkçı'yı parçalatıp 15 kişiye taşıttılar'

SUUDİ ARABİSTAN'DAN YALANLAMA

Suudi Arabistan’ın resmi haber ajansı SPA, ilk olarak Reuters ve Washington Post'ta çıkan Kaşıkçı'nın öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

Resmi açıklamada Kaşıkçı'nın öldürüldüğü iddialarının "temelsiz" olduğu söylenirken, bu iddiaların kaynağının Türk yetkililer olduğuna inanılmadığı da belirtildi.

Buna karşın Türkiye'den haberlerin doğru olmadığına ilişkin bir açıklama gelmedi.

İLGİLİ HABER
Suudi Arabistan Konsolosluğu'nda arama yapılacak

İLGİLİ HABER
'Türk yetkililer Suudi gazetecinin konsoloslukta öldürüldüğüne inanıyor'

AKP'DEN İLK AÇIKLAMALAR: TÜRKİYE'YE KARŞI OPERASYON

Kaşıkçı'yı dışarıda bekleyen Hatice Cengiz'in, Kaşıkçı'nın kaybolmasının ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay'ı aradığı açıklandı. İddialara göre Kaşıkçı nişanlısından dışarı çıkmaması durumunda Yasin Aktay'ı aramasını istemişti.

Sonraki süreçte Kaşıkçı olayına dair önemli açıklamaları yapan isim AKP'li Aktay oldu. Aktay, Kaşıkçı'nın kaybolduğu ilk günlerde "Cemal Kaşıkçı Nerede?" başlıklı bir yazı yazarak, "Cemal Kaşıkçı’nın Türkiye’deyken başına gelenler, hiç eğip bükmeden söyleyelim, sadece ona karşı değil, Türkiye’ye karşı bir operasyondur" iddiasında bulundu.

"Suudi yönetimi eleştirilmemeli" diyerek, AKP yönetiminin tavrını duyuran Aktay, "Elbette devlet hukuksuz işler yapmaz, yaparsa o devlet değildir. Bu durumda halkını temsil eden bir devletin imkanlarını kullanan ve kendini derin devlet mesabesinde gören çetelerin işgali karşısındayız demektir. Devleti o unsurlardan temizlemek zaruridir" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
Yasin Aktay: Kaşıkçı'nın başına gelenler Türkiye’ye karşı operasyon

TÜRK YETKİLİLER: SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI VAR

AKP'nin Suudi Arabistan'ın suçlanmaması gerektiği yönündeki açıklamalarına paralel olarak, Washington Post'a konuşan "isimsiz Türk yetkililer", cinayetin ses ve görüntü kaydının ellerinde olduğunu bildirerek, kayıtların Suudilerin sorumluluğunu gösterdiğini açıkladılar.

Haberde ABD'li yetkililerin de Suudi yalanlamalarına inanmadığı vurgulanırken, ABD'li senatör Bob Corker Suudilerin "kameralar kayıt yapmıyor" iddiasını kabul etmediklerini ifade etti. Corker, "Hayatım boyunca kayıt yapmayan elçilik görmedim" diyerek, Suudilerin doğru söylemediğini dile getirdi. 

İLGİLİ HABER
'Kaşıkçı'nın öldürüldüğünü kanıtlayan ses ve görüntü kaydı var'

ABD İSTİHBARATI HABERDARDI

İsimsiz Türk yetkililerin basına bilgi sızdırmasıyla yetkililerin "ılımlı" açıklamaları arasındaki ikilemin aynısı ABD'de de görüldü.

Washington Post'a bilgi veren ABD istihbaratı, Suudilerin planlarından haberdar olunduğunu ilan etti. ABD istihbaratına göre Kaşıkçı öncelikle Suudi Arabistan'a getirilmek istendi, bu başarılamayınca konsolosluğa gelmesi sağlandı.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Suudileri aklayan açıklamalar yaparak, "Ülkemize gelecek devasa paraları durdurmak istemiyorum" dedi.

Trump, Suudi Arabistan'la 110 milyar dolarlık silah anlaşmasına işaret ederek, Suudilerle ticaretin ABD'de istihdam yarattığını söyledi.

'VELEV Kİ BU VEHAMETTE GERÇEKLEŞMİŞ OLSUN...'

AKP Genel Başkan Danışmanı Aktay, Suudi Arabistan'a olası yaptırımlar tartışılırken, yine "uzlaşmacı" bir açıklama yaparak "Velev ki, bu olay basına yansıyan vehamette gerçekleşmiş olsa bile topyekun Suudi Arabistan'ı töhmet altında bırakan açıklamalardan kaçınıyoruz" diye konuştu.

Aktay, "Türkiye ve Suudi Arabistan birbirine mecbur iki ülkedir" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
AKP'den 'Kaşıkçı' açıklaması: Velev ki bu olay basına yansıyan vehamette gerçekleşmiş olsun...

BİLGİLER AKILLI SAAT İLE Mİ ELDE EDİLDİ?

Soruşturma sürecinde Reuters'e konuşan Türk yetkililer, Kaşıkçı'nın kolunda akıllı saat bulunduğunu söyleyerek, bu saatin yaşananlara dair ipucu sağlayabileceğini öne sürdü.

Kaşıkçı'nın saatinin verileri, kendisi konsolosluğa girdiği sırada nişanlısı Cengiz'in elinde olan telefonda bulunuyordu.

Konsolosluğun içinde yaşananların ses kaydının, akıllı saat tarafından telefona kaydedildiği iddia edildi.

'SUUDİ ARABİSTAN KABUL EDECEK'

ABD kanalı CNN, 15 Ekim günü yaptığı haberde Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı'nın öldüğünü kabul edeceğini açıkladı.

CNN'e göre Suudi yönetimi Kaşıkçı'nın sorgu sırasında öldüğünü, kasıtlı olarak öldürülmediğini açıklayacaktı.

Bu iddia ortaya atıldığı sırada, ABD Başkanı Donald Trump ve Türk hükümetinden kimi yetkililer Kaşıkçı'nın "kontrol dışı unsurlar" tarafından öldürüldüğünü dile getirmeye başladı.

İLGİLİ HABER
'Suudiler, Kaşıkçı'nın öldürüldüğünü kabul edecek'

SES KAYDI SIZDIRILDI, DETAYLAR ORTAYA ÇIKTI

16 Ekim günü Middle East Eye tarafından yapılan bir haberde, yine isimsiz Türk kaynaklara dayandırılarak ses kaydının detayları aktarıldı.

Buna göre ses kaydında Kaşıkçı'yı öldürdüğü söylenen 15 kişilik ekibin başındaki Salih Muhammed el-Tubaygi'nin cinayeti nasıl işlediği duyuluyordu.

Kaşıkçı'nın bedenini parçalayan Tubaygi olay sırasında kulaklık takarak "müzik dinliyor", konsolosluktaki diğer kişilere de aynı şeyi yapmalarını tavsiye ediyordu.

İsimsiz Türk kaynaklar tarafından sızdırılan bu bilgilerle birlikte Suudi Arabistan tarafından yapılacağı söylenen "sorgu sırasında kazara ölme" açıklaması, henüz yapılmadan yalanlanmış oldu.

İLGİLİ HABER
Yeni Şafak, Kaşıkçı olayına ilişkin kayıt paylaştı: Dışarıda yapın, başımı belaya sokacaksınız

SUUDİ ARABİSTAN'DAN 'KARŞILIK VERME' TEHDİDİ

Süreç boyunca Suudi Arabistan'a yönelik sert açıklamalardan kaçınan Trump, gelen baskılar üzerine yaptırım ihtimalini dile getirdi. Bunun üzerine Suudi Arabistan, olası ABD yaptırımlarına "daha ağır karşılık verileceğini" açıkladı.

Suudi Arabistan ve ABD arasındaki "yaptırım gerilimi" üzerine, İngiliz basını konuyla ilgili bir değerlendirme yayımlayarak olası hasarı analiz etti.

The Guardian'da yayımlanan yazıda ABD'nin petrol, İran'ı izole etme politikası ve silah ticareti gibi sebeplerle Suudi Arabistan'a ihtiyaç duyduğu ve ülkenin "özel bir konumu olduğu" vurgulandı. Yazıda bu sebeple yaptırımların olası olmadığı söylendi.

İLGİLİ HABER
İngiliz basınında 'Kaşıkçı' hesaplaması: Suudi Arabistan ne kadar ekonomik zarar verebilir?

ABD'DEN 'ŞEFFAF SORUŞTURMA' TEŞEKKÜRÜ

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Arabistan'a giderek Suudi Kralı Selman ile Kaşıkçı olayı üzerine konuştu.

Kral Selman, Pompeo'yu "Umarım burada rahatsınızdır" diyerek karşılarken, Pompeo, "soruşturmanın şeffaflığı" sebebiyle Suudi Kralı'na teşekkür etti.

Pompeo, sonrasında Türkiye'ye gelerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Erdoğan görüşme sonrası açıklama yapmazken, Çavuşoğlu, "Gazetelerde çıkan haberlere göre yorum yapmayız. Savcılık yoğun bir çalışma yürütüyor" diyerek yorum yapmaktan kaçındı.

İLGİLİ HABER
ABD'den Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı' teşekkürü: Sebep 'şeffaf soruşturma'

İLGİLİ HABER
ABD Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geldi

POMPEO ZİYARETİ SONRASI ABD'YE 100 MİLYON DOLAR

Pompeo'nun Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaretin ardından Suudi Arabistan ABD'ye 100 milyon dolar yardım yaptı.

100 milyon dolarlık yardımın YPG'nin "IŞİD karşıtı faaliyeti" için olduğu öne sürüldü.

New York Times, paranın Pompeo'nun ziyareti sırasında yatırıldığını açıkladı.

TÜRK VE SUUDİ ORTAK HEYETİ KURULDU

Kaşıkçı soruşturulması için, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yapılan görüşmelerle "ortak heyet" kurulması ve incelemelerin bu heyet tarafından yapılması kararlaştırıldı.

Suudi konsolosu, dün Türkiye'yi terk ederek Suudi Arabistan'a dönerken, konsolosun konutunda yapılacak inceleme bir gün ertelendi ve bugüne alındı.

Kaşıkçı'nın kaybolması olayıyla ilgili olarak 11 Suudi yetkili bugün, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na ait konuta geldi. Yetkililerin konuta girme amacı açıklanmadı.

Türk yetkililer tarafından yapılan açıklamada aramanın dün yapılmamasının sebebi "ailesinin konutta bulunması" olarak gösterildi.

'SUUDİ KONSOLOS GÖREVDEN ALINDI' İDDİASI

Suudi Arabistan'ın İstanbul başkonsolosunun görevden alındığı iddia edildi.

Reuters'ın Arap basınına dayandırdığı habere göre görevden alınan başkonsolos "ihlaller" sebebiyle soruşturma altına alınmıştı.

Ancak Reuters sonrasında haberini geri çekti. İddianın ana kaynağı olan Sabq gazetesi ise haberi yalanladı.

Suudi başkonsolosu, Türkiye'den ayrılarak Suudi Arabistan'a geri dönmüştü.

İLGİLİ HABER
Reuters 'Suudi konsolosu görevden alındı' haberini geri çekti


Savcı, Brunson kararına itiraz etti

Rahip Brunson davasına bakan savcı, mahkemenin kararının bozulması talebiyle istinafa başvurdu.

Geçtiğimiz hafta İzmir'de görülen davada tahliye edilen Rahip Brunson davasında yeni bir gelişme yaşandı.

3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilip, ev hapsi ile yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ABD’li rahip Andrew Craig Brunson’un ülkesine dönmesinin ardından avukatı, müvekkiline verilen hapis cezasının "usul ve yasaya aykırı olduğu" iddiasında cezaya itiraz etti.

Öte yandan duruşmanın savcısı da mahkemenin kararının bozulması talebiyle istinafa başvurdu.

 

 


Aynı holding: İşçiler yine kuleye çıktı

Hattat Holding'in sahibi olduğu Amasra'daki maden sahasında geçen hafta taşeron firma Denfa'nın işçilerinin kuleye çıkarak seslerini kamuoyuna duyurmasının ardından bugün de başka bir taşeron firma olan Hema'nın işçileri kuleye çıkıp bir protesto eylemi gerçekleştirdi.

Hattat Holding'in Amasra'daki madeninde işçi kıyımı ve hak gaspı sürüyor. 

Geçen hafta taşeron Denfa firmasının 209 işçisi adına iki işçi 65 metre yüksekliğindeki kuleye çıkarak seslerini duyurmaya çalışmıştı. Bugün aynı madende başka bir taşeron firma olan Hema'nın işçileri kulede protesto eylemi gerçekleştirdi. 

İki işçi kulenin ikinci makarasının altına eyleme başladı. Kuledeki eyleme ilişkin bilgi veren bir işçi şunları söyledi:

"Bizler 7, 8 ve 9'uncu ayların maaşlarını alamadık. Evimizie bir lira götüremiyoruz. Okullar açıldı, kış geldi. Maaşlarımızın akıbeti konusunda bilgi vermiyorlar. Sorduğumuzda yanıt alamıyoruz. Bize söylenen Hattat Holding'in kredi alamadığı takdirde, maaşları ödemeyeceği bilgisi oldu. Patron kredi alsa da almasa da işçilerin maaşını ödemek zorunda. Biz sadaka, fitre istemiyoruz, dilenci değiliz, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Yoksa paran arabanı evini satacaksın, maaşları ödeyeceksin. Patronlar etten bıkmış, biz ekmek bulamıyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Arkadaşlarımız kuleye aç çıktılar, jandarma kuledeki işçilere ekmek ve su verilmesine izin vermiyor."

NE OLMUŞTU? 

Amasra'daki madende ilk olarak taşeron firma Ersamak, işçileri işten çıkarmıştı. Ardından diğer taşeron firma Denfa işçilere çıkış verdi: Son olarak da Hema firması kendi sendikalı işçilerini işten çıkardı. İşten çıkarmaların ardından tüm işçiler sırasıyla direnişe geçti. Direniş çadırı kuruldu, ilk iki direniş çeşitli maddi kazanımlarla sonuçlandı. Son direnişte iki işçi kuleye çıkarak eylem gerçekleştirdi ve tüm arkadaşları ile maddi kazanımlarını elde edip direnişi sonlandırdı.

Bugün Hema işçileri Temmuz ayından beri maaş alamadıkları gerekçesiyle, Denfa işçileri gibi kuleye çıkarak eyleme başladılar. 

Bölgeden yayın yapan Kanal 74'n eylem alanından gerçekleştirdiği yayın şöyle: 

KİMDİR BU HATTAT GRUBU?

Hattat Holding otomotiv, inşaat ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteriyor. 350 milyon dolar civarında cirosu olan grup 2005 yılında 20 yıl süreyle işletmek üzere Türkiye Taş Kurumu’ndan (TTK) Amasra-B kömür sahasını rödovans karşılığında almıştı. 2005’i izleyen 3 yıl içinde kömür çıkarma faaliyetinin başlaması öngörülmesine rağmen yasal ve altyapısal çeşitli engeller öne sürülürek üretim ertelendi. Yeni durumda üretimin 2019 yılında başlanacağı belirtiliyor. 

Madencilik faaliyetlerine dönük olarak 400 milyon dolar harcandığı söylenirken maden sahalarının uzantısı olarak iki de kömür santrali projesi bulunuyor. Madenden çıkan kömürün hem bu santrallerde kullanılması hem de Eren grubuna satışı planlanıyor. Eren grubuyla bu konuda bir anlaşma yapılmış durumda. Kendi santrallerini 2023 yılında devreye almayı hedefleyen grup, 2019-2025 döneminde çıkan kömürün yüzde 90’ını Eren grubuna satmak üzere anlaşma imzalamış durumda. Anlaşma ile garanti edilen miktar 7 milyon ton civarında. 

EPDK’den 49 yıllık lisans alınan yine HEMA Elektrik Üretim A.Ş. bünyesindeki iki santral için öngörülen yatırım tutarı 1,1 milyar dolar. Kredi bulunmasının ardından santrallerin yapımına başlanacağı belirtiliyor. 

İLGİLİ HABER
65 metrelik kulede direnen işçiler soL'a konuştu: Hakkımızı alana kadar buradayız

İLGİLİ HABER
Hema'da çalışan sendika üyesi 209 maden işçisi işten çıkarıldı


'Ankara’da yeni bir Soygun Merkezi açılıyor!'

Ankara'da 14 devlet hastanesinin parça parça taşınacağı Bilkent Şehir Hastanesi'ne ilişkin bir açıklama yapan Hastanemi Kapatma Ankara Platformu, 'Haberiniz var mı? Ankara’da yeni bir Sağlık Merkezi değil, Soygun Merkezi açılıyor!' ifadelerini kullandı.

Bilkent Şehir Hastanesi'nin devreye girmesiyle 14 devlet hastanesi parça parça kapatılıp bu hastaneye dahil edilecekken, Hastanemi Kapatma Ankara Platformu, bir açıklama yaparak konuya tepki gösterdi.

"Haberiniz var mı? Ankara’da yeni  bir Sağlık Merkezi değil, Soygun Merkezi açılıyor!" denilen açıklamada, "Haberiniz olmayabilir ya da kimbilir belki de siz 'şehir hastanesi açılacak' diye duymuş olabilirsiniz. Burası Ankara içindeki 14 devlet hastanesinin parça parça taşınacağı, Bilkent Şehir Hastanesi adıyla açılacak ama bir devlet hastanesi değil, bir Holdinge bağlı; CCN Holding’e bağlı bir soygun merkezi. Evet! Burası açılırsa tam bir soygun merkezi olacak; öyle ki hepimizin ekmeğine, yediğine içtiğine, bizi geçtik, çocuklarımızın sağlıkları başta olmak üzere, geleceğine kast eden, borç yükü altına sokan, günde yaklaşık 1.5 milyon TL kira ödeyeceğimiz bir soygun merkezi!" ifadeleri kullanıldı.

YILDA 80 MİLYON DOLAR ÖDENECEK

Kısa süre sonra açılması planlanan hastaneye devletin halkın cebinden, üstelik de dolar üzerinden kira ödeyeceğine dikkat çekilen açıklamada, ödenecek miktarın yetkililerce açıklanamadığına, tahminlere göre yılda 80 milyon dolar ödeneceğine vurgu yapıldı.

Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla Ankara’da bulunan 6 köklü, kimi konusunda uzman Onkoloji, Yüksek İhtisas gibi devlet hastanesinin kapatılacağının belirtildiği açıklamada, "Mevcut hastanelerin eksikleri olabilir ama onlarca yıldır çok önemli hizmetler verdikleri ortada. Bunların eksikliklerinin tamamlanması, gerekiyorsa depreme uygun hale getirilmesi, daha modern ve çağdaş sistemlerle donatılması, daha yaygın, kamusal, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmeti için girişimlerde bulunmak var iken, parça parça kapatılarak, zamanla yok edilmesi, yerine merkezi, AVM benzeri, devasa, bizleri hasta değil, müşteri olarak görecek olan, hasta garantisi verilen merkezler inşaa etmek anlaşılır gibi değil. Özetle tasarruf derken tam bir israf örneği olacak bir uygulama" denildi.

İLGİLİ HABER
Ataması yapılmayan öğretmen şehir hastanesi inşaatını anlatıyor: Kurtlu yemek, lağım kokan su, ödenmeyen maaşlar...

 


Bekçiler 'düdük sesini' aştı: Komando ve özel harekat eğitimi alıyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Ben gece yatarken bekçi düdüğü duymak istiyorum' talimatı sonrası bekçiler yeniden göreve başlarken, şu ana kadar işbaşı yapan bekçilerin sayısı 10 bine yaklaştı. İçişleri Bakanlığı tarafından yaklaşık 20 bin bekçinin daha göreve başlayacağı açıklanırken, bekçilere verilen eğitimler 'düdük sesinin' ötesine geçmiş durumda. Ankara'da bekçilere...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ben yatarken sokakta bekçi düdüğünü duymak istiyorum. Vatandaşımız evde yatarken, sokakta birisinin onu beklediğini, huzurunun emin ellerde olduğunu duymasını istiyorum" talimatı sonrası 26 yılın ardından geçtiğimiz yıl göreve başlayan bekçiler, "düdüğün" ötesinde bir eğitim almaya devam ediyor.

BİNLERCE BEKÇİ ALIMI DEVAM EDİYOR

Geçtiğimiz Haziran ayında bekçi alımlarına ilişkin bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şu ana kadar 8 bin 182 bekçinin göreve başladığını belirterek 17 bin bekçinin daha alınacağını söylemişti.

Bekçi alımları, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 100 günlük eylem planında dahi kendine yer bulmuştu.

İLGİLİ HABER
100 günlük eylem planı: Binlerce bekçi alınacak, sınıra 18 kilometre duvar örülecek

ANKARA'DA ÖZEL HAREKAT EĞİTİMİ

Yeni bekçi alımları bir yandan devam ederken, bir yandan da bekçiler yetki sınırlarını aşacak beceriler kazanabilecekleri eğitimlerden geçirilerek göreve başlatılıyor.

Ankara'da Mayıs ayında göreve başlayan bekçiler, Özel Harekat Şubesi tarafından aday eğitiminden geçirilirken, tabanca ile kısa ve uzun namlulu otomatik silahları her ortam ve şartta kullanmaları konusunda çalışma yapılmıştı. Bu eğitime neden gerek duyulduğu tartışma konusu olurken, özel harekât polisi tarafından verilen eğitimlerde bekçi adaylarının, spor, kondisyon, silah mekaniği, atış disiplini, gece ve gündüz atışı, gece ve gündüz silahlı olaylara müdahale, araç ve şahıs durdurma-arama, önlem geliştirme ve kişisel güvenlik tedbirleri gibi birçok alanda eğitildiği açıklanmıştı.

İLGİLİ HABER
AKP bekçilere özel harekat eğitimi verdiriyor

İSTANBUL'DA KOMANDO EĞİTİMİ

Ankara'da özel harekat eğitiminden "mezun olan" adaylar görevlerine başlarken, İstanbul'da da benzer bir eğitim yapıldığı öğrenildi.

Son olarak İstanbul'da "ani gelişen olaylara daha çevik ve atak müdahale edebilmesi" gerekçesiyle 2 bin 623 bekçiye, polislerle birlikte komando eğitimi verildi.

21 gün süren eğitimde tabanca ve uzun namlulu silahlarla "Operasyonel atış teknikleri", "Hareketli hedefe atış", "Tek elle atış", "Şüpheli kişi ve araç durdurma", "Arama ve güvenli müdahale", "Bina içi arama", "Şahıs ve araç arama teknikleri" ile "Yakın alan çatışma eğitimi"  gibi başlıklar olduğu öğrenildi.

İLGİLİ HABER
Erdoğan'ın bekçilerinin ilk icraatı belli oldu: Tekel bayileri artık erken kapanacak

 


Okullara talimat: Afrin'deki 232 okul için öğrencilerden yardım toplayın

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü, 30 ilçe müdürlüğüne resmi yazı göndererek, Afrin'deki 232 okul için kırtasiye ve para yardımı toplanması talimatı verdi.

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 30 ilçe müdürlüğüne yazı göndererek Afrin okulları için yardım toplama talimatı verdi. 

İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İlker Erarslan imzasıyla gönderilen yazıda, Afrin, Raco, Bülbül, Cinderes, Mabatlı, Şeyh Hadid, Şeran gibi yerleşim yerlerinde eğitimi yeniden inşa etmek amacıyla bir yıl süreyle yardım toplama kampanyası düzenleneceği duyuruldu. Afrin bölgesinde 232 okulun bulunduğunun anımsatıldığı yazıda, kırtasiye malzemesine ihtiyaç olduğu, toplanan yardımların Afrin Bölgesi Genel Koordinatörü Hulusi Göçer'e ulaştırılması, ayrıca para yardımlarının da Ziraat Bankası Antakya şubesinde açılan hesaba yatırılması istendi. 

İlçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen yazı şöyle: 

'TÜM OKULLARA DUYURUN' TALİMATI

Resmi yazıda, bu talmatın ilçelerdek tüm özel ve resmi okul müdürlüklerine duyurulması da istendi. 

TÜRKİYE GENELİNDE TÜM OKULLARA İLETİLDİ

Bu yazının pek çok il milli eğitim müdürlüğü tarafında ülke genelinde okullara duyurulduğu öğrenildi. 


Kırım'da patlama: En az 18 ölü

Kırım'ın Kerç kentinde patlama oldu. En az 18 kişi yaşamını yitirdi.

Kırım'ın Kerç kentinde patlama oldu. Sebebi bilinmeyen patlama sebebiyle en az 18 kişi yaşamını yitirdi.

Patlamada 40 kadar kişi yaralanırken, bölgeye ambulansların gittiği öğrenildi.

Bir okulda gerçekleştirilen saldırının, kantine konulan bombanın patlatılmasıyla yapıldığı, saldırıyı yapan öğrencinin intihar ettiği açıklandı.

Kırım'da üç gün yas ilan edildi.


Hazine borçlanması ‘uzlaşma’nın pahalıya mal olduğunu gösterdi

Nisan’dan sonra uluslararası piyasalarda ilk Hazine tahvili ihracı gerçekleşti. Bir önceki borçlanmada ABD tahvili üzerine 2,67 puan eklenirken, dünkü borçlanmada 4,47 puan eklendi. 2 milyar dolarlık yeni borçlanma uluslararası sermaye ile ‘uzlaşma’nın pahalıya mal olduğunu gösterdi. Dünkü ihracın Hazine’ye yıllık 40 milyon dolar ek yük getirdiği hesaplanıyor.

Hazine 2018 yılı dış borçlanma programı kapsamında 2023 vadeli dolar cinsi tahvil ihracını gerçekleştirdi. Uluslararası sermaye piyasalarında dün 2 milyar dolar tutarında satış yapıldı. 2023 vadeli tahvile 6 milyar dolar talep geldiği belirtilirken tahvilin getiri oranı yüzde 7,5, kupon oranı yüzde 7,25 oldu. Söz konusu oranlar, Nisan ayındaki son borçlanmada 6,20 ve 6,125 olmuştu. Nisan’daki tahvil ihracında ABD tahvili üzerine gelen “spread” 2,67 iken dünkü borçlanmada 4,47’ye çıktı, ABD tahvili getirisi baz alındığında 2 puana yakın artış gerçekleşti. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada tahvilin yüzde 60’ının ABD, yüzde 23’ünün İngiltere, yüzde 11’inin Avrupa ülkeleri, yüzde 5’inin Türkiye, yüzde 1’inin de diğer ülkelerde satıldığı belirtildi. Ayrıca Hazine’nin 2018 dış finansman programındaki 6,5 milyar dolarlık borçlanma hedefinin 6 milyar dolarlık kısmının tamamlandığı ifade edildi.

ALBAYRAK: İHALE DIŞ ŞOKLARA DAYANIKLILIĞIN YANSIMASI

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tahvil ihracıyla ilgili açıklamasında küresel finans sistemindeki dalgalanmalara rağmen ihalede yüksek talep gelmesinin Türkiye’ye duyulan güvenin göstergesi olduğunu iddia etti. Albayrak ayrıca "İhale, Türkiye'nin sağlam iktisadi temellerinin, dış şoklara karşı dayanıklılığının, hayata geçirdiğimiz politika ve tedbirlerin etkilerinin yatırımcılar tarafından son derece olumlu karşılandığını net bir şekilde yansıtmıştır" dedi. 

AĞUSTOS’TA TAHVİL GETİRİLERİ YÜZDE 10’A YAKLAŞTI

Hazine’nin son tahvil ihracı Nisan ayında gerçekleşti. Ancak uluslararası piyasalarda işlem gören 5 yıllık tahvillerin getiri oranları yüzde 10’a kadar çıktı. Dünkü ihaledeki oranlar bu nedenle Nisan’dan bu yana Türkiye tahvillerindeki dalgalanmayla karşılaştırıldığında getiri oranlarında düşüşe işaret ediyor. Ayrıca bir tür uluslararası sermaye ile “uzlaşma”nın göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Ancak daha önce banka sendikasyonlarında da görüldüğü gibi “uzlaşmanın maliyeti” hayli yüksek oluyor. Dünkü ihracın Hazine’ye yıllık 40 milyon dolar ek yük getirdiği hesaplanıyor. 


Rusya'nın da gözü Afrika'da: 19 askeri işbirliği anlaşması imzalandı

Rusya ve Sahra altı Afrika ülkeleri arasında 2014 yılından beri toplam 19 askeri işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmalar silah ticaretinden ortak askeri eğitime pek çok alanı kapsıyor.

Rusya'nın Batı yaptırımlarına uğradığı 2014 yılından bu yana Afrika ülkeleriyle askeri işbirliğini artırdığı bildiriliyor.

Reuters'in haberine göre son 4 yılda Rusya ve Sahra altı Afrika ülkeleri arasında toplamda 19 askeri işbirliği anlaşmasına varıldı.

Habere göre anlaşmalar beş yıl süreyle ve yenilenme opsiyonuyla yapılıyor. 

SİLAH TİCARETİ, ASKERİ EĞİTİM, 'TERÖRLE MÜCADELE'...

Anlaşmaların kapsamında Rusya'nın Afrika ülkelerine silah sağlaması, silahlı kuvvetlerin birlikte eğitim yapması, "terörle mücadele" gibi başlıklar bulunuyor.

Anlaşma yapılan ülkeler arasında Botsvana, Burkina Faso, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Svaziland, Etiyopya, Gambiya, Gana, Gine, Mozambik, Nijer, Nijerya, Ruanda, Sierra Leone, Tanzanya, Zambiya ve Zimbabve bulunuyor.

Zimbabve ile 2015'te varılan anlaşma kapsamında iki ülke ortak askeri üretim yapıyor. 

Rusya'nın Afrika ülkelerine "teknik destek" ve "araştırma-geliştirme desteği" sağladığı da aktarılıyor.

 


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'ndan 'Kaşıkçı' açıklaması: Olayı fazla deşelemiyoruz...

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik, Türkiye'nin gazeteci Cemal Kaşıkçı olayını 'fazla deşelemediğini' belirterek, 'İşte bu yüzden Kral Selman, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı arayıp teşekkür etti. Türkiye gerçekten kıymetini bilene iyi dost' diye yazdı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik, Türkiye’nin "Cemal Kaşıkçı vakasını fazla deşelemeyip Suudi Arabistan Kralı Selman’a yardımcı olduğunu" yazdı.

İlnur Çevik, Yeni Birlik'te yayımlanan yazısında gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul başkonsolosluğunda kaybolmasının Suudiler açısından içinden çıkılmaz bir noktaya geldiğini belirtti.

"Son dönemde ülkesinde ve Ortadoğu'da at oynatan" Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın bir anda sessizliğe bürünüp direksiyona "kriz çözücü" olarak Suudi Kralı Selman bin Abdulaziz'in geçtiğini belirten Çevik, kralın ABD Başkanı Donald Trump'la skandalı nasıl çözeceklerini tartıştığını söyledi.

'TÜRKİYE KIYMETİNİ BİLENE İYİ DOST'

Trump'ın artık bu işin bir cinayet olduğu, ama faillerin kralın bilgisi dışında hareket eden "Suudi serseriler" olduğu noktasına geldiğini belirten Çevik, Ankara'nın konuya yaklaşımını ise şöyle özetledi:

"Türkiye kendisine tepeden bakan, hatta PYD'ye ve YPG'ye yardım eden, Birleşik Arap Emirlikleri ile ülkemize karşı bazı fitnelerin içine girdiği sanılan Veliaht Prens Selman'ın yaptıklarına karşı bu olayı kullanıp dünyayı Suudilerin başına yıkmak yerine yine kraliyet ailesine dostluğunu gösterip olayı fazla deşelemeden, aksine iyi niyetle adımlar atarak Kral Selman'a yardımcı oluyor… İşte bu yüzden Kral Selman, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı arayıp teşekkür etti. Türkiye gerçekten kıymetini bilene iyi dost."


IMF Başkanı Suudi yatırım konferansına gitmeyecek

IMF Başkanı Christine Lagarde'ın Suudi Arabistan tarafından düzenlenen yatırım konferansına gitmeyeceği açıklandı.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması sebebiyle Suudi Arabistan'la ilişkilendirilmek istemeyen isimler Suudi yatırım konferansından çekilmeyi sürdürüyor.

IMF Başkanı Christine Lagarde'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından düzenlenen konferansa gitmeyeceği duyuruldu.

LAGARDE TAVIR DEĞİŞTİRDİ

Lagarde öncesinde JPMorgan Chase, Uber ve Google gibi şirketlerin yöneticileri de konferanstan çekildiklerini açıklamıştı.

IMF Başkanı, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Kaşıkçı'nın kaybolması konusunda "dehşete düştüğünü" ancak Suudi Arabistan'da konuşma yapmak istediğini belirtmişti.

Lagarde'ın yanı sıra Fransa'nın en büyük bankası BNP Paribas'ın başkanı Jean Lemierre de konferansa gitmeyeceğini duyurdu.

IMF AÇIKLAMA YAPMADI

Cumartesi günkü açıklamasında "IMF'nin görevi dünyanın tüm köşelerinde, pek çok hükümetle iş yapmak" diyen Lagarde'ın tavır değişikliğine neyin sebep olduğu açıklanmadı.

IMF plan değişikliğine dair bilgilendirme yapmadı, ancak HSBC, Credit Suisse, Standard Chartered ve pek çok finans kuruluşu Kaşıkçı'nın öldürüldüğünün netleşmesi üzerine konferansa gitmeme yönünde karar aldı.

KONFERANSA KİMLER KATILACAK?

Societe Generale ve SoftBank, konferans konusunda yorum yapmayan en büyük iki kuruluş olarak dikkat çekti.

İki kuruluş da konferansa katılım konusundaki soruları yanıtlamaktan kaçınırken, SoftBank yöneticilerinden Marcelo Claure, "olanları kaygıyla izlediklerini" söylemekle yetindi.

Claure, "Biz sadece gözlem yapıyoruz" diye konuşarak, katılım konusunda bilgi vermedi.

GELECEĞE YATIRIM GİRİŞİMİ KONFERANSI NEDİR?

Geleceğe Yatırım Girişimi konferansı, Suudi Arabistan'ın petrolden uzaklaşma planı çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Ülkenin diğer ekonomik alanlarda etkisini artırmayı planlayan konferansa Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın özel önem verdiği biliniyor.

Geçtiğimiz yıllarda uluslararası şirketlerden ve kuruluşlardan üst düzey isimlerin katılımıyla yapılan konferans "Çöldeki Davos" olarak anılıyor.

İLGİLİ HABER
Türkiye, Kaşıkçı'yı öldüren ekibin kimlik bilgilerini paylaştı

İLGİLİ HABER
CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı
İLGİLİ HABER
Kaşıkçı olayı Riyad'daki yatırım konferansını etkiler mi?


ABD'li 'ölüm mangası' Yemen'de suikastlar düzenledi

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yemen’de suikastlar düzenlemek için ABD ordusunda ve CIA'de yetişmiş kişilerin içinde bulunduğu bir ölüm mangası tuttuğu ortaya çıktı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Yemen’de iç savaşın başladığı 2015 yılında ABD ordusundan eski ve yedek askerlerin içinde olduğu bir ölüm mangası kiralayarak ülkede suikastlar gerçekleştirdiği ortaya çıktı.

Buzzfeed’in özel haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri 2015 yılında ABD’li paralı askerlerle Yemen’de belirli hedeflere düzenlenecek suikast programı için anlaştı. Suikast timini oluşturan ABD’li paralı askerler içinde ABD ordusunun özel kuvvetlerinden, Amerikan Deniz Kuvvetleri'nin özel operasyon birimi Seal Team 6’dan ve CIA’den eski görevliler ile halihazırda yedek asker olarak görev yapan kişiler de yer alıyordu.

Habere göre BAE, Yemen’deki suikast programını yürütmek üzere ABD'nin Delaware eyaletinde kayıtlı Spear Operations Group adlı bir “güvenlik” şirketiyle anlaştı. Şirketin sahibi Pittsburgh’da yaşayan Abraham Golan adlı Macar yahudisi bir “girişimci”.

SUİKAST GİRİŞİMİNİN DRONE GÖRÜNTÜLERİ YAYIMLANDI

Buzzfeed’e konuşan Golan, Yemen’deki görevlerinin “hedefi belirli suikast programı” olduğunu söyledi ve “Bunu ben yürütüyordum. Biz yaptık. Koalisyon içindeki BAE’nin onayıyla” dedi.

Haberde, sözkonusu timin 2015 yılındaki bir başarısız suikast girişiminin drone görüntülerine de yer verildi. Görüntülerde Aden’de Müslüman Kardeşler’in Yemen kolu Islah Partisi’nin yerel liderlerinden Anssaf Ali Mayo’ya düzenlenen başarısız suikast girişimi görülüyor. BAE ordusuna ait araçlar eşliğinde partinin merkezine giden ABD’li paralı askerlerin binanın kapısına patlayıcı yerleştirdiği, içlerinden birinin de sokakta ateş açtığı görülüyor. ABD’li tim daha sonra BAE ordusuna ait araçlara binerek kaçıyor ve ardından iki büyük patlama yaşanıyor. Suikast girişiminin Ali Mayo’nun binayı daha önce terk etmesi nedeniyle başarısız olduğu belirtilirken, bu olayın o dönemde basında yer aldığı ancak faillerinin ABD’li paralı askerler olduğunun ilk kez ortaya çıktığı belirtiliyor.

Grup içindekilerden birinin eski bir CIA üyesi olduğu, bir diğerinin Maryland Kara Kuvvetlerinden bir çavuş ve ikisinin de deniz komandosu olduğu, grubun diğer üyelerinin geniş bölümününse Fransız Yabancı Lejyonu’ndan olduğu ifade ediliyor.

Buzzfeed’e göre şirketin kurucusu Golan, Fransa’da eğitim gördüğünü ve daha sonra Fransız Yabancı Lejyonu’na katılarak birçok ülkede görev yaptığını söylese de bu doğrulanamıyor. Golan’ı tanıyanlar onun abartmaya meyilli olduğunu ancak bu tür işlerde kullanılacak türden bir adam olduğunu söylüyor.

Abraham Golan ile şirket çalışanı eski donanma komandosu Isaac Gilmore’un anlatımlarına yer verilen haberde, BAE ile şirket arasındaki anlaşmanın Abu Dabi’de Veliaht Prensin danışmanı Muhammed Dahlan ile bağlandığı belirtiliyor. Muhammed Dahlan ilginç bir figür. 90’ların başında Gazze’de güvenlik şefi olan Dahlan, 2007 yılında CIA ile İsrail’le bağlantıları olduğu anlaşıldıktan sonra Hamas tarafından Filistin’den kovuluyor ve BAE’ye yerleşiyor. Dahlan burada Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zeyd el Nahyan’ın danışmanlığını yapmaya başlıyor.

Golan ve Gilmore, anlaşma uyarınca BAE'den ayda 1,5 milyon dolar aldıklarını, ayrıca suikast başına da miktarını belirtmedikleri prim ödendiğini söylüyorlar. BAE ordusu tarafından kendilerine, suikast listesinde bulunan 23 kişinin isimlerinin, fotoğraflarının ve adreslerinin bulunduğu kartlar verildiğini söyleyen Golan, bu kişilerden kaçını öldürdükleri konusundaysa bir bilgi vermiyor. Golan, daha sonra Dahlan ve BAE tarafından aralarındaki anlaşmanın iptal edildiğini belirtiyor.

Buzzfeed’in haberine göre CIA, Spear Operations Group adlı şirketin Yemen’deki faaliyetlerinden haberdar olmadığını söyledi, ABD Deniz Kuvvetleri ise yorum yapmaktan kaçındı. Ancak CIA’in BAE’deki eski bir ajanına ulaşan haber sitesi, bu kişinin önce hiçbir ABD’linin bu tür programlara katılmasına izin verilmediğini söylediğini ancak daha sonra kendilerini arayarak Yemen’de bu tür işler yapan “adamlar” olduğunu doğruladığını ve bunları “ölüm mangası” olarak tanımladığını aktarıyor. ABD’li özel savaş şirketlerinin yurtdışı misyonlarını düzenleyen Dışişleri Bakanlığı ise Buzzfeed’e yaptığı açıklamada hiçbir şirkete bir diğer ülkeye muharip birlik ya da paralı asker sağlama yetkisi vermediklerini ileri sürüyor.

ISLAH PARTİSİ VE GÜNEY YEMEN

Öte yandan haberde drone görüntüleri yayımlanan suikast girişiminin hedefindeki Islah Partisi’nin, Yemen’e karşı koalisyonun başını çeken Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında bir iç mücadele gündemi olduğu da biliniyor. Islah Partisi 1990’da kurulan ve Müslüman Kardeşler’in parçası olan bir siyasal hareket. Suudi Arabistan her ne kadar Müslüman Kardeşler’i terörist olarak tanımlasa da Islah Partisi, Suudi işgali başladığı andan itibaren Suudilerin Yemen’deki en yakın müttefiklerinden biri haline geldi. Suudiler, savaş sonrası için bir "Birleşik Yemen" planlarken BAE’nin gündemindeyse ayrı bir "Güney Yemen" var. BAE tarafından kurulan ve silahlandırılan Güney Geçiş Konseyi ile Islah Partisi arasındaki sokak çatışmaları ve düzenlenen suikastların Körfez koalisyonundaki bu görüş ayrılığının bir parçası olduğu düşünülüyor. 

İLGİLİ HABER
İşgal güçleri arasında anlaşmazlıklar: Yemen’de Suudi yanlısı imamlar öldürülüyor
İLGİLİ HABER
21. yüzyıl utancı: 13 milyon kişi birkaç ayda açlıktan ölebilir
İLGİLİ HABER
ABD'de Blackwater tartışılıyor: 'Afganistan işgali özelleşecek' iddiası
İLGİLİ HABER
'Suudi prenslere gözaltında işkence' iddiası: ABD'li paralı askerler...
İLGİLİ HABER
'Birleşik Arap Emirlikleri Katar'ı işgal etmeyi planlıyor'

 


İzmir'de İZBAN kâbusu: Seferler gecikti, vagonlar doldu, halk işe ve okula geç kaldı

İzmir'i kuzey-güney aksında bağlayan hafif raylı sistem İZBAN'da bu sabah meydana gelen arıza kaosa yol açtı. ŞPO Odası İzmir şubesi yönetim kurulu sekreteri Zafer Mutluer, kent içi ulaşımın kamusal anlayışla değil kâr maksimizasyonuyla planlanması yüzünden bu sorunların yaşandığını söyledi.

İzmir'i kuzeyde Aliağa güneyde Selçuk güzergahında birbirine bağlayan kent içi hafif raylı sistem İZBAN'da sık sık meydana gelen arızlara bu sabah bir yenisi eklendi. 

Trenlerin arıza nedeniyle yarım saat gecikmesi istasyonlarda binlerce yurttaşın birikmesine ve izdihama yol atı. İşlerine ve okullarına yetişebilmek için gelen trenlere binmek isteyen vatandaşlar vagonlara sığmadı. Gecikme sırasında elektronik tabelaların çalışmaması ve herhangi bir açıklama yapılmamasına öfkelenen yurttaşlar, tepkilerini sosyal medyada paylaştı. 

O tepkilerden bazıları şöyle: 

  • Tepeköy İZBAN'da yer yok, sabah sabah herkes işine yetişmeye çalışıyor, bu ne rezillik...
  • Aliağa Tepeköy yönüne giden tren 06.43'te Kemer'de bozuldu dendi ve saat 7.30'da diğer tren hareket etti. Böyle bir rezillik, hele ki iş saatinde, yazıklar olsun diyoruz muhteşem belediyemize.
  • Seferlerin gecikmesi ile ilgili bir açıklama yok, elektronik tabelalar çalışmıyor, herhangi bir anons veya bilgilendirme yapılmıyor. İstasyonda bulunduğum 35 dakikadır 2 sefer yapıldı ama birçok vatandaş vagondan içeri adımımızı dahi atamadık yoğunluktan. Yeter artık. 
  • Yarım saat İZBAN beklediğim bir gün daha. Ne sorun biter ne arıza... Sabah sabah 6 vagonla gelmesi de cabası! Sayenizde herkes işine, okuluna geç kaldı ayakta...
  • Uçağa yetişmeye çalışan insanlara ne demeli, bunun sorumlusu İZBAN!

'KAOSUN NEDENİ KENT İÇİ ULAŞIMIN KAMUCU ANLAYIŞLA DEĞİL KÂR MAKSİMİZASYONUYLA PLANLANMASI'

Şehir Plancıları Odası İzmir şubesi yönetim kurulu sekreteri Zafer Mutluer, konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı. Görüşüne başvurduğumuz Mutuer şunları söyledi: 

"Toplu ulaşım kâr maksimizasyonu derdiyle planlanırsa, ki aktarma anlayışı budur, İZBAN 'alternatifi olmayan' bir araç haline dönüşür. Keza tramvay da öyle. Çünkü otobüs hatlarını kaldırdılar. Dolayısıyla bu araçlarda yaşanacak en ufak bir arızada, kent hayatı kitleniyor. İnsanlar işlerine saatlerce geç kalabiliyor. Ya da kalabalık, balık istifi gibi tren vagonlarında seyahat etmek zorunda kalıyor. Doğal olarak da bu durum özel araç kullaımını ve trafiğini tetkliyor. Mali olarak gücü yetenler, arabası olanlar bu saçma ulaşım sistemini kullanmak yerine, varsa kendi araçlarını tercih ediyorlar. Ulaşım anlayışının derhal kâr maksimizasyonu gözeterek planlanmasından kurtulması gerekiyor. Kent içi ulaşım temel bir haktır çünkü."

İLGİLİ HABER
İzmir'de iZBAN kabusu: Seferler iptal oldu, yolcular trenden indirildi, para iade edilmedi!

 

 

 


ABD Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geldi

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, kaybolan gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili görüşmeler için Türkiye'ye geldi. Pompeo, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Türkiye'ye ulaştı. Pompeo'nun geliş sebebi Suudi konsolosluğunda "kaybolan" Cemal Kaşıkçı ile ilgili görüşmeler olarak duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ankara'ya gelecek ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yla görüşme gerçekleştirdi.

Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Erdoğan'ın Moldova'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda gerçekleşecek görüşme, saat 10.00'da başladı. Görüşme 45 dakika sürdü.

İLGİLİ HABER
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'ndan 'Kaşıkçı' açıklaması: Olayı fazla deşelemiyoruz...

POMPEO-ÇAVUŞOĞLU GÖRÜŞMESİ BAŞLADI

Pompeo, Erdoğan ile görüşmesi sonrasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmeye başladı.

Çavuşoğlu ile Pompeo arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye-ABD ikili ilişkileri, Suriye konusu, bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulacak.

ÇAVUŞOĞLU'DAN AÇIKLAMA

Çavuşoğlu görüşme sonrasında açıklama yaptı.

"Pompeo ile Kaşıkçı olayı ve Mümbiç konusunu görüştük" diyen Çavuşoğlu, "Faydalı bir görüşme oldu. Mümbiç yol haritası dahil birlikte atacağımız adımları konuştuk" ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı şunları söyledi:

"Mike Pompeo, Suudi Arabistan'dan sonra Ankara'ya uğradı. Bir görüşme gerçekleştirdik. Heyetlerimizle birlikte faydalı bir görüşme gerçekleştirdik.

Hem Kaşıkçı olayını hem Münbiç konusunu konuştuk, ikili ilişkilere yer verdik. Sayın Cumhurbaşkanımız FETÖ konusuna değindi.

Pompeo, Trump'ın görüşmelerini iletti. Kaşıkçı olayına ilişkin endişelerini dile getirdi. Gazetelerde çıkan haberlere göre yorum yapmayız. Savcılık yoğun bir çalışma yürütüyor. Başkonsololukta biraz gecikse de soruşturma gerçekleşti. Dün rezidansta soruşturma gerçekleşmedi, Suudlar, ailesinin olduğunu söyledi. Hepsi bir neticeye vardıktan sonra somut bir neticeye varabiliriz. Başkonsolos kendi ülkesine gitti, ne zaman döneceğine ilişkin bilgimiz yok. Bazı yaklaşımları tabii ki tepki gördü. Dolapları açıp saygısızca bakın burada yok gibi söylemleri tüm dünyada tepkiye neden oldu. Konutta ve araçlarda soruşturma bugün gerçekleşecek. Dün, konutta ailesinin olduğu söylenerek gerçekleşmedi."

İLGİLİ HABER
ABD'den Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı' teşekkürü: Sebep 'şeffaf soruşturma'

İLGİLİ HABER
CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı

'YAPTIRIMLAR SAÇMA SAPAN ŞEYLERDİ'

ABD ile ilişkiler konusunda da açıklama yapan Çavuşoğlu, ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı yaptırımlar için "Yaptırımlar saçma sapan şeylerdi" dedi.

Çavuşoğlu, "Artık ilişkilerimizde yaptırım veya benzer konular olmaması konusunda hemfikiriz" diye konuştu.


Pentagon: Yabancı savaşçılar Suriye'ye gitmeyi sürdürüyor

Pentagon'un açıklamasına göre IŞİD'e bağlı 'yabancı savaşçılar' diğer ülkelerden Suriye'ye gitmeyi sürdürüyor.

Pentagon komutanı Joe Dunford, IŞİD üyelerinin diğer ülkelerden Suriye'ye gelmeyi sürdürdüğünü  söyledi.

Ayda ortalama 100 "yabancı savaşçının" Suriye'ye geldiğini söyleyen Dunford, IŞİD'in varlığını sürdürmesini "yabancı savaşçı akışının, IŞİD'in kaynaklarını taşımasının ve ideolojinin" sağladığını söyledi.

IŞİD İDLİB'DE VARLIĞINI ARTIRIYOR

AFP'nin haberine göre IŞİD üyelerinin Suriye'ye hangi sınırdan girdiği açıklanmadı. Ancak haberde, kullanılan sınırın büyük ihtimalle Hatay-İdlib sınırı olduğu belirtiliyor.

Son iki ayda İdlib'de IŞİD varlığının arttığı biliniyor. IŞİD'in İdlib'de güçlenmesiyle birlikte cihatçı kontrolündeki bölgelerde iç çatışmalar da arttı.

IŞİD'le çatışmalı olan El Kaide bağlantılı örgütler, gizli IŞİD hücrelerine baskınlar düzenleyerek infazlar gerçekleştiriyor.  

İdlib'de üst düzey El Kaide üyeleri de suikasta uğruyor.

İLGİLİ HABER
Cihatçıların kontrolündeki İdlib'de bir ayda 93 suikast

İLGİLİ HABER
İdlib'de 5 HTŞ ve Türkistan İslam Partisi üyesi öldürüldü


Yeni Şafak, Kaşıkçı olayına ilişkin kayıt paylaştı: Dışarıda yapın, başımı belaya sokacaksınız

Yeni Şafak, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğü belirtilen Cemal Kaşıkçı olayına ilişkin kayıt paylaştı. Olayın kayıtlarına ulaştığını öne süren Yeni Şafak, Başkonsolos Muhammed Uteybi'nin 'Bu olayı dışarıda yapın. Benim başımı belaya sokacaksınız' dediğini ileri sürdü.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda "kaybolan" Cemal Kaşıkçı olayının kayıtlarına ulaştığını ileri sürdü.

Gazete, "vahşi cinayetin kayıtlarına ulaştığını" belirtirken, haberde "Konsolosluğa belge için gelen Cemal Kaşıkçı’ya korkunç işkenceler yapıldığı belirlendi. Sorgu sırasında Kaşıkçı'nın önce parmakları koparıldı ardından kafası kesilerek öldürüldü. Kayıtların birinde apar topar Riyad’a kaçan Başkonsolos Muhammed Uteybi, 'Bu olayı dışarıda yapın. Benim başımı belaya sokacaksınız' diyor. Cevap 'Yaşamak istiyorsan sus!' oluyor" ifadelerine yer verdi.

Haberde "kayıtlara" ilişkin başka bilgi yer almadı.

Yeni Şafak yazarı ve Erdoğan'ın danışmanı Yasin Aktay, Kaşıkçı'nın kaybolduğunu açıklayan ilk isimlerden olmuştu. 

 


Erdoğan, Pompeo ile görüşecek

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Trump'ın talimatı sonrası dün Suudi Arabistan'a giderek Suudi Kralı Selman ile gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 'kaybolması' üzerine konuşmuştu. Pompeo'nun bugün Ankara'ya gelerek Erdoğan ile görüşeceği öğrenildi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla dün Suudi Arabistan'a giderek Suudi Kralı Selman ile gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin görüşme yapan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bugün Türkiye'ye geliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Ankara'ya gelecek ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile bir görüşme gerçekleştireceği öğrenildi.

İLGİLİ HABER
ABD'den Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı' teşekkürü: Sebep 'şeffaf soruşturma'

'ÖLDÜRÜLDÜ' AÇIKLAMASI

CNN International, bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde, Cemal Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğü, cesedinin parçalanıp dışarı çıkarıldığını duyurdu.

İLGİLİ HABER
CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı

 


Yolcu otobüsü devrildi: 7 kişi hayatını kaybetti, 24 kişi yaralı

Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarında, sürücüsünün kontrolünden çıkan yolcu otobüsü devrildi. Kazada 7 kişi hayatını kaybederken, 24 kişi de yaralandı.

Kaza, saat 03.00 sıralarına Kahramanmaraş- Kayseri karayolunun Mehmet Bet Mahallesi mevkiinde meydana geldi.

Kayseri'den Kahramanmaraş'a gelen Çetiner Çetin (34) yönetimindeki, Kamil Koç firmasına ait 55 JA 466 plakalı yolcu otobüsü, bir anda yoldan çıkarak, devrildi. Kazada 7 kişi olay yerinde hayatını kaybederken, 24 kişi de yaralandı.
 
İhbar üzerine olay yerinde çok sayıda ambulans ve kurtarma ekibi sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla götürüldükleri Kahramanmaraş'taki çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı.
 


Türkiye, Kaşıkçı'yı öldüren ekibin kimlik bilgilerini paylaştı

Washington Post gazetesi, Cemal Kaşıkçı'yı öldürdüğü belirtilen ekibin pasaport bilgilerini sansürleyerek yayımladı. Gazete, bilgilerin Türk yetkililerce kendilerine gönderdiğini duyurdu.

Amerikan Washington Post gazetesi, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'yı öldürdüğü belirtilen ekibe ilişkin kimlik bilgileri paylaştı.

Gazete, yayımladığı pasaport taramalarının Türk yetkililerce gönderildiğini yazdı. 

BBC Türkçe'nin aktardığı habere göre, Cemal Kaşıkçı'nın düzenli olarak makaleler yazdığı Washington Post, pasaportlardaki fotoğrafları ve isimleri ise gizledi.

Dün Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluk binasında yapılan aramalar sonrası Kaşıkçı'nın burada öldürüldüğü iddiaları güç kazanırken, kimlik bilgilerinin sızdırılmasının zamanlaması ve yeri dikkat çekti.

İLGİLİ HABER
CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı


Erdoğan'dan adrese teslim atama sonrası şimdi de kişiye özel düzenleme

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü’ne atadığı İzzet Alagöz'ün ortağı olduğu firmanın EÜAŞ'tan iş aldığı ortaya çıkmıştı. Tepki çeken atamaya ilişkin yeni bir düzenleme yapılırken, karar Resmi Gazete'de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü’ne atadığı İzzet Alagöz’ün, devlete ait olan TEMSAN A.Ş. ile 2016 yılında ortak bir şirket kurduğu, şirketin ortaklık yapısında özel sektör payının yüzde 60, kamu payının yüzde 40 olarak belirlendiği ve bu şirket aracılığıyla EÜAŞ ile iş yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Alagöz'e, yönetiminde yer aldığı şirkete EÜAŞ Genel Müdürü sıfatıyla "iş verme" yetkisi verilmesi tepki çekerken, konuyla ilgili bugün Resmi Gazete'de yeni bir düzenleme daha yer aldı.

Düzenlemeyle birlikte Alagöz'ün görevi başında kalmasını sağlayabilecek bir "ayarlama" yapıldı.

Resmi Gazete'de yer alan söz konusu düzenlemede, "Genel Müdür, kamu sermayeli veya kamu iştiraki olan doğrudan piyasa faaliyetleri ile ilgisi olmayan şirketlerde yönetim kurulu üyesi olarak görev alabilir" denildi.

Alagöz'ün yönetiminde yer aldığı şirketin EÜAŞ'tan iş aldığı düşünüldüğünde, düzenlemenin nasıl yorumlanacağı merak konusu.

İLGİLİ HABER
Erdoğan'dan adrese teslim atama: Artık kendi şirketine iş verecek

 


Trump: FED benim için en büyük tehdit

Geçtiğimiz günlerde ABD Merkez Bankası'na (FED) ilişkin 'kafayı yedi' ifadesini kullanan ABD Başkanı Donald Trump, bu kez de 'FED benim için en büyük tehdit' dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD Merkez Bankası'nı (FED) sert sözlerle hedef almaya devam ediyor.

Trump, Fox Business'a yaptığı açıklamalarda, FED'e yönelik eleştirilerde bulundu.

FED'in hamlelerinden dolayı mutsuz olduğunu dile getiren Trump, "FED faizleri çok hızlı artıyor. Bağımsız olduğu için onunla (FED Başkanı) konuşmuyoruz ama yaptıklarından memnun değilim, çünkü çok hızlı." ifadelerini kullandı.

Trump, enflasyon rakamlarının düşük olduğunu, faiz arttırımının sürmesinin yanlış olacağını belirtirken, "Fed benim için en büyük tehdit" diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada da FED'i eleştiren Trump, "FED'in yanlış yaptığını düşünüyorum. Piyasalar çok sıkı. Fed kafayı yedi" demişti.

İLGİLİ HABER
Trump: Fed kafayı yedi

 


Cemaat davasında 4 futbolcuya inceleme

Cemaat soruşturması kapsamında tutuklanan eski futbolcu Ömer Çatkıç tahliye edilirken, Zafer Biryol'un ise tutukluluğunun devamına karar verildi. Öte yandan mahkeme, Emre Belözoğlu, Mehmet Topal, Alper Potuk ve Gökhan Gönül’ün de araştırılmasını talep etti.

Cemaat'in futbol yapılanması davasında eski futbolcu Ömer Çatkıç tahliye edilirken, mahkeme, eski futbolcu Zafer Biryol'un tutukluluk halinin devamına karar verdi. 

Davanın sanıklarından eski futbolcu Bekir İrtegün ise, mahkemedeki ifadesinde futbol oynamaya devam eden ve Cemaat toplantılarına katıldığını bildiği futbolculara ilişkin açıklamada bulundu.

2009'da Ali isimli şahısla tanıştığını ve bu kişinin telefonuna ByLock programını indirdiğini belirten İrtegün, aklına kötü bir şey gelmediğini, bunu normal bir uygulama sandığını iddia eti.

"O zamanlar bu yapıyla ilgili böyle sıkıntılar yoktu. İyi niyetli insanlar diyerek iletişim kurmuştum" diyen İrtegün, hakimin bir sorusu üzerine, "Katıldığım sohbetlerde Emre Belözoğlu, Mehmet Topal, Alper Potuk, Gökhan Gönül ve Uğur Boral'ı gördüm" dedi.

Konuya ilişkin Sözcü'de yer alan habere göre, mahkeme tarafından Emre Belözoğlu, Mehmet Topal, Alper Potuk, Gökhan Gönül ile Tuncay Şanlı'nın da bulunduğu bazı futbolcular hakkında “FETÖ üyeliğinden açılmış bir soruşturma veya dava olup olmadığı ve ayrıca bu kişiler hakkında verilen bilgilerin sanığın örgüt içerisinde yeri de dikkate alınarak faydalı bilgiler olup olmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulması” istendi.

 


İsrail'den 'Cemal Kaşıkçı' açıklaması: Suudi Arabistan'a güveniyoruz

İsrailli bir güvenlik yetkilisi, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin 'Tel Aviv'in, Türkiye'den çıkan haberlere değil Suudi Arabistan'ın açıklamalarına güvendiğini' söyledi.

İsrail'den, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdikten sonra kaybolan Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı ile ilgili ilk bir değerlendirme geldi.

İsrailli bir güvenlik yetkilisi, Suudi gazeteci Kaşıkçı olayıyla ilgili "Tel Aviv rejiminin, Türkiye'den çıkan haberlere değil Suudi Arabistan'ın açıklamalarına güvendiğini" söyledi.

Sputnik'in aktardığı habere göre, İsrail'in, Kaşıkçı olayını yakından takip ettiğini belirten yetkili, "Türkiye'den yayımlanan haberlerin kanıtlara dayanmadığını" ileri sürdü ve Tel Aviv'in, Riyad yönetiminin yanında yer aldığını kaydetti.

İsrail'in Maariv gazetesi güvenlik analisti Yossi Melman daha önce sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, Kaşıkçı olayına İsrail istihbarat servisi MOSSAD'ın da karışmış olabileceğini ima ederek, "Umarım ki dolaylı olarak bile MOSSAD'ın Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında parmağı yoktur" ifadesini kullanmıştı.

İLGİLİ HABER
CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı

'ÖLDÜRÜLDÜ' İDDİASI
CNN International, dün yapılan incelemelerin ardından Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde Cemal Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğü, cesedinin parçalanıp dışarı çıkarıldığını duyurdu.

Gün içerisinde Kaşıkçı'nın öldürüldüğününe ilişkin çeşitli iddialar gündeme getirilmişti.

 


Trump: Prens Selman Kaşıkçı iddialarını reddetti

ABD Başkanı Donald Trump telefon ile görüştüğü Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, kayıp gazeteci Kaşıkçı olayı ile ilgili bilgisinin olduğunu reddetti.

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter’dan yaptığı açıklamada Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini, Selman’ın Cemal Kaşıkçı olayıyla ilgili bilgisinin olmadığını ifade etti.

Trump, Selman’ın Cemal Kaşıkçı hakkındaki iç soruşturmayı derinleştireceklerini de aktardı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bugün Suudi Arabistan'a giderek Suudi Kralı Selman ile Cemal Kaşıkçı'nın “kaybolmas”' üzerine konuşmuştu. Pompeo, Kral Selman’a “şeffaf soruşturma” yürüttükleri gerekçesiyle teşekkür etmişti.

İLGİLİ HABER
ABD'den Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı' teşekkürü: Sebep 'şeffaf soruşturma'

İLGİLİ HABER
Polis ülkesine dönen Suudi Başkonsolos'unun konutunu inceliyor


CNN International: Kaşıkçı öldürüldü ve parçalara ayrıldı

CNN International Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde Cemal Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğü, cesedinin parçalanıp dışarı çıkarıldığını duyurdu. Gün içerisinde Kaşıkçı'nın öldürüldüğününe ilişkin çeşitli iddialar gündeme getirilmişti.

Suudi Arabistan konsolosluğuna girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürüldüğüne ilişkin haberler yayınlanmaya devam ediyor.

CNN International, Cemal Kaşıkçı'nın kaybolduğu 2 Ekim tarihinde Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürüldüğünü öne sürdü. Kanal, ismini açıklamadığı bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberde, Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldükten sonra cesedinin parçalara ayrıldığını belirtti. CNN International dün de Suudi kraliyetinin Kaşıkçı’nın sorgulama sırasında öldürüldüğünü kabul etmeye hazırlandığını iddia etmişti.

Katar merkezli Al Jazeera televizyonu ise ismini açıklamadığı bir Türk kaynağa dayandırdığı habere göre, Kaşıkçı’nın cesedinin Suudi otopsi uzmanı Salah Mohammed el-Tubaigy tarafından parçalara ayırıldığını iddia etti.

Associated Press haber ajansı ise bugün akşam saatlerinde Türk yetkililere dayandırdığı haberde, Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğu duyurumuştu.

İLGİLİ HABER
Associated Press: Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğüne dair kanıt bulundu

 


Makedonya NATO'ya katılım müzakerelerine başlıyor

Makedonya, NATO ile katılım müzakerelerine perşembe günü resmen başlanacağını açıkladı. Yunanistan ile varılan isim anlaşmasının Makedonya'nın NATO ve Avrupa Birliği'ne girmesi önündeki 'engelleri' kaldırdığı belirtiliyor.

Makedonya Savunma Bakanı Radmila Şekerinska, NATO ile katılım müzakerelerine perşembe günü resmen başlanacağını açıkladı. Ülkenin NATO ve Avrupa Birliği’ne girmesine “engel” olan Yunanistan ile isim sorununda  geçtiğimiz aylarda anlaşmaya varılmıştı.

NATO Ulusal Koordinatörü Stevo Pendarovski ile ortak basın toplantısı düzenleyen Savunma Bakanı Şekerinska, Yunanistan ile varılan anlaşmanın meclisten geçmesi durumunda NATO üyeliğinin tamamlanacağını duyurdu.

'BATI BALKANLARIN KALANI İÇİN ÖRNEK'

NATO Ulusal Koordinatörü Pendarovski ise yaptıkları analizlerde Makedonya'nın NATO üyeliğinin ülkenin güvenliği ve istikrarı açısından önemli olduğunu saptadıklarını belirtirken, Makedonya’nın üyeliğinin “Batı Balkanlar'ın bölgesel güvenlik ve istikrarı için de olumlu örnek olacağının” altını çizdi.

Resmi adı Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (FYROM) olan ülkenin bu ismi kullanmasına Yunanistan, tarihsel Makedonya'nın önemli kısmını kendi sınırları içerisinde barındırdığı gerekçesiyle karşı çıkıyor, ülkenin NATO ve AB üyeliğini veto ediyordu. Ancak iki ülke arasında imzalanan anlaşmayla FYROM adını değiştirme, Yunanistan da FYROM'un AB'ye ve NATO'ya girmesine engel olan itirazlarını geri çekme sözü vermişti. Sözkonusu anlaşmanın NATO’nun bölgede saldırganlığını artırmasıyla sonuçlanacağına dikkat çekiliyor.

İLGİLİ HABER
Yunanistan-Makedonya krizinde 'çözüm' ne anlama geliyor?

1 Ekim’de FYROM’da gerçekleştirilen referandum ile ülkenin adının Kuzey Makdonya olması onaylanmış ancak referanduma katılımın yüzde 36’da kalması dikkat çekmişti. Avrupa Birliği Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ise geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki isim anlaşmasını "barış için eşsiz fırsat" olarak değerlendirerek, "Böyle bir fırsat yakın zamanda bir kez daha çıkmayabilir" uyarısında bulunmuştu.

İLGİLİ HABER
AB'den Atina ve Üsküp'e: Eşsiz fırsatı kaçırmayın


AKP Sözcüsü: Suudi Konsolos'un seyahati engellenemez

AKP MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AKP Sözcüsü Ömer Çelik, ülkesine dönen Suudi Arabistan Başkonsolosu'nun 'dokunulmazlığının' bulunduğunu belirtti. MHP'nin af teklifi üzerinde 'değişiklik' sinayli veren Çelik, ODTÜ mezuniyet töreninde 'Tayyipler Alemi' pankartı açtıkları sebebiyle tutuklanan öğrenciler üzerindeki davanın da geri çekileceğini...

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, AKP'nin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

'SUUDİ KONSOLOSUN DOKUNULMAZLIĞI VAR'

AKP sözcüsü, Cemal Kaşıkçı'nın ortadan kaybolması sonrası Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nde devam eden aramaya yönelik olarak yaptığı açıklamada, " Bunun tam olarak açığa çıkması için her şeyin yapılacağını ve dünya ile açık şekilde paylaşılacağını ifade edebilirim. Türkiye, bağımsız soruşturmasını yürütüyor. (Suudi Arabistan) Konsolosun dokunulmazlığı var, dolayısıyla herhangi bir şekilde seyahatinin engellenmesi söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER
Polis ülkesine dönen Suudi Başkonsolos'unun konutunu inceliyor

MHP’NİN AF TEKLİFİNE ‘DÜZENLEME’

Çelik, MHP'nin af teklifine ilişkin olarak, "Kimsenin kişisel olarak uğradığı haksızlığı affetme yetkisine biz sahip değiliz, bu yaklaşımı gözeterek bir çalışma yapılıyor" açıklamasında bulundu.

İLGİLİ HABER
Erdoğan, MHP'nin 'af' teklifine ilişkin kararını açıkladı

‘ODTÜ'LÜ GENÇLER DAVASI GERİ ÇEKİLECEK’

AKP sözcüsü, ODTÜ mezuniyet töreninde "Tayyipler Alemi" karikatürünün yer aldığı pankartı açan öğrencilere ilişkin yaptığı açıklamada, "ODTÜ'lü öğrencilere karşı açılan dava Cumhurbaşkanımızın avukatları tarafından geri çekilecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, ODTÜ mezuniyet töreninde açtıkları "Tayyipler Alemi" pankartının ardından gözaltına alınan öğrencilerle geçtiğimiz günlerden bir görüşme gerçekleştirdiği açıklanmıştı.

İLGİLİ HABER
ODTÜ'lü öğrencilere Cumhurbaşkanına hakaret davası

'CHP'NİN İŞ BANKASI HİSSELERİNİN DEVRİ HUKUKİ'

Ömer Çelik, "CHP'nin İş Bankası hisselerinin devrinde hukuki açıdan bir problem yok. Yapılacak düzenlemeyle esas İş Bankası kendi itibarını korumak açısından bu tartışmaların dışına çıkarılacaktır. Atatürk ülkemizin milletimizin ortak değeridir. Onun mirası Türk milletine aittir. Temsil edilmesi gereken yegane yer, Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Atatürk'ün mirası herhangi bir zümrede, sınıfta veya partide temsil edilemez. Milletimizin ortak mirasıdır" dedi.


Üniversitelerin 'en özgür ve güçlü' dönemi'nden manzaralar: Merdiven altı üniversiteler cenneti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversitede katıldığı etkinlikte 'Türk üniversiteleri tarihlerinin en özgür, en güçlü dönemini yaşıyor' demişti. Erdoğan'ın 'en özgür' ve 'en güçlü' dönemini yaşadığını söylediği üniversitelerdeki atmosferi, Erdoğan'ın sayısını artırmakla övündüğü üniversitelerin gerçekte ne durumda olduğunu, kadro ve atamalarda yaşanaları...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erciyes Üniversitesi’nde katıldığı bir etkinlikte "Biz üniversitelerde tek tipçiliğe karşıyız. Türkiye’nin tüm renkleri üniversitelerde olmalı. Üniversiteleri bilim ve araştırma yerine vesayetin ideoloji üretim merkezleri olarak gören zihniyeti hep birlikte çöpe attık. Türk üniversiteleri tarihlerinin en özgür, en güçlü dönemini yaşıyor" demişti.

Bakan olarak görev vereceği konuşulan isim açıkta kalmasın diye bir aylık profesör Yusuf Tekin'i rektör yapan, bunun için de önce "rektörlük için üç yıl profesörlük yapma şartı"nı kaldırıp,  daha sonra düzenlemeyi geri çeken Erdoğan, "üniversitelerin en güçlü dönemi" ilanını bu çok tepki çeken kişiye özel rektör düzenlemesinden sadece bir ay sonra yapacaktı.

Sadece bu da değil, eski Kütahya milletvekili Vural Kavuncu'yu Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü'ne, AKP eski milletvekili Cevdet Erdöl'ü İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğüne, AKP eski Ankara milletvekili Aşkın Asan'ı Avrasya Üniversitesi Rektörlüğüne, AKP eski Edirne milletvekili Necdet Budak'ı Ege Üniversitesi Rektörlüğüne, AKP eski İzmir milletvekili Nükhet Hotar'ı 9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğüne, AKP eski Urfa milletvekili Mazhar Bağlı'yı Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörlüğüne ve Çalık Holding patronu Ahmet Çalık'ın gelini, AKP Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın kardeşi Aysun Bay Karabulut'u Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne yine kısa süre içinde Erdoğan atamıştı.

İLGİLİ HABER
Rektör, eşini Pamukkale Üniversitesi'ne bir kez daha atadı

Üniversitelerin "güçlü ve özgür dönemini" AKP'li eski vekiller eliyle sağlamaya çalışan Erdoğan'ın bu isimler dışında yaptığı atamalarda da benzer şekilde AKP'ye yakınlık kriteri devreye giriyor.

Sadece atamalar da değil bu dönemi Erdoğan açısından "güçlü ve özgür" kılan.  Akademisyen ihraçlarının başladığı 1 Eylül 2016'dan Temmuz 2017'ye kadar geçen süreci temel alan bir araştırmaya göre, Türkiye'de en az 23 bin 427 akademisyen ya kadro hakkını kaybetti, ya ihraç edildi ya da çalıştığı üniversite kapatıldığı için işsiz kaldı. Bir kısmı Cemaatçilerden oluşan bu tasfiyelerin önemli bir bölümü de AKP muhalifi akademisyenleri hedef aldı.

Üniversitelerde bir yandan AKP kadrolaşması bir yandan da tasfiyeler yapılırken, bilimsel faaliyetler yeni rektörler ve dekanlar eliyle engellenmeye başlandı.

"9 yaşındaki kız çocuğu şehvet uyandıracağı için çarşaf giymeli" diyen İhsan Şenocak üniversitelerde konferanslara davet edilirken, evrim etkinliğinin yasaklandığı İTÜ'de "karma evleri savunanlar veled-i zina toplumunu savunanlardır" diyen Ahmet Akgündüz'ün etkinliğe davet edildiği bir dönem başladı.

Üniversitelerde yaşanan bu tablonun detaylarını, Erdoğan'ın "en özgür ve en güçlü" olarak tanımladığı üniversitelerin gerçekte ne durumda olduğunu Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir ve Doç. Dr. Serdal Bahçe soL'a değerlendirdi.

'PROJECİ YAKLAŞIM AKADEMİK ÇALIŞMANIN TEMEL EKSENİNE OTURDU'

"Üniversite ne zaman ve nasıl özgürleşir?" diye soran Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, "Üniversiteyi eleştirel duruş noktaları geliştirmeye imkan veren uzun süreli, entelektüel birikim dalgası oluşturacak pratikler özgürleştirir" dedi.

Özdemir, üniversitelerde bilimsel çalışmaların nasıl bir dönüşüme uğradığına ilişkin çarpıcı ifadeler kullanırken, "Neoliberalizmle birlikte projeci yaklaşımların akademik çalışmanın temel eksenini oluşturması; hedef bağlamlı dar okuma pratiklerinin uzun erimli okumaların yerini alması; sosyal bilimlerde 'uzmanlaşma' adı altında bilginin bütüncül doğasının dağılması; hızla yayın yapmaya dayalı yazma-tüketme faaliyetinin artması; kürsü sisteminin yıkılması ve akademinin birikime dayalı dilinin bozulması ve öğrencinin müşteriye dönüşmesi gibi yapısal dönüşümler üniversiteleri özgürleştirebilecek entelektüel birikimin ve akademik faaliyetin önünde ciddi bir settir" diye konuştu.

Baskıya ve zora dayalı bir siyasal iktidarın da, bilimsel soru ve yanıtların oluşturulmasının, entelektüel birikimin gelişmesinin ve düşüncenin toplumsallaşmasının önünde ciddi bir set olduğuna vurgu yapan Özdemir, söz konusu setler yıkılmadan özgürleşmenin de olamayacağına dikkat çekti.

Üniversitelere 16 Nisan ve 24 Haziran seçimleri sonrası nasıl bir atmosferin hakim olduğunu da aktaran Özdemir, "Üniversitelerdeki dönüşüm, kurumların içine gömülü olduğu ideolojik, siyasi ve iktisadi yapılardaki tahribat ve erozyonla açıklanabilir. Buna ek olarak siyasal iktidarın merkezinde bulunduğu tarihsel bloktaki dağılmayı da görmek gerekir. Yıkılmakta olan tarihsel bloğun ideolojik-siyasi inşası ve yeniden üretimine dahil olmuş olan bilgi ve düşünce üreticileri o tarihsel blokla birlikte dağılmaktadır" ifadelerini kullandı.

'KARŞI HEGEMONYA ARAYIŞLARI SÜRÜYOR'

"Üniversitelerin kurumsal yapısı aşınmış, erozyona uğramış ve baskıcı doğası belirginleşmiş ideolojik ve siyasal yapılar içinde şekillenirken, üniversiteler ciddi tasfiyeler yaşadı" diyen Özdemir, "Hegemonya ve tarihsel blok arayışlarının olduğu her yerde, ki buna kuşkusuz üniversiteler de dahildir, karşı-hegemonya arayışları ve mücadelesi sürmektedir ve sürecektir... Karşı hegemonya arayışları, zor ve baskı dönemlerinde üniversitenin kurumsal kimliği içinde ve dışında devam edecektir" diye konuştu.

'MERDİVEN ALTI ÜNİVERSİTELER CENNETİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "İktidara geldiğimizde 76 üniversite vardı, şimdi 206 üniversite var" sözlerini, bu üniversitelerin gerçekten "üniversite" vasfını taşıyıp taşımadığını soL'a değerlendiren Doç. Dr. Serdal Bahçe ise, bu artışın "tek başına değerlendirildiğinde" olumlu gibi görülebileceğini ancak sayısal artışın niteliksel artışı anlatıyorsa bir anlam ifade edebileceğini vurguladı.

"Oysa Türkiye’de üniversite sayısındaki enflasyon ne yazık ki niteliksel bir sıçramaya işaret etmiyor" değerlendirmesinde bulunan Bahçe, "Türkiye artık bir merdiven altı üniversite cenneti haline dönüşmüştür. Yeterli sayıda öğretim üyesi, öğretim elemanı yok, yeterli sayıda derslik, laboratuvar veya yurt yok. Bunlara ek olarak öğrencilierin umudu yok. Pek çok bölümün kontenjanlarının dolmaması, bazılarının kapanma noktasına gelmesi buna işaret etmiyor mu? Sorunu sayısal artışla çözmek mümkün değildir" ifadelerini kullamdı.

ÜNİVERSİTELER İÇİN İKİ 'ÖZGÜRLÜK SETİ'

Üniversitelere ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "özgür ve güçlü" çıkışını da değerlendiren Bahçe, özgürlüğün sorumlu bir kavram olduğunu, akla "kimin için özgürlük?" sorusunun geldiğini söyledi.

Akademik dünya için özgürlük tanımlamalarında bulunan Bahçe, iki "özgürlük setini" şöyle açıkladı:

Özgürlük Seti 1:

  • Çatlak, münafık ve bozguncu seslerden muaf bir ortamda çalışma özgürlüğü.
  • Herhangi bir beis duymadan sürekli olumlama, övme ve güç odaklarına yakın durma zorunluluğuna uyma özgürlüğü.
  • Fikren çoğunlukta olmanın güce ve baskıya dönüşme özgürlüğü.
  • Akılcı olsun olmasın, tüm karar ve yönetmeliklere uyma zorunluluğuna uyma özgürlüğü. 
  • Sadece “bilim” yapma, “bilim”i de kanun ve kararnamelere uygun yapma zorunluluğuna sadık kalma özgürlüğü. 
  • Derslerde suya sabuna dokunmadan, ihbar edilebilme çizgisini aşmadan, atılma tehlikesinden uzak durarak ve bunu yapınca eleştirilmeden akademik hayatı sürdürme özgürlüğü.

Özgürlük Seti 2:

  • Gerektiğinde çatlak ses, münafık veya bozguncu ses olmayı göze alarak doğru ve bilimsel olduğunu düşündüğünü söyleme, beyan etme özgürlüğü.
  • Gerekirse iktidarın uyguladığı politikaları yerme özgürlüğü.
  • Fikren azınlıkta olunsa bile akademik dünyada yaşama alanına sahip olma özgürlüğü. 
  • Akılcı olmadığına veya vicdani olana ters olduğuna kanaat getirilen karar ve yönetmelikleri eleştirme özgürlüğü.
  • Bilimi özgürce, halk için, genel kamu çıkarları için yapma özgürlüğü.
  • Derslerde her türden fikrin tartışılması için uygun ortamı yaratabilme, hem öğrencinin hem de öğretim üyesinin dersle ilgili her konuyu özgürce tartışabilme özgürlüğü. 

Kendisinin ikinci sette tanımlamanın akademik dünyanın evrensel ilkelerine daha uygun olduğunu düşündüğünü aktaran Bahçe, Türkiye akademyasının özgürlükler cephesinde sürekli mevzi kaybettiğini, bunu sürekli hissettiğini ifade etti.

İLGİLİ HABER
AKP bir okulu işte böyle bitirdi: Yüzlerce kişinin başvurduğu fakülte öğrenci bulamadı

İLGİLİ HABER
Erdoğan eski vekilleri 'rektör' yapıyor: AKP'li rektör sayısı altıya yükseldi


ABD'den İran'a yeni yaptırım paketi

ABD Hazine Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları'nın Besiç milislerini destekledikleri gerekçesiyle İran’da 20’den fazla banka ve şirkete yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurdu.

ABD’nin nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından gündeme getirmeye başladığı İran’a yönelik yaptırımlar devam ediyor. ABD Hazine Bakanlığı İran’da 20’den fazla banka ve şirketi hedef alan yeni yaptırım listesini açıkladı. Yaptırımın gerekçesi İran Devrim Muhafızları'nın Besiç milislerini desteklemeri olarak açıklandı.

YATIRIM, MÜHENDİSLİK, EMTİA...

Bakanlığın internet sayfasında yer alan duyuruya göre yaptırıma maruz kalan şirketler arasında Mellat Bank, Mihr İktisat Bankası, İran Traktör İmalat Şirketi ve İsfahan Mübarek Çelik Şirketi gibi yatırım, mühendislik ve emtia alanında ticaret yapan firmalar yer alıyor.

İKİNCİ PAKET 4 KASIM'DA

Mayıs ayında Nükleer anlaşması olarak da bilinen Geniş Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (JCPOA)ayrılma kararı alan ABD, anlaşma ile ortadan kalkan İran’a yönelik uluslararası yaptırımları yeniden gündeme getirmişti. Diğer ülkelere yaptırımların yürürlüğe gireceği 4 Kasım’a kadar İran ile petrol ithalatını kesmesini isteyen  Washington, müttefiklerini “finansal tedbirler” ile tehdit ediyor.


Ermenistan başbakanı Paşinyan erken seçim şartıyla istifa etti

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan katıldığı canlı yayında erken seçim şartıyla başbakanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı. Paşinyan, 'şartlı istifasını' başbakanlık koltuğuna oturmasına yol açan Mayıs ayındaki protestolar sırasında duyurmuştu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan katıldığı canlı yayında erken seçim sürecini başlatmak üzere başbakanlık görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Ermenistan Parlamentosunda muhalif partiler bir araya gelerek erken seçimi engelleyen kararı kabul etmiş, Paşinyan ise karara karşı parlamentonun dağılması için istifasını vereceğini bildirmişti. Paşinyan'ın istifa kararının ardından yeni başbakan için parlamentoda seçim yapılması gerekiyor.

Paşinyan, erken seçimlerin yapılacağı tarihe kadar vekaleten Başbakanlık görevini yerine getirmeye devam edecek.

İSTİFASINI SEÇİLMEDEN ÖNCE DUYURMUŞTU

Mayıs ayında destekçilerinin günler süren protestolarının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Paşinyan, geçtiğimiz haftalarda seçilmeden önce de duyurdu üzere erken seçim şartıyla istifa edeceğini açıklamıştı.

Wikileaks tarafından sızdırılan ABD belgelerinde "muhalif" lider Paşinyan’ın Ermeni yetkililer tarafından aranmakta olduğu 2008 yılında ABD Büyükelçiliği’nde saklandığı belirtiliyordu.

İLGİLİ HABER
Ermenistan Başbakanı Paşinyan erken seçim şartıyla istifa edecek


Brexit için 'son şans': Avrupa Birliği'nden ayrılma yolunda süre doluyor

İngiltere'nin Avrupa Birliği (AB) ile geleceğine ilişkin yarın toplanacak Avrupa Konseyi'nden çıkacak sonuç bekleniyor. Uzlaşıya varılamaması durumunda sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin bir olası bir takvim hazırlandı. Tarafların Mart 2019 tarihine dek anlaşamaması durumunda Brexit kararı aynen yürürlüğe girecek; İngiltere AB'den resmen çıkmış olacak.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma koşullarını belirleyecek Brexit anlaşmasında henüz bir uzlaşı sağlananmışken, “son şans” olarak yarın Brüksel’de toplanacak Avrupa Konseyi’ne işaret ediliyor. Geçtiğimiz hafta yüzde 85’inin hazır olduğu belirtilen anlaşmada uzlaşılamayan son noktanın İrlanda sınırının geleceği olduğu öne sürülüyor.

İngiltere merkezli The Independent gazetesi ise anlaşmanın bu hafta sağlanamaması durumunda müzakerelerin nasıl sürdürüleceğine ilişkin olası bir “takvim” hazırladı. İngiltere'nin iki yıl süren Brexit müzakerelerinin şu şekilde devam etmesi bekleniyor:

17-18 EKİM 2018-SON ŞANS

AB liderlerinin “kader anı” olarak nitelediği Brüksel'deki Avrupa Konseyi toplantısında anlaşmanın temel olarak tamamlanması bekleniyor. Eğer taraflar fikir birliğine varabilirse 27 ülkenin liderleri ortak bir açıklama yaparak, sürecin nasıl ilerleyeceğini duyuracak.

18 KASIM 2018-SON ŞANSIN ZİRVESİ

AB ülkeleri, Ekim ayında bir anlaşmanın mümkün görülmesi ancak nihai hale getirilmemesi halinde Kasım ayında, sürecin neticelendirilmesi için özel bir zirve düzenleyeceklerini söylediler.

13 ARALIK 2018-EN SON ŞANS

Avrupa Konseyi'nin başka bir toplantısı ise Aralık ayı için planlandı. Bu tarihe kadar planlanan takvimde yol alınamaması durumunda 13 Aralık, anlaşma için “en son ihtimal” olarak görülüyor. Ancak bu seçeneğin AB’yi “tatmin etmeyeceği” belirtiliyor.

AVAM KAMARASI OYLAMASI

İngiltere için bir diğer ihtimal ise Avam Kamarası’nın Brexit anlaşmasına ilişkin nihai oylaması olacak. Tam olarak tahmin edilememekle birlikte İngiltere parlamentosunun Avam Kamarası’nın Aralık ve Şubat ayları arasında biliniyor.

21 Ocak 2019-KARAR GÜNÜ

İngiltere yasaları uyarınca anlaşmanın parlamentoya sunulacağı son tarih 21 Ocak. AB’den nasıl ayrılınacağına ilişkin anlaşma 21 Ocak'ta milletvekillerine sunulmazsa, yola nasıl devam edileceğine dair bir oylama yapılacak. İkinci bir referandum, uzlaşı için yeni bir teklif veya diğer ihtimallere burada karar verilecek.

Avrupa Parlamentosu’nun da Brexit anlaşması için bir oylama hakkı bulunuyor. Önceden belirlenmiş olmasa da oylama için mümkün olabilecek son tarih 11-14 Mart  olarak tahmin ediliyor.

21 MART 2019-İNGİLTERE İÇİN VEDA GÜNÜ

İngiltere'nin katılacağı son Avrupa Konseyi toplantısı 21-22 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilecek. İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasına bir hafta kala yapılacak toplantı, bir şeyler yapmak için fazla zaman olamayacağı için büyük olasılıkla bir veda olacak.

29 MART 2019-BREXİT GÜNÜ

İngiltere, Theresa May'in AB antlaşmasının 50. maddesi uyarınca ülkeyi çıkış kapısına götürdüğü ikinci yılın sonunda resmi olarak Avrupa Birliği'nden ayrılacak.

"Sert çıkış" olarak adlandırılan bu seçenek sonrasında Birleşik Krallık'ın AB kurallarını hiçbir şey değişmemiş gibi takip etmeye devam edeceği 21 aylık bir geçiş dönemi de bulunuyor. Fakat 2020 yılı sonunda biten bu süreç ile İngiltere kendi başına kalacak.

İLGİLİ HABER
Brexit tartışması sürüyor: İngiltere’den geri adım sinyali

İLGİLİ HABER
'Brexit anlaşması gelecek hafta tamamlanabilir'

 

 

 


Polis ülkesine dönen Suudi Başkonsolos'unun konutunu inceliyor

Polisin, kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında incelemelerde bulunmak üzere konsolosluk konutuna geldiği öğrenildi. Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi'nin ise incelemeden saatler önce ülkesine döndüğü öğrenilmişti.

Kayıp Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde polisin incelemelerde bulunmak üzere Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi’nin konutuna girdiği açıklandı.

Konutunda inceleme yapılacağı önceden bilinen Uteybi,  polis ekiplerini gelmesine saatler kala bugün saat 17.00’da tarifeli uçakla ülkesine döndü.

Cemal Kaşıkçı’nın kaybolduğu 2 Ekim tarihinden bu yana konutundan çıkmadığı öne sürülen Başkonsolos, Atatürk Havalimanı'ndan kalkan Suudi Arabistan Havayolları'na ait uçağa binerken görüldü. Uteybi'nin havalimanında VIP çıkışı kullandığı belirtildi.

Associated Press haber ajansı bugün akşam saatlerinde yayınladığı haberde Türk yetkililere dayandırdığı bilgilere göre Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğu öne sürmüştü. Bulunan kanıtın ne olduğu ve Türk yetkilinin ismi henüz açıklanmadı.

İLGİLİ HABER
Associated Press: Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğüne dair kanıt bulundu

 


Halk madenci şirkete ÇED toplantısı yaptırmadı: Madenci şirket, Altınova'yı terk et

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi Altınova mahallesi açıklarında denizde demir cevheri aramak isteyen şirket, bugün yapmayı planladığı ÇED bilgilendirme toplantısını yöre halkının protesto ve eylemleri üzerine gerçekleştiremedi. Yurttaşlar 'Madenci şirket, Altınova'yı terk et' sloganları eşliğinde yürüdü.

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi Altınova mahallesinde Densan Madencilik şirketine geçit verilmedi. 

Altınova açıklarında denizde demir cevheri (manyetit) aramak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na yaptığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusu kabul edilen Densan Madencilik, bugün mahallede halkı bilgilendirme toplantısı düzenlemek istedi.

ÇED bilgilendirme toplantısını Safa Motel'de yapmak isteyen şirket yetkilileri, yöre halkının protestolarıyla karşılaştı. 

Proje alanının Ayvalık sulak alanları koruma sahasına 2 kilometre, Sarımsaklı Tabiat Parkı'na 6 kilometre mesafede olduğunu vurgulayan yurttaşlar, zaman zaman "Madenci şirket, Altınova'dan defol" sloganları attı. Bölgedeki doğa ve yaşam savunucuları, Ayvalık Belediyesi ve yurttaşlar, ÇED toplantısı öncesinde tepkilerini dile getirdi. 

Toplantının yapılacağı Altınova Kazan Sitesi’nde otel önüne gelen vatandaşlara çevre örgütleri destek verdi. Bir süre halkı ikna etmeye çalışan yetkililer, sonuç alamayınca toplantı yapmadan mahalleden ayrılmak zorunda kaldı. CHP milletvekilleri ve Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer otel yakınındaki bir evin bahçesinde "Halk toplantıya izin vermediği için toplantının yapılmadığına dair" tutanak tuttu. CHP Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin ile toplantının yapıldığı otelin sahibi Hasan Özkan arasında sert tartışmalar yaşandı. Hararetli tartışma CHP Genel Başkan Yardımcısı Emine Gülizar Biçer Karaca ve CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin’in araya girmesiyle yatıştırılmaya çalışıldı.

soL'a açıklamalarda bulunan bir yöre sakini, Çevreye, doğaya ve canlıya saygılı bir yaşam istiyoruz. Bunun için mücadeleye devam edeceğiz. Şehrinizin hiçbir köşesini talana ve ranta kurban etmeyeceğiz.

İLGİLİ HABER
Denizde maden aranacak: Canlılar ve tarih tehdit altında


İran sınır muhafızları Pakistan sınırında kaçırıldı

İran, Pakistan sınırında 14 sınır muhafızının kaçırıldığını açıkladı. Saldırıyı sünni ayrılıkçı grup Ceyş el Adl üstlendi. İran, Pakistan'ı 'bazı bölge ülkelerinin desteklediği' bu gruplara karşı gelmeye çağırdı.

İran, Pakistan sınırında 14 sınır muhafızının kaçırıldığını duyurdu. İran’ın güneyindeki Sistan-Belucistan bölgesinde gerçekleşen kaçırma olayını Ceyş el Adl adlı Sünni ayrılıkçı grup üstlendi.

İran Devrim Muhafızları tarafından devlet televizyonunda yapılan açıklamada, Sistan-Belucistan eyaletindeki Mircaveh kentinde bazı mensuplarının silahlı bir grup tarafından kaçırıldığı bildirildi. Açıklamada kaçırılan sınır muhafızlarının sayısı belirtilmezken IRNA, 14 kişinin kaçırıldığını duyurdu. 

Fars haber ajansı ise İranlı sınır muhafızlarının zehirlendikten sonra kaçırıldıklarına ve Pakistan’a götürüldüklerine dair bilgiler olduğunu yazdı.

Ceyş el Adl adlı grubun sözcüsü İbrahim Azizi Reuters’a gönderdiği sesli mesajda “Ceyş el Adl güçlerinin bu sabah Mircaveh sınırına düzenledikleri saldırıda 10’dan fazla İranlı sınır muhafızını silahlarıyla birlikte ele geçirdiğini” söyledi. Azizi saldırının İran devletinin “Sistan-Belucistan eyaletindeki Sünnilere yönelik baskılarına” misilleme olduğunu söyledi.

İran’dan yapılan açıklamada “Pakistan’ın bazı bölge devletleri tarafından desteklenen bu terörist gruplara karşı gelmesini ve kaçırılan İranlı güçlerin derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz” denildi.

İran Devrim Muhafızları kara kuvvetlerinden tuğgeneral Muhammed Pekpur, Fars haber ajansına yaptığı açıklamada, kaçırılan personelin kurtarılması için Pakistan ile ortak askeri operasyona hazır olduklarını söyledi.


Associated Press: Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğüne dair kanıt bulundu

Associated Press, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğunu duyurdu.

Associated Press haber ajansı, Suudi Arabistan konsolosluğuna girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı'ya dair bir son dakika haberi geçti.

AP'nin Türk yetkililere dayandırdığı haberde, Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğu duyuruldu.

Bulunan kanıtın ne olduğu ve Türk yetkilinin ismi henüz açıklanmadı.

Konsoloslukta Kaşıkçı'ya dair inceleme başlatılmıştı.

İLGİLİ HABER
ABD'den Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı' teşekkürü: Sebep 'şeffaf soruşturma'

İLGİLİ HABER
İngiliz basınında 'Kaşıkçı' hesaplaması: Suudi Arabistan ne kadar ekonomik zarar verebilir?

KONSOLOS ÜLKESİNE DÖNDÜ

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaybolmasıyla gündemde olan Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi, ülkesine döndü.

Uteybi'nin evinde arama yapılacaktı. Ancak Uteybi arama öncesinde Türkiye'den ayrıldı.


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...