son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


Akşener: Sarayın finosu olmayın

İyi Parti lideri ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, Niğde'de partisinin düzenlediği mitinge katıldı.

Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, Niğde'deki mitingde konuştu. Akşener “Aksaray’da Emniyet Müdürü, Türk bayrağını indirtmeye çalışarak İYİ Parti’nin Türk bayrağından uzak olduğunu iddia etmeye çalışıyor. Arkadaşlar devletin müdürü, devletin bürokratı olun sarayın finosu olmayın" dedi.

Akşener'in sözlerinden satırbaşları şu şekilde:

“Bu ülke 453 milyar dolar borç almış. 70 milyar dolara fabrikalar satılmış. 16 yılda 2 trilyon dolar vergi toplanmış. Yani 16 yılda 2,5 trilyon dolar para kazanmışlar. Peki kaç senedir bitirilemeyen havaalanı bitirildi mi? Hayır. Hızlı tren hattı Niğde’ye geldi mi? Hayır.

Sayın Erdoğan Niğde’ye geldi. Havaalanı olmadığı için helikopterle geldi. 2 trilyona helikopter pisti yapıldı. Şimdi o helikopter pisti AVM yapılacak. Ben karayoluyla geldim aynı sizin gibi.

Her yıl 50 milyar dolarlık yatırım yapacağım ben ve gençlere istihdam yaratacağım. Bu arada işsiz kalan gençlere 500 TL vatandaşlık maaşı bağlayacağım.

Asgari ücretliyi vergiden muaf tutacağız. Emeklinin ilaç katkı payını kaldıracağız.

Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez ilk işim Suriye ile ilişkileri düzeltmek ve Suriyelileri evlerine göndermek olacak. Yolsuzluğu, rüşveti önleyeceğiz oradan da bir hayli para gelecek. Makam araçları var. Tam 8 milyar TL. Ben seçilir seçilmez inin arabalardan diyeceğim. 8 milyar TL oradan koyun cebinize.

TİKA’yı kapatmak gibi bir cümlem olmadı. Niye TİKA birdenbire Binali Yıldırım’ın ağzından çıktı? Ben Türk milliyetçisiyim ya. Beni oradan vuracak aklı sıra. Şimdi TİKA 8 milyar dolar, 36 milyar TL para harcıyor. Kolombiya’da ne işin var kardeşim senin? Sudan’ın bilmem ne adasında ne işin var senin? Ekvator’un bir haliç bölgesinde ne işin var senin? Burada okullar, köy okulları yıkılıyor. Dolayısıyla bütün bunları gözden geçireceğiz.”



Erdoğan'dan tüm kanallara 3 dakikalık reklam filmi

Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı kampanyasına dair 3 dakikalık reklam filmi tüm kanallarda aynı anda yayınlandı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 dakikalık reklam filmi tüm televizyon kanallarında aynı anda yayınlandı. "Road block" denilen metodla yayınlanan reklam aynı anda tüm kanallarda gösterilerek seyircilere alternatif bir yayın izleme şansı bırakmıyor. "Road block" metodu tüm kanalların yayın akışını etkilediği için, normal reklam filmlerine göre daha pahalı bir yöntem olarak biliniyor.

Filmde anka kuşu simgesi yer alırken, Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu şiirde Alparslan, Melikşah, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 2. Abdülhamit gibi isimlerin yanı sıra Mustafa Kemal ve cumhuriyet vurgusu da yapılıyor. Erdoğan'ın reklamda okuduğu metin şu şekilde: 

"Ey Türkiye!

Sonsuzlukta yankılanan yolun şimdi başındasın.. Sen ki, Anadolumun kapılarını açan Alparslan, Ecdadını yücelten Melikşah’sın! Gördüğün rüyadır hayra alamet, Gazi Osman’ın göğsünü delen o dev çınarsın! Ey Türkiye! Geçmişini bil ki, geleceğe ışık olasın.. Fatih’in dediği gibi, senin kudretinin ulaştığı yere, Onların hayalleri dahi ulaşamasın! Kılıcın yurt tutmak için kavis çizerken havada, İstanbul izler ordunu, aşkla bezenmiş hitabında.. Toprakları değil, Gönülleri fethedesin.. Çölü dahi geçerken, Hakk’a saygından atından inesin! Süleyman gibi, her koşulda, Zaferi kendine vaat edesin! Ey Türkiye! Karşına ordu da çıkar, zorba da.. Hatırla ki, Sen çürük ipliğe elma dizenlerin üstesinden gelen Abdülhamit’in neferisin! Sen ki Zümrüd-ü Anka, Bandırma’dan havalanan bir umut, Kurtuluş Mücadelesi’nin siperisin.. Naçiz bedenin toprak da olsa, Cumhuriyetinin ilelebet yaşayacağının resmisin! Ey Türkiye! Bak ufuktaki yola.. Tarihini, atalarını, kardeşini kolla.. Şimdi, Elini uzat, Başlasın en güçlü devir.. Yenilenmek, şahlanmak, dörtnala koşmak için.. İstikrar ve istikbal için.. Kavgayı, kederi, “kaderimiz bu” söylemini geride bırakarak.. Birlik, bereket, bolluk için.. Türkiye’nin dönemi.. Türkiye Vakti! Gel, birlikte olsun."



ABD'nin yeni büyükelçisi belli oldu

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne David Satterfield'in atanması kesinleşti.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne David Satterfield getirildi. Satterfield daha önce Mısır, Lübnan, Suudi Arabistan ve Irak'ta görev yapmıştı. Satterfield atamadan evvel ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapıyordu.



Pentagon'dan Menbiç açıklaması

ABD'den Menbiç'e ilişkin ilk açıklama geldi.

ABD'den Menbiç 'e ilişkin ilk açıklama geldi. Pentagon'dan yapılan açıklamada "Kısa süre önce ABD ile Türkiye arasında kararlaştırılan yol haritasının ilk uygulaması olarak TSK birlikleri ve ABD koalisyon güçleri, koordineli ancak ayrı şekilde devriye geziyor" denildi.

Açıklamada, koordineli bağımsız devriye güçlerin çalışmaya 18 Haziran'da Kuzey Menbiç sınır hattında başladığı belirtildi.

Açıklamada, iki tarafın da sahadaki koşullar çerçevesinde, işbirliğini arttırma kararlılığı ile karma devriyeler için planlamaları sürdürdüğü ifade edildi.

TSK'den yapılan açıklamada ise, "Daha önce mutabık kalınmış Menbiç Yol Haritası ve Güvenlik Prensipleri doğrultusunda, Fırat Kalkanı Harekat alanı ile Menbiç arasında kalan hatta TSK ve ABD Silahlı Kuvvetleri unsurları tarafından 18 Haziran 2018 tarihinden itibaren bağımsız devriye faaliyetlerine başlanmıştır." denildi.


Cerrahpaşa mezuniyetinde 'bölünme' protestosu

İstanbul Üniversitesi'nden ayrılıp kurulan İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi'nin mezuniyet törenine bölünme protesto edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla İstanbul Üniversitesi'nden ayrılarak kurulan İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi'nin 2017 -2018 mezuniyet törenine bölünme protestosu damga vurdu. Sahneye çıkan öğrenciler "Eğer; hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse… Çaresi yok … Biz kazanacağız!" pankartı açarak bölünmeyi protesto etti.

Diplomaların takdiminin ardından sahneye çağrılan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, "Cerrahpaşa'ya Dokunma" yazan beyaz tişört ile çıktı. Ar, "Hiçbir gerekçesini almadığımız bir olay bize dışarıdan empoze edilmeye çalışıldı. Önce öğrenci sayıları sorun oldu, sonra gördük ki bu bir sorun değil. Sonra başarı sırası sorun oldu ki o da sorun değil. Şu an ilk 500'ün içerisindeyiz. Yani biz bu gerekçeyi anlamadık" diye konuştu.


İnce'den Erdoğan'a: Sen Allah'ın tahsildarı mısın?

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Erdoğan'ı sert sözlerle eleştirdi.

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Kahramanmaraş'ta konuştu. İnce Erdoğan hakkında "Bir şeye çok üzüldüm. Seçim yaklaştı, Muharrem İnce camiden çıkmıyor diyor. Senin camilerde seçimden önce fotoğrafın var mı diyor. Camiye ibadet etmeye gidiyoruz, fotoğraf çektirmeye değil. Ben 5 vakit namaz falan kılıyor değilim. Arada bir sabah namazı kılarım. Her hafta cumaya giderim. Sen kimsin ya? Sana mı soracağım camiye giderken. Sen Allah'ın tahsildarı mısın? Bir Müslüman camiye gidecek diye üzülüyor. Camilerden elini çek" ifadelerini kullandı.

İnce "Aydan, Mars'tan maden çıkarılmasından söz ediliyor. Sürücüsüz araçtan bahsediliyor. Bu gelişmeleri kaçırmamamız lazım. Bu gelişimi kaçırırsak 100 yıl geri kalacağız. Erdoğan dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz diyor. Benim itirazım var. Dindar nesil yetiştirilmesine hiçbir itirazım yok.  Ailenin tercihine bırakacağız. Ben çocuğuma fıkıh, hadis, siyer dersi istiyorum derse baş üstüne diyeceğiz. Kaç saat istiyoruz derse dersi vereceğiz. Din dersi istemiyorum diyene de vermeyiz. Ama bütün çocuklara yabancı dil ve matematik öğreteceğiz. Ben meydanlarda hak, hukuk, adalet diyorum. Biri de çıkmış kek, çay, oralet diyor. Size şunu söyleyeyim, 2 yalan göstereyim size. Bu millete bu kadar yalan söyleyen birisi ekonomide de her konuda yalan söyleyebilir. Bir general Erdoğan ile yemeğe gidiyor. İftar sofrasını iftira sofrasına değiştiriyor. Erdoğan orada beni eleştiriyor, general de alkışlıyor. Beni eleştirirken general alkışlayamaz. Onu hemen emekli ederim, hemen. Ben Erdoğan'ı eleştirirken general yine alkışlamamalı. O devletin generali. Erdoğan orduyu överse alkışlayabilir. Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz bir yalancı bu Erdoğan" dedi.

Tansu Çiller'in AKP mitingine katılmasını eleştiren İnce "Dün eski başbakanlardan Tansu Çiller de oradaymış. Erdoğan sürekli 90'lara dönmekten bahsediyor ama 90'ların simgesi orada. O başarılı olsa kendi partisini kalkındırırdı. Özetin özetini söyleyeyim mi, Tarzan zorda. İnşallah bu iş olacak" şeklinde konuştu.


AKP'li vekil aday adayı: Suruç'taki resmi bilgilerde sıkıntı var

AKP'nin Urfa milletvekili aday adayı Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Suruç'ta yaşananlara dair paylaşılan resmi bilgilerin eksik olduğunu söyledi.

Suruç’ta 4 kişinin hayatını kaybettiği olay için “Suruç olayı yeni bir Roboski’dir” dediği iddia edilen, AKP Şanlıurfa milletvekili aday adayı Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Rusya’nın Sesi FM’de Yavuz Oğhan’ın programına katıldı. Şeyhanlıoğlu, “Bölgede, benim birinci elden almış olduğum bilgiler, resmi bilgilerle karşılaştırdığım zaman aralarında ciddi çelişkiler gördüm. O feryatların Kürtçe manalarını biliyorum, anadilimdir, beni çok çok üzdü. Resmi kaynaklarda üst düzeydeki arkadaşlara bu mahiyette, ‘Resmi bilgilerde sıkıntı olduğunu düşünüyorum’ diye, bu manada WhatsApp’tan yazdığım 5-6 maddelik bir şey var” dedi.

Kamuoyuna yansımayan iddialar olduğunu belirten Hüseyin Şeyhanlıoğlu “Çok net olarak söyledim, benim aldığım bilgilere göre, olay yeri kameralarından tutun, bilinmeyen, resmiyetin dışında olan ve kamuoyunun bilmesi gereken başka bilgiler var, iddialar var. Ben bunun araştırılmasını ve seçimlerden önce halka sunulmasını, bir AK Parti’li olarak, devletimin de, Cumhurbaşkanımızın da daha iyi bir yere gelmesi açısından, kendisi yanlış bilgilendirilmiş olabilir, yanıltılmış olabilir, bu anlamda bir de bu boyutuyla bakması konusunda, kendisine ulaştırabildiğim kadar bilgi ulaştırmaya çalıştım" ifadelerini kullandı.

 

Şeyhanlıoğlu'nun Suruç'ta yaşananlar ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptığı iddia edilmişti:

"1. Adamlar asla PKK'lı değildir. 
2. Olay sonradan görme tefecilikleriyle bilinen Yıldız'ın hakaretleriyle başlamıştır.
3. Devlet görevini yapmamıştır.
4. Cumhurbaşkanına yanlış bilgi verilmiştir 
5. Bu olay tam bir Roboski kumpas olayıdır.
6. Pilotlar hatalı atış yapınca sıçtık derler.
7. Tefeci zalimlerin pisliğini temizlemek AK Partiye yakışmaz ve mutlaka suçlular cezalandırılmalılar
8. Olay seçimden önce aydınlatılmalı ve kamuoyuna paylaşılmalıdır.
9. Bu olay Şanlıurfa da ciddi infiale ve oy kaybına yol açacaktır.
Bir zulmu ancak duyurabiliyorum."

Şeyhanlıoğlu daha sonra bu açıklamaların kendisine ait olmadığını söylemişti.


CHP'de 12 vekile 'seçim güvenliği' görevi

CHP, 24 Haziran günü "seçim güvenliğinin sağlanması için" 5 kente 12 milletvekili gönderecek.

CHP basın biriminden yapılan açıklamaya göre, 24 Haziran'da yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçiminde, seçim güvenliğinin sağlanması için gerekli çalışmaları yapmak üzere 12 milletvekili Şanlıurfa, Erzurum, Van, Gümüşhane ve Çankırı'da görevlendirildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ve Genel Sekreter Mehmet Akif Hamzaçebi imzasıyla milletvekillerine iletilen görevlendirme yazısında, "Seçimden 3 gün önce görevli olduğunuz bölgeye giderek sayım döküm işlemleri tamamlanıncaya kadar orada kalmanız, seçim güvenliği konusunda örgütlerimizle birlikte koordinasyon görevi yürütmeniz ve oyunuzu da orada kullanmanız, seçim güvenliğini sağlamak konusunda büyük önem taşımaktadır." ifadeleri yer aldı.

Buna göre, Şanlıurfa'da Zeynel Emre, Murat Emir ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erzurum'da Mahmut Tanal, Sibel Özdemir ve Ahmet Akın, Van'da Ali Haydar Hakverdi ile Orhan Sarıbal, Gümüşhane'de Tahsin Tarhan ile Murat Bakan, Çankırı'da ise Nihat Yeşil ile Levent Gök görev yapacak.


Erdoğan: ABD ile anlaşmamızı hayata geçiriyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu'da açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu'daki mitinginde Menbiç hakkında konuştu. Erdoğan "ABD ile vardığımız anlaşmayı hayata geçiriyoruz. Bölücü terör örgütünün Münbiç sınırımızdaki unsurları bulundukları yerleri terk ettiler. Askerlerimiz Münbiç şehrinin etrafında devriye gezmeye başladı. Aşama aşama bölgeyi teröristlerden tamamen temizleyeceğiz. Münbiç'i boşaltıyoruz. Şimdi PYD/YPG orayı terk ediyorlar ve bunu biz diplomasi yoluyla yaptık" dedi.

 Erdoğan, Demirtaş'a ilişkin ise, "Bu parti başka aday mı bulamadı, bu kadar fakir fukara mıydı? İlla genel başkanlar oluyorsa senin genel başkanın niye aday olmadı" ifadesini kullandı.

Muharrem İnce hakkında konuşan Erdoğan,  "Bu kütüphaneler 24 saat açık olacak.  24 saat bu millet kütüphanesi açık olacak. Bu okey taşları ile oyalandığı için anlamaz bu işten. Muhalefet sadece konuşur, biz ne söylediysek yaparız. Fındık üreticilerimizin mağdur olmasına müsaade etmeyeceğiz" dedi.

Konuşmasında ABD ile anlaştığını söyleyen Erdoğan, muhalefeti ise "Amerika'dan icazet almak"la itham etti. Erdoğan "Amerika'dan telefon gelmeden, Edirne'den icazet almadan meydanlarda tek bir kelime bile konuşmuyor. Biz Bay Muharrem'in tutarsızlıklarını ifşa etmeye devam edeceğiz. Bunun bir de şiir kitabı varmış. Bu milleti kimse aldatamayacak. Tüm millet düşmanlarına cevabı önce sandıkta verdik" dedi.


Lavrov ile Pompeo, Suriye ve Kore'yi görüştü

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo telefon görüşmesi yaparak Suriye ve Kore gündemlerini konuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo telefonda Suriye ve Kuzey Kore gündemlerini görüştü.

Gün içerisinde ABD'nin Suriye Ordusu mevzilerini bombaladığı iddia edilmiş, Pentagon ise iddiaları yalanlayarak Deyrezzor'da gerçekleştiği söylenen saldırının kendileri tarafından yapılmadığını açıklamıştı.

Diğer yandan, ABD Başkanı Donald Trump ile Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Lideri Kim Jong Un arasındaki diyalogda Pompeo önemli bir rol oynamış, KDHC Lideri'yle Trump'tan önce kendisi görüşmüştü. Sergey Lavrov da geçtiğimiz günlerde KDHC'ye giderek temaslarda bulunmuş, ziyareti sırasında Kim Jong Un ile de görüşmüştü.
 


İstanbul'da uyuşturucuya bulaşan 500 bin, AMATEM'de kapasite 600 kişi

İstanbul'da uyuşturucuya bulaşmış kişi sayısının 500 bin olduğunu belirtilirken, AMATEM’lerin yatak kapasitesi ülke genelinde 600-650 olduğu, en az iki-üç ay sonrasına randevu verildiği vurgulandı.

Temiz Toplum Derneği Başkanı Bilal Ay, İstanbul'da uyuşturucuya bulaşmış kişi sayısının 500 bin olduğunu belirtirken, "AMATEM’lerin yatak kapasitesi ülke genelinde 600-650. En az iki, üç ay sonrasına randevu veriyorlar" dedi.

Sputnik’ten Elif Sudagezer’e konuşan Ay, Türkiye’de uyuşturucu kullanım yaşının sekize indiğini, piyasada tek kullanımda bağımlılık yapan ve ilk kullanımdan itibaren beyinde geri dönüşü neredeyse imkansız hasarlar yaratan sentetik uyuşturucuların hüküm sürdüğünü söyledi.

Ay sözlerine şöyle devam etti: 

“Bize gelenler ‘Ne yapabiliriz?’diye soruyorlar. Öncelikle yapılması gereken bağımlının tedavi olmayı kabul etmesini sağlamak. Eğer bağımlı tedaviyi kabul ederse AMATEM’de tedavi görmesi gerek. Ancak bu noktada bir sürü sorun var. Birincisi, AMATEM’lerin yatak kapasitesi ülke genelinde 600-650. Özel kliniklerde 40-50 bin liradan aşağı tedavi imkanı yok. Ancak AMATEM’lerdeki kapasite sorunu ciddi. Arayın ‘Benim evladım uyuşturucuya bulaştı’ deyin. Size verecekleri randevu en az 2-3 ay sonrasına olacaktır. Bu da başka bir zorluk yaratıyor. Zaten ikna edilmesi zor bir bağımlı, o 2-3 ay içinde yeniden kayboluyor. İkna edilmişken hemen tedavi edilememesi de çözümsüzlük getiriyor. İkinci bir boyuta da, bir bağımlı AMATEM’e yatırılsa bile bunu çözüm olmayabileceği. Zira bağımlılar, AMATEM’e uyuşturucu girdiğini ve oralara uyuşturucu sokmanın yollarını detaylıca bize anlatıyorlar. İnternette de buna ilişkin bilgiler mevcut. İçeri (uyuşturucu) sokanlar, bunu nasıl yaptıklarını anlatmışlar. Bu tabloya göre, çocuğunuz bir üst maddeye bulaşmış olarak çıkabiliyor.”


Çavuşoğlu'ndan Menbiç açıklaması: Aşama aşama içine girilecek

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 'aşama aşama Menbiç'in içine girilecek' dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Menbiç bölgesinde Türk askerinin devriye gezmeye başladığını, aşamalı olarak da Menbiç'in içine gireceklerini açıkladı.

Çavuşoğlu, "Şimdi Fırat Kalkanı bölgesiyle Menbiç bölgesi arasına askerlerimiz girmeye, devriye gezmeye başladılar ve Menbiç içine de girecekler aşama aşama. Bu süreçte ayrıca YPG'liler Menbiç'ten çıkartılacak" diye konuştu.

ABD ve Türkiye, Menbiç'te ortak askeri varlık bulundurma konusunda anlaşmış, anlaşma kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri bölgeden çekilmişti.

İLGİLİ HABER
ABD'yle anlaşma uygulanmaya başlandı: TSK Menbiç'te


AB'den uzay programına 16 milyar avro kaynak

Avrupa Birliği tarafından 2021-2027 dönemini kapsayan uzay programı için 16 milyar avro kaynak aktarılması önerildi.

Avrupa Birliği tarafından 2021-2027 dönemini kapsayan uzay programına 16 milyar avroluk bir kaynağın aktarılması teklif edildi.

AB açıklamasında uzay endüstrisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığı vurgulanırken, ayrılan kaynağın yüzde 50 artırıldığı belirtildi.

Açıklamada AB'nin uzay sektörünün 62 milyar avro değerinde olduğu ve önemli bir istihdam kaynağı haline geldiği de söylendi.

Ayrıca AB'nin dünya uydu üretiminin üçte birini yapmakta olduğu da kaydedildi.


Küresel borç artıyor: Dünya GSH'sinin yüzde 225'i büyüklüğüne ulaştı

IMF'nin geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlamaya başladığı Küresel Borç Veritabanı'nda yer alan verilere göre küresel borç oranı 2016 yılında, 2009 rekorunu kırdı. Uzun dönemli bakıldığında özel sektörün borcunun kamudan daha hızlı arttığı görülüyor. Türkiye'nin de dahil edildiği 'gelişmekte olan ülkeler'de 2000'li yıllarda artan borçlanma olanaklarıyla birlikte hem...

IMF'nin geçtiğimiz Mayıs ayında yayına soktuğu Küresel Borç Veritabanı'nda yer alan verilere göre küresel borcun Dünya Gayri Safi Hasılası'na (GSH) oranı yüzde 225'e çıkarak 2009'daki rekorunu kırdı. Ülkelerin borçlarının toplamı anlamında kullanılan küresel borcun Dünya GSYH'sine oranı 2009 yılında yüzde 213'tü.

IMF'nin yayınladığı veritabanı, 2007-2008 krizinden beri küresel düzeyde borçluluğun azalmadığını, aksine arttığını ortaya koydu. Öte yandan, bazı ülkelerde, kriz sonrası ekonomik daralma döneminde özel sektör borçluluğu azalırken, kamu borcu arttı.

'HAVA GÜNEŞLİYKEN ÇATIYI TAMİR EDİN'
Bir süredir ekonomik daralmanın son bulmasının ve pozitif büyüme rakamlarının kaydedilmesinin yarattığı hava nedeniyle henüz endişe yaratmayan bu durumun olası bir şokta hükümetleri zor durumda bırakacağı düşünülüyor.

Hükümetlere "hava güneşliyken çatıyı tamir etme" çağrısı yapan IMF, bunun yolu olarak bütçe fazlası biriktirmeyi ya da en azından açığı azaltmayı öneriyor.

Öte yandan, dünyanın en borçlu ekonomileri aynı zamanda dünyanın en zengin ülkelerini ifade ediyor. Toplam küresel borcun yüzde 50'sini temsil eden ABD, Çin ve Japonya dünyanın en borçlu üç ülkesi olurken, bu oranın toplam küresel üretimde bu üç ülkenin payından daha yüksek olduğu belirtiliyor. 

Dikkat çekici bir diğer gelişmeyse 2000'lerin başında küresel borcun yüzde 3'ünü temsil eden Çin'in, 2016'da bu oranı yüzde 15'e çıkarmış olması.

YÜKSELEN EKONOMİLERDE ÖZEL BORÇ PATLAMASI
2000-2016 yılları arasında farklı gelir gruplarındaki ülkelerde özel sektör borcu ve kamu borcunun nasıl değiştiği de ortaya kondu. 

Samba Mbaye, Marialuz Moreno Badia ve Kyungla Chae'nin veritabanının hazırlanması sırasında kullanılan metodolojiyi ve kaynakları anlattığı raporda yer alan veri ve grafiklerde, 2000-2016 yılları arasında özel sektör borcunun kamu borcundan çok daha hızlı bir şekilde arttığı görülüyor. Buna tek istisnayı ise kriz sonrası dönemde (2008-2016) "gelişmiş ekonomi"ler teşkil ediyor.

"Yükselen ekonomiler"de ise, veriler, 2008-2016 yılları arasında özel sektör borçlarının GSYH'ye oranında patlama yaşandığını gösteriyor.

TÜRKİYE DE FARKLI DEĞİL

Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan'ın tüm seçim konuşmalarında tekrarladığı, kendi iktidarları döneminde kamu borcunun GSYH'ya oranının azaldığı, IMF'ye borcun bitirildiği yönündeki vurguları, Türkiye'nin borç kompozisyonunun 2000'li yıllarda dünyadaki gelişmelerin paralelinde şekillenmiş olmasıyla ilgili. Türkiye'de de özel sektör borcu kamu borcundan daha hızlı artış gösterdi. Toplam dış borç 2002 yılında 100 milyar dolar civarındayken, 2017 yılı sonunda 453 milyar dolara çıktı. 2002 yılında kamu borcu 67 milyar dolar civarındayken, 2017 yılında 100 milyar dolar civarına, özel sektör dış borcu ise 355 milyar dolara çıktı.

İLGİLİ HABER
Sermaye niye bu kadar borçlandı?


Fitch 2018'in ikinci yarısında Türkiye ekonomisinde daralma öngörüyor

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'ye ilişkin 2018 büyüme beklentisini yüzde 4,7'den yüzde 3,6'ya düşürdü. Borçlanma maliyetlerindeki artış, TL'nin zayıflaması ve seçimler sonrasında ekonomiyi uyaran teşviklerin azalacak olması nedeniyle büyümenin yavaşlayacağı düşünülüyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye için 2018 yılı büyüme beklentisini düşürdü, yüzde 4,7'den yüzde 3,6'ya revize etti. Seçimler sonrasında artan borçlanma maliyetleri, zayıflayan para birimi ve seçimle gündeme gelen teşviklerin azalmasıyla büyümenin de yavaşlayacağı öngörülüyor. 

Fitch raporunda, "Daha yüksek iç ve dış finansman maliyetleri ve daha zayıf bir para birimi büyümeyi zorlayabilecek. 2019'da seçimle ilgili teşviklerin geri çekilmesiyle bu durum daha fazla hissedilecek" değerlendirmesi yapıldı.

"Gelişmekte olan piyasa para birimleri üzerindeki baskı, piyasaların politika hatalarını ve tutarsızlıkları daha az affedici olduklarını gösteriyor" ifadesine yer verilen raporda, Arjantin ve Türkiye'nin uluslararası sermayenin satışlarında ön planda olmayı sürdürdüğü belirtildi.

Raporda, Türkiye'nin 2019 büyüme tahmininin son global ekonomik görünüm raporunda yüzde 4,7'den yüzde 3,6'ya çekildiği ifade edildi.

Fitch'e göre Merkez Bankası'nın Nisan'dan bu yana toplam 500 baz puan faiz artışı ve çerçevenin sadeleştirilmesi, makroekonomik ve finansal istikrara yönelik akut risklerin azaltılmasına yardımcı olmakla birlikte faizlerdeki artışın kredi maliyetlerini artırdığı ve büyümede yavaşlamaya yol açtığı dile getirildi. 

Fitch, ABD'nin para politikasını sıkılaştırması, küresel para politikalarında ayrışmalar ve olası piyasa oynaklıklarının 2018'in ikinci yarısında gelişmekte olan piyasalar için ana zorluklar olmaya devam ettiğine işaret etti.

Mayıs sonunda Moody's büyüme beklentisini yüzde 4'ten, yüzde 2,5'e çekmişti. Moody's ve Fitch'in büyüme beklentilerinde yaptığı aşağı yönlü revizyonlar, ilk çeyrekteki yüzde 7,4'lük büyüme rakamıyla birlikte değerlendirildiğinde yılın ikinci yarısında daralma öngörüldüğü dikkat çekiyor.

İLGİLİ HABER
Moody's Türkiye'nin büyüme tahminini düşürdü

İLGİLİ HABER
İlk çeyrekte fiyatlarla şişmiş büyüme


Zeytinburnu Belediyesi önünde 63 gündür direniyor: İşini geri istiyor

İstanbul Zeytinburnu Belediyesinde kadro beklerken 'arşiv taraması' ve 'güvenlik soruşturması' bahaneleriyle işten çıkarılınca belediye önünde eyleme başlayan Kenan Güngördü, direnişinin 63'üncü gününü tamamladı. Güngördü yarın Fox TV önünde eylem yapacak.

AKP'nin "taşerona kadro" yalanı belediyelerde ve kamu kurumlarında devam ediyor. 

İstanbul Zeytinburnu Belediyesinde kadro sınavına girip kazanan, 2 Nisan'da ismi listede olduğu hale 3 Nisan günü "arşiv taraması" ve "güvenlik soruşturması" gibi bahanelerle işten çıkarılan taşeron işçisi Kenan Güngördü, belediye önündeki direnişinin 63'üncü gününü tamamladı.  

63 günden beri belediye önünde eylemini düzenli olarak sürdüren Güngördü, haklı ve meşru talebini kamuoyuna daha iyi duyurabilmek amacıyla Fox TV önünde eylem yapacak.

Güngördü yarın yapacağı eylemi şöyle duyurdu: 

İLGİLİ HABER
Zeytinburnu Belediyesinde işçi kıyımı: Bahane 'güvenlik soruşturması'

İLGİLİ HABER
AKP'li belediyeden taşeron eylemini engelleme girişimi


Pentagon'dan siber saldırılara onay

Pentagon, ABD Siber Komutanlığı'na saldırı yapabilmesi için onay verdi.

ABD Siber Komutanlığı, yalnızca ABD'ye karşı yapılan siber saldırılara karşı savunma konusunda yetkiliydi.

New York Times'ın haberine göre komutanlığa saldırı düzenleyebilmesi için izin verildi.

Verilen yetkiyle birlikte yabancı ağlara günlük saldırılar düzenlenebileceği ve bu saldırılarla ABD'ye karşı siber saldırıların engellenebileceği öne sürülüyor.

Yetki verilmeden önce ABD yönetiminde resmi tartışmalar yaşanmadığı, Pentagon'un siber komutanlığa verdiği yetkinin ABD Başkanı Donald Trump'ın ordunun otoritesini artırmasının sonucu olduğu belirtiliyor.

ABD, Rusya ve Çin'in kendisine karşı siber saldırılar düzenlediğini iddia ediyor.


Bipartisan Policy Türkiye seçimlerini ‘ABD çıkarları’ açısından değerlendirdi

Bipartisan Policy Center, Türkiye seçimleri ve ABD'nin seçim sonrası 'alması gereken tutuma' dair bir araştırma yayımladı. İnce’nin seçilmesi durumunda normalleşme sürecine girilebileceği, muhalefetin sadece Meclis çoğunluğunun almasının ise muhalefet içi krize yol açacağı vurgulanıyor. ABD ‘çıkarları’ açısından ‘seçimlerin ötesi’ne bakılması, Türkiye toplumuyla temas halinde...

ABD’li düşünce kuruluşu Bipartisan Policy Center Türkiye seçimleri hakkında bir araştırma yayımlandı. Türkiye siyasi tablosuna ilişkin genel değerlendirmenin yanısıra olası seçim sonucu senaryoları ve olası sonuçların ABD’nin “çıkarı” açısından değerlendirmesi yapılıyor. İnce’nin seçilmesi durumunda bir normalleşme sürecine girilebileceği, ancak muhalefetin sadece Meclis çoğunluğunu alması durumunda İyi Parti ile HDP arasında kriz çıkabileceği saptanıyor. Erdoğan’ın yeniden seçilmesi durumunda muhalefetin kısa vadede bu durumla barışacağı, ancak cumhurbaşkanının dengeleri sağlamakta güçlük çekeceği ifade ediliyor. Çalışmanın bütününde odak noktasına Kürt sorununun konduğu görülüyor. 

ERDOĞAN KAZANIRSA: MUHALEFET KISA SÜREDE BARIŞIR AMA CUMHURBAŞKANI DENGELERİ SAĞLAMAKTA ZORLANIR

Araştırmaya göre Erdoğan'ın ve AKP'nin seçimleri kazanması durumunda Türkiye siyasetinde köklü değişiklikler yaşanmayacağı, muhalefet partilerinin de kısa vadede durumla barışık hale geleceği, uzun vadede ise siyasetin Türkiye ekonomisi, dış ilişkiler ve Kürt sorunu tarafından belirleneceği, 16 yıllık iktidarın ardından ise Erdoğan'ın siyasette dengeleri sağlamakta zorlanabileceği belirtildi.

ABD yönetimiyle ilişkilerde ise Suriye politikası, Rusya'dan S-400 alımı ve ABD vatandaşlarının tutukluluğu gibi konuların belirleyeceği öngörülüyor. Menbiç için çizilen yol haritasının başarıyla uygulanması ve ekonomik yaptırımlarla beraber Türkiye'nin silah alımının kısıtlanması durumunda ilişkilerin yumuşaması, ancak oluşabilecek herhangi bir anlaşmazlıkta yeni siyasi krizlerin ortaya çıkması ihtimal dahilinde görülüyor.

Batı ülkeleriyle ekonomik, askeri, siyasi bağlarını korumak isteyen Erdoğan'ın aynı zamanda Rusya ve diğer ülkelerle ilişkisini güçlendirerek bölgesel gücünü ve kapasitesini artırmayı hedeflediği belirtilirken, ekonomik yaptırımların Erdoğan'ı iki taraf arasında bir seçime zorlayacağı tahmin ediliyor.

AKŞENER’E DESTEK SEÇİM SONUÇLARINDAN BAĞIMSIZ HIZLA ARTABİLİR

Kötüleşen ekonomik koşullar, artan yolsuzluk ve özgürlük kısıtlamalarından dolayı oluşan öfkeninse muhalefet partilerinin oyunu artırabileceği, CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan beklentilerin yükseldiği belirtilirken cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener'e olan desteğin seçim sonucu fark etmeksizin hızla artabileceği tahmin ediliyor.

Seçimleri kazanması durumunda Erdoğan'ın Kürt siyaseti ile yeniden barış sürecini başlatması ihtimal dahilinde görülürken, yeni açılımların da gündeme getirilebileceği belirtiliyor.

SEÇİMLERDE HİLE YAPILMASI GENİŞ ÇAPTA PROTESTOLARA YOL AÇABİLİR

Yazıda Gezi Parkı direnişi hatırlatılırken, olası hileli seçimin geniş çapta protestolara neden olabileceği, seçimi kaybetmemek için her şeyi göze alan Erdoğan'ın protestolara polis ve destekçileriyle karşılık verebileceği ön görülüyor.

Erdoğan'ın HDP'nin üzerinde baskıları artırdığına dikkat çekilirken, Kürt bölgelerinde protestoların gerçekleşmesi durumunda Erdoğan'ın CHP ve İyi Parti içindeki milliyetçi kesimlerden yararlanarak muhalefeti bölebileceği belirtiliyor.

Seçim sonrası oluşabilecek şiddet ortamınınsa toplumsal bölünmeyi körükleyebileceği ifade ediliyor.

İNCE KAZANIRSA NORMALLEŞME OLABİLİR, MUHALEFET SADECE MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU ALIRSA BİRBİRİNE GİREBİLİR

Başkanlık seçimlerini Muharrem İnce'nin kazanması durumunda Erdoğan'ın yarattığı toplumsal kutuplaşmanın ardından normalleşme sürecine girilebileceği belirtilirken, meclis seçimlerinde muhalefetin olası zaferinin sanıldığından daha az dönüştürücü olacağı, İyi Parti ve HDP arasındaki ideolojik farklılıkların muhalefet krizine neden olabileceği vurgulanıyor.

WASHINGTON SEÇİM HİLESİ DURUMUNDA ONAY VERMEMELİ

Washington yönetiminin Türkiye seçimlerinde yaşanacak olası hileleri dikkatle izlemesi gerektiği, manipülasyon yapıldığına ilişkin teyitli bilgi geldiği takdirde seçim sonuçlarını onaylayacak herhangi bir hamleden kaçınması gerektiği vurgulanırken, tarafsızlığın korunmasının elzem olduğu belirtiliyor.

Seçim sonuçları ne olursa olsun sorunların tek başına çözülmeyeceğine dikkat çekilirken, Erdoğan'ın kazandığı takdirde pragmatik siyasete devam edeceği, muhalefetin kazanması durumunda ise ülkede kaotik ortamın süreceği, CHP ve İyi Parti'nin Kürtlere karşı milliyetçi tutumunun sona ermeyeceği belirtiliyor.

ABD SEÇİMLERİN ÖTESİNE BAKMALI

Araştırmada seçimlerin ötesine bakılması gerektiği önerisinde bulunulurken, sonuç ne olursa olsun Türkiye'nin uzun bir demokrasi geçmişine sahip olduğu ve siyasi mücadelelerin devam edeceği belirtiliyor. ABD'nin Avrupa ve Ortadoğu'daki çıkarlarında Türkiye'nin uzun vadede önemine dikkat çekilirken, Erdoğan'ın kazanması durumunda Türkiye demokrasisinden vazgeçilmemesi gerektiği, demokrasinin yeniden dirilmesi için Türkiye toplumuyla temas halinde olunması gerektiği vurgulanıyor.

 


Abdüllatif Şener: MHP'den oy alamayacağını Erdoğan da biliyor

AKP'nin eski kurucularından CHP Konya milletvekili adayı Abdüllatif Şener, bir otelde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

CHP Konya milletvekili adayı Abdüllatif Şener, bir otelde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kandil'e yönelik operasyona değinen Şener şöyle konuştu:

"Seçim öncesi, 'Kandil'e gidilebilir mi gidilmez mi' diye tartışma yapmayı gerek görmem. Niye gerek görmem? Bir şey milli menfaatlerimiz gereği yapılması gerekiyorsa bu yapılır. Bunu iktidarın belli, özel takvime bağlaması üzerinde de durmam. Eğer Kandil'e gitmeyi planlıyorlarsa eğer Kandil'e yönelik bir operasyon yapacaklarsa bunu da 'yapsınlar' derim. Kandil'de şu an kim var, ne var, acaba PKK orada mı? Onu da bilmiyorum. Seçimlerin yoğunluğu nedeniyle onu da incelemiş değilim. Kandil operasyonu sembolik bir operasyon mu olacak, yoksa sonuç alıcı bir operasyon mu olacak? Bu konuda hükümet bizi bilgilendirirse memnun olurum."

'MHP'DEN OY ALAMAYACAĞINI ERDOĞAN DA BİLİYOR'

AKP ve MHP arasındaki "Cumhur İttifakı"nı da değerlendiren Abdüllatif Şener, Erdoğan'ın MHP'den oy alamayacağını söyledi.

Şener, "Öyle zannediyorum ki MHP 'den oy alamayacağını Sayın Erdoğan da biliyordur. Üstelik MHP ile bir araya geldiği için bazı seçmen kesimlerinin de kendisinden uzaklaşacağını biliyordur. Ama böyle bir ittifakı yaptı. Neden yaptı? MHP ile bir ittifak görüntüsü içerisinde olarak doğrudan doğruya milliyetçi algısı, milli algıyı güçlendirmek hesapları yapmıştır olsa olsa" diye konuştu. 

 


Erdoğan'dan Menbiç açıklaması: İş bilenin kılıç kuşananın

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Menbiç'teki son gelişmeye ilişkin, 'Menbiç'te ne dedik? 'Terör örgütleri çıkacak' dedik. Menbiç'te şu anda devriye gezme olayı başladı. İş bilenin kılıç kuşananın' açıklaması yaptı.

Menbiç'te TSK ve ABD askerinin devriye görevine başlamasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklama geldi.

Erdoğan, "Menbiç'te ne dedik? 'Terör örgütleri çıkacak' dedik. Menbiç'te şu anda devriye gezme olayı başladı. İş bilenin kılıç kuşananın" dedi.

Demirtaş'ın adaylığına ilişkin de konuşan Erdoğan, "Bu parti başka aday mı bulamadı, bu kadar fakir fukara mıydı? İlla genel başkanlar oluyorsa senin genel başkanın niye aday olmadı İcazeti Edirne'deki provokatörün kapısında nöbet tutmakta değil milletimize hizmetkar olmakta aradık. Beş gün kaldı, beş gün sonra benim milletim sizin defterinizi dürecek" ifadelerini kullandı.

 


TSK'dan Menbiç açıklaması: TSK ve ABD askeri faaliyete başladı

Türk Silahlı Kuvvetleri, Menbiç'teki son gelişmeye ilişkin açıklamada bulundu.

TSK'dan Menbiç'teki son gelişmeye ilişkin açıklama geldi.

Açıklamada, "Daha önce mutabık kalınmış Münbiç Yol Haritası ve Güvenlik Prensipleri doğrultusunda, Fırat Kalkanı Harekât alanı ile Münbiç arasında kalan hatta TSK ve ABD Silahlı Kuvvetleri unsurları tarafından 18 Haziran 2018 tarihinden itibaren bağımsız devriye faaliyetlerine başlanmıştır" denildi.

İLGİLİ HABER
ABD'yle anlaşma uygulanmaya başlandı: TSK Menbiç'te

 


Mehmet Ağar: Erdoğan'a bu dönemki kadar fiilen desteğim olmamıştı

Oğlu AKP'den milletvekili adayı olan eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu dönemki kadar fiilen desteğim olmamıştı' dedi.

Oğlu AKP'den vekil adayı olan eski İçişleri ve Adalet eski Bakanı Mehmet Ağar, seçimlere ilişkin açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a daha önce de destek verdiğini belirten Ağar, "Bugüne kadar Cumhurbaşkanımıza ve AK Parti'ye desteğimizi ortaya koyduk. Ama bu kadar fiilen içerisinde yer almamıştık. Ama bugün Türkiye ciddi bir tercihle karşı karşıya olduğu için fiilen siyasete katılmayı bir mecburiyet, bir görev olarak kabul ettiğimi ifade etmiştim. Bugün de kanaatim pekişerek devam ediyor. Bu sadece oğlumun Elazığ'da aday olmasından kaynaklanan bir hususiyetin dışında mütalaa ediyorum. Gerek ekonomi, gerek askeri, gerek siyasi anlamda kuşatılmışlığın zincirlerini kıracak yegâne iradenin Sayın Cumhurbaşkanında olduğunu görüyorum" dedi.

İLGİLİ HABER
Demokrat Parti’den Tansu Çiller açıklaması

 


ABD'nin İsrail Büyükelçisi İsrailli vekillere 'nankör' dedi

ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman, Golan'ın tanınmasını isteyen İsrailli vekillere 'nankör' dedi.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman, işgal altındaki Golan Tepeleri'nin İsrail toprağı olarak sayılmasını isteyen İsrailli vekillere "nankör" dedi.

Friedman'ın ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasının İsrail tarafından yeterli bulunmamasına tepkili olduğu bildiriliyor.

ABD yönetimi, İsrail'e destek verse de, İsrail'in taleplerinin yer yer gerilime yol açtığı biliniyor. Geçtiğimiz yıl İsrail'in yeni yerleşimleri, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ancak Trump yönetimi sonrasında yerleşimlere onay vermişti.

Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin İsrail toprağı sayılmasını talep eden vekiller arasında İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, Likud milletvekili Yoav Kisch ve Yeş Atid vekili Yair Lapid de bulunuyor.

Friedman'ın vekillerle görüştüğü, ancak talepler karşısında İsrailli vekilleri "azarladığı" söyleniyor.


HDP İzmir İl Başkanı: İkinci tura kalırsa Muharrem İnce'ye destek vereceğiz

HDP İzmir İl Başkanı Çerkez Aydemir, ikinci turda kime destek verecekleri konusunda açıklamalarda bulundu.

HDP İzmir İl Başkanı Çerkez Aydemir, ikinci tura kalması haline Muharrem İnce'ye destek vereceklerini açıkladı.

İz Gazete'den Ümit Kartal ve Sinem Dalkılıç'ın haberine göre seçimden bir gün önce İzmir Gündoğdu Meydanı'nda bir miting düzenleyeceklerini, bu mitinge 100 bin civarında katılım beklediklerini söyledi. 

Final mitingini İzmir'de yapacaklarını ifade eden Çerkez Aydemir şöyle konuştu: 

“Boykot yok. İkinci tura Muharrem İnce kalırsa kesinlikle destek vereceğiz. Tam destek, kesin destek. Bizim kitlemiz en sadık kitledir. İrade nereyi işaret ederse oraya yönelir. En az firenin olduğu kitle bizim kitlemizdir. İkinci turda böyle bir şey gerçekleştiği zaman oy vereceğimiz kişi bellidir. Bundan kimsenin kaygısı olmasın.”

İLGİLİ HABER
Demirtaş'tan ikinci tur açıklaması: Kesinlikle boykot tutumumuz olmayacak

  
 


Rusya ve Güney Kore KDHC ile ortak projeleri görüşecek

Rusya ve Güney Kore'nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile yapılabilecek ortak projelere ilişkin görüşme yapacağı belirtiliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in ile görüşme gerçekleştirecek.

Görüşmede Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile yapılabilecek olası projeler değerlendirilecek.

Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı İgor Morgulov'un açıklamasına göre Rusya ve Güney Kore, KDHC'ye yaptırımların kaldırılmasının ardından bir dizi ortak girişimde bulunmayı düşünüyor.

Moon Jae-in görüşmeler için bu hafta Moskova'ya gidecek.


TKP: Bu 19 madde gerçekleşmeden Türkiye nefes bile alamaz

Türkiye Komünist Partisi, 24 Haziran seçimleri öncesinde 19 maddelik bir deklarasyon yayımladı. Deklarasyonda 'Bu 19 madde gerçekleşmeden Türkiye nefes bile alamaz' denildi ve Bu Düzen Değişmeli Platformu adaylarına oy verilmesi çağrısında bulunuldu.

Türkiye Komünist Partisi, 24 Haziran seçimlerine kısa bir süre kala 19 maddelik bir deklarasyon yayımladı.

"Yalanlara kanma! Bu 19 madde gerçekleşmeden Türkiye nefes bile alamaz" başlığını taşıyan deklarasyonda Türkiye'nin içinde bulunduğu karanlıktan çıkmasını sağlayacak önlemlere yer verildi.

19 maddelik deklarasyonun tam metni:

YALANLARA KANMA!

BU 19 MADDE GERÇEKLEŞMEDEN TÜRKİYE NEFES BİLE ALAMAZ

Bankalara el konulmalıdır

Emeğinden başka serveti olmayanları iliklerine kadar sömüren, tüm ülkeyi yabancı para babalarına yem eden finans sermayesinin soluğu kesilmeden halka rahat yok. Ülkeyi ipotek altına alan dış borçlar da çalışanları köleliğe razı eden kredi borçları da bu asalak sınıfın marifetidir.

Özelleştirilmiş bütün işletmeler, fabrikalar, enerji dağıtım hizmetleri, otoyollar, hastaneler bedelsiz bir biçimde devletleştirilmelidir

Doymak bilmez para babalarının, en tanınmış ve “köklü” holdinglerden, en yeni yetme yandaş müteahhite kadar asalak sermaye sınıfının halka attığı en büyük kazık özelleştirmelerdir. Evet, hepsi devletleştirilmelidir. Yağmacılara tek kuruş ödeme yapılmadan!

Özelleştirmelerin sorumluları vatana ihanetten yargılanmalıdır

Özelleştirmeler, halka karşı işlenmiş en büyük suçtur. İşinden edilen, sosyal hakları elinden alınan, geleceği karartılan emekçilere karşı işlenen bu büyük suç kesin olarak “vatana ihanet” niteliği taşımaktadır. Para babalarına ülkeyi peşkeş çekenlerin yargılanması da bu çerçevede gerçekleştirilecektir.

Sermaye kaçışı engellenmelidir

“Yağma var” denildiğinde koştura koştura ülkemize doluştular. Özelleştirmelerden pay aldılar, yaptıkları “yatırımlarla” başka ülkelerde izin verilmeyecek bir çevre talanına ortak oldular. İşçilerimizin alın teriyle semirdikçe semirdiler. Yerli ve yabancı patronların ülkemizin iliğini sömürerek oluşturdukları zenginlikleri “yağma devri bitti” diyerek kaçırmalarına izin verilmemelidir.

AB anlaşmaları çöpe atılmalıdır

Avrupalı emperyalistlerin ticaretten tarıma, sosyal güvenlik sisteminden eğitim politikalarına her şeyi kendi çıkarlarına göre düzenlemek, yerli işbirlikçilerini memnun etmek ve Türkiye’yi Ortadoğu’da bir ileri karakol haline getirmek için patron hükümetlerine imza ettirdikleri tüm anlaşmalar çöpe atılmalıdır.

Ücretlilerin banka ve kredi kartı borçları iptal edilmelidir

Emeğiyle geçinen, kendisi ve çocukları için insanca bir yaşam kurmaya çalışan insanların tefecilerin kredi zincirleriyle bağlandıkları açıktır.

Ücretlilerin insanca yaşama hakkı ve geleceğini belirleme özgürlüğü mutlak bir zorunluluk ve kesin bir haktır: Banka ve kredi kartı borçları iptal edilmelidir.

Köylülerin banka borçları silinmelidir

Köylü nüfusun altına sokulduğu borç yükü, patron hükümetlerinin halk düşmanı politikalarının, tarım tekellerinin ve şüphesiz bunlarla çakışan banka sermayesinin oluşturduğu sömürü zincirinin ürünüdür. Geçimlik ya da kendi ve ailesinin emeğiyle üretim yapan çiftçilerin tüm banka borçları silinmelidir.

Dış borçlar reddedilmelidir

Devletin, özel sermayeye ait tüm banka ve şirketlerin dış borç ödemeleri durdurulmalıdır. Uluslararası sermayenin yerli işbirlikçileri ile ortak olarak ülke halkını esir aldıkları tefecilik düzeni hükümsüz kılınmalıdır. Emperyalistler mallarını satsınlar, bağımlı kıldıkları ekonomimizi kendi pazarları haline getirsinler, savaş uçaklarından lüks otomobillere ülkemizi kendi ürünlerinin çöplüğü yapsınlar diye verilen borçların nasıl ödeneceği bu ülke emekçilerinin derdi olamaz!

İnsanca çalışma düzeni kurulmalıdır

Ülke ortalaması 50 saati geçen haftalık çalışma süresi ile ülkemiz dünyanın önde gelen birkaç emek cehennemi arasına girmiştir. Bu ülkemiz emekçilerinin köleleştirilmesidir.

Çalışma süreleri derhal haftanın 5 günü ve günde azami 8 saatle sınırlandırılmalıdır.

Asgari ücret ve sektör işçi ücretleri yeniden ve işçilerce belirlenmelidir

İşçi ücretlerinin tüm sektörlerde insanca yaşam için gereken düzeye çekilmesi amacıyla ülke çapında işçi temsilcileriyle oluşturulacak ücret belirleme komisyonları yetkilendirilmelidir.

Ülke ekonomisinin sürekli büyüdüğünden söz edilirken ülkemiz çalışanlar için bir cehennem haline gelmiştir. Emekçi halkımızın “yeter” dediği bu kölelik düzenidir.

İşsizlik yasaklanmalıdır

İşsizlik, ekonominin olağan mekanizmaları içinde oluşan bir doğa olayı değildir.

İşçileri daha ucuza ve daha fazla çalıştırmak için işsizliği körükleyen patronlardır. Kısa sürelerle çalıştırdıkları işçileri işten atıp yine kısa süre için yerine yenisini alarak ücretleri düşük tutmayı, işçileri bölmeyi ve işsizlik tehdidini diri tutmayı amaçladıkları açıktır.

İşçi çıkarma yasaklanmalıdır.

Fethullah Gülen ve bütün cemaatlerin siyasi faaliyetlerine göz yuman devlet görevlileri yargılanmalıdır

“FETÖ ülkeye ihanet etti, büyük suçlar işledi” diyorlarsa bu ihanete ortak olduklarını, yapılan her şeye bilerek ve isteyerek katıldıklarını ya da göz yumduklarını da kabul etmeleri gerekir. “FETÖ dış güçlerin emrindeydi” diyorlarsa cemaat aracılığıyla “dış güçlerle” anlaşmalar yaptıklarını, Gülen’in aracılığıyla ABD’den destek aldıklarını da kabul etmeleri gerekir.

Gülen cemaati için söylenecek her şey, diğer cemaat ve tarikat yapılanmaları için de aynı şekilde geçerlidir.

Bunların siyasi faaliyetlerine göz yumanlar halka hesap vermeli, cezalarını çekmelidir.

Siyasette din yasaklanmalıdır

Herhangi bir inancın, dinin ya da mezhebin siyasal örgütlenmede, propagandada ya da siyasi programlarda yer alması; ülkede ya da ülkenin herhangi bir parçasında çoğunluk olsun ya da olmasın, dinsel topluluklara dayanan siyasal örgütlenmelere gidilmesi yasaklanmalıdır.

Laik eğitim vermeyen tüm öğretim kurumları kapatılmalıdır

Dini temel alan, dinsel öğretileri bilimin yerine geçiren tüm ögeler, kurumlar ve okullar ulusal eğitim sisteminden derhal çıkarılmalıdır.

Bilimi temel alması, tüm inanç ve etnikliklerden insanları kucaklaması, dinsel inanç ya da öğretileri değil bilimi “en gerçek kılavuz” bellemesi laik eğitimin temel özelliğidir.

“Din adamı yetiştirme” ihtiyacı da ancak tüm inançlara eşit olanaklar tanıyan ve laik eğitim ilkelerinden vazgeçmeyen özel nitelikli kurumlar aracılığıyla giderilebilir.

NATO’dan çıkılmalıdır

NATO, ABD’nin dünya jandarmalığına hizmet eden, emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda yapılandırılan, işgalci ve sömürgeci bir canavar örgüttür.

Türkiye NATO’dan derhal çıkmalıdır.

Tüm yabancı askeri misyonlar sınır dışı edilmelidir

Bugün Türkiye topraklarındaki yabancı asker varlığının, uluslararası işbirliğinin ya da halklar arasında dayanışmanın değil emperyalizmin çıkarlarının ve Türkiyeli para babalarının işbirlikçi politikalarının ürünü olduğu açıktır. Ülkemizi terk etmelidirler.

Ülke dışındaki tüm askeri kuvvetler geri çağırılmalıdır

Gerçek yurtseverlik, başkasının yurduna göz koymamayı gerektirir. Türk askerinin başka halkların yurdunda işi yoktur. Başka ülke topraklarında bulunan askeri kuvvetlerimiz ya emperyalist savaş kışkırtıcılarının politikaları sonucu oradadır ya da doğrudan NATO gibi emperyalist savaş örgütlerinin emri altında buralara gönderilmiştir.

Tüm yabancı üsler kapatılmalıdır

Tüm yabancı üs ve askeri tesisler kapatılmalıdır. Bunlar var olduğu sürece ülkemiz işgal altındadır. Bunlar var olduğu sürece ülkemiz halk düşmanı provokasyonların kurbanı olacaktır.

Irkçılık propagandası yasaklanmalıdır

Herhangi bir ırkın ya da etnikliğin başka toplumsal gruplar karşısında üstünlüğünü savunan, ırk ya da etniklik temelinde kurulan ortaklıkları esas alan kolektif çıkar tanımları yapan tüm görüş, düşünce ve yayınlar suç sayılmalıdır.

Yurdunu ve halkını gerçekten sevenler, insanlık ailesine de gönülden bağlıdır. Aksi yurtseverlik değil gizli ırkçılıktır.

BU DÜZEN DEĞİŞMELİ diyen bağımsız adayları destekle

Seçimlere katılan partiler yukarıdaki maddelerden birini bile gerçekleştiremez. Oysa bunlar Türkiye’de halkın soluk alması, yaklaşmakta olan ekonomik krizin faturasını ödememesi için zorunlu önlemlerdir.

Seçimlere katılması engellendiği için seçimlerde bağımsız adayları destekleyen Türkiye Komünist Partisi, bu maddelerin tek tek takipçisidir.

Yalana kanma, BU DÜZEN DEĞİŞMELİ diyen bağımsız adayları destekle, Türkiye Komünist Partisi saflarında örgütlen.

 


Hükümetten bir 'bedelli askerlik' açıklaması daha...

AKP toplumdaki bedelli askerlik beklentisini seçim vaadi olarak kullanmaya devam ediyor. Erdoğan'ın 'Gündeme getirmek şehitlere saygısızlık' dediği bedelli askerlik için hükümetten yeni bir 'bedelli askerlik' açıklaması daha geldi.

AKP toplumdaki bedelli askerlik beklentisini seçim vaadi olarak kullanmaya devam ediyor. Erdoğan'ın 'Gündeme getirmek şehitlere saygısızlık' dediği bedelli askerlik için hükümetten yeni bir 'bedelli askerlik' açıklaması daha geldi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, gündemdeki bedelli askerlik konusuyla ilgili olarak, "TSK'nin ihtiyaçları dikkate alınarak bedel ve yaş sınırı belirlenecek, ona göre adım atılacak" ifadelerini kullandı.

 


ABD'yle anlaşma uygulanmaya başlandı: TSK Menbiç'te

TSK, ABD ile varılan anlaşma çerçevesinde Menbiç civarında devriye gezmeye başladı.

Türkiye ile ABD arasında yapılan Menbiç anlaşmasının yürürlüğe girdiği, Türk askerinin Menbiç’in dışında devriye gezdiği belirtildi.

Varılan anlaşmayla ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri bölgeden çekilmişti.

Bölgenin ABD ve TSK kontrolünde olacağı söyleniyordu.

 


'Erdoğan çoğunluğu kaybederse Meclis'i feshedebilir'

İngiliz gazetesi The Guardian, AKP'nin meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın seçimleri yenilemek için parlamentoyu feshedebileceğini yazdı.

İngiliz basınında 24 Haziran seçimleri öncesinde değerlendirme yazıları yer almaya devam ediyor.

İngiliz gazetesi The Guardian, AKP'nin meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde Erdoğan'ın seçimleri yenilemek için parlamentoyu feshedebileceğini yazdı.

Gazetenin 'İktidar partisinin bazı yetkililerine' dayandırdığı haberde, seçimlerin başa baş gittiğini belirtildi. The Guardian, “Erdoğan’ın başkanlığı kazanması ama parlamentoyu, geçen yıl kabul edilen anayasa değişikliklerini geri döndürmeyi vaat eden muhalefete kaybetmesi yönünde gerçek bir ihtimal var” ifadelerini kullandı. Haberde, son anayasa değişikliklerinin ardından cumhurbaşkanının parlamentoyu feshetme yetkisine sahip olduğu hatırlatılıp, “İktidar partisinin bazı yetkililerine göre Erdoğan tam olarak bunu yapabilir” denildi. The Guardian, böyle bir kararın ‘Erdoğan’ın partisine baştan alma şansı verir ama Türkiye’yi belirsizliğe sürükleyeceği’ yorumunu yaptı.

 


Yemenli siviller Suudi hava saldırılarından korunmak için okullara saklanıyor

Yemen'in Hudeyde kentinde siviller Suudi Arabistan'ın hava saldırılarından kendilerini koruyabilmek için okullara saklanıyor.

Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon Yemen'in Hudeyde kentine hava saldırılarına aralıksız devam ediyor. 2015 yılından beri Suudi saldırılarında 10 binin üzerinde sivil yaşamını yitirirken, Hudeyde kentine yapılan operasyonun da yüksek sivil ölümlerine yol açtığı görülüyor.

Kentte Apache helikopterleri de saldırılar gerçekleştiriyor. Husilerin kontrolündeki limanı ele geçirmek isteyen Suudiler hedef gözetmeksizin kenti bombalıyor.

3 yıldan uzun süredir askeri başarı kazanamayan Suudi güçleri, Husi kontrolündeki son limanı almanın Yemen direnişini zayıflatacağını düşünüyor.

Suudi koalisyonuna ABD tarafından istihbarat, lojistik ve askeri danışmanlık desteği sağlanıyor.

Hudeyde'ye yapılan saldırılar Suudiler tarafından insani altyapısı çökertilmiş Yemen'e yardım yapılmasını da güçleştiriyor.


Demokrat Parti’den Tansu Çiller açıklaması

Demokrat Parti Genel Başkanı ve İyi Parti Afyon milletvekili adayı Gültekin Uysal, AKP mitingine katılan eski Başbakan Tansu Çiller'e sert sözlerle tepki gösterdi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı mitingine katılan Tansu Çiller’e tepki gösterdi. Uysal, "Namussuzlarla kazanacağıma, namuslularla kaybetmeye razıyım" dedi.

Sözcü'de yer alan habere göre, "Bugünler yüksek gerilim hattında tarihi günler… Kimde ne kadar iman, fikir var, kimde ne kadar inancına, geçmişine sadakat var, kimde ne kadar sebat, sabır, irade var… Bütün bunların kantara çıktığı, ölçüye vurulduğu zamanlardayız" diyen Uysal, "Siyasette önemli vazifeler yapmış kişiliklerin, demokrasi ve adaleti yok edenlerle ilgili desteği akıllara, kalplere, gönüllere ve vicdana sığmamıştır. Sanal demokrasi kahramanlarının apoletleri, kendiliğinden düşmektedir. Derdi millet, demokrasi ve adalet olan tüm Demokrat dava arkadaşlarımızın vicdan ve aklında hükmü yoklukla maluldür. Elbet bir gün tarih de hükmünü icra edecektir'' ifadelerini kullandı.


Kuleli Askeri Lisesi'nin akıbeti belli oldu

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Atatürk Kültür Merkezi (AKM), Rami Kışlası ve Kuleli Askeri Lisesi'nde hayata geçirecekleri projeleri anlattı. Kuleli Askeri Lisesi, müze oluyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş, Topkapı Sarayı Müzesi'nde "Geleneksel Bayramlaşma Töreni" ve "Baklava Alayı" etkinliğine katıldı.

Etkinliğin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Kurtulmuş, bazı projelerle ilgili bilgi verdi. 

Bu projelerden en önemlilerinden birinin AKM projesi olduğunu kaydeden Bakan Kurtulmuş, "Dünyanın en büyük opera salonlarından birisini de barındıran bir kültür sitesi haline gelmiştir. Kitap okuma salonlarından konferans salonlarına ve cep salonlarına kadar muhteşem bir külliye oldu. Türkiye için bir prestij projesi olacak ve 2019 yılı içinde açılışını hep birlikte yapacağız" dedi.

RAMİ KIŞLASI PROJESİ

Bakan Kurtulmuş, ikinci önemli projelerinin de Rami Kışlası projesi olduğunu açıkladı. İçinde yaklaşık 7 milyon kitabın bulunacağı konferans salonlarından toplantı salonlarına kadar bir kültür muhiti olacağını belirten Kurtulmuş, "Orada İstanbul sakinleri kitaplarla ilgili ne arıyorsa Rami Kışlası'nda bulacaklar. İlk bölümünü bitirdik. İkinci bölümünün ihalesi devam ediyor. Üçüncü bölümü biter bitmez Rami Kışlası da bütünüyle İstanbul halkının hizmetine sunulacaktır" diye konuştu.

KULELİ ASKERİ LİSESİ MÜZE OLUYOR

Bir diğer projenin de Kuleli Askeri Lisesi olduğunu vurgulayan Numan kurtulmuş şunları söyledi:

"Kuleli Askeri Lisesi, İstanbul'un sembolik ve mimari değeri olan önemli yapılarından birisi. Burayı ulusal bir müze haline dönüştüreceğiz. Çalışmalarını başlattık. Herhangi bir yabancı misafirimiz İstanbul'a geldiğinde 'Türkiye'nin geçmişini birikimini görmek istiyorum' dediğinde gelip burada birkaç saat içerisinde Türkiye'deki bütün mevcut uygarlıkların izini gelip bir şekilde bulabileceği muhteşem bir ulusal müze haline getirmeyi planlıyoruz."

İLGİLİ HABER
Kuleli Askeri Lisesi müze oluyor: İhalesi yapıldı

 

 


İnce: Bu seçimde ne CHP'liler, ne AK Partililer kaybedecek

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 'Bu seçimde hiç kimse kaybetmeyecek. Ne CHP'liler, ne AK Partililer kaybedecek. Herkesin kazanacağı bir seçim olacak' dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Kahramanmaraş'ta konuşuyor.

İnce'nin konuşmasından satır başları şöyle:

"Edirne'den Kars'a dünyanın en büyük köprüsünü kuruyoruz. Gönül köprüsü, gönül. Ayrımcılık yok. Sağcısı, solcusu, Alevisi Sunnisi, Türkü Kürdü yok.

?Bu seçimde hiç kimse kaybetmeyecek. Ne CHP'liler, ne AK Partililer kaybedecek. Herkesin kazanacağı bir seçim olacak. Çünkü 4 Mayıs günü aday olduğumda parti rozetini çıkardım, Türk bayrağı taktım. O günden bugüne 43 gün geçti. 43 gün içerisinde 98. mitingim bu. Herkesi kucaklayan, hepimizin cumhurbaşkanı diyoruz ya, Allah'ın izni milletin desteğiyle cumhurbaşkanı seçildiğmde her kesimden insanı Bakanlar Kurulu'na alacağım.

48 saat içinde OHAL'i kaldıracağız. Merkez Bankası bağımsız olacak."


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı: Seçimden sonra OHAL kalkacak, piyasalara olumlu yansıyacak

Ülkeyi yaklaşık iki yıldır OHAL koşullarında yöneten AKP, OHAL'in kaldırılmasını seçim vaadi olarak kullanmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, 24 Haziran'daki seçimlerden sonra olağanüstü halin (OHAL) kalkacağını söylerken, bunun piyasalara olumlu bir şekilde yansıyacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, TRT Haber'de yaptığı değerlendirmelerde seçimlerden sonra OHAL'in kalkacağını belirten Ertem, bunun piyasalara olumlu yansıyacağını söyledi.

'KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞU KURUYORUZ'

Ertem ayrıca  daha önce açılmasının planlandığı duyurulan kredi derecelendirme kuruluşu ile ilgili detaylı bilgi verdi. Ertem, "KOBİ'leri değerlendirecek bir tür kredi derecelendirme kuruluşu kuruyoruz. Devletin değil özel sektörün yapacağı derecelendirme kuruluşu seçimlerden hemen sonra devreye girecek" diye konuştu.

Ertem, "Bu derecelendirme kuruluşu zamanla uluslararası bir kuruluş olarak faaliyet gösterecek. Bu kuruluş bankaların kredi verebilmesini rahatlatacak, faizlerdeki köpüğü alacak" bilgilerini paylaştı.

'TÜRKİYE, MEVCUT PİYASA FİYATLANMASINI HAK ETMİYOR'

Ayrıca merkezi yönetimin mayıs ayında bütçe fazlası vereceğini belirten Ertem, Türkiye'nin mevcut piyasa fiyatlamasını hak etmediğini belirtti.

Ertem, Merkez Bankası'nın seçim sonrası önceliğinin enflasyon hedeflemesi olduğunun altını çizdi.


Audi CEO'su Rupert Stadler tutuklandı

Audi CEO'su Rupert Stadler emisyon skandalı sebebiyle tutuklandı.

Audi CEO'su Rupert Stadler dizel araçların emisyon testlerinde oynama yapılması gerekçesiyle tutuklandı.

Audi'nin sahibi şirket Volkswagen'den gelen açıklamada Stadler'in tutuklandığı doğrulandı. Tutuklamaya sebep olarak Stadler'in kanıtları yok etmeye çalışması gösterildi.

Skandal üç yıl önce ortaya çıkmış, şirketlere milyar doları bulan cezalar verilmişti. Başlangıçta Volkswagen araçlarında yapıldığı tespit edilen hilenin, Audi araçlarda da yapıldığı ortaya çıkmıştı.

ALMAN OTOMOTİV SEKTÖRÜNE DARBE
Emisyon skandalı olarak adlandırılan gelişmeyle, motorlu taşıtların gerçek hayatta otomobil üreticileri tarafından taahhüt edilen NOx değerinin çok üzerinde egzoz salımı yaptığı ortaya çıktı. Almanya Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanlığı’nın 2016 yılının Nisan ayında yayınladığı Volkswagen Araştırma Komisyonu Raporu’nda yalnızca skandala konu olan firmada değil farklı birçok marka ve modeldeki araçta da benzeri emisyon farklılıklarının gözlendiği belirtiliyor.

ABD ve AB arasındaki ticaret savaşının ilk kıvılcımı olarak adlandırılabilecek emisyon skandalıyla, başından beri herkesçe bilinen "motorlu taşıtların şirketlerin taahhüt ettiğinin üzerinde egzoz salımı yaptığı" gerçeği, ABD'li tekeller tarafından Alman otomotiv sektörüne darbe vurmak için kullanıldı.
 

 


Hükümetten Almanya'ya 'Adil Öksüz' çağrısı

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Adil Öksüz'ün Almanya'da bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak Alman hükümetinin araştırma ve açıklama yapması gerektiğini söyledi

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Adil Öksüz'ün Almanya'da olup olmadığına, Almanya'da ise nerede olduğuna dair Alman hükümetinin araştırma ve açıklama yapması lazım" şeklinde konuştu.

Alman basınında, "FETÖ" soruşturması kapsamında aranan firari Adil Öksüz'ün, Anadolu Ajansına (AA) gelen ihbar mektubunda yer alan Berlin Neukölln'deki adreste kaldığı belirtilmişti.

Frankfurter Rundschau gazetesinin haberinde, Alman makamlarının konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadıkları vurgulanarak, "Ancak Frankfurter Rundschau gazetesinin bilgilerine göre Adil Öksüz gerçekten o evde kaldı" ifadesi kullanılmış, Öksüz'ün Berlin'deki devlet güvenliği dairesinin memurları tarafından güvenli bir yere götürüldüğü iddia edilmişti.

İLGİLİ HABER
Almanya'dan Adil Öksüz açıklaması

  


Türkiye’nin ilk dijital parası Turcoin'de büyük dolandırıcılık

Türkiye'nin ilk dijital parası Turcoin'de Hipper A.Ş. ve ortaklarının 1 milyar TL ile yurt dışına kaçtığı iddia edildi. Alacaklılar şirketin tesislerini bastı.

Kıbrıs merkezli kurulan Hipper A.Ş.'nin geçtiğimiz ocak ayında "Bitcoin'e rakip Turcoin geliyor" sloganıyla duyurduğu Türkiye'nin ilk dijital parası Turcoin'de büyük vurgun yaşandığı bildirildi.

Sabah'ın haberine göre, firma binlerce kişiyi dolandırdı ve yöneticileri yurt dışına kaçtı. 1 milyar TL ile sırra kadem basan Hipper A.Ş. yöneticileri gibi firmanın yüzde 49 ortağı Anafis A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sadun Kaya'nın da yurt dışına kaçtığı iddia edildi.

Kısa zaman önce 22 yöneticisine Mercedes marka otomobil hediye eden Hipper A.Ş. şirketi, yalnızca 1500 TL'lik yatırıma aylık 250 TL kazanç vaat etmişti. Bu iddia ile kısa zamanda pek çok vatandaşın parasını toplayan şirketin yöneticileri ortadan kayboldu. Bunun üzerine alacaklılar şirketin Kocaeli'nde bulunan tesislerini bastı, sosyal medyaya ve savcılıklara şikayetler yağmaya başladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Anafis A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sadun Kaya, Gümrük Bakanlığı'nın incelemesine kadar sistemin kusursuz çalıştığını dile getirirken, ortakların kendisini suçladığını ancak asıl kandırılan tarafın kendisi olduğunu dile getirdi.

"Sistemde toplanan paradan benim hesabıma 30 milyon TL geldi. Diğer ortaklar benden habersiz 400 milyon TL toplamış. Şu an herkes suçu bana atmak istiyor. Bana dekont gönderenlere ödeme yapıyorum" diyen Kaya, şöyle devam etti:

"Bankalar, bakanlık incelemesine paralel hesapları bloke etti. Ödemelerimiz aksadı. Sistem de tıkandı. Oyuna geldim. Bu işten aklanınca kendimi titan ve networking pazarlama ile mücadeleye adayacağım."

 


Trump'ın 'sıfır tolerans' politikası: Göçmen çocuklar kafeslerde

Trump'ın göçmenlere ilişkin 'sıfır tolerans' politikasıyla göçmen ailelerin elinden alınan çocukların karanlık tesislerde, kafes benzeri yapıların içinde barındığı aktarılıyor.

The Guardian'ın haberine göre, Teksas'ın güneyinde, Trump'ın "göçmenlere sıfır tolerans" politikası sebebiyle ailesinden ayrı kalan yüzlerce çocuk, eski bir depoda metal örgülü kafesler içinde tutuluyor.
Su şişesi, patates çuvalları ve folyo kağıtlarıyla dolu kafeslerin her birinde 20 çocuğun bulunduğu belirtiliyor.

BİNDEN FAZLA İNSAN TUTULUYOR
Kimsesiz çocuklar, yetişkinler ve çocuklu aileler olarak bölünen büyük ve karanlık bir tesiste binden fazla insanın tutulduğu belirtiliyor. 

Her bölümde ortak dinlenme odası olarak kullanılan bir kafes bulunuyor. Tesisin sadece gün ışığıyla aydınlanabildiği de aktarılanlar arasında. Kilise toplulukları ve insan hakları savunucuları Trump'ın politikalarını “insanlık dışı” olarak niteliyor.

ÇOCUKLARININ NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYORLAR
Çocukları elinden alınan ebeveynlerin çocuklarının nerede tutulduğunu bilmedikleri belirtilirken, Demokrat Parti senatörü Jeff Merkley'in tesise girişine izin verilmedi. 

Göçmen hakları savunucusu Michelle Brane ise, “Hükümet çocukları resmen ailelerinden ayırıp uygunsuz koşullara maruz bırakıyor. Bir ebeveyn normal koşullarda çocuğunu başka çocukların bulunduğu bir yere terk etse suçlu bulunur” açıklamasında bulundu.

Tesise girişine izin verimeyen Oregon'un Demokrat senatörü Jeff Merkley de, "Burada ailelerinden koparılan çocuklar şimdiden travma geçirmiş haldeler. Yerlerin süpürülmüş olması ve yatakların rahat olması bu gerçeği değiştirmiyor" diye konuştu.

GÖÇMEN HUKUKUNA AYKIRI
ABD'li sınır devriyesine yakalanan göçmenlerin çocuklarından ayrı bir şekilde ülkelerine  uçakla geri gönderildiği, çocukların ise göçmenlerin kaldığı tesislere aktarıldığı belirtiliyor.

Göçmen hukukçuları, çocukların aileleriyle beraber ülkelerine geri gönderilmesi talimatına rağmen Federal hükümetin ülkeye giriş yapan aileleri bu şekilde ayırdığını söylüyor.

Tutuklanan göçmen ailelerin, çocuklarına yeniden kavuşmak amacıyla "ülkesine geri dönmeyi" kabul ettiği, ancak çocukların mahkeme kararına kadar ayrı tutulduğu ve kavuşma sürecinin uzun olduğu aktarılıyor. Çocuklarından ayrı olarak ülkesine dönen ebeveynlerin ise çocuklarına bir daha ulaşabilmesinin imkansıza yakın olduğu belirtiliyor.
 


Saadet Partisi'nden 24 kişi istifa edip AKP'ye geçti

Saadet Partisi'nden istifa eden 24 kişi AKP'ye geçti. İstifa edenler arasında milletvekili adayı ve ilçe başkanı da bulunuyor.

Saadet Partisi'nden 24 kişinin istifa ettiği açıklandı.

Saadet Partisi Kars Milletvekili Adayı Sezgin Yıldız, Kağızman İlçe Başkanı Mehmet Karataş'ın da aralarında bulunduğu 24 kişi partilerinden istifa ederek AKP'ye katıldı.

İstifaların sebebiyle ilgili açıklama yapılmadı.


Mehmet Şimşek'ten 'dolar' açıklaması

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ekonomiyle ilgili endişeleri giderdiklerini ileri sürerken, dolardaki yükseliş için de 'Dolar, tüm para birimlerine karşı değer kazandı' dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Batman’da düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Şimşek, doların tüm para birimleri karşısında değer kazandığını belirtirken, "Amerika’da faizler yükseliyor. Amerika Merkez Bankası, daha önce bastığı paraları şimdi piyasadan çekiyor, yani bilanço küçültüyor. Bunun üzerine Amerika’da bir vergi reformu yapıldı. Aslında vergi reformu demek, vergi indirimi. O da bütçe açığını artırdı. Artan bütçe açığını finanse etmek için Amerikan hazinesi daha çok dolara borçlanıyor. Bir taraftan Amerikan Merkez Bankası dolar likiditesini kısıyor, faizini yükseltiyor, bir tarafta ise Amerika hazinesi daha çok dolar talep ediyor. Bu da küresel dolar likitidesini olumsuz etkiyor. Yıl başından bu yana, dolar tüm para birimleri karşısında değer kazandı. Dolayısıyla birinci trend dış kaynaklı. Bu politika çerçevesinde ikinci faktör de, Türkiye tabii petrol fiyatlarında artışta olumsuz etkilenen bir ülke. Yani Türkiye’nin gerek enflasyonu gerekse cari açığı, artan petrol fiyatları nedeniyle olumsuz etkilendi. Bu da yatırımcı beklentilerine olumsuz yansıdı. Üçüncü olarak tabii ki bir seçim arifesindeyiz" dedi.

Şimşek, "Tabii bu dönemde erken seçim kararı piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Erken seçim kararı aldığımızda, piyasalar ilk anlamda çok önemli bir tepki verdi. Fakat ilginç bir zamanlama ile reyting kuruluşları, en azından bir tanesi, Türkiye’nin notunu düşürünce bu endişeler arttı. Bu piyasayı olumsuz bir havaya soktu. Para politikasının duruşuna ilişkin birtakım endişeler de vardı. İşte ’maliye politikası acaba çok mu gevşer seçim öncesinde’ diye birtakım endişeler ortaya çıktı. Tabii biz bu endişeleri gideriyoruz. Dış kaynaklı küresel trendler bir kere herkesi etkiler. Ama Türkiye kaynaklı endişeleri biz giderdik. Merkez Bankası para politikasında normalleşmeye gittik. Merkez Bankası, çok güçlü bir tepki verdi. Politikayı sadeleştirdi. Çok net olarak şu anda hem içeride hem dışarıda takdir ediliyor. Oradaki endişeler giderildi. Maliye politikasına ilişkin endişelerde biz çıktık dedik ki ’Bu yersiz, çünkü Ak Parti hükümetleri döneminde Türkiye’de 12 yerel ve genel seçim, cumhurbaşkanlığı, referandum yapıldı’. Dolayısıyla bütün bunların sonucunda, Türkiye bütçe açığını her zaman kontrol altında tutmuştur. Türkiye’nin kamu borcu, milli gelire oranla yüzde 28 gibi oldukça düşük düzeydedir. Dolayısıyla bu noktada bir kaygıya gerek yok" diye konuştu.

 


'Cumhur İttifakı'nda bir çatlak daha: Davamız Erdoğan davası değil

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sefer Aycan, Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde partisince düzenlenen bayramlaşma programında dikkat çeken açıklamalar yaptı. AKP’li genel başkan yardımcılarının milletin içinde olmaktan korktuğunu belirten Aycan, 'Biz milletimizden korkmuyoruz, milletimizin içinde olmak istiyoruz. Aramızdaki fark bu. Biz oraları kullanmak için gelmedik' dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sefer Aycan, Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde partisince düzenlenen bayramlaşma programında dikkat çeken açıklamalar yaptı. 

Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre AKP’li isimlerin görevlerinin bitmesine rağmen kırmızı plakalı araçlarla gezdiğine dikkat çeken Aycan, “Hiçbir zaman kırmızı plakalı araçları kullanma niyetinde olmamıştır, daima özel araçlar kullanmıştır. Devlet ve parti işlerini ayırmıştır. Bugün hala görüyorum maalesef AKP’lilerin resmi plakalı araçlar kullandığını, görevi bittiği halde Meclis plakalı araçlar kullandığını, arkalarında üç eskortla polis arabaları ile dolaştıklarını da görüyorum. Biz onlardan farklıyız, ben de genel başkan yardımcısıyım onlar da genel başkan yardımcısı. İstemiyoruz; biz milletimizden korkmuyoruz, milletimizin içinde olmak istiyoruz. Aramızdaki fark bu. Biz oraları kullanmak için gelmedik” diye konuştu.

'DAVAMIZ ERDOĞAN DAVASI DEĞİL'

MHP’li Aycan, cumhur ittifakının bir kişiyi desteklemek olmadığını belirterek, “Bu herhangi bir kişiye ya da partiye verilen destek değildir. Yani Tayyip Erdoğan davası değil davamız. Tayyip Erdoğan’a destek vermek değil bizim yaptığımız. Bizim yaptığımız devlete, millete destek vermektir. Bunu iyi ayıralım” dedi.

İLGİLİ HABER
'Cumhur İttifakı'nda çatlak

İLGİLİ HABER
'Cumhur İttifakı'nın MHP'li adayından AKP'ye sert sözler: Muhtar olamazlar


İtalya İçişleri Bakanı, Papa'ya muhalif kardinalle görüştü

İtalya'nın yeni İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Papa Francis'e geçen yıl eleştiri mektubu yazan ve Donald Trump'a desteğiyle bilinen ABD'li kardinal Raymond Burke ile görüştü. Görüşmenin İtalyan hükümeti ve Vatikan arasındaki gerilimi yansıttığı düşünülüyor.

İtalya İçişleri Bakanı ve Kuzey Ligi adlı aşırı sağcı partinin lideri Matteo Salvini, Papa Francis'le arası iyi olmadığı bilinen ABD'li kardinal Raymond Burke ile geçtiğimiz günlerde bir görüşme gerçekleştirdi. 

İkilinin daha önce iki defa daha görüştüğü söyleniyor. Papa Francis'e geçen yıl eleştiri mektubu yazan dört kardinalden biri olan Burke'ün Donald Trump yanlısı ve göçmenlere Papa'dan daha mesafeli yaklaşan biri olduğu biliniyor.

Salvini'nin sığınmacıların İtalya'ya kabulü ve Avrupa Birliği konularında Papa Francis'le uzun zamandır anlaşmazlık içerisinde olduğu biliniyor. 

İtalya'da birinci parti olan popülist 5 Yıldız Hareketi ve Kuzey Ligi'nin koalisyon yapmasıyla kurulan İtalyan hükümeti daha korumacı bir eğilimi temsil ederken, İtalya'da tarih boyunca etkili bir siyasi aktör olan Vatikan'ın Avrupa Birlikçi bir tutum aldığı görülüyor.

SİYASİ KAMPLAŞMA KİLİSE'Yİ KARIŞTIRDI
Görüşmenin İtalya'nın yeni başbakanı Giuseppe Conte, Papa Francis'le herhangi bir resmi görüşmede bulunmamışken, protokole aykırı olarak gerçekleşmesi dikkat çekti. Salvini ile Burke'nin bir araya gelmesi, İtalya'daki yeni hükümet ile Vatikan arasındaki ilişkilerin kötüye gideceğinin habercisi olarak yorumlandı. 

Öte yandan, daha önce Donald Trump'ın politikalarına desteğiyle gündeme gelen ve Katolik Kilisesi'nin "daha muhafazakar" kanadını temsil ettiği söylenen Burke'nin Salivini'yle görüşmesi, düzen içi çelişkilerin kiliseyi de karıştırdığını ortaya koyuyor.

SIĞINMACILARA İLİŞKİN ANLAŞMAZLIK
Salvini ve Papa Francis arasındaki zaman zaman su yüzüne çıkan gerilim, son olarak İtalya hükümetinin Aquarius kurtarma gemisinin taşıdığı 630 sığınmacıyı ülkeye kabul etmemesi ve İspanya'ya yönlendirmesiyle gündeme gelmişti.

Bu kararıyla uluslararası medyanın eleştirilerine hedef olan, AB'nin sığınmacılarla ilgili kararlarını yok saymakla suçlanan Salvini'ye yönelik olarak Papa Francis, "Sığınmacı sorunu sayılarla ilgili değil, her biri kendi tarihi, kültürü, duyguları ve umutları olan bireylerle ilgili bir meseledir. Bu insanlar, göçmen statülerinden bağımsız olarak, bizim korunmamıza ihtiyacı olan erkek ve kız kardeşlerimizdir" demişti.

Papa Francis ABD'deki Demokratların ve AB yanlılarının desteğini kazansa da, Katolik Kilisesi'nin İtalya'da eski etkisine sahip olmadığı, kamuoyunun Salvini'den yana olduğu düşünülüyor.
 


Rusya: Kuzey Akım 2 projesinin siyasi arkaplanı yok

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Kuzey Akım 2 projesinin 'ticari bir proje' olduğunu ve 'siyasi arka planı olmadığını' iddia etti.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, "Kuzey Akım 2 projesi sadece ticari bir proje" diyerek doğalgaz projesinin "siyasi arkaplanı olmadığını" iddia etti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, Ukrayna'nın projeyi durdurmak için Avrupa Birliği ülkeleriyle görüşmeler yaptığını açıklamıştı.

Peskov açıklamasında "Bazı ülkelerin projeye karşı olduğunu biliyoruz. Ancak bu projenin saf ticari bir proje olduğunu tekrarlamak istiyoruz. Siyasi arkaplanı yok. Bu projenin uygulanmasına karşı olanlar serbest rekabet normlarını ve ilkelerini ihlal etmekteler" diye konuştu.

Kuzey Akım 2 projesi Rusya'dan Almanya'ya doğalgaz taşınmasını öngörüyor. Ukrayna bu projeyi Ukrayna üzerinden geçmeden doğrudan Almanya'ya doğalgaz sağlıyor olması sebebiyle istemiyor.


Aydın Doğan hakkındaki zorla getirme kararı kaldırıldı

Aydın Doğan’ın İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada verilen zorla getirilme kararı kaldırıldı.

Aydın Doğan hakkında verilen zorla getirme kararı kaldırıldı.

Sözcü'de yer alan habere göre, Doğan’ın avukatları müvekkillerinin ameliyat olacağını ve 18 Ağustos’a kadar tedavisinin süreceğini söyledi.

Duruşmada avukatlar Doğan'ın Almanya'da tedavi gördüğü tıbbi merkezin ve ikametinin adresini mahkemeye sunacaklarını ve gerekirse ifadesinin burada da alınabileceğini söyledi. Mahkeme kararında Doğan'ın adres bilgisinin mahkemeye verilmesi halinde Almanya'da ifadesinin alınabilmesi için gerekli yazışmaların yapılabileceği belirtildi.

 


AKP adayından 'seçmen' tanımı: Kendini ifade edemeyen ezik insanlar

AKP'nin Yalova milletvekili adayı Meliha Akyol, düzenlediği basın toplantısında tepki çeken bir skandala imza attı. Yalova seçmen profilini iyi bildiğini iddia eden Akyol, seçmenleri 'Batı Trakya’dan, oradan buradan, kimisi doğudan gelen, kendisini ifade edemeyen ezik insanlar' diye tanımladı.

AKP'nin Yalova milletvekili adayı Meliha Akyol, düzenlediği basın toplantısında tepki çeken bir skandala imza attı.

Seçim çalışmalarından bahseden milletvekili adayı, Yalova’nın seçmen profilini çok iyi bildiğini iddia ederek, mevcut yönetime oy veren seçmen için "Batı Trakya’dan, oradan buradan, kimisi doğudan gelen, kendisini ifade edemeyen ezik insanlar" ifadesini kullandı. 

AKP’li adayın bu sözleri kısa zamanda büyük tepki çekti ve sosyal medyada binlerce tweet paylaşıldı.  

İşte AKP'li milletvekili adayının sözleri: 


  


Suudiler petrol üretimini artırmak istiyor, diğer OPEC ülkeleri karşı çıkıyor

Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin artırılmasından yana olduğu, ancak diğer OPEC ülkelerinin buna karşı çıktığı aktarılıyor.

OPEC ülkeleri 22 Haziran'da toplanarak petrol üretiminin geleceğini görüşecek. Petrol fiyatlarında geçmiş yıllara göre artış görülmeye başlanırken, Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin artırılmasından yana olduğu kaydediliyor.

Buna karşın diğer OPEC ülkeleri üretimin artırılmasından yana değil. OPEC, düşük petrol fiyatları sebebiyle petrol üretiminin kontrol altında tutulmasını kararlaştırmıştı.

Suudi Arabistan'ın üretim artırma kararı kabul edilse bile, yedek üretim kapasitesinin çok düşük olduğu, petrol üretiminin artırılmasında güçlük yaşanabileceği bildiriliyor.

ABD'nin İran'a yaptırımları geri getirme kararı ve Rusya'yla NATO arasındaki gerilimler petrol fiyatlarında artışa sebep olmuştu.

OPEC'in petrol üretimini günde bir milyon varil kadar artırabileceği, buna karşın Venezuela'da petrol üretiminin düşmeyi sürdürdüğü, İran'a yaptırımlar sebebiyle de üretim kaybı yaşanacağı söyleniyor.

ABD'nin İran ve Venezuela karşıtı tutumunun diğer petrol üreticilerinin elini güçlendirebileceği görülüyor.


Bakan Gül: Demirtaş CHP istediği için hapiste

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin ilginç bir açıklamada bulundu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevine girmesinden CHP’yi sorumlu tuttu.

Star gazetesinden Fadime Özkan'a konuşan Gül, "Demirtaş neden içeride, neden dışarıda değil?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"CHP istediği için içeride. CHP'nin verdiği oylarla dokunulmazlık kalktı ve Demirtaş yargılandı. Bağımsız mahkemelerin verdiği karar tutuklama ve yargılama da sürüyor. Burada Hükümetin, AK Parti'nin tutuklama ya da diğer süreçlerle ilgili söyleyeceği bir şeyi yoktur. AK Parti ve MHP dokunulmazlıkları kaldırdı çünkü ya terörle aranıza mesafe koyacak ya siyaset yapacaksınız. Dokunulmazlıkların kaldırılmasında AK Parti ve MHP'nin oyları yetmez, HDP'nin oy verecek hali yok, demek ki CHP de oy verdi. Anayasa değişikliğinde Meclis böyle bir tercih yaptı, bağımsız mahkemeler de böyle bir karar verdi. Tutuklu birini aday gösteren HPD'dir. Kimse buradan mağduriyet kahramanlığı çıkartamaz."

 


CHP: Saldırıda yaralanan gençlik kolu üyemiz yoğun bakımda

İstanbul Büyükada'da dün sabaha karşı bir grubun seçim stantlarına saldırısında ağır yaralanan CHP gençlik kolu üyesi Vedat Demir'in yoğun bakımda olduğu açıklandı.

İstanbul Büyükada'da dün sabaha karşı bir grubun seçim stantlarına saldırısında ağır yaralanan CHP gençlik kolu üyesi Vedat Demir'in yoğun bakımda olduğu açıklandı. 

CHP'nin BBC Türkçe'ye verdiği bilgiye göre olay cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 01.30 sıralarında Büyükada'daki CHP seçim çadırında meydana gelmişti. Kimliği belirsiz bir grup Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) standına saldırarak, standı yıkma girişiminde bulunmuştu. Yan taraftaki CHP standında bulunan 28 yaşındaki Vedat Demir ile 19 yaşındaki Sedat Şahin ve çevredeki esnaflar olaya tepki göstermişti. 

İLGİLİ HABER
Büyükada'da HDP standına bıçaklı saldırı: İki kişi yaralandı

CHP'den yapılan açıklamada, gençlik kolları üyesi Vedat Demir'in yoğun bakımda olduğu bildirildi. 

Çıkan kavgada iki CHP gençlik kolları üyesi bıçakla yaralanmıştı. Ağır yaralanan Vedat Demir iki kez ameliyat olmuştu. Demir'in yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.

Olayla ilgili dört kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bir kişi pazar günü tutuklandı.

CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP milletvekilleri ve saldırıya uğrayan partililer, konuyla ilgili basın açıklaması düzenleyecekler.


Kılıçdaroğlu, Baykal'ı ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tedavisi devam eden CHP eski genel başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal'ı ziyaret etti.

Ankara'da dün çeşitli toplantılara katılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu , akşam saatlerinde genel başkan yardımcısı Haluk Koç ile birlikte Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi 'nde tedavi gören Deniz Baykal'a bayram ziyaretinde bulundu.

Basına kapalı gerçekleştirilen ziyarette Kılıçdaroğlu'nun, Baykal'ın Ramazan Bayramı'nı kutladığı, iki siyasetçinin seçim kampanyası hakkında sohbet ettiği öğrenildi.

Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun Baykal'ın sağlık durumu hakkında doktorlarından bilgi aldığı belirtildi.

İLGİLİ HABER
Uzun süren tedaviden sonra Baykal'dan ilk fotoğraf


Süleyman Soylu: Demirtaş hepimizi ölümle tehdit ediyor

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Demirtaş'ın TRT konuşmasına ilişkin, 'TRT’deki propaganda konuşmasında bizim için 'bir oyluk canları var' diyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Hepimizi ölümle tehdit ediyor' dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Selahattin Demirtaş'ın TRT'deki propaganda konuşmasına ilişkin açıklamada bulundu.

"Ben dün Demirtaş’ın TRT’deki propaganda konuşmasını dinledim. Ruh hali ortadan kalkmış. Bir cümle söylüyor" diyen Soylu, "TRT’deki propaganda konuşmasında bizim için 'bir oyluk canları var' diyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Hepimizi ölümle tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.

 


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...