son haber | açılış sayfam yap | sık kullanılanlara ekle

Coin Comments

_  İYİ BİLİRİM
2  NENASIL RSS
7  İNTERNET MEDYASI RSS


TÜBİTAK SSL Sertifikası Tüm Platformlarda Kullanılabilir Durumda

TÜBİTAK BİLGEM Kamu Sertifikasyon Merkezi tarafından tamamen yerli imkânlarla geliştirilen SSL (Secure Socket Layer), bugünden itibaren tüm platformlarda kullanılabilir durumda. 2015 yılından itibaren ana platformlar tarafından kök dizinine eklenen TÜBİTAK SSL, uzun süren uğraşların ardından iOS ve MacOS platformlarına da eklendi. Artık TÜBİTAK SSL sertifikası kullanılan web sayfalarında herhangi bir güvenlik uyarısı ile karşılaşılmayacak.

SSL (Secure Socket Layer) sertifikaları kısaca, e-ticaret kredi kartı bilgilerinin ele geçirilmesini engellemek, internet bankacılığında hesap güvenliğinizi sağlamak, e-posta ve web siteleri üzerindeki kişisel bilgilerinizin çalınmasını engellemek ve buna benzer bir çok zararlı işlemin önlenmesi için kullanılmaktadır. Bunun yanında 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunda ve 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda geçen veri güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmaktadır.

SSL sertifikaları genel olarak yabancı menşeli firmalar tarafından yıllık bedellerle ve her yıl yenilenecek şekilde satılmaktadır. Türkiye’de 3 milyon SSL’li web sitesi için yıllık yaklaşık 30 milyon dolara yakın ödeme yapıldığı düşünülmektedir. Artık bu kaynak yurt içinde kalabilecektir.

 

TÜBİTAK BİLGEM Kamu Sertifikasyon Merkezinden Yerli SSL Girişimi

TÜBİTAK BİLGEM Kamu SM, SSL faaliyetlerine 2005 yılında Mozilla, Microsoft, Apple ve Android platformlarının güvenilir kök deposuna eklenmesiyle başlamıştır. 2013 yılına geldiğimizde günümüz standartlarına uygun ve daha güvenilir bir algoritmayla hizmet sunmak için "TÜBİTAK Kamu SM SSL Kök Sertifikası – Sürüm 1” oluşturulmuştur. Oluşturulan yeni kök sertifika, 2015 yılından itibaren Microsoft; 2016 yılından itibaren Mozilla kök deposu tarafından güvenilir olarak kabul edilmiştir. Mobil cihazlarda ise 2017 yıllında Android Oreo 8.1 sürümü ile android cihazlarda güvenilir olarak kabul edilmeye başlanmıştır. SSL sertifikalarının iOS cihazlarda sorunsuz çalışmasının sağlanması amacıyla Apple başvuru süreci, 9 Ekim 2015 tarihinde, resmi başvuru programında belirtilen koşullar yerine getirilerek başlatılmıştır. Süreç çeşitli nedenler ile uzamış, bu durum TÜBİTAK SSL kökünden üretilen sertifikaları kullanan web siteleri iOS ve MacOS işletim sistemli cihazlarda güvensiz olarak görülmesine ve kamu kurumlarına bağlanmaya çalışan iOS ve MacOS kullanıcılarının hata mesajları ve uyarılar almasına sebep olmuştu.

 

Milli SSL Artık Her Yerde

Siber ataklara karşı koruma sağlayan, bilgi ve veri güvenliği açısından en gerekli araçlarımızdan biri olan SSL sertifikalarının güçlendirilmesi ve gelişimi TÜBİTAK tarafından emin adımlarla sürdürülmektedir. Tamamen yerli yazılım ile üretilen TÜBİTAK SSL’in güvenilirliği Microsoft, Mozilla, Android ve son olarak Apple gibi firmalar tarafından onaylanmış ve Dünya çapında bir konumda olduğunu göstermiştir.


1.EJP RD Avrupa Ortak Programı Uluslararası Nâdir Hastalıklar Araştırmaları Ortak Çağrısı Açılıyor

Nâdir Hastalıklarda ERA-NET Araştırma Programları’nın (www.e-rare.eu) devamı niteliğindeki Nâdir Hastalıklarda Ortak Programı (European Joint Programme on Rare Diseases - EJP RD) 1. Uluslararası Ortak Çağrısı (Joint Transnational Call- JTC) 14 Aralık 2018 tarihinde açılacak.

23 farklı ülkeden 32 fonlayıcı kuruluş ve Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa desteklenecek çağrıya ülkemiz adına TÜBİTAK destek vermektedir. Amacı nâdir hastalıklar alanında araştırmalar yapan, farklı ülkelerden bilim insanlarını biraraya getirerek uluslararası ve disiplinlerarası Ar-Ge işbirliklerini geliştirmek olan EJP RD JTC2019’un çağrı başlığı “Nâdir hastalıkların teşhisi ve/veya hastalığın ilerleyişi ve hastalık mekanizmalarının araştırılmasını hızlandıracak uluslararası araştırma projeleri - (Transnational research projects to accelerate diagnosis and/or explore disease progression and mechanisms of rare diseases.)” olarak belirlenmiştir.

2 aşamalı başvuru ve değerlendirme süreci izlenecek çağrıya ön-proje-önerisi ve tam-proje-önerisi olmak üzere iki defa başvuru alınacaktır. 14 Aralık 2018 tarihinde birinci aşama başvurularının alınacağı çağrıda, bağımsız hakemlerden oluşan uluslararası bilimsel değerlendirme komitesinin puanlaması esas alınacaktır. Komitenin başarılı bulduğu proje önerileri, 2. aşamaya geçerek, tam başvuru yapmaya hak kazanmış olacaktır. 2. aşamaya geçen projelerin yürütücülerinden Mayıs (2019) ayı başında açılacak 2. Aşamaya  tam-proje önerisi ile başvuru yapmaları istenecektir. 11 Haziran 2019 tarihine kadar alınacak başvuruların değerlendirme sürecinin ise Ekim 2019’da tamamlanarak sonuçların bildirilmesi planlanmaktadır.

Çağrıya katılım sağlayan ülkelerle fonlayıcı kuruluşlar ve başvuru süreçleri hakkında detaylı bilgilere http://www.erare.eu/joint-call/1st-joint-call-european-joint-programme-rare-diseases-jtc-2019 ağ sayfasından ulaşabilirsiniz.

EJP RD JTC2019 Çağrısı Sekreteryası’na sorularınız için:

Dr. Katarzyna Saedler, e-mail: katarzyna.saedler@dlr.de

Dr. Michaela Fersch, e-mail: michaela.fersch@dlr.de

Dr. Ralph Schuster, e-mail: ralph.schuster@dlr.de

 

Türkiye’den çağrıya katılım sağlayacak araştırmacılar için ÖNEMLİ NOT:

Proje ve çağrı ile ilgili sorularınızı iletmek; TÜBİTAK’tan proje desteği talep edebilmeniz için gerekli olan ulusal başvuru süreci hakkında bilgi almak için TÜBİTAK EJP RD Projesi Sorumlusu Dr. Jale Şahin’e, EJPRD@tubitak.gov.tr adresine  e-posta gönderebilir; 0312 298 1796 no’lu telefondan ulaşabilirsiniz.


TÜBİTAK “Uluslararası İşbirliği Projeleri Araştırma Destek Grubu” Kuruluyor

TÜBİTAK Yönetim Kurulu’nun 6 Aralık 2018 tarihli ve 3 sayılı toplantısında, “Uluslararası İşbirliği Projeleri Araştırma Destek Grubu” kurulması yönünde karar alındı. Bu sayede üniversite, sanayi veya üniversite-sanayinin birlikte geliştireceği tüm ikili ve çok taraflı uluslararası projeler tek bir grup tarafından değerlendirilecektir. Değerlendirme sürecinde, proje kapsamında oluşturulacak işbirliğinin etkisi ön planda olacaktır. Bu şekilde ülkemiz açısından stratejik ve kalkınma odaklı olarak önem taşıyan ikili ve çok taraflı sürdürülebilir işbirliklerinin geliştirilmesi süreçlerine katkı sağlanacaktır.

 


TÜSİAD’ın, Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri Etkinliğinin Beşincisi TÜBİTAK’ta Gerçekleştirildi

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) düzenlediği "Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri" etkinliğinin beşincisi, "Mevcut Fabrikaların Dönüşümü" temasıyla TÜBİTAK Feza Gürsey Konferans Salonunda yapıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, sanayinin dijital dönüşümünün yerli teknolojilerle sağlanması halinde ülkemizde üreticiler için toplam maliyetlerde yüzde 7’ye, dönüştürme maliyetlerinde yüzde 15'e varan verimlilik artışı sağlanmasının öngörüldüğünü belirtti.

Bakanlık olarak milli teknoloji ve güçlü sanayi vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Kacır, bu vizyonun temeline yüksek katma değerli üretimi, dijital dönüşüme odaklanan ve güçlü çalışan sanayiyi koyduklarını ifade etti. Dünya genelinde endüstriyel üretim süreçlerinde bütünüyle bir paradigma değişimi yaşandığını dile getiren Kacır, söz konusu değişime ayak uydurmak için rekabet gücünü artıracak ve üretimde yapısal dönüşümü gerçekleştirecek politikaları hayata geçirdiklerini belirtti. Kacır, "Başka ülkelerin 'Endüstri 4.0', 'Toplum 5.0' gibi politika çerçevelerini ve yol haritalarını dikkatle izliyoruz. Fakat onları taklit etmek yerine Milli Teknoloji Hamlesi başlığıyla öz kaynaklarımızla gerçekleştirebileceğimiz işleri, öz yetkinliklerimizi dikkate alarak, milli ve stratejik hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Milli teknoloji ve güçlü sanayi vurgusuyla yüksek katma değerli alanları insan, teknoloji, altyapı, tedarikçiler, kullanıcılar ve yönetişim başlıklarında değerlendirerek gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sadece bugünün teknolojilerini değil, geleceğin teknolojilerini yakalayacak işleri hayata geçireceklerine işaret eden Kacır, nihai hedeflerinin Türkiye'yi Ar-Ge'de, sanayide ve teknolojide lider bir üretim üssü haline getirmek olduğunu vurguladı. Kacır, yeni teknolojilerin, üretimin her alanına çok daha yoğun bir şekilde nüfuz ettiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Sadece 5-10 yıl içinde nesnelerin interneti pazarı yaklaşık 3 kat büyüyerek 1,7 trilyon dolara ulaşacak. Sanayinin dijital dönüşümünün yerli teknolojilerle sağlanması halinde ülkemizde üreticiler için toplam maliyetlerde yüzde 7'ye, dönüştürme maliyetlerinde yüzde 15'e varan verimlilik artışı sağlanması öngörülüyor. Küresel üretim maliyetlerine ilişkin yapılan çalışmalara göre pek çok ülkenin, hala ciddi bir iş gücü maliyet avantajına sahip olduğu ifade edilmekte. Türkiye de bu ülkeler arasında ancak sanayide hedeflenen dijital dönüşüm Avrupa ülkeleri ve ABD'de gerçekleştiğinde bizim de içinde bulunduğumuz ülke grubunun bu maliyet avantajını kaybetmesi söz konusu olabilir." Kacır, dijitalleşmenin diğer sektörlerle beraber toplam net ekonomik faydasının 30 trilyon doları bulacağının tahmin edildiğine dikkati çekerek, söz konusu rakamın bir yandan fırsatın diğer yandan da fırsatın kaçırılması halinde karşı karşıya kalınacak tehdidin boyutunu gösterdiğini kaydetti.

TÜSİAD Başkanı Bilecik: "Katma Değerli Üretim Şart"

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik de son yıllarda dünyanın en önemli gündeminin dijitalleşme olduğunu belirtti. Dijitalleşme ve sanayide dijital dönüşümün önemini gündemde tuttuklarını belirten Bilecik, dijitalleşme trendlerini yakından takip etmenin Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için adeta bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Sanayinin dijitalleşmesi gerektiğini vurgulayan Bilecik, sözlerine şöyle devam etti: "Gerek şirket gerek sektör gerek ülke olsun, değişime kafa yoranlar ayakta kalacak, yormayanlar ise yerinde sayacak. Türkiye'nin ise böyle bir seçeneği olamaz. Atatürk'ün sözleriyle; 'Yerinde saymak, geride kalmaktır.’ Türkiye ekonomisinin yeni bir hikayeye ihtiyacı olduğunu dile getiren Bilecik, bu yeni hikayenin, sanayinin dijital dönüşümü üzerinde yazılması gerektiğini bildirdi. Bilecik, son 10 yıllık dönemde dijital teknolojilerin sanayi başta olmak üzere tüm üretim ve hizmet sektöründe yarattığı dijital dönüşüm rüzgarının, küresel rekabetçilikte en büyük kırılmayı meydana getirdiğine dikkati çekerek, Türkiye özelinde, dijitalleşmenin getirdiği yıkıcı etkinin sanayiyi dönüşüme zorladığını ifade etti. Türkiye'nin hedefinin, güçlü ülkeler arasında yer almak olduğunu anımsatan Bilecik, "Ülkemizin dijital dönüşüm rüzgarını arkasına alarak daha hızlı ilerleyebilmesi için ilk şart, sanayimizin katma değeri yüksek üretim yapmasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bilecik, geleceğe hazırlanırken gerekliliklerinin esas alınması gerektiğini belirterek, "Bu anlayışla yüksek teknolojiyle üretimi ve yüksek teknolojili ürünü, bu çerçevede, dijital teknolojileri kritik önemde görüyoruz. Türkiye'nin yeni kalkınma modeline temel teşkil edecek inovasyon ekosisteminin çok boyutlu bir bakış açısıyla oluşturulması önemli. Etkili sanayi politikalarının yaratılması, Ar-Ge ve yeniliğe yönelik stratejik yatırımların tasarlanması, insan kaynağı, teknolojik altyapıyı besleyecek ekosistemin oluşturulması kritik rol oynuyor" diye konuştu.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal: "Sanayide Dijital Dönüşüm Milli Teknolojide Anahtar Süreç"

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, sanayinin başarılı bir dijital dönüşüm süreci gerçekleştirebilmesi hedefiyle, TÜSİAD tarafından 2017 yılından bu yana düzenlenen “Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri”nin beşincisine TÜBİTAK olarak ev sahipliği yapmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sürecin başlangıcında farkındalık boyutunun ön planda olduğunu, bugün gelinen aşamada ise artık üretimin, üreten firmaların sürece katkı vermesinin, kullanan firmaların da başarı öykülerinin ve dönüşümlerinin paylaşılmasının ön plana çıktığını ifade etti. TÜBİTAK’ın sanayimizin dijtial dönüşümünde yer alan önemli kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mandal, ülkemizin 2023 yılında Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma yolundaki hedefini hatırlatarak, bu hedefin ancak “Milli Teknoloji ve Güçlü Sanayi” yaklaşımı gerçekleşebileceğini, bu sürecinde anahtar kavramının, sanayimizdeki dijital dönüşüm olduğunu vurguladı. TÜİK’in açıkladığı 2017 yılı istatistiklerine değinen Prof. Dr. Mandal, Ar-Ge harcamalarının sektörel dağılımı incelendiğinde, en büyük artışın ve payın ülke politikalarıyla uyumlu bir şekilde özel sektör Ar-Ge harcamalarında yaşandığını bildirdi. Tam Zaman Eşdeğer Ar-Ge insan kaynağındaki ciddi artışa dikkat çeken Prof. Dr. Mandal, Ar-Ge personel sayısının sektörel dağılımı incelendiğinde de özel sektör Ar-Ge harcamasındaki artışa paralel şekilde insan kaynağındaki en büyük artışın ve payın özel sektör Ar-Ge personelinde olduğuna dikkat çekti. Ar-Ge harcamalarının yüzde 57’sinin sanayi tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mandal, bununda yüzde 58’inin de imalat sanayiinde olduğunu, imalat sanayiine ayrılan kaynakta 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12.5 oranında artış olduğunu, bunun da önemli bir kısmının, dijital dönüşüm süreciyle ilişkili olduğunu açıkladı.

TÜBİTAK’ın, Dijital Dönüşüm Sürecine Yaklaşımı

Dijital dönüşüm sürecinde TÜBİTAK’ın yaklaşımı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mandal, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte 2016 yılında başlatılan, politikaların ve destek mekanizmalarının planlandığı “Akıllı Üretim Sistemleri Teknoloji Yol Haritası”ndan bahsetti. İlgili tüm paydaşlarla birlikte TÜSİAD’ın da sürece katkılarına değinen Prof. Dr. Mandal, Akıllı Üretim Sistemleri Teknoloji Yol Haritasında üç teknoloji grubunda, sekiz kritik teknolojide, 29 kritik ürün grubuyla ilgili çağrı planlamasının ve buna göre de projelerin açılmasının ve değerlendirme sürecinin gerçekleştirilmeye devam ettiğini belirtti.

TÜBİTAK Başkanı, sanayide dijital dönüşüme yönelik olarak, 2012-2018 yılları arasında, TÜBİTAK tarafından, hem akademi hem de sanayiden gelen projelere aktarılan kaynağın 1,6 milyar TL olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Mandal, sözlerine şöyle devam etti: “Bu miktarın 300 milyon TL’si, yol haritası kapsamında, hedef odaklı kullanılmıştır. 2018 yılından itibaren TÜBİTAK olarak bu süreci daha hedef ve sonuç odaklı olarak yeniden şekillendiriyoruz.”

“Daha İddialı, Hedef ve Sonuç Odaklı Çalışabilmek İçin TÜBİTAK Çağrılarını İki Yıl Öncesinden Kamuoyuyla Paylaşacağız”

2019’un başından itibaren, gelecek iki yıllık çağrı duyurularının kamuoyuyla paylaşılacağını bildiren Prof. Dr. Mandal, gelecekte daha iddialı, hedef ve sonuç odaklı çalışabilmek için, çağrı planlarının çok önceden bilinmesinin, bu sürecin bir parçası olduğunu düşündüğünü belirtti.  Hangi çağrının ne zaman açılacağının bilinmesi durumunda, çok daha nitelikli, hedef ve sonuç odaklı projelerin kendilerine ulaşacağını düşündüğünü ifade eden TÜBİTAK Başkanı, en önemli değişimin ve gelişimin bu süreçte olduğunu belirtti. İkinci değişimin ise, yüksek teknolojinin ön planda tutulduğu, işbirliğinin merkeze alındığı, yüksek teknoloji platformları çağrılarına başlanması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mandal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hem teknolojinin geliştirilmesi, hem de teknolojiden ürün geliştirilmesi gibi iki ana eksende yetkinlik odaklı bir platformun desteklenmesi TÜBİTAK olarak, bugüne kadar ilk kez uyguladığımız yaklaşımımız. Bu platformların altında hangi projelerin çalışılacağına ilgili platformda karar verebilecek. Bir diğer ifadeyle, TÜBİTAK’ın yetkilerini, yetkinlik kazanmış ilgili platformlara aktaracağı programı Haziran ve takibinde Temmuz aylarında başlattık.”

“Sürecin Olmazsa Olmaz Boyutlarından Biri de Nitelikli İnsan Kaynağı”

Bu platformların altında, sanayide dijital dönüşümün de ana ekseninde yer aldığı nitelikli projelerin gelmesinin beklendiğini ifade eden Prof. Dr. Mandal, sürecin olmazsa olmaz boyutlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı. Bununla ilgili olarak yakın zamanda açıklanan Sanayi Doktora Programına değinen Prof. Dr. Mandal, 33 üniversitemizden 77 firmanın, 120 protokolle birlikte programa başvurduğunu, 517 sanayi ve doktora öğrencisinin bu program kapsamında destekleneceğini belirtti. Programa yapılan başvuruların önemli bir kısmının sanayide dijital dönüşüme yönelik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mandal, sürece hem bilgi, teknoloji üretimi ve teknolojinin kullanımı, hem de insan kaynağı boyutunda bütünleşik olarak bakılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Mandal, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Sürecin sadece TÜBİTAK’ın Ar-Ge ve insan kaynağı destekleriyle değil; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ilgili ve ilişkili tüm kurumlarıyla birlikte bir bütün halinde yürütülmesi bizi heyecanlandırıyor, sürece olan inancımızı artırıyor. Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri kapsamında düzenlenecek olan toplantıların başarılı ve verimli geçmesini diliyorum.”

Konuşmaların ardından, "Mevcut Fabrikaların Dönüşmesinde Rol Oynayan Teknoloji Sağlayıcıları" ve "Mevcut Fabrikalarını Dönüştüren İyi Uygulama Şirketleri" konulu iki panel düzenlendi. Etkinliğin ilk panelinde şirketlerin dijital dönüşüm konusunda ürettikleri çözümler paylaşıldı. İkinci panelde ise konuşmacılar, şirketlerinin dijital dönüşüm süreçleri hakkında deneyimlerini aktardı.


Birleşmiş Milletler “Üst Düzey Dijital İşbirliği Paneli” Katkı Çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından 12 Temmuz 2018 tarihinde “Üst Düzey Dijital İşbirliği Paneli” oluşturulmuştur. Çeşitli sektörlerden, akademi dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından 20 uzman ismin yer aldığı panel tarafından son zamanlarda ortaya çıkmış dijital teknolojilerin dünya ekonomilerine etkileri hakkında çalışılacaktır.  

Bill&Melinda Gates Vakfı’nın eş başkanı Melinda Gates ile Çin merkezli e-ticaret devi Alibaba’nın kurucusu olan Jack Ma’nın eş başkanlık edeceği panele ilişkin detaylı bilgiye https://digitalcooperation.org/about/#meet-the-panel linkinden erişilebilmektedir.

İlk toplantısını 24-25 Eylül 2018 tarihlerinde New York’ta gerçekleştiren ve nihai raporunu Mayıs 2019 tarihinde BM Genel Sekreterine sunması beklenen Panelle ilgili devletlerin, özel sektörün, akademinin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin katkılarının derleneceği bir katkı çağrısı yayınlanmıştır. https://digitalcooperation.org/call-for-contributions/ linkinden ulaşılabilen katkı çağrısı vesilesiyle 8 Ekim 2018-31 Ocak 2019 tarihleri arasında panelin çalışmalarına ilişkin katkı verilebilecektir.

Yukarıda bahsi geçen panel ve panelin çalışmalarına katkıda bulunmak isteyen tüm paydaşlar https://digitalcooperation.org/call-for-contributions/ linki üzerinden katkılarını Birleşmiş Milletler nezdindeki panel üyelerine ulaştırabilecektir.

 


Kutup Araştırmaları 2018 Yılı Çağrısına Sunulan Projelerin Bilimsel Değerlendirme Sonuçları Açıklandı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kurumumuz arasında imzalanan Ulusal Kutup Bilim Programı (2018-2022) protokolü kapsamında açılan “1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı”nın Kutup Araştırmaları 2018 yılı çağrısına sunulan projelerin bilimsel değerlendirmeleri tamamlanmıştır.

 

Söz konusu çağrıya 22 farklı kurumdan toplam 44 proje önerisi sunulmuş, bu projelerden 32’si bilimsel değerlendirme sürecine alınmış ve yapılan değerlendirmeler sonucunda 7 proje önerisinin desteklenmesine karar verilmiştir.

 

Panel değerlendirme süreci olumlu sonuçlanan ve Proje Teşvik ve Destekleme Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin ilk fıkrası çerçevesinde, Mali İlkeler ve benzeri konularda değerlendirilmesine geçilen projelerin yürütücüleri ve bağlı bulundukları kurumlar aşağıda verilmiştir:

 

  • 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı Kutup Araştırmaları 2018 Yılı Çağrısının Değerlendirme Sonuçları

 

NOT: Panel ortak raporlarına en geç iki hafta içerisinde http://pys.tubitak.gov.tr adresinden ulaşılabilecektir. Projeleri desteklenmesine karar verilen proje önerisi sahiplerinin panel raporu kendilerine ulaştıktan sonra bir hafta içerisinde (proje önerisinde talep edilen bütçeye göre) TÜBİTAK Bütçe Tablosunu doldurmaları ve http://pys.tubitak.gov.tr adresinden sisteme yüklemeleri gerekmektedir.


ICT-AGRI 2 2018 Çağrısı Son Başvuru Tarihi Uzatıldı

ICT-AGRI 2 projesinin 2018 yılı çağrısı son tarihleri uzatılmıştır. 03 Aralık 2018 olan uluslararası başvuru son tarihi 31 Ocak 2019 olarak güncellenmiştir.

Buna istinaden 1509 programına önceki başvuru son tarihi olan10 Aralık 2018 (Saat: 23:59 TSİ) ise 07 Şubat 2019 (Saat: 23:59 TSİ) olarak uzatılmıştır.

Çağrı Dokümanı


Ericsson’un, TÜBİTAK Destek Programı Kapsamında Türkiye’de Kurduğu Araştırma Laboratuvarı Açıldı

TÜBİTAK TEYDEB 1515 Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı kapsamında desteklenen, Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı İstanbul’da açıldı. Milli Teknoloji Hamlesi'ne destek olarak Türkiye'yi küresel teknoloji üssü haline getirmeyi hedefleyen Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı, teknolojik bilgi ve bilimsel üretim anlamında geleceğe katma değer sağlamak üzere çalışmalarını sürdürecek. Laboratuvar, yeni ve inovatif çalışma konuları ile Türk araştırmacılara yeni bilimsel makaleler, yayınlar ve patentler yayınlama fırsatı sunacak, global ölçekteki araştırmalara ve standartlara da doğrudan katkıda bulunacak.

Laboratuvarın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız Mehmet Fatih Kacır, milli teknoloji ve güçlü sanayi vizyonuyla bakanlık olarak çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına yükseltme amacıyla çalıştıklarını dile getiren Kacır, küresel endüstride yaşanan dijital değişimlere ayak uydurmak için faaliyetlerini sürdürdüklerini anlattı. Kacır, Endüstri 4.0 gibi politikaların ülkeler tarafından hayata geçirildiğini kaydederek, "Biz de başka ülkelerin politikalarını kopyalamak yerine Milli Teknoloji Hamlesi başlığıyla kendi yetkinliklerimizi, kabiliyetlerimizi, kaynaklarımızı ve hedeflerimizi dikkate aldığımız kendi politika çerçevemizi takip ediyoruz" dedi. "Bugünün teknolojilerini değil bugünden 5-10 yıl sonrasını hedefleyen işlere öncelik vereceğiz." diyen Kacır, sözlerine şöyle devam etti: "Nihai hedefimiz; Türkiye'yi sanayi teknolojisinde lider bir Ar-Ge ve üretim üssü haline getirmek. Bunu yaparken günceli çok iyi takip etmek, kabiliyetlerimizi ölçerek fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor. Dolayısıyla bugün açılışını yaptığımız merkezin, Milli Teknoloji Hamlemizin, 'insan kaynağının geliştirilmesi' ve "altyapının geliştirilmesinde' ana hedeflerine ulaşmamızda önemli fırsatlar sunacağı düşüncesindeyim. Memnuniyet verici diğer gelişme ise bu merkezin Ericsson Araştırma'nın küresel anlamdaki 11. araştırma laboratuvarı olması." Kacır, söz konusu merkezin "ağ mimarisi ve protokolleri" ile "güvenlik" alanlarında Türkiye merkezli üretim yapacağı bilgisini verdi.

"Kilit Rol Oynayacak"

Kacır, Ericsson Türkiye'nin İstanbul, Ankara ve İzmir'de halihazırda 450'ye yakın Ar-Ge personelinin bulunduğunu Ar-Ge merkezlerine sahip olduğunu belirterek, "Bunların yanısıra bugün açılan araştırma laboratuvarıyla istihdam edeceği araştırmacılar, ortak projeler üreteceği akademisyenler, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile yeni iş modellerinin geliştirilmesinde inanıyorum ki kilit rol oynayacak" diye konuştu. Türk araştırmacıların, bu merkezde yürütülecek uluslararası projelere makale, tez ve patent üreterek bilgi ve iletişim teknolojilerinde uluslararası standardizasyona doğrudan katkı sağlayabileceğini ifade eden Kacır, bu isabetli karar ve TÜBİTAK'ın desteğiyle kurulan laboratuvarın ülke için önemli bir katma değer oluşturacağını bildirdi.

"5G ve Ötesi Konularında Önemli Çalışmalar Yapılacak"

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, açılışta yaptığı konuşmada, Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı'nın TÜBİTAK'ın "TEYDEB 1515-Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı" kapsamında hayata geçtiği bilgisini verdi. Türkiye'de 2003'ten sonra Ar-Ge çalışmalarına verilen önem ve desteğin arttığından bahseden Prof. Dr. Mandal, bu kapsamda verilen desteğin yıllık 150 milyon liradan 2018 itibarıyla 1,6 milyar liraya yükseldiğini söyledi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye'nin son 10 yıldaki orta yüksek teknolojiye sahip ürün üretiminde sağladığı ilerlemeden bahsederek, TÜBİTAK'ın destek mekanizmaları ile özellikle yüksek teknoloji alanlarında hedefi taşıdıklarını anlattı. Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı'nda TÜBİTAK'ın destek kapsamında olan "ağ mimarisi ve protokolleri" ile "güvenlik" alanlarının öne çıkacağını kaydeden Prof. Dr. Mandal, "5G ve ötesi alanında çalışmalar yapılacak. Bizim beklentimiz hem bilgi ve teknoloji üretimi anlamında var. Aynı zamanda diğer 10 laboratuvar ile ilgili iş birliği platformunun geliştirilmesi" diye konuştu. 

Ericsson’un kurduğu Araştırma Laboratuvarının, telekomünikasyon alanında nitelikli insan kaynağını bünyesinde toplayıp, işbirlikleri sağlayarak, geleceğin teknolojileri için yapılacak araştırma ve inovasyon çalışmalarına öncülük edeceğini umduğunu dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu Araştırma Laboratuvarı kullanıcılar, endüstri ve üniversiteler ile etkileşim halinde çalışarak kullanıcıların ihtiyaçlarını, farklı konsept ve çözümlerin endüstri için önemini inceleyecek. Doğru insanları bünyesinde toplayıp farklı alanlar arasında işbirliği kurarak geleceğin teknolojileri için yapılacak araştırma ve inovasyon çalışmalarına öncülük edecek Ericsson’un bu çabalarını desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı ülkemiz için önemli bir kazanımdır” diye konuştu.

“Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programıyla Ülkemiz Küresel Çekim Merkezi Olacak”

Prof. Dr. Mandal, TÜBİTAK’ın Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programının, ülkemizin belirli bilim ve teknoloji alanlarında küresel çekim merkezi olmasının sağlanmasına katkıda bulunduğuna işaret ederek, programla ilgili şu bilgileri verdi: “TÜBİTAK tarafından başlatılan 1515 Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı ile, özellikle yüksek performanslı Ar-Ge yoğun şirketlerin öncül teknolojik alanlarda Türkiye’de kuracakları Ar-Ge laboratuvarlarının desteklenmesi amaçlanmıştır. Program sayesinde, uluslararası büyük şirketlerin geleceğin teknolojilerine yönelik stratejik Ar-Ge laboratuvarlarını ülkemizde kurmaları kolaylaştırılmaktadır. Şirketlerin Ar-Ge laboratuvarının onaylanan bütçesinin %75’i 10 yıla kadar ve her yıl 10 milyon TL’ye kadar desteklenebilecektir. Ayrıca program kapsamında hem yabancı hem de Türk araştırmacılar desteklenebilmektedir. Eğer yurtdışından araştırma konusunda Türk ya da yabancı uzman araştırmacılar laboratuvar çalışmalarında yer alırsa, bu araştırmacılar %100’e kadar desteklenebilmektedir. Türkiye’de veya yurtdışında doktora yapıp, sınırlı akademik kadrolarda kendine pozisyon bulamayıp, elde ettiği bilgi ve deneyimi zaman içinde yitirebilecek nitelikli personel için de doğal istihdam alanları oluşturulacaktır. Bu personelin doktora eğitimi sırasında elde ettikleri bilgi ve deneyim, bu laboratuvarlar sayesinde bir değere dönüşecektir. Dolayısıyla bu yönleriyle de Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı, araştırmacılarımızın niteliğinin yükseltilmesine ve nitelikli yerli ve yabancı araştırmacıların ülkemize kazandırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu yenilikçi programın ekosistemimizdeki en ileri bilimsel ve teknolojik dinamikleri artıracağını ve ülkemizin belirli bilim ve teknoloji alanlarında küresel çekim merkezi olmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.”

"Türkiye'de Bilginin Gelişimine Katkı Sunacak"

Ericsson Ortadoğu ve Afrika Başkanı Rafiah İbrahim, Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı'nın şirketin dünyada açılan 11. laboratuvarı olduğunu belirterek, burada Ar-Ge mühendislerince üretilen patentli yazılımların sadece Türkiye'de değil küresel hizmet sağlayıcılar tarafından kullanılacağını söyledi. Türkiye için bu laboratuvarın son derece önemli olduğunu dile getiren İbrahim, "Çünkü bütün bilim insanlarına, araştırmacılara, akademisyenlere sadece bilgi sağlama ile kalmayıp dünya geneline katkı sağlama konusunda yardımcı olacak. Dolayısıyla bu durum Türkiye'de bilgisinin gelişmesi açısından büyük katkı sunacak" diye konuştu. İbrahim, projede TÜBİTAK ile güçlü bir iş birliği yaptıklarını, bununla birlikte laboratuvarı çok sayıda kuruma açacaklarını, hatta kendi Ar-Ge’si olanlar dahil operatörlerin projeye katılabileceğini söyledi. Türkiye'nin Ericsson için çok önemli bir ülke olduğunu vurgulayan İbrahim, şunları kaydetti: "Biz, 120 yıldır buradayız. Dolayısıyla görünüyor ki biz bu ülkenin büyük potansiyeline inandığımız için yatırım yapıyoruz. Aynı zamanda burada bir yetenek potansiyeli var. Üniversiteler çok iyi kaynaklar sağlıyorlar burada. Ericsson'a genel anlamda katkı sağlayabilecek durumdalar. Türkiye'ye yatırım yapmayı, yatırımlarımızı sürdürmeyi kesinlikle istiyoruz. Artı son yıllarda mobil sektördeki gelişmelere bakacak olursak Türkiye gerçekten önde. Nesnelerin interneti ile ilgili çözümlerde Türkiye çok yaratıcı. Bunlar sadece var olan teknolojileri kapsamıyor. Yani 3G, 4G haricinde halihazırda başlatılmış olan 5G'ye doğru bir gidişat süreci var. Burası gerçekten önemli bir pazar. Türkiye için değil aynı zamanda Orta Doğu ve Afrika için de önemli bir pazar."

"İsveçli Şirketler Türkiye'de Üretim Yapıp İhracat Gerçekleştiriyor"

İsveç'in İstanbul Başkonsolosu Therese Hyden, İsveç'in önemli şirketlerinin Türkiye'de faaliyet gösterdiğini kaydederek, "Türkiye'de üretim yapıp dünyaya ihracat gerçekleştiren birçok İsveçli şirket var. Bu şirketler iki ülke ekonomilerine katkı sağlıyorlar" dedi. Ericsson'un Türkiye'ye gelen ilk şirket olarak öncülük görevi yaptığını ifade eden Hyden, Dolmabahçe Sarayı'ndaki ilk telefon hattını Ericsson'un kurduğunu, şirketin o zamandan bu yana sadece teknoloji sağlamadığını yatırımcı olarak da faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı. Hyden, Ericsson'un Türkiye'de Ar-Ge faaliyetlerinden bahsederek, "Ericsson ve diğer İsveçli şirketlerin Türk hükümeti tarafından sağlanan bu güzel yatırım imkanlarını ve teşvikleri bu kadar güzel değerlendirip güzel yatırımlara çevirdiğini görmek bizleri de mutlu ediyor" dedi.

"Bilimsel Katkıları ile Uluslararası Bilinirliğe Sahip Olacak"

Ericsson Türkiye Ar-Ge Direktörü Fatma Özdemir Canverdi, bu adımları atarken TÜBİTAK'ın kendilerine verdiği desteklerden bahsederek, "Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı, TÜBİTAK TEYDEB 1515 - Öncül Ar-Ge LAboratuvarları Destekleme Programı kapsamında desteklenen Türkiye BİT sektöründeki ilk araştırma laboratuvarıdır" dedi.

Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı direktörü Henrik Almeida, Ericsson Araştırma Türkiye Laboratuvarı'nın servis sağlayıcılar ve KOBİ'ler ile bir ekosistem oluşturacağını, toplumun uzun vadedeki geleceği için yeni fırsatlar sağlayacağını, bilimsel katkıları ile uluslararası bilinirliğe sahip olacağını anlattı. Türkiye'de araştırma laboratuvarında iki konuya önem vereceklerini ifade eden Almeida, bunları ağ mimarisi ve protokolleri ile güvenlik olduğunu bildirdi.


TÜBİTAK 2019-2023 Stratejik Planı Çalıştayı TÜSSİDE’de Yapıldı

TÜBİTAK’ın 2019-2023 yılları için çalışmalarına ve faaliyetlerine yön gösterecek Stratejik Planı hazırlıkları kapsamında, TÜBİTAK TÜSSİDE’de “TÜBİTAK 2019-2023 Stratejik Planı Çalıştayı” düzenlendi.

Çalıştaya, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK Başkanımız Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile TÜBİTAK yöneticileri katıldı.

Prof. Dr. Mandal, toplantının açılışında Ar-Ge ve yenilik alanında ülkemizdeki mevcut durum, tespitler ve geleceğe yönelik önerilere ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. TÜBİTAK’ın vizyon, misyon ve temel değerlerine ilişkin grup çalışması ile başlayan çalıştayın ikinci bölümünde ise Stratejik Plan’da yer alacak amaç, hedef ve performans göstergelerine ilişkin genel değerlendirmeler yapıldı.


TÜBİTAK - Fas İkili İşbirliği Çağrısı Açılacak

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Fas Ulusal Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (CNRST) arasında mevcut 5 Kasım 2013 tarihli İşbirliği Protokolü çerçevesinde ortak araştırma projelerinin desteklenmesi planlanmaktadır.

Ortak araştırma projesi önermek isteyen Türkiyeli bilim insanlarının, projeyi birlikte gerçekleştirecekleri Faslı araştırma kuruluşlarında çalışan araştırmacı(lar) ile "proje ortağı" olarak anlaşmaları gerekmektedir. Tek taraflı proje başvuruları kabul edilmemektedir.

Söz konusu ortak projelerin aşağıdaki öncelikli tematik alanlarda desteklenmesi öngörülmektedir:

  • Temel ve Uygulamalı Bilimler
  • Mühendislik
  • Sosyal Bilimler
  • Yenilenebilir ve Sürdürülebilir Enerji

Başvuru Tarihleri: 17 Aralık 2018 – 15 Şubat 2019

Başarılı bulunan projelerde yer alan Türkiyeli araştırma ekibi için TÜBİTAK tarafından maksimum 720.000 TL araştırma desteği, Faslı araştırmacılar içinse CNRST tarafından seyahat desteği sağlanacaktır.

Çağrı ile ilgili detaylı bilgi internet sitemizden duyurulacak olup, Türkiyeli ortaklar için başvurular yukarıda belirtilen tarihlerde http://uidb-pbs.tubitak.gov.tr/ adresinden yapılacaktır.


 

* info (et) rssokur.com
RSS linkinizi eklemek için bize mail atınız...